Haber Detayı

Yeni Suriye planı
Nuray babacan nefes.com.tr
23/01/2026 05:00 (11 saat önce)

Yeni Suriye planı

Suriye’de şaşırtıcı hızla yaşanan değişim, dış politika ve istihbarat uzmanları tarafından 2024 yılından alınarak okunuyor. Siyaset kulislerinde, Suriye...

Suriye’de şaşırtıcı hızla yaşanan değişim, dış politika ve istihbarat uzmanları tarafından 2024 yılından alınarak okunuyor.

Siyaset kulislerinde, Suriye Devlet Başkanı Ahmet El Şara’nın kullandığı ‘Yeni Suriye’ ifadesinin neye denk geldiğini, bundan sonra SDG ve PKK’yı neyin beklediğini analiz edenlerin ilginç değerlendirmeleri var.

Son bir haftada yaşanan bu gelişme, iç siyaset konularının önüne geçti.“Ülkelerin dostlukları değil, çıkarları vardır” sözü bir kez daha doğrulandı.

Suriye’deki gelişmeleri General Kasım Süleyman’ın (İran’ın Kudüs Gücü Komutanı) öldürülmesinden alıp, İdlip şehir devletinde Şara’yı izleyen ABD’nin partner değiştirmesine kadar götüren değerlendirmeler yapılıyor.İstihbarat kaynakları ve dış politika uzmanı siyasilerin ‘Yeni Suriye’ bakışına ilişkin değerlendirmeleri, genel bir fotoğraf ortaya koyması açısından ilginç;- “Burada birkaç parametre var.

SDG ve Kandil, Aralık 2024’te Ahmet El Şara’nın İdlip’ten hızla Şam’a gitmesinin yolunu açan dizaynı kavrayamadılar.

O dönem, bir tercih yapıldı.

Şara’yı İdlip şehir devleti sürecinde test ettiler, onaylayınca da önünü açtılar.- Ortadoğu’daki bu konjonktürde IŞİD, HTŞ, Hizbullah, Hamas gibi örgütlerin sonu geldi.

Yeni dönemde sadece Suriye değil, diğer ülkeleri de kapsayacak Kalkınma Yolu projesiyle ve ABD ile Avrupa’nın yeni planlarıyla artık bakış tamamen değişiyor.- Kalkınma yolunun imkanlarıyla, Ukrayna savaşından sonra sıkıntısı çekilen gaz ve petrol için kurulacak bu yeni hat, batılı ülkelerin ilgisini çekti.

Bu ülkeler, kendine yeni alternatifler yaratmaya çalışıyor.

Bu yapı, Türkiye’nin güvenliği açısından da önemli.- Bu yeni dizaynda örgütlere yer yok.

ABD Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın açıklamasında da bunu görürsünüz. ‘İşbirliğinde önceliğimiz devletler olur’ diyerek bir tercih ortaya koydu.- Yeni Suriye yönetimi, ABD’de, BM’de, AB ülkelerinde kabul gördü.

Davos’a davet edilmesi sıradan bir olay değil.

İngiliz dizaynı, ABD’nin öncülüğünde, Orta Doğu’da General Kasım Süleyman’ın ölümünden bu yana yeni bir denkleme girdik.

Bu plan, İsrail’in güvenliğini içerse de salt o değil.- Bu süreçte, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan belirgin bir politika değişikliğine gitti.

Ehvancı, Osmanlıcı söylemlerden vazgeçti.

Mısır’la, Birleşik Arap Emirliği’yle sorunlarını çözdü.

Hatta İsrail ile masaya oturmak bile gündemdeydi.

Ve Gazze soykırımına sessiz kaldı.

Değişen politikaya göre yeni tavır geliştirdi.- Türkiye’nin ağırlık kazandığı bu denklemi SDG görmedi.

SDG’nin tavrı hem hazımsızlık hem ideolojik refleks olarak değerlendirilebilir.

Fantastik, maksimalist söylemlerin peşine takıldılar.

Oysa onlar dün için değerliydi, şimdi anlamları kalmadı.- Bundan sonrasında Fırat’ın doğusu bile garanti olmayabilir.

Haseke’ye atanacak valinin SDG’nin onaylamadığı bir isim olduğu konuşuluyor.

SDG, ABD ile dün yaptığı anlaşmaya güvendi ama bugün yeni bir anlaşma var.- Türkiye ile Suriye’nin 10 Mart anlaşmasında SDG’yi oyalayarak oyun bozan durumuna düşürdüğünü söyleyen Kürt siyasetçiler var.

Türkiye, sınırında özerk silahlı bir yapı istemediğini hep söyledi.

Zamanla aracısız olarak Kuzey Irak’ta olduğu gibi, Suriye Kürtleriyle de ilişkiler geliştirilecektir.- Donald Trump yönetimi, avantajlı olmadığı bir iş yapmaz.

Petrol ve gaz anlaşmalarının dışında, bir süre sonra taşları oturtup bölgeyi Türkiye’nin hamiliğine bırakma olasılığı var.

Ortadoğu’da uzun süre kalmak istemiyorlar.- ABD Senato kanadında SDG’nin IŞİD konusundaki rolünü önemseyen bir grup var.

Ancak sahada Trump ve Barrack ekibi var.

Şara yönetiminin bu saatten sonra IŞİD ve diğer dinci örgütler konusunda farklı bir tavır içine girmesi beklenemez.

Sonu olur.- Halep vakası, çoğu insana Hendek’i anımsattı.

O dönemden akıllarda kalan iki anekdot var.

PKK’lılar o dönem ‘Bize gelen raporlarda halk hazır dediler’, ‘Devletin bu kadar sert müdahale edeceğini öngörememişti dediler’.

Hangi devlet buna izin verir.

Bu gelişmeleri okuyamamaları demek.- Aynı durum Suriye’de de yaşandı.

Arap aşiretlerinin saf değiştireceğini ön görmeleri gerekiyordu.

PKK’yla işlerinin bittiğini göremediler.

DEM’li siyasetçiler, Mazlum Abdi’nin gördüğünü göremediler.- PKK’nın Kürt kamuoyunu ajite etme faaliyetleri hâlâ sürüyor.

Bu süreçte Suriye tarafındaki 1,5 milyon Kürt için Türkiye sınırları içerisinde yaşayan 15 milyon Kürtün geleceği ve haklarını gözardı etmek ve süreci baltalamak anlaşılır olmayacaktır…”Bence herkes bunu bir kez daha düşünür…

İlgili Sitenin Haberleri