Haber Detayı
Aşkınız bitti mi?
ABD-İsrail'in Suriye'deki 'vekil aktörlerini' çöpe atıp rotayı doğrudan Şam'a kırması, öyle sıradan bir vitrin değişikliği değildir. Her şeyden evvel, kaderini İsrail'in vaatlerine bağlayan Kürt etnik milliyetçi liderliği kaybetmiştir. Savaşırsın, direnirsin, sonuç itibarıyla yenilirsin veya...
ABD-İsrail'in Suriye'deki 'vekil aktörlerini' çöpe atıp rotayı doğrudan Şam'a kırması, öyle sıradan bir vitrin değişikliği değildir.
Her şeyden evvel, kaderini İsrail'in vaatlerine bağlayan Kürt etnik milliyetçi liderliği kaybetmiştir.
Savaşırsın, direnirsin, sonuç itibarıyla yenilirsin veya yenersin; gayet doğaldır.
Demem o ki mağlup olmak zillet değildir.
Fakat etnik milliyetçilik belasına, Kürtlerin bağlı olduğu (ve tarih boyunca öncülük ettiği) manevi iklime ihanet edercesine 'soykırımcı İsrail' ile beklenti içine girmek zillettir.
Söz konusu işbirliği sonucunda satışa gelmek de zilletin dik âlâsıdır.
Veyl olsun böyle mağluplara! *** ABD-İsrail himayesini ve TIR'larca silah yardımını 'devlet kurmanın' güvencesi belleyenler...
Kendi halkının özkaynaklarını Şam'dan kaçırarak ABD'nin işgal bekçiliğine soyunanlar...
Okyanus ötesinden gelen 'Göreviniz bitti' mesajıyla çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar. 'Hayal kırıklığı', tarihten ders almayanların kaçınılmaz sonudur.
İşte böyle İsrail aşkı biter ve utanç içinde kalakalırsınız.
Abdullah Öcalan'ı bizzat 'paketleyip' teslim eden ırkçı Siyonistlerin, bugün olduğu gibi kendi çıkarları için SDG'yi bir gecede feda etmeyeceğini sanmak, hamakat çapında bir körlüktür.
Siyonistler için müttefik yoktur; sadece o anki düşmanını zayıflatana kadar kullandığı aparatlar vardır. *** Suriye'nin toprak bütünlüğü artık paradoksal biçimde İsrail ve ABD'nin de işine gelmektedir.
Planları şudur: İran karşıtı olarak tahkim edilmiş bir Şam, Tahran'ı kendi sınırlarına hapsetmekle kalmayacak, 'direniş ekseninin' de nefes borusunu kesecektir.
Demek ki sevgili filozofumuzun, 'Emperyalistler adım adım İran'ı Osmanlı coğrafyasına yerleştiriyorlar...' endişesi boşa çıkmıştır.
Bu da Washington ve Tel Aviv için bulunmaz bir fırsattır.
Şaka bir yana da, sırtını Siyonist hesaplara yaslayıp coğrafyasına ihanet edenler, tuzağa düşenlerin ta kendileridir.
Unutmayalım ki fırtına koptuğunda ilk feda edilenler de bunlardır.
Bu ahval ve şeraitte tek tesellimiz...
Büyük resmi gören Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın, Siyonist networkün tuzaklarını boşa çıkaracak 'feraset/vizyona' sahip olmasıdır.