Haber Detayı
Seraf Özer hapis cezası kararına isyan etti: Beni sakın hükümetten aramasınlar
Yerine kayyum atanan seçilmiş Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında verilen hapis cezasına kızı Avukat Seraf Özer, büyük tepki gösterdi. Özer ''Beni de sakın hükümetten birtakım insanlar arayıp 'böyle olmasını istemezdik' demesinler. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Yalnız olmadığımızı biliyorum. Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır'' dedi.
Ahmet Özer'e hapis cezası...
Özer'in kızı Avukat Seraf Özer: Bugün verilen karar aleyhe olabilir ama kamuoyu vicdanında bu dosya sınıfta kalmıştır Görevden alınan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında verilen hapis cezası sonrası açıklama yapan Özer'in Avukatı Hüseyin Ersöz, Benim vicdanım bu kararı kabul etmiyor.
Hak er ya da geç, adalet er ya da geç haklı olana hakkını teslim eder.
Bu sürecin neticelenmesini bekleyeceğiz dedi.
Ahmet Özer’in kızı ve Avukatı Seraf Özer ise Ahmet Özer’den örgüt üyesi çıkaramazsınız.
Bugün verilen karar aleyhe olabilir ama kamuoyu vicdanında bu dosya sınıfta kalmıştır.
Siyaset böyle yapılmaz.
Gün gelecek devran dönecek.
Bizim bir hayatımız yok mu?
Bu kadar kolay mı birisine 'örgüt üyesi' demek.
Meclis Başkanı, bu devletin en üst seviyesindeki bir devlet erkanı, bir terör örgütü üyesiyle mi görüşmüş oldu?
Bu akla, mantığa, izana uygun mudur diye konuştu.
Görevden alınan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer silahlı terör örgütü üyesi olma iddiasıyla yargılandığı Kent Uzlaşısı davasında, 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Karar sonrası Ahmet Özer'in avukatları Silivri'de açıklama yaptı.
Avukat Hüseyin Ersöz, Hakkaniyete ve vicdana uygun bir karar olur düşüncesindeydik.
Hukukun, vicdanın, kanunun, anayasanın ve dosyadaki delillerin söylediği şey Ahmet Özer’in masum olduğuydu.
Ahmet Özer’in herhangi bir şekilde bir örgütle hiçbir ilişkisinin olmadığını ortaya koyan yazışmalar bu dosyanın içerisine girmişti.
Bu yazışmalar biz avukatlar tarafından değil, savunma makamı tarafından değil, bizzat mahkeme tarafından toplanmış olan delillerdi.
Öyle ki dosyanın içerisine bu yargılama süreci başladığı andan itibaren aleyhine olarak nitelendirilebilecek tek bir delil bile dahil olmadı.
Tek bir delil bile girmedi diye konuştu.
BUGÜN KARŞI KARŞIYA KALDIĞIMIZ ŞEY BİR HUKUK FACİASIDIR Geldiğimiz aşama itibarıyla bugün, hukukun ve vicdanın emrettiği şey İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir beraat kararı verilmesi gerekirken, ne yazık ki bir mahkumiyet kararı ile karşı karşıya kaldık diyen Ersöz, şu değerlendirmelerde bulundu: Bunun, haklı selim, hukuka inanan, hukuk devletine güvenen, hukuk güvenliği olduğunu düşünen hiçbir vatandaşın, hiçbir yurttaşın kabul edebileceği bir karar olduğu düşüncesinde değilim.
Bu duruşma salonları, bu mahkemeler, Yargıtay, istinaf mahkemeleri birçok dava gördü, birçok yargılama süreci yaşandı.
Bu ülkenin bir hukuk aklı var, bu ülkenin teamülleri var, bu ülkenin içtihatları var.
Neyin suç olduğunu, neyin olmadığını kanunlarımız yazar.
Neyin suç olduğunu, neyin masumiyeti getireceğini Yargıtay belirler.
Yargıtay yerel mahkemelere yol gösterir.
Ancak bugün karşı karşıya kaldığımız şey bir hukuk faciasıdır.
Ben Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde girmiş olduğum hiçbir davada bu kadar lehe deliller varken ve bir kişi hakkında suçluluğunu ispat edecek tek bir delil dahi dosyanın içerisine girmemişken bir mahkumiyet kararı verildiğine ilk kez şahit oluyorum.
Bu, savunmalarımızda ifade ettiğimiz gibi, bu yargılama sürecinin hukukilikten uzak, siyasi bir yargılama süreci olduğunu da bizlere göstermektedir.
HİÇBİR VİCDANLI HUKUKÇUNUN BU KARARI KABUL EDEBİLECEĞİNİ, BUNU SİNEYE ÇEKEBİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM Ne yazık ki siyasetin olduğu yerde hukuk olmaz.
