Haber Detayı

Dondurma isteyen çocuk
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
23/01/2026 04:00 (1 saat önce)

Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum: “Eşit anayasal vatandaşlık.

Avrupa görmüş Özdemir Bey!

Aydın Özdemir Bey!

Entel dantel Özdemir Bey!

Kürtler sizinle eşit olmak istiyor.

Yani sizin sahip olduğunuz bütün ‘İNSANİ HAKLARA’ Kürtler de sahiplik istiyor.

İsteyen her halk anadilini eğitim dili olarak kullanmalı.

NOKTA. (@medenioruc4047)” İmza: Medeni Oruc .

E-postayı gönderen kişinin adı Medeni ama kendisi tam anlamıyla bir terbiye yoksunu, bir hırt yani. “Avrupa görmüş Özdemir Bey!

Aydın Özdemir Bey!

Entel dantel Özdemir Bey!

Kürtler sizinle eşit olmak istiyor.” Ciddi konular maganda ağzıyla (jargonuyla) konuşulmaz.

Elbette bir aydınım ve düşünürüm, yani bir “entelektürel” im!

Biyografim ve kitaplarım bunun kanıtıdır. “Dantel” i de uygun bir yerde kullanması için Medeni Bey’e bırakmaktayım.

Medeni Bey’in Kürtleri hangi hakla benimle eşit olmak istiyor?

Ben kimim ki?

Türkiye Cumhuriyeti kimliğine ve pasaportuna sahip olan bütün Türkler, kökenlerine bakılmaksızın ilke olarak eşittir.

Zenginlerin parası, malı paylaşılabilir ama benim sahip olduğum şeyler özel olduğu için paylaşılamaz.

Medeni Bey, “Sizin sahip olduğunuz bütün ‘İNSANİ HAKLARA’ Kürtler de sahiplik istiyor.

İsteyen her halk anadilini eğitim dili olarak kullanmalı.” diyor.

Daha doğrusu bunları istiyor.

Ben her kökenden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sahip olup da Kürt kökenli vatandaşların sahip olamadığı hakların neler olduğunu bilemiyorum, bunların neler olduğunu Bay Medeni’nin yazmasını isterdim. “İsteyen her halk anadilini eğitim dili olarak kullanmalı” diyor ama bu konuda ulusal ve uluslararası bağlamda bir cahil olduğu belli.

Dünyada adını verebileceği bir örnek yok.

Devlet düzeni Dingo’nun ahırı olmadığı için Belçika gibi birkaç federatif ve özerk bölgeli ülke dışında her ülkede eğitim ve öğretim o ülkenin resmi diliyle yapılır.

Tersinin örneği yoktur!

Türkiye’den sonra en iyi bildiğim Fransa halkı; Fransız, Bask, Bröton, Katalan, Alzaslı, Korsikalı, Arap-Berberi, Türk, Ermeni ve denizaşırı bölgelerden gelenlerden oluşmaktadır.

Ve Fransa’da anaokullarından üniversiteye kadar öğrenim Fransızcadır.

Türkiye’de ise Lozan Antlaşması kapsamında azınlık sayılan Hıristiyan Ermeni ve Rumların kendi dillerinde ilk ve ortaöğretim okulları vardır.

Üniversiteleri yoktur.

Bunun dışında, yasalara uygun ve karşılıklı olarak Alman, Fransız, İtalyan, İngiliz, Amerikan okul ve kolejleri vardır.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Kürt kökenli yurttaşların bu haklardan yararlanması mümkün değil.

Kürtçenin Türkiye’de öğrenim dili olamamasının gerekçesi TC Anayasası’nın 3. maddesinde yazmakta: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.

Dili Türkçedir.” Medeni Bey’e bir soru: Türkiye Devleti’nin ÜLKESİ ve MİLLETİ ile bölünmez bir bütün olduğu hükmü üzerinde hiç düşünmüş olabilir mi?

Bana sakın “ulusların kendi kaderini tayin hakkı” ndan söz etmesin, bu hak devleti olmayan sömürge halklarıyla ilgilidir.

Yani uluslararası yasa bir ülkenin etnik köken gerekçesiyle bölünmesini kabul etmemektedir.

TC vatandaşları, köken itibarıyla Türk, Laz, Çerkes, Pomak, Boşnak, Arap, Kürt, Zaza, Romanlardan oluşmaktadır.

Eksik saydıysam ilgililerden özür dilerim.

Kürtlerin bu insanlardan üstün bir özelliği mi var?

Bu vatandaşları yok saymak utanmazlık değil mi?

Bu vatandaşların Kürtlerden neyi eksik?

Söyle bakalım Medeni Bey?

Onlar da kendi dillerinde neden okul istemesinler?

O zaman bu ne megalomani? “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.

Dili Türkçedir” diyor anayasanın 3. maddesi.

Bu maddeye karşın Kürtçe öğrenim yapılırsa “bölünmezlik” ortadan kalkmaz mı?

Bu yazdıklarımı son 25 yılda kim bilir kaç kez yazdım.

Kürtçülük sorununu inceleyen “Türkiye’nin Sırat Köprüsü: Açılım Masalı” (Tekin Yayınevi, 2025, 2020) adlı 294 sayfalık bir kitabım var, okuyan gerçekleri öğrenir ve uluorta gavgav etmez.

Avrupa Birliği’nin “Türkiye İçin Katılım Ortaklığı” metni anadil ve yerel kültürler konusunda bir yasa gibidir.

Türkçe ve İngilizcesini benim “Türkiye’nin Sırat Köprüsü: Açılım Masalı” adlı kitabımdan okuyalım: “Kültürel çeşitliliğin sağlanması ve kökenlerine bakılmaksızın bütün vatandaşların kültürel haklarının güvence altına alınması.

Bu hakların kullanılmasını engelleyen her türlü yasal hüküm -eğitim alanındakiler de dahil olmak üzere- kaldırılmalıdır.” “Ensure cultural diversity and guarantee cultural rights for all citizens irrespective of their origin.

Any legal provisions preventing the enjoyment of these rights should be abolished, including in field of education.” (s.24-25) Hepsi bu kadar!

Gerisi gevezeliktir!

Analar babalar ille de “Dondurma isterim!” diye tutturan çocuğun ensesine şaplağı indirir.

Yerel ve uluslararası yasaları bilmeden lütfen konuşmayın!

Türkiye’de Kürtçeyle öğretim yapan okul mümkün değildir.

Ancak Kürtçe öğreten kurslar açılabilir.

İlgili Sitenin Haberleri