Haber Detayı

Türkiye’nin İlk Yüz Nakli: Uğur Acar 14 Yıl Sonra Hocalarıyla Yeniden Buluştu
Yaşam haberport.com
23/01/2026 12:48 (2 saat önce)

Türkiye’nin İlk Yüz Nakli: Uğur Acar 14 Yıl Sonra Hocalarıyla Yeniden Buluştu

Türkiye’nin ilk yüz nakli hastası Uğur Acar, naklin 14. yılında Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan ile bir araya geldi; yaş pastasını kesti, teşekkür etti.

Türkiye’nin İlk Yüz Nakli: Uğur Acar 14 Yıl Sonra Hocalarıyla Yeniden Buluştu Türkiye’nin ilk yüz nakli hastası Uğur Acar, naklin 14. yıl dönümünde Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof.

Dr.

Özlenen Özkan ve Prof.

Dr.

Ömer Özkan ile bir araya geldi.

Antalya’nın Manavgat ilçesinin Gebece köyünde henüz bir aylıkken evinde çıkan yangında yüzü yanan Uğur Acar’a, 21 Ocak 2012’de Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Prof.

Dr.

Ömer Özkan, Prof.

Dr.

Özlenen Özkan ve ekibi tarafından yüz nakli gerçekleştirildi.

Yeni yüzüyle 14. yılını dolduran Uğur Acar, operasyonu gerçekleştiren ekiple düzenlenen ziyarette yıl dönümü için hazırlanan yaş pastayı kesti.

Pasta üzerindeki mumları söndürdükten sonra Prof.

Dr.

Özlenen Özkan ve Prof.

Dr.

Ömer Özkan’a teşekkür ederek "Hayatımda siyahtan beyaza dönmüş gibi oldu" dedi.

Operasyonun Ardından 14 Yıl Prof.

Dr.

Özlenen Özkan anılarını ve süreci şu sözlerle paylaştı: "14 yıl geçmiş, gerçekten dile kolay.

Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini fark ediyorsunuz.

Uğur’un yüzüne baktığımızda, gözlerindeki o mutluluğu görmek, doktorluğun belki de en kutsal kısmı bu aslına bakarsanız." Özlenen Özkan sözlerine devam ederek Türkiye’deki önemli rekonstrüktif cerrahi kilometre taşlarını hatırlattı: "Biz tabi bu seriye aslında yüz nakli ile başlamadık. 2010 ilk kol naklini yapmıştık.

Türkiye’nin ilk kol nakli dünyanın da sayılı kol nakillerinden bir tanesi çift kol nakli.

Her yerde çift kol nakli de yapılmıyor, çift teke göre çok daha zor.

Daha sonra 2011’de dünyanın ilk rahim naklini yaptık.

O da çok mutluyuz ki bebek sahibi oldu.

Daha sonra da 2012 yılında da ilk tam yüz nakli.

Yüz nakillerinin de kendi aralarında farklılıkları var.

Bu da en zor olanlarından ilk tam yüz nakliydi.

Dönüp baktığım zaman çok şey öğrendik elbette hastalarımızla beraber".

Takip, Komplikasyonlar ve Hasta Yaşamı Rektör Özkan, ameliyatların ve takibin taşıdığı sorumluluğa dikkat çekti: "Uğur’a baktığım zaman gördüğüm şey kendisi yaş pastayı keserken söyledi. ‘Önceki hayatım, çikolatalı pasta gibi siyahtı.

Şimdiki hayatımda kremalı pasta gibi beyaz’ diye güzel ifade etti.

Aslına bakarsanız gerçekten de 14 yıldır onları takip ediyoruz.

Aile gibi olduk.

Uğur’un geçirdiği sosyal evrimi de gördüğüm zaman iyi ki yapmışız diyoruz ama tabi sonuç olarak bu ameliyatların elbette ciddi komplikasyonları var.

Bunları da yakından takip ediyoruz.

Bütün hastalarımızı ömür boyu takip ediyoruz.

Çünkü bunlar ömür boyu ilaç alan insanlar immün sistemlerini baskılayan ilaçlar mecburen o anlamda hem nakledilen organlar yakın takip ediliyor hem de sistemik muayeneleri yan etkileri açısından takip ediliyor".

Özlenen Özkan, yüz nakillerinin teknik zorluklarını ve uzun dönem yükünü vurguladı: "Yüz naklinde eğer bir sıkıntı yaşarsanız.

Bunun B, C, D, planlarının olması lazım.

Yüz naklinde bu kolay değil.

Çünkü biz yüz naklini kime yapıyoruz.

