Haber Detayı
Emperyalizmin bilinci ahlakı ve vicdanı
ABD, Suriye’yi teslim ettiği HTŞ (Ahmed eş Şara) ile IŞİD’le mücadele ve İsrail’le ittifak konularında anlaşıp artık SDG’ye ihtiyaçlarının kalmadığını ilan edince Kürtler şaşkınlık içinde, “ABD bize ihanet etti, ABD bizi sattı” kıvamındaki sözlerle yakınmaya başladılar.
ABD, Suriye’yi teslim ettiği HTŞ (Ahmed eş Şara) ile IŞİD’le mücadele ve İsrail’le ittifak konularında anlaşıp artık SDG’ye ihtiyaçlarının kalmadığını ilan edince Kürtler şaşkınlık içinde, “ABD bize ihanet etti, ABD bizi sattı” kıvamındaki sözlerle yakınmaya başladılar.
Oysa ABD’nin “pragmatik” (çıkarcı, gerçekçi) dış politikası, Vietnam’da, Afganistan’da, Mısır’da da bu tür keskin virajlar almıştı.
Ben bu vesile ile Emperyalizmin Bilinci, Ahlakı ve Vicdanı üzerinde bir küçük anımsatma yapmayı uygun buldum.
Çünkü Ortadoğu’da da bütün dünyada da olup bitenler; bu Bilince, bu Ahlaka ve bu Vicdana uygun olarak gerçekleşiyor. *** Doğanın kölesi olan insan, kişiliğini oluşturmaya başladığında, “Ben”, “Çevre” ve “Ötekiler” bilinci meydana gelmeye başlar.
Bilinç Ahlakı, Ahlak Vicdanı doğurur...
İnsanın Ahlakı ve Vicdanı doğuşta yoktur...
Bilinç , bireyin kendi varlığının, duygu ve düşüncelerinin ve çevresinin farkına varması durumudur.
Kendini ve dünyayı algılama, düşünme, muhakeme etme ve karar verme yeteneğini içerir.
Ahlak , bireyin toplumdan öğrendiği doğruyu ve yanlışı belirleyen değerler, kurallar ve ilkeler bütünüdür.
Vicdan , bireyin kendi eylemlerini Ahlaki açıdan değerlendiren içsel bir rehberdir.
Özetle, Bilinç, bireyin farkındalık ve muhakeme yeteneğini sağlar; Ahlak, bu muhakemenin dayandığı kuralları sunar; Vicdan ise bu kurallara uygun davranışları değerlendiren içsel bir mekanizma olarak çalışır. *** Şimdi çok kabaca, Bilinç, Ahlak ve Vicdan kavramlarını Emperyalizm açısından görelim: Emperyalizmin “Ben”, “Çevre” ve “Ötekiler” bilinci, dünya üzerinde “Ülkem”, “Komşularım”, “Dostlarım ve düşmanlarım” biçiminde gelişir.
Bu “Bilinç” ülkeler arasındaki güç dengesine bağlı olduğu için, sömürü esasına dayalı olan “Sömüren ve sömürülen ülke ahlaklarını” oluşturur.
Emperyalizm, sömüren ülkelerin “Bilincini, Ahlakını ve Vicdanını” yansıtır.
Dolayısıyla, sıcak ve/ veya soğuk savaş ve/ veya ticaret yoluyla sömürü, Emperyalizmin, hem Bilinci hem Ahlakı hem de Vicdanı açısından doğal, normal ve beklenen bir tutum ve davranış biçimini yansıtır.
Bu nedenle Emperyalizmin tutum, davranış, eylem ve söylemleri, virajları, şaşırtıcı ve beklenmedik ihanetler filan değil, değil, tam tersine sömürüye dayalı olan Bilincine, Ahlakına ve Vicdanına uygun olan eylem ve söylem, tutum ve davranışlardır. *** Tam bu noktada “Bilinç, Ahlak ve Vicdan” açılarından, “Emperyalistler” ile “İnsanlık” arasındaki çelişkilere ve “Emperyalistler” ile “Sömürgeler” arasındaki karşıtlıklara geliyoruz ki onlar zaten “İnsanlık trajedisini” oluşturan çelişki ve karşıtlıklardır.