Haber Detayı
ABD’li şirketlerden köprülerde keşif
Yol-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Yönetimi otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine karşı birlikte mücadele etmek için Vatan Partisi’ni ziyaret etti.
Vatan Partisi İstanbul İl Başkanlığı, Yol-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Yönetimi’ni ağırladı.
Görüşmede, hükümetin otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine yönelik yürüttüğü hazırlıklar gündeme geldi.
Vatan Partisi İstanbul İl Başkanı İbrahim Okan Özkan, ulaşım altyapısının özelleştirilmesine karşı olduklarını belirterek, bu adımların ülke güvenliği, ekonomi ve işçi hakları açısından ciddi riskler barındırdığını söyledi.
Yol-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Uçar da iki köprü ile yedi otoyolun işletme, gelir ve bakım süreçlerinin özelleştirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğünü ifade ederek, “Otoyollar ve köprüler halkın malıdır, halkın kalmalıdır.” dedi.
Uçar, özelleştirmelerin geçiş ücretlerini artırdığına, iş güvencesini zayıflattığına ve kamu yararı ilkesini ortadan kaldırdığına dikkat çekti. ‘HEM VATANDAŞA HEM İŞÇİYE ZARARLI’ Yol-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Uçar, ziyarette şunları söyledi: “Türkiye’nin gözbebeği olan iki köprü ve yedi otoyolun işletmelerinin, gelirlerinin, bakım ve onarımlarının özelleştirilmesine ilişkin hükümet tarafından yürütülen bir çalışma olduğunu biliyoruz.
Otoyollar halkın malıdır, halkın kalmalıdır.
Özel olarak işletilen otoyol ve köprülerin hem maliyetleri hem de vatandaşlara yüklediği geçiş ücretleri ortadadır.
Köprü ve otoyollarda kârlılık yüksek olmasına rağmen, özelleştirmeler vatandaş için pahalı, işçiler için ise güvencesiz çalışma koşulları anlamına geliyor. “Bu otoyol ve köprülerin özelleştirilmemesi, halkın elinde kalması ve mümkünse ücretsiz olması amacıyla bu sıkıntılarımızı dile getirmek için buradayız.
Bu yapılar mutlaka devlette kalmalıdır.
Bu durum güvenlik açısından da son derece önemlidir.
İşçi hakları ve ülke bütünlüğü konusunda hassasiyetiyle bildiğimiz Vatan Partisi’ni bu vesileyle ziyaret ettik.
Bugüne kadar yürütülen tüm emek mücadelelerinde il başkanı ve yönetimi yanımızda oldu.
Halkımızın da desteğiyle bu özelleştirmelerin yapılmamasını sağlayacağız. “Bugüne kadar yapılan özelleştirmelerde bize daha az vergi ödeyeceğimiz, daha fazla refaha kavuşacağımız, daha iyi iş koşullarına sahip olacağımız yalanları söylendi.
Bunların doğru olmadığını biliyorduk, Türk halkı da yaşayarak öğrendi.
Yapılan özelleştirmelerden bizim payımıza daha fazla yoksulluk, daha fazla vergi, daha fazla işsizlik ve daha fazla gelecek kaygısı düştü.
Ülke güvenliği ve ulaşımı açısından hayati öneme sahip olan bu otoyol ve köprülerin halkın elinde kalması için Vatan Partisi ile birlikte her türlü mücadeleyi vermek adına bu ziyareti gerçekleştirdik. ‘VERGİ MESELESİ KANAYAN YARAMIZ’ “Vergi meselesi ise kanayan yaramız.
Geçmişte 22 brüt asgari ücret olan gelir vergisi matrahının birinci dilimi bugün 5 asgari ücret seviyesine düştü.
Geçen yıl 158 bin lira olan vergi matrahı, yeniden değerleme oranı yüzde 25,49 olmasına rağmen yalnızca yüzde 20 artırıldı.
Önceki yıllarda bu adaletsiz vergi artışları nedeniyle yaklaşık 1,7 maaşımız vergi olarak devlette kalıyordu.
Bu yıl ise toplu sözleşmelerdeki zam oranlarıyla birlikte 3,5 maaşımız devletin kasasında kalacak. “Kamu çalışanları ikinci aydan itibaren yüzde 20’lik, dördüncü aydan itibaren yüzde 27’lik vergi dilimine girecek.
Yüzde 15’lik vergi dilimi fiilen ortadan kalktı.
Bu durum yapılan toplu iş sözleşmelerini ve verilen mücadeleyi anlamsız kılıyor.
