Haber Detayı
Kapitalizmi Marx’tan Emperyalizmi Lenin’den Sosyalizmi Mao’dan öğrenebiliriz
Kapitalizmi Marx’tan Emperyalizmi Lenin’den Sosyalizmi Mao’dan öğrenebiliriz
Teori Dergisi’nin bayilerde olan Ocak sayısının başlığı: 21.
Yüzyılda Bilimsel Sosyalizm ve Ütopyacı Sosyalizm.
Özellikle Bilimsel Sosyalizm mahallesinde ütopya pazarlayan dostların okumalarını dileriz.
Teori’nin bu sayısı, 19. yüzyılda nefes almaya çabalayan, Türkiye’de değil Disneyland’da sosyalistlik gayretinde olan kardeşlerimizi 21. yüzyıl dünyasına ve Türkiyesine davet ediyor.
Yazılar, dünya ölçeğinde birikimi yansıtıyor.
PRATİĞİN BİLİMİ Bilimin kaynağı, maddenin hareketidir.
Başka deyişle teorinin anası pratiktir.
Pratik, teoriye uymak zorunda değildir; onun kendi doğası vardır.
Ancak teori pratiğe uymak zorundadır.
Teori, pratikten çıkartılır ve yine pratikte sınanır.
Yaşanmamış bir pratiğin bilimsel teorisi olmaz.
MARX VE ENGELS 19.
YÜZYILIN KAPİTALİZM PRATİĞİNİ TEORİLEŞTİRDİ Marx ve Engels, 19. yüzyılda yaşadılar.
O çağın toplumsal pratiği kapitalizmdi.
O çağda kapitalizmin ilişkilerinin bilimsel açıklaması yapılabilir, teorisi kurulabilirdi.
Marx ve Engels, bunu yaptılar.
Daha önce Adam Smith ve Ricardo gibi büyük teorisyenler de kapitalizmi açıklamışlardı.
Marx, onlardan fazla olarak işgücünün değeri teorisini üretti, en önemlisi kapitalizmde devrim teorisini kurdu ve programını yaptı.
Kapitalizmin sermaye sınıfı ile işçi sınıfı arasındaki çelişmeleri proletarya iktidarıyla çözülecekti.
Marx, sosyalist toplumun bilimsel teorisini kuramazdı ve Tarihsel Materyalizmin kurucusu olarak böyle bir iddiası da olmadı.
Çünkü yaşanan bir sosyalizmi inşa pratiği yoktu.
Pratiği olmayınca, bilimsel bir teorisi de olamazdı.
Marx’ın sosyalizme ilişkin programı vardı, o kadar!
Bu nedenle Marx’tan ancak kapitalizmin teorisini öğrenebiliriz, bir de 19. yüzyılda devrim teorisini öğrenebiliriz.
LENİN 20.
YÜZYILIN EMPERYALİZM PRATİĞİNİ TEORİLEŞTİRDİ Marx’tan sonra kapitalizm yeni bir aşamaya girdi.
Kapitalizmin merkezlerinde biriken sermaye dünyanın diğer alanlarına silah zoruyla ihraç edildi.
Kapitalizmin bu yeni pratiğinin teorisini Hilferding Hobson ve Lenin gibi teorisyenler yaptılar.
Bu yeni ilişkiler bütününün adına emperyalizm dediler.
Lenin, diğerlerinden fazla olarak emperyalizm döneminin devrim teorisini kurdu.
Artık Marx dönemindeki gibi, devrim işçi sınıfı ile sermaye sınıfı arasındaki çelişmenin ürünü olmayacaktı.
Devrim odağı, kapitalizmin merkezlerinden çevre ülkelere kaymıştı.
Çünkü emperyalizm, çevre ülkelerden elde ettiği sömürüden pay vererek kendi ülkelerinin işçi sınıflarını yatıştırmıştı.
Bu durumda sistemin çelişmeleri, kapitalizmin merkezlerinden çevre ülkelere yığılmıştı.
Artık devrim, emperyalizm ile Ezilen Millet arasındaki çelişmenin ürünü olacaktı.
Devrim, “emperyalizmin zayıf halkasında” gerçekleşecekti.
Devrim odağı, artık Avrupa’dan Asya’ya, Batıdan Doğuya kaymıştı.
Bu pratiğe dayanarak Lenin, “İlerici Asya Gerici Avrupa” saptamasında bulundu.
Nitekim Lenin’in teorisi, dünya pratikleriyle doğrulandı. 20. yüzyıl devrimleri, kapitalizmin en geliştiği ülkelerde değil; Rusya, Türkiye, İran, Çin, Meksika, Kore, Cezayir, Küba, Vietnam, Laos, Kamboçya, Arap ülkeleri, Afrika ülkeleri, Nikaragua, Venezuela gibi kapitalizmin az geliştiği alanlarda oldu.
Lenin zamanında sosyalizmi kurmanın yeterli pratiği olmadı. 1917-1921 arasında Sovyet Devrimi, emperyalist askeri müdahaleye ve iç gericiliğe karşı savaştı; 1921’de NEP (Yeni Ekonomi Politik) adında kapitalizme yol veren geçici bir uygulamaya yöneldi.
Sovyetler Birliği, 1929 yılına kadar gerçekte bir Milli Demokratik Devrim pratiği yaşadı. 1929’dan sonra, kentlerin yiyecek sıkıntısı ve yaklaşan dünya savaşı tehlikesi nedeniyle “zamanından önce” tarımda kapitalizmi tasfiye ve kolektifleştirme pratiğine geçti.
