Haber Detayı

Murat Çalık yaşadıklarını anlattı: Gün boyu aç, susuz, yoğun stres altında kaldım
Politika artigercek.com
21/01/2026 14:47 (2 saat önce)

Murat Çalık yaşadıklarını anlattı: Gün boyu aç, susuz, yoğun stres altında kaldım

Sağlık sorunlarına rağmen tahliye edilmeyen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, ameliyatın ardından geçtiğimiz günlerde hastaneye sevkinde yaşadıklarını anlattı. Çalık 1 gün boyunca aç, susuz bırakıldığını ve yoğun stres altında kaldığını belirtti.

Artı Gerçek- Daha önce iki kez kanser atlatan ve geçtiğimiz günlerde bir ameliyat geçiren Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, ağır sağlık sorunlarına rağmen tahliye edilmiyor.

Murat Çalık karşılaştığı sorunları ve cezaevi koşullarında sağlık hakkına erişimde karşılaştığı güçlükleri Halk TV'ye yazdığı mektupta paylaştı. 'HASTANEYE GÖTÜRÜLECEĞİM BİLGİSİ PAYLAŞILMADAN YOLA ÇIKARILDIM' Çalık, mektubunda şu ifadeleri kullandı: “Hastane sevkim öncesinde tarafıma yeterli bilgilendirme yapılmadan, kısa süre içinde hazırlanarak nereye götürüldüğüm bilgisi paylaşılmaksızın yola çıkarıldım.

Bugüne kadar olan cezaevi sürecimde 1 gün önceden sayım sonrası tarafıma sevk edileceğim bilgisi verilir ve şu saatte hazır ol denirdi.

Maalesef bu sefer öyle olmadı.

Hangi hastaneye götürüleceğimin bilgisi paylaşılmaksızın yola çıkarıldım.

Ameliyatımı gerçekleştiren ve tıbbi takibimi sürdüren doktorların bulunduğu hastane dışında bir sevk yapılacağı asla aklıma gelmezdi çünkü ameliyatı gerçekleştiren doktorlarım taburcu esnasında pazartesi günü dikişlerimin alınması ve kontrol için geleceğim bilgisini vermişti.

Bu durumu bilmeme rağmen başka bir hastaneye doğru götürülmem doğal olarak bende kaygı yarattı. 'NEDEN AMELİYATIN YAPILDIĞI HASTANEYE SEVK EDİLMEDİM?' Cezaevi nakil aracı İzmir Şehir Hastanesi'ne yaklaşırken bileklerimdeki soğuk demire sordum: "Neden?

Neden ameliyatımı gerçekleştiren, takiplerimin yapıldığı Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesi'ne değil de başka bir hastaneye sevk edildim?

Neden ameliyat sonrası kontrollerini ameliyatı yapan doktor değil de, ameliyatımda bulunmayan başka bir doktora aldırılmak istendi?

Nedenlerin cevabını bulamıyorum.

Bu soruyu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

Sevk edildiğini hastanede dahi neden orada bulunduğuma dair bilgi sahibi olmamaları, yaşadığım kaygıyı daha da artırdı.

Kendilerine, ameliyatın yapıldığı hastanede kontrollerimin sürmesinin neden hayati bir öneme sahip olduğunu, geçmişte geçirdiğim hastalıkların durumlarını anlatmaya çalıştım.

Tedaviyi bu koşullarda kabul edemeyeceğimi yazılı olarak da ifade ettim ve ilgili mercilere başvuruda bulundum. 'GÜN BOYUNCA AÇ, SUSUZ, YOĞUN STRES ALTINDA KALDIM' Şehir Hastanesi'ndeki doktorlar da şaşkındı.

Farklı bir hastanede farklı bir doktor ekibinin yaptığı ameliyatın kontrolü kendilerinden isteniyordu.

Doğal bir sevk süreci yaşanmamıştı.

Amacım tedaviyi reddetmek değil; doğru, güvenli ve sürekliliği olan bir sağlık hizmeti talebiydi.

İki saat Şehir Hastanesinde bekletildikten sonra cezaevine dönmek üzere yola çıktık.

Tam cezaevi kapısındayken bu sefer Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gitmek üzere yön değişikliği yapıldı.

Muayenem ve ultrason işlemi hastanenin içerisinde değil hastane girişinin hemen karşısındaki mahkum koğuşunun bulunduğu ortamda gerçekleştirildi.

Saatler süren bekleyişler, yönü değişen sevkler, cezaevi ile hastaneler arasında gidip gelen yollar...

Yaklaşık iki saatlik bir tıbbi işlem için neredeyse bir gün boyunca aç, susuz ve yoğun stres altında kaldım.

Tarafıma yaşatılan bu süreç ile ilgili güzel memleketim adına üzüldüm... 'SÜRECİN ÖZENSİZ YÜRÜTÜLMESİ BENİ DERİNDAN ÜZDÜ' Tüm bu yaşananlara rağmen metanetimi korumaya çalıştım.

İnancımdan güç aldım.

Direncim bir inat değil sağlığımı koruma çabasıydı.

Bir insanın, ameliyatını gerçekleştiren doktorların bulunduğu hastaneden başka bir yerde yalnızca İşlem yapılması için sevk edilmesinin doğru olmadığına inanıyorum ve neden böyle bir karar alındığına anlam veremiyorum.

Anayasa Mahkemesi'nin geçmişte yaşadığım sağlık sorunları nedeniyle yaşam hakkımın ve maddi-manevi bütünlüğümün korunması için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerektiğine dair açık tespitine rağmen bu sürecin bu denli özensiz yürütülmüş olması beni derinden üzmüştür.

Bu süreçte başta sizler olmak üzere, sorumluluk bilinciyle hareket eden tüm basın emekçilerine teşekkür ediyorum.

Gösterilen ilgi ve duyarlılık, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından kıymetlidir.” (Haber Merkezi)

İlgili Sitenin Haberleri