Devlet doğrudan toplu sözleşmeye ortak oluyor.
Madem bu kadar ortaksın, o zaman örgütlenmenin önündeki engelleri kaldır.
Yetki ve çoğunluk tespitleri mahkemelerde sürüncemede kalmasın, toplu sözleşmelerin önü tıkanmasın. “Kıdem tazminatı konusunda da arabuluculuk sistemi işçileri zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor.
İnsanlar ya arabuluculuğa zorlanıyor ya da tazminatlarını işverenin iki dudağı arasına bırakmak zorunda kalıyor.
SGK prim tavanı asgari ücretin 9 katına çıkarıldı.
İşçiler tavandan uzaklaştıkça maaşlar aşağı çekiliyor.
Gelir vergisi matrahları düşük tutuluyor.” ‘GÜVENLİĞİMİZE, EKONOMİMİZE, İŞÇİSİ SINIFINA DARBE’ Vatan Partisi İstanbul İl Başkanı İbrahim Okan Özkan da şu ifadeleri kullandı: “Vatan Partisi olarak her daim özelleştirmelere karşıyız.
Sizin verdiğiniz özelleştirmeye karşı mücadelede de beraberiz.
Geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, 2026 yılında 10 milyar doların üzerinde gelir getireceğini ifade ettiği özelleştirmelerin bir ayağının karayollarımızda planlandığı görülüyor.
Bu özelleştirmelerle beraber maalesef Türkiye’nin önemli kurumları peşkeş çekilecek.
Bu yolla, özelleştirmeler eliyle ya Türkiye’deki ya da yurt dışındaki özel sermayeye buralar teslim edilecek. “Türkiye’nin güvenliğine, ekonomisine ve işçi sınıfımıza darbedir.
Ülkenin güvenliği açısından hayati öneme sahip olan ulaşım, hiçbir zaman özel şirketlere verilemeyecek bir alandır.
Kamunun elinde olması son derece kritiktir.
Öyle ya da böyle devlet soyuluyor.
Özelleştirme eliyle devlet, kendi kurumlarını vurgunculara emanet etmiş oluyor.
İşçi ve emekçi sömürüsünün yoğun şekilde yapılacağını çok iyi biliyoruz.
Özelleştirmelerin hiçbiri hiçbir zaman işçiye güvence vermemiştir; her zaman sömürü artmıştır.
Yol-İş Sendikamızın değerli yöneticileri ve üyeleriyle birlikte, otoyollarımızın ve köprülerimizin özelleştirilmesine karşı mücadele etmek için görevimizin başındayız.” ‘Boğaz köprüleriyle ilgili fizibilite çalışması yapıldı’ Daha önce iki kez boğaz köprüleri için özelleştirme benzeri modeller gündeme gelmiş, ancak çeşitli gerekçelerle hayata geçirilmemişti.
İlk uygulama 1980’li yılların başında devreye alındı.
Fatih Sultan Mehmet ve 15 Temmuz Şehitler Köprüleri için “gelir ortaklığı senedi” çıkarılarak, köprülerin gelecekte elde edeceği geçiş gelirleri teminat gösterildi.
Bu yöntemle kamu, halktan borçlandı; köprülerin mülkiyeti devredilmedi ve borçlanma süresi sonunda ödemeler tamamlandı.
İkinci girişim ise 2012 yılında gündeme geldi.
Geçen yıl Bloomberg, “Türkiye boğaz köprülerini özelleştirecek” başlıklı bir haber yapmıştı.
Habere göre, boğaz köprülerinin 25 yıllığına işletme hakkının özel sektöre devredilmesi planlandı.
Yaklaşık 5,7 milyar dolarlık teklif alınmasına rağmen, bedelin düşük bulunduğu gerekçesiyle ihale iptal edildi.
O dönemde de kamuoyunda “satış” değil, süreli işletme hakkı devri modeli tartışılmıştı.
Stratejik önem ve koşullar nedeniyle uygulamaya konulamamıştı. “Bu konuyla ilgili yeni bir gelişme var mı?” sorusunu yanıtlayan Ahmet Uçar, sürecin şeffaflıktan uzak ilerlediğini belirterek şunları söyledi: “Bu konuyla ilgili yaptığımız araştırmalarda sürecin son derece gizli yürütüldüğünü görüyoruz.
Hızlı yapılması gerektiği söyleniyor.
BTE Danışmanlık adlı Amerikan firması otoyolları ve köprüleri gezerek kilometre kilometre tüm bilgileri topladı.
Bu danışmanlık firması üzerinden bir fizibilite çalışması yapıldığını biliyoruz.”