Hukukun olacağı yerde siyaset barınmaz.
Ancak bugün mahkeme heyetinin vermiş olduğu karar, kamu vicdanını yaralayan, kamu vicdanını örseleyen, bütün yurttaşların hukuk güvenliği yönünde soru işaretlerini beraberinde getiren bir karar olmuştur.
Hiçbir vicdanlı hukukçunun bu kararı kabul edebileceğini, bunu sineye çekebileceğini düşünmüyorum.
Bu kararı veren hâkimler, vicdanlarda mahkum olmaya mahkumdurlar.
Öyle ki bir hukuk düzeninde delil yokken, suç sübuta ermemişken, Yargıtay içtihatları ortadayken, dosyanın içerisine Yargıtay'dan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden ve Cumhuriyet Savcılıkları'ndan lehe birçok delil girmişken, iftiracı tanıkların ortaya attıkları her şey adil yargılanma hakkı çerçevesinde ortaya konulmuşken ve soruşturmanın başından itibaren adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin birçok sübut bulmuşken, bu kararın verilmesi hukuken kabul edilemez, vicdanları yaralar.
Ne yazık ki bugün burada verilen karar, hukuk tarihine kara bir gün olarak geçmiştir.
Bir belediye başkanının sırf belediye başkanlığı görevini yürütmemesi için, sırf görevine dönmemesi için, sırf siyasi saiklerle verilmiş bir karar olduğu düşüncesindeyim.
CEZA KANUNU’NDAN DOĞAN BÜTÜN GÜVENCELER ASKIYA ALINDI Biz hukuka olan inancımızı kaybetmeyeceğiz.
Vicdanımızı köreltmeyeceğiz.
Ne olursa olsun, hakkaniyete uygun bir kararın bundan sonraki süreçlerde istinaf mahkemesi ya da Yargıtay tarafından verileceğini düşünüyoruz.
Buna inanıyoruz.
Ancak bugün, burada, bu duruşma salonunda hukuk yoktu.
Hukuk teamülleri askıya alındı.
Ceza yargılamasının tüm esasları, tüm usul kuralları, Ceza Kanunu’ndan doğan bütün güvenceler askıya alındı ve biz bugün burada olumsuz bir kararla karşı karşıya kaldık.
Benim vicdanım bu kararı kabul etmiyor.
Eminim ki hiçbir hukukçunun vicdanı, sıradan vatandaşların vicdanı da bu kararı kabul etmeyecektir.
Artık elimizde bir yerel mahkeme kararı var.
Bu karara göre biz de bundan sonraki aşamalarda hukuki yolları, hukuki süreçleri sürdürmeye devam edeceğiz.
Hak er ya da geç, adalet er ya da geç haklı olana hakkını teslim eder.
Bu sürecin neticelenmesini bekleyeceğiz.
BUGÜN VİCDAN SINIFTA KALMADI, ÖLDÜ ARKADAŞLAR Bugün vicdan sınıfta kalmadı, öldü arkadaşlar.
Bugün Ahmet Özer aleyhine bir karar verilmedi.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan her bir vatandaşın hukuk güvenliğinin ne durumda olduğu gözler önüne serildi diyen Ahmet Özer’in kızı ve avukatı Seraf Özer de şunları kaydetti: Ben şimdi hepinize soruyorum.
Hükümet cephesine de soruyorum.
Her birinize soruyorum.
Biz adaleti mahkeme salonlarında bulamayacaksak nerede hakkımızı, hukukumuzu savunacağız?
Biz adalete nerede erişeceğiz?
Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?
Çok öfkeliyim arkadaşlar.
Ama emin olun bugün bir virgül koyduk.
Mücadeleye devam edeceğiz.
Ama şunu unutmayın ki içime öyle bir ateş, öyle bir öfke kattınız ki ben hayatım boyunca Kürt kimliğine yaptığınız bu saldırı karşısında hak, hukuk, adalet arayışını sürdürmeye daima devam edeceğim.
Herkesin vicdanına şu soruyu soruyorum: Ahmet Özer, Esenyurt’un seçilmiş belediye başkanı olmasaydı bugün biz burada olur muyduk?
Böyle bir karar çıkar mıydı?
Biz ne ile mücadele ediyoruz?
Eğer biz hak, hukuk, adalet mücadelesinde haksızca, hukuksuzca, trajikomik kararlarla karşılaşacaksak biz niye bu mahkeme salonlarına giriyoruz?
Ben bu cübbeyi niye giyiyorum?
Biz savunmayı niçin yapıyoruz?