Arkasından da dünya savaşı geldi ve vatan savunması öncelik aldı.
Yaşadığı dönemde sosyalizmi kurma pratiğinin yetersizliği nedeniyle Lenin’den sosyalizme ilişkin gelişmiş bir teori kalmadı, kalamazdı.
En önemlisi Lenin, Sovyetler Birliği’nde kapitalizme geri dönüş sürecini görmedi.
Stalin de görmedi.
O pratik yaşanmadan sosyalizmin kuruluşuna ilişkin gelişmiş bir teori üretilemezdi.
MAO ZEDUNG 20.
YÜZYIL SOSYALİZM PRATİĞİNİ TEORİLEŞTİRDİ Sosyalizmi kurma deneyimlerini Çin Devrimi’nin önderi Mao Zedung yaşadı.
Hem Çin’de Milli Demokratik Devrim’e ve sosyalizme geçişe önderlik etti; hem de Sovyetler Birliği’ndeki sosyalizm pratiğini inceledi ve teorileştirdi.
Mao, Sovyetler Birliği’nde 1960’ların eşiğinde başlayan sürecin yeterince berraklaşmasından sonra, 1960’lı yılların sonlarında, Sovyetler Birliği’nin kapitalizme geri dönüş pratiğine girdiğini saptadı ve tahlil etti.
Bu arada Çin Devrimi de sosyalizmi inşanın ilk basamaklarındaki çelişmeleri yaşıyordu.
İşte sosyalizme ilişkin teori bu pratiklerden üretildi.
Mao’nun teorisi Sovyet tecrübesiyle doğrulandı.
Yaşanan geri dönüş sürecinin sonunda bizzat Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin yöneticileri kapitalizme döndüklerini ilan ettiler.
Karşıdevrimin başında sözde “Komünist Partisi” yöneticileri vardı.
Mao, sosyalizmin kuruluşuna ilişkin teoriyi şöyle özetlemişti: Sosyalizm, kapitalizmden sınıfsız topluma uzanan bir geçiş sürecidir.
Bu süreçte sosyalizm ile kapitalizm, işçi sınıfı ile burjuvazi, Bilimsel Sosyalizm ile revizyonizm arasındaki çelişmeler varlığını sürdürür.
Üretim araçlarının mülkiyetinin esas olarak kolektifleştirilmesinden sonra da kapitalizme geri dönüş tehlikesi devam eder.
Bu tehlike artık eski, tasfiye edilen kapitalist mülk sahiplerinden değil, devlet ve parti içindeki kapitalist yolcular sınıfından gelir.
O nedenle sosyalizm döneminde de sınıf mücadelesi devam eder ve devrimi sürdürme görevi geçerlidir.
TARİHİN DIŞINDA ROZET SOSYALİSTLİĞİ Türkiye’de “Komünist”, “Marksist-Leninist”, “Sosyalist”, “İşçi” tabelaları taşıyan partiler ve gruplar var.
Bu örgüt ve grupların merâk etmedikleri ve incelemedikleri konular bulunuyor.
Örneğin: - Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelerin kapitalizme geri dönüş pratikleri. - Çin Devrimi’nin bütün dünyada “mucize” diye anılan sosyalizmi kurma tecrübeleri.
Bu konularda iki satırlık da olsa bir görüşleri var mı? - Yok!
Peki sosyalizm pratiklerine ilişkin yüzyıllık bir tecrübeden habersiz olarak hangi sosyalist devrimden söz ediyorlar?
Bu örgütlerde Sosyalizmin teorisi ve programı adına, yalnız 19. yüzyıldan kalan miras var.
Yaşadıkları ülke ise, Disneyland! “İşçi sınıfının” önüne, toplumun önünde olmayan çözümleri koyuyorlar.
Tarihin dışındalar.
Masallarda sosyalistlik yapıyorlar.
Çekiç Orak, bir tek rozetlerinde var, pratikleri sistemin izin alanı içinde.
Kendileri kapitalizmi karşı, ama kapitalist sınıf onlara karşı değil!
Sosyalizm marşları çalarak, kapitalizmin kucağında dans ediyorlar! 21. yüzyıldayız, arkadaşlarımız ise, 19. yüzyılda.
Temel sorunları, 19.
Yüzyıl Avrupası’nda hayâl kurmaları!
Dünya 20. yüzyılı da geçti, 21. yüzyılda!
Ama arkadaşlarımızın teorisi 19. yüzyılda! 19. yüzyıldan kalma proletarya-burjuvazi çelişmesi ekseninde tekerlemelerle siyaset yapıyorlar.
Tarihin dışında yaşanmıyor, ama rüya görülebilir.
Teorinin kaynağı, hayâller ve rüyalar değil, toplumsal pratiktir.
Teori Dergisi’nin Ocak sayısı, Bilimsel Sosyalizm’in insanlık pratiği içindeki gelişmesini üç başlıkta özetliyor: - Marx’tan 19. yüzyılın kapitalizmini öğrenebiliriz. - Lenin’den 20. yüzyıl kapitalizmini, emperyalizmi öğrenebiliriz. - Mao’dan sosyalizmin kuruluşuna ilişkin ilk deneyimlerin teorisini öğrenebiliriz.
KİTAP