Haber Detayı

Çanakkale'de hastanede yangın: 'İdari sorumluluktan kaçışın sonucudur'
Türkiye cumhuriyet.com.tr
23/01/2026 15:22 (4 saat önce)

Çanakkale'de hastanede yangın: 'İdari sorumluluktan kaçışın sonucudur'

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Sterilizasyon Bölümü’nde meydana gelen yangına ilişkin konuşan Genel Sağlık İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, Önceden bildirilen risklerin görmezden gelinmesinin, iş sağlığı ve güvenliğinin kağıt üzerinde bırakılmasının ve idari sorumluluktan kaçışın sonucudur ifadelerini kullandı.

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Sterilizasyon Bölümü ’nde, otoklav kaynaklı patlama meydana geldiği öğrenildi.

Olaya ilişkin Cumhuriyet 'e açıklamalarda bulunan Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr.

Derya Uğur , Yangın; açık bir şekilde önceden bildirilen risklerin görmezden gelinmesinin, iş sağlığı ve güvenliğinin kağıt üzerinde bırakılmasının ve idari sorumluluktan kaçışın sonucudur dedi.

HASTANE YÖNETİMİ HAZIRLIKSIZ VE DUYARSIZ Edinilen bilgilere göre sterilizasyon bölümünde görev yapan sağlık emekçilerinin, otoklavdan gelen koku ve olası riskleri daha önceden ilgili birimlere bildirdiğini, ancak bu uyarıların Başhekimlik tarafından geçiştirildiğini söyleyen Uğur, şöyle konuştu: Olay günü medikal teknik ekip tarafından yapılan kontrolün ardından ' sorun yok' denilerek alan terk edilmiş, kısa bir süre sonra patlama meydana gelmiştir.

Daha da vahim olan ise; patlama sonrası acil yangın butonuna ilk basıldığında dikkate alınmaması, ancak ikinci kez basılmasının ardından durumun ciddiye alınmasıdır.

Bu tablo, hastane yönetiminin kriz yönetimi, acil durum prosedürleri ve çalışan güvenliği konularında ne denli hazırlıksız ve duyarsız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ HAYATI ŞANSA BIRAKILAMAZ Bugün can kaybı yaşanmamış olmasını bir şans olarak yorumlayan Dr.

Derya Uğur, Ancak yaşanan maddi hasarın ve ortaya çıkan tehlikenin yarın çok daha ağır sonuçların yaşanabileceğinin göstergesidir.

Sağlık çalışanlarının hayatı şansa bırakılamaz.

Tüm bunlar yaşanırken, iktidarın iş sağlığı ve güvenliği alanını “çok tehlikeli sınıftan” çıkararak “tehlikeli sınıfa” düşürme girişimi, yaşananların tesadüf olmadığını göstermektedir.

Amaç; çalışan güvenliğini artırmak değil, maliyetleri düşürmek, denetimleri gevşetmek ve ihaleleri kolaylaştırmaktır.

Sağlık hizmeti piyasalaştırılırken, sağlık emekçilerinin canı göz göre göre riske atılmaktadır değerlendirmesinde bulundu.

BU DÜZENİN SESSİZ MAĞDURU DEĞİLİZ Sağlık çalışanlarının canının ihalelere, tasarruf kalemlerine, idari keyfiyete kurban edilemeyeceğini vurgulayan Uğur, sözlerini şöyle sürdürdü: Uyarıları dikkate almayan, riskleri görmezden gelen, acil durumları ciddiye almayan her yönetici bu olayın doğrudan sorumlusudur.

Genel Sağlık-İş olarak olarak; olayla ilgili idari ve teknik sorumluların derhal ortaya çıkarılmasını, ilgili yöneticiler hakkında etkin bir soruşturma başlatılmasını, sterilizasyon birimleri başta olmak üzere tüm hastane teknik altyapısının bağımsız ve şeffaf şekilde denetlenmesini, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının göstermelik değil, gerçek ve bağlayıcı hale getirilmesini talep ediyoruz.

Sağlık emekçileri bu düzenin sessiz mağdurları değildir.

İhmalin, denetimsizliğin ve siyasi tercihlerin bedelini canıyla ödemeye zorlanan bir sağlık sistemi kabul edilemez.

Bu olayın takipçisi olacağız.

Sağlık çalışanlarının yaşam hakkını savunmaktan bir adım geri durmayacağız.

İlgili Sitenin Haberleri