O zaman yargı sistemi niye var?
Bu kötülüğü bize yapmıyorsunuz; kutuplaştırarak, ayrıştırarak ülkemize yapıyorsunuz.
Ülkemizin demokrasisine yapıyorsunuz.
Sonra da sokakta insanların birbirine sarılmasını, güven içinde kardeşçe yaşamasını istiyorsunuz.
Bir devlet vatandaşına bu kötülüğü yapar mı?
ONUN CV’SİNİN ONDA BİRİNE SAHİP OLMAYAN İTİBAR CELLATLARI...
Kira parasından terör örgütü üyesi çıkaramazsınız.
Salça satan öğrenciden terör örgütü üyesi çıkaramazsınız.
Yeter arkadaşlar, yeter.
Onun CV’sinin onda birine sahip olmayan itibar cellatları, olur olmaz şeyler konuştular.
Haysiyetimiz, kişilik haklarımız, anayasa haklarımız her şey göz ardı edildi. 375 gün boyunca cezaevinde tutulan Sayın Ahmet Özer, çıktıktan sonra barış sürecine katkı sağlamak adına birtakım görüşmeler yaptı.
Bu görüşmelerde, komisyonun hazırlayacağı ortak rapora Ahmet Özer’den katkı istendi.
Ahmet Özer rapor sundu.
Şimdi bu komisyon, terör örgütü üyeliğinden mahkum olmuş birisinden rapor mu almış oldu?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, bu devletin en üst seviyesindeki bir devlet erkanı, bir terör örgütü üyesiyle mi görüşmüş oldu?
Bu akla, mantığa, izana uygun mudur?
Ben bu isyanı sadece babam ve Ahmet Özer adına vermiyorum.
Geleceğimiz adına veriyorum.
Hukukun olmadığı, hukuk güvencesinin olmadığı bir ülkede hiçbir şey konuşamayız.
AHMET ÖZER’DEN ÖRGÜT ÜYESİ ÇIKARAMAZSINIZ Benim babam masumdur.
Ahmet Özer bu ülkenin bir değeridir, bir pırlantadır.
Ahmet Özer’den örgüt üyesi çıkaramazsınız.
Bugün verilen karar aleyhe olabilir ama kamuoyu vicdanında bu dosya sınıfta kalmıştır.
Siyaset böyle yapılmaz.
Gün gelecek devran dönecek.
Bizim bir hayatımız yok mu?
Bu kadar kolay mı birisine 'örgüt üyesi' demek.
Eğer Ahmet Özer'e 'terör örgütü üyesi' diyebiliyorlarsa bugün, hepimize her an istedikleri her şeyi diyebilirler. bu dosyadan beraat edecektir.
Biz istinaf kanun yoluna başvuracağız.
Orada vicdanının sesine kulak verecek hâkimler muhakkak vardır.
Bu yargılamaların siyasi olduğu artık nettir.
Bu burada bitmedi.
Bizim pusulamız hukuk.
Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır.
Dilsiz şeytan olmayın.
Bugün Ahmet Özer bu bedeli bizler için ödüyor.
Hepiniz için ödüyor.
Yeter artık.
BENİ HÜKÜMETTEN ARAMASINLAR Siz bugün verdiğiniz bu kararla ne diyorsunuz biliyor musunuz insanlara?
Diyorsunuz ki: 'Sen hele ki Kürtsen, kimliğine sahip çıkan bir Kürtsen ve benim istemediğim bir makama seçilerek gelirsen, ben yargı eliyle seni o makamdan alırım ve sana her türlü iftirayı atarım.' Bunun başka bir izahı yoktur.
Çok büyük bir hayal kırıklığıyla buradan ayrılıyorum.
Çok öfkeliyim.
Ve ant içiyorum ki hayatım boyunca benim yaşadığımı başka bir kız çocuğu yaşamasın diye mücadele edeceğim.
Bu burada bitmedi arkadaşlar.
Bizim pusulamız hukuk.
Bugün ağzımızdan çıkan her bir cümle hukukun gereğidir, vicdanın gereğidir.
Şimdi siz Ahmet Özer hakkında böyle bir karar verdikten sonra bu salonda yapılacak yargılamalardan ne bekleyeceksiniz?
Ne bekleyeceksiniz?
Gün gelecek devran dönecek.
Ahmet Özer bu dosyadan beraat edecek arkadaşlar, edecek.
Bu zihniyetten bıktık usandık.
Olumlu kararı en nihayetinde alacağız.
Beni de sakın hükümetten birtakım insanlar arayıp 'böyle olmasını istemezdik' demesinler.
Son olarak şunu söylemek istiyorum.
Yalnız olmadığımızı biliyorum.
Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır.