Haber Detayı

Suriye, Kürtler ve DEM
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
24/01/2026 04:00 (3 saat önce)

Suriye, Kürtler ve DEM

Geçtiğimiz hafta ve bu hafta Suriye’de Türkiye’yi de yakından ilgilendiren gelişmeler meydana geldi.

Geçtiğimiz hafta ve bu hafta Suriye’de Türkiye’yi de yakından ilgilendiren gelişmeler meydana geldi.

Ülkenin kuzeydoğusunu kontrol eden Kürtçü SDG ile ülkenin kalanını kontrol eden İslamcı HTŞ, anlaşmazlık ile anlaşma, çatışma ile ateşkes arasında gidip geldiler.

HTŞ’nin de SDG’nin de terör örgütü olmalarına rağmen, HTŞ’nin ABD, Britanya, Avrupa Birliği ve Türkiye tarafından torpille kayırılması ve terör örgütü listesinden çıkartılıp Suriye’nin meşru ve resmi hükümetini temsil eden bir örgüt olarak tanınması, sorunlara bir yenisinin daha eklenmesine neden oldu.

Bunun da ötesinde, SDG her ne kadar sadece Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanınsa da, ABD’nin SDG’ye verdiği destek de belli bir ölçüde azaldı.

ABD bu hafta, SDG’nin terör örgütü IŞİD’i bertaraf etme misyonunun sona erdiğini, bu görevi artık Şam’daki merkezi hükümetin üstleneceğini açıkladı.

Bir zamanlar İslamcı bir terör örgütü olarak kabul edilen HTŞ’nin, bir başka İslamcı terör örgütü olan IŞİD’i nasıl kontrol altında tutacağı ve bertaraf edeceği belirsizliğini korurken, SDG’nin bu noktaya gelmesinde kendisinin de sorumluluğunun bulunduğu açıktır.

Suriye’deki Kürt kökenli vatandaşlar toplam nüfusun sadece yüzde 10’unu oluşturduğu halde, ABD ve İsrail tarafından yıllarca şımartılan SDG, silah zoruyla, ülkenin yaklaşık üçte birini ve petrol, su gibi doğal kaynakların büyük çoğunluğunu kontrolü altında tutuyordu.

Yüzde 10’luk bir nüfus ile azgın azınlık rolüne soyunan SDG’nin bu çizgisinin sürdürülebilir olmadığı açıktı.

SDG’nin terör örgütü KCK/PKK’nin uzantısı olmasından dolayı karşısında Türkiye’yi bulması da, işini zorlaştıran en önemli faktördü.

Türkiye’nin bu konuda ABD’yi belli bir ölçüde ikna etmiş olması önemli bir adımdır, ancak yeterli değildir.

Çünkü SDG’nin Fırat’ın doğusuna çekilmesi ve kontrol ettiği bazı bölgelerden çekilmesi de sorunu tam olarak çözmemektedir.

SDG’nin varlığı Türkiye için bir tehdit oluşturmaya devam edeceği gibi, IŞİD’in Türkiye’deki ve dünyadaki terör eylemlerinde de yeniden bir artış görülebilir, IŞİD yeni oluşan dengeyi bozmak için emperyalizm tarafından kullanılabilir.

Türkiye bu açıdan teyakkuzda olmalıdır. *** Türkiye’de DEM’in SDG’nin sözcüsü gibi davranması ve Suriye’deki çatışmaları Türkiye’nin içine taşıyacak davranışlar sergilemesi de kabul edilebilir bir durum değildir.

DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan ’ın, Suriye’deki Kürtleri SDG’nin temsil ettiğine dair iddiası da temelsizdir.

SDG Suriye’deki Kürtleri ve bazı Arapları silah zoruyla kontrol altına almış bir örgüttür.

Suriye’de bugüne kadar özgür ve serbest bir seçim gerçekleşmemiştir.

Dolayısıyla SDG’nin Suriye’deki Kürtleri temsil edip etmediğine dair hiçbir olgu bulunmamaktadır.

Türkiye’de DEM’in ve öncülü olan siyasi partilerin onlarca yıldır defalarca girdikleri seçimlere bakılacak olursa DEM’in de Türkiye’deki Kürt kökenli vatandaşların tamamını temsil etmediği görülecektir.

Türkiye’de toplam nüfusun yaklaşık yüzde 18’i Kürt kökenli vatandaşlardan oluşmaktadır, ancak DEM oyların yaklaşık yüzde 10’unu almaktadır.

DEM’e oy veren vatandaşların tamamının Kürt kökenli vatandaşlar olmadıkları da dikkate alınacak olursa Kürt kökenli vatandaşların oylarının DEM, AKP ve CHP gibi çeşitli partilerin arasında bölündüğü anlaşılacaktır.

Ayrıca Kürt kökenli vatandaşların birçoğu geçmiş yıllarda DP, AP, DYP, ANAP gibi merkez sağ partilere de oy vermişlerdir.

Türkiye Cumhuriyeti’ne olan düşmanlığını TBMM “süreç komisyonu” raporuyla da tescil eden DEM, ABD’den, Britanya’dan, AB’den ve Türkiye’nin içindeki vatan hainlerinden aldığı cesaretle azgın azınlık davranışlarını terk etmezse anayasaya ve siyasi partiler yasasına göre kapatılması gereken siyasi partilerin arasındaki yerini tekrar alır!

İlgili Sitenin Haberleri