Cerrahinin temel prensibidir.

Zenginden al fakire ver, zengin organdan, dokudan alıp fakir dokuyu veriyoruz.

Yüzünde ameliyat sırasında ameliyattan hemen sonra bir sıkıntı yaşandığı zaman o yüzü geri aldığımız zaman bize geldiğinden çok daha geriye gitmiş oluyor hasta.

Bu anlamda da tabi ömür boyu takip ediyorsunuz.

Bu hastalar biz yüz naklini yapmasak hayatını devam ettirebilecekler sağlık olarak ama sosyal olarak çok ciddi sıkıntılılar.

Sosyal hayata karışmıyorlar.

En büyük problem o aslına bakarsanız." Ameliyat Anı ve Duygular Operasyon anını anlatan Özlenen Özkan, duygusunu şu sözlerle dile getirdi: "Yüz nakli tam bir Face Off filmi gibiydi.

Masaya yatırdığımız insanla kaldırdığımız insan çok başkaydı.

Bunu Ömer hocayla aynı anda hissetmişiz bir saniye içinde.

Eski Uğur gidip yeni Uğur geliyor.

Bambaşka bir insan geliyor.

Hakikaten çok fantastik bir duyguydu bu ikimiz içinde.

Ömer hoca da aynı şeyi hissetmiş".

Yapay Organlar ve Tıbbın Geleceği Yapay organ ve immün baskı ilaçlarının yan etkilerine değinen Özlenen Özkan, geleceğe dair gözlemlerini paylaştı: "Kullandığımız ilaçların uzun dönemde yan etkileri var.

İlaçların bu yan etkileri ne kadar azaltılabilir?

Herkes biz de buna çalışıyoruz şu anda.

Bizi en çok şaşırtacak olan şey elbette bunların yerine konacak olan yapay organlar.

Yapay karaciğer, yapay böbrek, belki yapay deri, herkes bununla uğraşıyor.

Bir hastaya domuzdan alınan kalp nakledilmişti.

Böbrek nakledilmişti elbette çok kısa sürdü bunların ömrü ama tabi bunlar ilk bebek emeklemeleridir.

Önce yürüyeceğiz, sonra koşacağız.

Yapay organlar ya da immün sistemi değiştirilmiş organlar sanıyorum şimdi olmasa bizden sonraki nesiller muhtemelen bunu görecektir".

Sağlık Turizmi ve Türkiye Prof.

Dr.

Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof.

Dr.

Ömer Özkan, operasyonun ülke ve üniversite adına etkilerini şöyle özetledi: "14 yılın geçmiş olması güzel bir yoğunluktu.

Tabi sadece cesaret değil bu işe girip kendini tecrübelendirmek, bürokratik işlemleri aşmak, cerrahi yapmak.

Sonrasında takipler.

Ama iyi bir seçim yapmışız.

Güzel de bir ameliyat olduğunu düşünüyorum.

Sağlıklı bir şekilde hastamız hayatta devam ediyor.

Bu bize mutluluk veriyor.

Türkiye’nin ilkiydi o zaman büyük tabii bir sansasyon oluşturmuştu.

Birçok insana aslında ışık oldu.

Organ naklinin biraz daha farkındalığını artırdı.

Üniversitemiz açısından Antalya’nın imajı, ülkenin imajı açısından konumumuzu oldukça iyi bir duruma getirdiğini düşünüyorum.

Zaten çok az sayıda ülkede yapılan bu tür ameliyatların bu ülkenin sağlık sistemine, sağlık turizmine bile büyük katkıda bulunduğunu düşünüyorum.

Bu tür ameliyatların yapılabildiği bir ülkede burada diş tedavisi de katarakt ameliyatı da başka tür ameliyatlar da daha sağlıklı yapılabilir diye düşünülmeye başlanmıştır.

Dünyada özellikle sağlık turizmde birkaç ülkenin hegemonyası varken.

Farkındaysanız belli bir zamandan sonra hızlı bir şekilde bizim ülkemizde bu arenada kendini buldu.

Önemli olan bu ülkenin altyapısının, organizasyonunun, ekonomik gücünün bu tür ameliyatları yapabilecek seviyede olduğunu göstermekti".

Prof.

Dr.

Ömer Özkan ayrıca tıbbın ilerlemesi ve Türkiye’nin uluslararası arenadaki yerini vurgulayarak şunları söyledi: "Bizim bu arenada geri durmamamız gerekir.

Yaptık çekilelim modu olmaz.

Daha yapabileceğimiz şeyler olduğunu düşünüyoruz, projelerimizi veriyoruz, hazırlıklarımızı yapıyoruz.

Bunlar iyice hazırlanmadan her şey olmadan ortaya çıkacak şeyler değil, yapılamayacak şeyler vardır ama ben daha yapılacak çok şey olduğuna inanıyorum.

İnsan sağlığı için, gelecek için geride kalmamak için yapay zekanın bu kadar geliştiği, teknolojinin bu kadar geliştiği alanda tıbbın da çok geride durması mümkün değil.

Daha insanın tıp için yapacağı çok şeyler var." Ömer Özkan, ayrıca alandaki teknik üstünlüğe dikkat çekti: "Yapılan ameliyatlar zor ama takibi daha zor.

Bir kere yapabildikten sonra teknik olarak size artık bir zorluğu yok.

Tekniğin ayrıntılarına baktığınız zaman rekonstrüktif cerrahinin en üst basamağındaki ameliyatlar şu anda.

Bu tür ameliyatların yapılabildiği ülkeler sınıfında sizin bayrağınız gösterilir.

Bu arenada belli sayıda insanlar yapıyor, Herkes birbirini tanıyor, kimin ne yaptığını çok iyi biliyor.

Daha da önemlisi toplantıların ilkinde sonunda anlatırken Türkiye’nin bayrağının orada görünmesi bizi gerçekten çok mutlu ediyor.

Bu sistem olarak, altyapı olarak bu ülkenin varlığını orada gösteriyor." Hastanın Duyguları: Uğur Acar Uğur Acar duygularını ve yaşamındaki değişimi şu sözlerle ifade etti: "Yaşım 32’ye geldi. 14 yıl geçti aradan artık nakil yılım bile kendi kendine yaşlanmaya başladı.

Mutluyum, huzurluyum.

Hocalarım ile Akdeniz Üniversitesi’nde.

Ben de artık bir Akdeniz Üniversitesi personeli olduğum için doktorlarımla beraber mutlu, huzurlu bir şekilde hayatıma devam ediyorum".

Acar, ayrıca organ bağışına dikkat çekti: "İlk nakil olduğumda 18 yaşındaydım.

Yüzünü aldığım kişi 32 yaşlarındaydı.

Hatırladığım kadarıyla aradan 14 sene geçtiği için şu anda ben tam olarak Ahmet Kaya’nın vefat ettiği ve yüzünü bağışladığı yıldayım. 32 yaşındayım.

Kendi yaşım olarak da o seviyeye geldim.

Mutluyum huzurluyum.

Buradan Ahmet Kaya’nın ailesine de tekrar tekrar çok teşekkür ediyorum.

Herkesi organ bağışına davet ediyorum.

Bugün biz yarın siz".

Nakil öncesi hayatının kısıtlı olduğunu ve sonrasında gelen sosyal değişimi anlatan Acar, sözlerini şöyle tamamladı: "Yüz nakli olmadan önce sosyal hayatım veya yaşam kalitem kısıtlıydı.

İş hayatına atılamıyordum.

Sosyal ortama giremiyordum.

Belirli kısıtlamalar seviyesinde gidebiliyordum.

Çoğunlukla girdiğim iş yerlerinde en fazla 3 ay 5 ay çalışabiliyordum.

İnsanların bakış açısından dolayı ama artık uzun bir süre geçtikten sonra Türkiye’nin ilk yüz nakli hastası olduktan sonra insanlar beni daha farklı tanıdı.

Akdeniz Üniversitesi’nde 14 yıldır personelim.

Artık sosyal ilişkiler konusunda da insanların bakış açısı uzun süredir farklı artık tanınan bir kişiyim.

Sosyal ortamlara girebiliyorum.

Tanınan bir kişi olduğum için sevilen bir kişiyim." Uğur Acar, eğitim ve özel hayatına dair umutlarını da paylaşarak: "Nakil sonrası liseyi bitirdiğimi söylemek istiyorum.

Türkiye’nin ilk yüz nakli olan kişisi benim.

Benden sonraki nakil olan arkadaşlar hep evlendiler ama ilk olduğum için herkes beni evli zannediyor.

Hayatı, yüzümü, geleceğimi aydınlıklara açabilecek birisi olursa belki evlenebilirim".

TÜRKİYE’NİN İLK YÜZ NAKLİ OPERASYONU YAPILAN UĞUR ACAR, NAKLİN 14.

YIL DÖNÜMÜNDE AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.

DR.

ÖZLENEN ÖZKAN VE PROF.

DR.

ÖMER ÖZKAN İLE BİR ARAYA GELDİ.

İlgili Sitenin Haberleri