Haber Detayı

Cemal Kaşıkçı kumpası kimi hedef aldı?
Metin akgerman aydinlik.com.tr
19/01/2026 13:24 (1 saat önce)

Cemal Kaşıkçı kumpası kimi hedef aldı?

Cemal Kaşıkçı kumpası kimi hedef aldı?

Cemal Kaşıkçı ( ing: Jamal Khashoggi) olayını hatırlarsınız.

Bu zat, ne kadar gazeteci, ne kadar istihbaratçı biraz meçhul.

Kendisi 2018’de İstanbul’da Suudi Arabistan konsolosluğunda öldürülüyor.

Önce bu işin ihalesi Türkiye’ye ve Tayyip Erdoğan’a (RTE) bırakılmak isteniyor çünkü kamera görüntülerine göre konsolosluktan çıkan Kaşıkçı, bir yerlere gidiyor ve kayboluyor.

Derken ortaya bir ses kaydı çıkıyor.

Türkiye bu işten sıyrılıyor.

Bu sefer oklar Suudi veliaht prensi Muhammed Bin Selman’a (MBS) yönleniyor.

Konsolosluk içinden alınan ses kayıtlarına göre Kaşıkçı’nın öldürülme anının ve parçalanma anının ses kayıtları mevcut.

Konsolosluktan çıkan kişinin ise Kaşıkçı’nın kıyafetlerini giymiş bir dublör olduğu belirleniyor.

Konsolosluğa cinayet için Suudi Arabistan’dan gelen ekibin havalimanı tarayıcı cihazlarına sokulan çantalarında kesici aletler belirleniyor.

MÜKEMMEL BİR CİNAYET AYDINLATMASI Hepimiz hatırlıyoruz değil mi bu olayları?

Gelin kendimizi bu sahneden bir an çekelim ve biraz eleştirel düşünme kaslarımızı çalıştıralım.

Bu nasıl bir mükemmel cinayet dosyasıdır ya Rabbi?

Ben bu yaşıma geldim, bu ülkede bu kadar mükemmel, kılçıksız %100 çözülmüş cinayet dosyası hatırlamıyorum.

Yani o kadar mükemmel ki insanın aklına bir an dahi başka bir durumdan şüphelenmek gelmiyor.

Her şey kabak gibi ortada.

MBS’nin güvenlik ekibi ile de ilintili olan kişilerin bulunduğu katil ekip, kesici aletler ile Suudi Arabistan’dan gelmiş, Kaşıkçı’yı kesmişler, ses kayıtları ortada, sonrasında kıyafetleri birisine giydirilmiş, İstanbul turu atılmış ve katil ekip ülkesine dönmüş.

Bu cinayeti bu kadar mükemmel her detayıyla çözen kahramanlar kimler?

Anlaşıldığı üzere bizim Milli İstihbarat Teşkilatımız.

Nasıl?

Şapka çıkartıyor muyuz?

Elbette çıkartıyoruz.

Ses kayıtlarından, kamera kayıtlarına kadar çatır çatır dünya âleme, ülke başkanlarına kanıtları ile servis edildi değil mi?

Bravissimo… Peki madem bu dosya mükemmel şekilde çözülmüş ve kapanmış neden hâlâ kaşıntı var?

Yani bir şeyler oturmuyor… Rahatsızlık veren bir his var… yok mu?

Bu ülkede bana bu kadar mükemmel çözülmüş bir cinayet dosyası hatırlatır mısınız?

Hangisi çözüldü?

Uğur Mumcu?

Hrant Dink?

Turgut Özal?

Atlas Jet vakası?

Susurluk vakası?

Çetin Emeç?

Kışlalı?

Üzeyir Garih?

Adnan Kahveci?

Hangisi?

Bunların hiçbiri adam gibi çözülmedi.

Çözülemedi demiyorum, hepimiz biliyoruz çözülebilirdi ama çözülmediler.

Ama 2018’e geliyoruz, buyurun size mükemmel çözülen bir cinayet dosyası… İşte MİT sahnede… Bakın işte böyle çözülür cinayet dosyası.

Nasıl?

Peki bu içimizi gıdıklayan hissiyat nedir?

Bu mükemmelliğin içinde bir kılçık var, bulamıyoruz… nedir bu?

MBS gibi iktidara yeni gelmiş, rüştünü ispat etmek isteyen, Suudi Arabistan’ı değiştirmeye kararlı olan, hatta Suudi Arabistan’ın Atatürk’ü olma iddiasındaki bir prens, neden bu kadar riskli bir cinayet planlarına girsin?

Yani bir gazeteciyi Türkiye’de öldürmenin ve bu işten temizce sıyrılmanın bundan daha kolay belki 100 tane yolu vardır, neden konsolosluk içinde bu kadar riskli bir operasyon düzenletsin?

Varsayalım MBS bu işi düzenletti.

Cinayet için gönderilen ekip, cinayet aletleri ile havalimanı tarayıcısından geçirilir mi?

Yani nasıl bir zekâ böyle ayan beyan ortada delil bırakır?

Hem girişte hem çıkışta.

Yani Türkiye’de en çömez mafya grubunun stajyerine bu işi versen böyle bir amatörlük yapmaz.

Dünya cinayetler tarihinde var mıdır böyle bir durum?

MBS neden 2018 yılında RTE’yi hedef alsın?

Yani “Cemal Kaşıkçı’yı RTE öldürttü, veya Türk gizli servisi öldürdü” gibi bir kumpastan ne çıkabilir?

Hadi varsayalım kumpas başarılı oldu, ihale RTE’ye kaldı ve Türkiye’de iktidar değişti.

CHP iktidara geldi veya AKP içinden başka lider çıktı.

Ne olacak yani Suudi Arabistan’a bu durumun faydası ne?

Bu kadar riskli bir kumpasa girmeye değer mi?

Türkiye’de iktidarın değişmesini en çok isteyen ülke Suudi Arabistan mı?

Bandı ileri saralım.

Kaşıkçı öldürüldü, MBS muazzam bir uluslararası baskı altına alındı, tahtını koruyabilecek mi? koruyamayacak mı? belirsiz.

Derken hemen sonraki ay, Arjantin’de ülke liderlerinin katılacağı G-20 zirvesi var.

MBS katılacak mı acaba?

Derken evet, MBS katılıyor.

Acaba liderler MBS’ye nasıl davranacak?

İşte Putin… MBS’nin yanına geliyor, sıcak şekilde elini sıkıyor, gülümsüyor ve konuşuyor… Neler oluyor?

Nasıl Rusya Federasyonu başkanı, bir uluslararası gazetecinin vahşice katli emrini veren bir Arap Kral ile aleni şekilde samimi pozlar verir?

Onun zedelenmiş meşruiyetini açıkça destekler?

Suudi Arabistan geleneksel olarak, kuruluşundan beri ABD güdümünde bir ülkeydi.

Neredeyse ABD sömürgesiydi diyebiliriz.

İşte sahnede Putin ve MBS’yi görüyoruz… Neler oluyor?

Olayları anlamlandırabilen beri gelsin!

Şimdi yavaş yavaş “Evreka” anına doğru ilerliyoruz, hazır mısınız?

EPSTEİN SAHNEDE Jeffrey Epstein malum ABD’de önemli bir dosya.

Kendisinin MOSSAD için çalışan, dünya liderlerine, teknoloji şirketi başkanlarına, kamuoyunu etkileyebilen insanlara çocuk pazarlayan, seks videolarını çekip şantaj yapan bir birimin başı olduğu ortaya çıkmış durumda.

Bu kapsamda parti parti e-mailleri de ortalara dökülüyor.

Kaşıkçı cinayetinden hemen sonra, 16 Kasım 2018’de Epstein, avukatı Reid Weingarten’a yazdığı cevap e-mailinde şunları yazar: Evet, 1) kimse Türkler o ses kayıtlarını nasıl buldular diye sormuyor. 2) senin için: Steve diyor ki Cumhuriyetçiler Trump’ın gitmesini istiyorlar.

O artık bir yükümlülük.

Epstein’in tüm belgelerini tabii adam gibi yayınlamıyorlar, böyle bölük pörçük seçmece dokümanlar yayınlanıyor ama kritik nokta bence de bu ses kayıtları.

Bunlar muhtemelen cinayet sırasında ortamdaki cep telefonlarından elde edilen ses kayıtları.

CIA ve MOSSAD’in zaten tüm telefonları dinleme teknolojisine sahip olduğunu ve çok muhtemelen o telefonları cinayet anında muhtemelen canlı olarak dinlemekte olduklarını biliyoruz.

O dönemde İsrail’in Pegasus yazılımı ile bir çok ülkeye bu becerinin satıldığı da biliniyor.

MİT’te bu beceri o dönemde var mıydı ve hatta bugün var mı?

Pek emin değilim.

Epstein’in mesajında dolaylı olarak verdiği mesaj bence bu ses kayıtlarının CIA veya MOSSAD tarafından MİT’e verilmiş olması durumu.

Çünkü bu durum, bizim tüm bu cinayet dosyasını anlamlandırmamızı nihayet sağlıyor.

Bu ses kayıtları Türkiye’ye verilmeseydi, bu iş Türkiye’nin kucağına kalacaktı ama veriliyor ve MBS’nin ipi çekiliyor.

Bu ne demek?

Bu demek ki, tüm bu cinayet kumpasının asıl hedefi hiçbir zaman Türkiye veya RTE olmadı.

Baştan beri kumpasın hedefi ve tüm kurgusu, yeni iktidara geçmiş olan MBS idi.

NEDEN KAŞIKÇI FEDA EDİLDİ?

Peki neden?

Neden ABD (ve muhtemelen İsrail), MBS’ye kumpas kurdular?

Çıkarları neydi?

Neden kendi adamları olan Cemal Kaşıkçı’yı feda ettiler?

Bu hipotezi savunabilir miyiz?

MBS Suudi Arabistan taht mücadelesi içinde ABD’nin desteklediği adayı eledi ve başa geldi.

Yine ABD için kullanışlı bir enstrüman olan ve İran’ı hedef alan Müslüman Kardeşler ekolüne mesafeli davrandı, mollaları geri plana itti ve gerçekten ülkeyi reforme etti ve etmekte.

Halk tarafından da seviliyor.

Anlaşılan MBS’nin iktidara gelmesinin ABD (ve İsrail?) çıkarlarına aykırı olduğu tespiti yapılmış olmalı ki MBS’yi devirmek için böyle bir kumpas kurulsun.

Peki neden Cemal Kaşıkçı feda edildi?

Cemal Kaşıkçı malum ABD derin devleti ile tee 70’lerden beri beraber çalışmaktaydı. 70’lerde Sovyetlere karşı hazırlanan Müslüman Kardeşler hareketleri, Afganistan operasyonları, hepsinin içindeydi.

Sonrasında Osama Bin Ladin ile defalarca görüşmeler yaptı. 2001 New York saldırıları kumpasının da muhtemelen ne olduğunu en iyi bilen ekibin merkezindeydi.

Derken yıllar geçti.

Kaşıkçı artık sadece Washington Post’ta yazan ve yine derin devlet için çalışan bir enstrüman haline geldi ve gittikçe bir yükümlülük haline geldi.

Neden yükümlülük haline gelmiş olabilir?

Çünkü hem derin devletin sırlarını biliyordu hem de yaşı 60’a dayanmışken özel hayatında saçma sapan işler yapmaya başlamıştı.

Misal 2018’de Türkiye’de konferansta bir kadın ile tanışıp evlenmeye karar veriyor, 2 ay sonra gidip ABD’de bir hostes ile imam nikâhı kılıyor, sonra iki ay geçiyor gene Türkiye’deki sevgilisi ile evlenmek için konsolosluğa evrak almaya geliyor filan… Neymiş, bundan sonra Türkiye’de yeni karısı ile yaşayacakmış.

Sizce Virginia’da CIA merkezinin dibinde ve yakın kontrolünde yaşarken birden Türkiye’ye taşınma kararı alan bu tavırdaki kritik bir istihbarat görevlisi gazeteci, bir yükümlülük haline gelmemiş midir?

Elbette gelmiştir.

Dolayısıyla gayet uygun bir operasyon oldu denebilir.

Hem Kaşıkçı iyice saçmalayıp yastık sohbeti sırasında derin devletin sırlarını ifşa etmeden ortadan kalktı hem de Suudi Arabistan’ı ABD’nin kontrolünden çıkarmakta olan bir lider siyaseten silinmek istendi.

OBAMA’NIN EKİBİ SAHNEDE!

Gel gör ki, operasyon MBS’nin imajını sarstı ama Putin’in de desteği ile MBS iktidarda kaldı.

Tüm bu kumpasları kuran Obama ekibiydi yani bize de 15 Temmuz kumpasını kuran ekipti ama Obama’nın iplerini tuttuğu Biden dönemi sonrasında MBS Trump ile yakınlaştı ve ilişkileri toparladı.

Zaten Trump’ın gelmesi ile Türkiye’de benzer şekilde Obama-Biden ekibinden gelen tehditlerden kısmen kurtuldu ve Trump Amerika’sı ile yakınlaştı.

Obama’nın 2012’de RTE ile telefon görüşmesi haberini basına bir elde telefon, bir elde beyzbol sopası şeklinde servis ettiğini de hatırlayalım.

Bugüne geldiğimizde artık Obama dönemindeki kumpasların düzenlenmesi eskisi kadar kolay değil çünkü iktidarda Trump var.

Hem Türkiye’de RTE, hem Suudi Arabistan’da MBS benzer şekilde tehditleri savuşturmayı başardılar ve son dönemde gayet iyi ve yakın ilişkilerin kurulması mümkün oldu.

Muhtemelen Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşma öngörülebilir gelecekte güçlenmeye devam edecek.

Eğer RTE’ye 15 Temmuz ile yapılan, MBS’ye Kaşıkçı cinayeti ile yapılan kumpaslar rejim değişikliği ile sonuçlanıp Amerikancıları iktidara getirseydi bugün İran’a yapılan savaş tehditlerinde Türkiye ve Suudi Arabistan, İran’a karşı savaşa sürülecek birinci cephe ülkeleri olacaklardı.

Ama bugün tam tersi durumu görüyoruz.

Hem Suudi Arabistan hem de Türkiye bu saldırıya kırmızı ışık yakmaktalar.

Bize cinayet ile ilgili anlatılan resmi senaryonun tutarsız olduğunu başka nereden anlıyoruz? 2 Ekim’de cinayet işleniyor.

Resmi senaryoya göre MİT önceden konsolosluğu böceklemiş ve dinliyor.

Yani resmi senaryoya göre ortam dinlemesi cep telefonlarından değil, MİT’in ortama önceden yerleştirdiği böcekler ile yapılıyor.

Bu iş size inandırıcı geliyor mu?

Suudi Arabistan’dan bir düzine uzman cinayet ekibi gelmiş içlerinde Adli tıp/bilim (forensic) uzmanı dahi var, ve bunlar cinayet ortamındaki dinleme böceklerini bulamıyorlar.

Buna kim inanır?

Ayrıca ne zamandan beri MİT yabancı konsolosluklara böcekler yerleştirip dinliyor ve bunları kimse bulup şikâyetçi olmuyor?

Bu durum gerçekçi deği.

Bu olayları anlamlandırmak için gelin Suudi Arabistan içinde, Amerikancı taraf ile MBS tarafının taht mücadelesini bazı tarihleri belirterek hatırlayalım: TARİHÇE: 2015 Nisan: Kral Salman, veliaht prens olarak Muhammed Bin Nayef (MBN) atar ve kuzeni MBS’yi yardımcısı yapar.

MBN güvenlik konularında uzmandır, uzun yıllar içişleri bakanlığı ve kontr-terör işlerinin başkanlığını yapmıştır.

ABD’nin yakın müttefikidir.

Erken dönem formasyonunu FBI ve Scotland Yard’da yapmıştır.

Dönemin CIA başkanı George Tenet kendisini ajansın en değerli arabulucusu olarak tanımlamıştır.

Defalarca Usame Bin Ladin ile görüşmüştür. 9/11 saldırıları sonrasında Tenet ilk iş Riyad’a MBN ile koordinasyona gitmiştir.

Daha sonra CIA’nin en üst seviye madalyalarından olan George Tenet madalyası kendisine verilecektir. 2016 Ocak: Suudi Arabistan, Şii Din adamı Nimr-al Nimr’in de içinde olduğu 48 kişiyi terör suçlaması ile idam eder.

İran ile ilişkiler tepetaklak hale gelir.

İran’da halk ayaklanır.

Suudi diplomatik misyonlarına saldırı olur.

İlişkiler 7 sene boyunca sıfırlanır. 2017 Ocak: Trump, Obama’nın yerine başkan olur. 2017 Mayıs: Trump ilk yurtdışı ziyaretini Riyad’a yapar.

Ziyareti şerefine büyük bir zirve düzenlenir, hem ikili hem diğer Arap liderleri ile görüşmeler yapılır.

Obama döneminin aksine, Trump döneminde S.A. ile ilişkilerin gayet iyi olacağının sinyali verilir. 2017 30 Mayıs: MBS, Savunma bakanlığından sorumlu Prens sıfatıyla Moskova’yı ziyaret eder, Putin ile görüşür. 2017 Haziran: Kral Salman, Amerika’nın (Obama, Bush, Clinton dönemleri) müttefiki olan MBN’yi veliaht prenslikten alır ve yerine MBS’yi getirir. (Acaba Trump veya Putin’in bu yönde bir telkini olmuş olabilir mi? -MA) 2017 Haziran: Suudi Arabistan’ın öncülüğünde bir çok Arap ülkesi Katar’a abluka uygular.

Hava sahası, ticaret limanları kapatılır.

Ültimatom verilir.

Katar’ın Müslüman Kardeşler’e verdiği desteği kesmesi, İran ile ilişki seviyesini azaltması, Türkiye’nin askeri üslerini kapatması, Al Jazeera TV’yi kapatması istenir.

Türkiye ve İran, Katar’ın yanında sağlam şekilde dururlar ve bu sayede Katar vaziyeti atlatır. 2020’de Biden’ın ABD’de başkan seçilmesi ile S.A.

Katar ambargolarını kaldıracaktır. 2017 Haziran-Eylül: Cemal Kaşıkçı, MBS’nin iktidara gelmesinden hoşlanmamış olmalı ki ailesini S.A.’da bırakarak ABD’ye kaçar.

CIA’nin de merkezi olan McLean/Virginia’ya kendisi yerleştirilir.

Kendisine Washington Post’da “Global Opinions” kısmında bir köşe ayarlanır ve derhal ‘baskıcı’ Suudi Arabistan’dan neden kaçtığını açıklamak ile ilgili yazılara başlar.

MBS karşıtı karşı yazılar yazmaya devam eder. 2017 Ekim: Tarihte ilk defa bir Suudi Arabistan kralı, Moskova’yı ziyaret eder, Putin ile görüşür.

Silah ve enerji anlaşmaları imzalanır. 2017 Kasım: MBS Kraliyet aile çevresinde büyük bir yolsuzluk operasyonu yapar ve düzinelerce prens ve işadamını Ritz Carlton otelinde zorunlu misafir eder.

Bu kişilerden önemli miktarda varlık devlete geçirilir.

Suud halkı operasyonu genel olarak destekler.

MBS iktidarını rakip kraliyet ailesi üyelerine karşı güçlendirmiştir.

MBN pasifize edilmiştir. 2018 Mayıs: Cemal Kaşıkçı (59), İstanbul’da bir konferansta Hatice ile tanışır ve evlenmeye karar verirler.

Bir ay sonra, Haziran ayında, Cemal, ABD’de Mısırlı hostes Hanan ile imam nikâhı kıyar.

Hatice’ye söylemez.

Sonra Hatice ile de evlenme işlemleri için Türkiye’ye döner. 2018 Temmuz: Cemal, ‘Suriye’yi bölmenin zamanı geldi’ başlıklı yazısını yazar.

Genelde Cemal’in yazıları Suriye’de Esad yönetimini ve İran’ı hedef almaktadır. 2018 Ekim: İstanbul’da Cemal Kaşıkçı cinayeti (veya kumpası) işlenir.

Sonucunda MBS büyük uluslararası baskı altına alınır ama iktidarını korur.

CIA, cinayetin MBS tarafından bizzat verilen talimat ile yapıldığını açıklar.

Trump ise yaptığı açıklamalar ile MBS’yi korur.

Belli ki Obama döneminden kalan CIA yönetimi, Trump’ın altını oymaya çalışmaktadır. 2018 Kasım: Arjantin’deki G-20 zirvesine MBS katılır.

Çoğu lider MBS ile aynı karede poz vermemek için kaçışırken Putin, MBS’nin yanına gelir, sanki eski lise arkadaşını görmüşçesine, gülüp şakalaşarak konuşurlar, ‘çak’ yaparlar.

Putin, MBS’ye kritik bir zamanda kameralar önünde güçlü diplomatik destek vermiştir.

Muhtemelen Putin, Kaşıkçı cinayetinin arkasındaki motivasyonu bilmektedir.

Birkaç ay sonra Putin, Riyad’ı ziyaret eder. 2021 Ocak: Joe Biden Trump’ın yerine başkan olur.

Akıl sağlığı yerinde olmadığından işleri arka planda yine Obama yönetmektedir.

Trump seçim hilesi yapıldığını ve kazandığı seçimlerin kendisinden çalındığını iddia eder.

Biden döneminde S.A. ile ilişki seviyesi kötü devam eder.

ABD basını tarafından S.A. petrol fiyatlarını Rusya ile beraber yönetmek ve yüksek tutmak ile suçlanır. 2023 Mart: Çin’in arabuluculuğunda İran ve Suudi Arabistan barışır. 7 senedir ilişkiler buzdolabındadır.

Kademeli olarak ilişkiler düzelir, karşılıklı diplomatik ziyaretler yapılır.

Suudi Arabistan Biden döneminde ABD’den iyice kopar ve Asya’ya yanaşır.

Başta Çin olmak üzere petrolünün %70 kadarını Asya ülkelerine satar hale gelir.

ABD müşterileri arasında ilk 5’te dahi değildir. 2024 Aralık: Suriye Cumhurbaşkanı Esad, Türkiye, ABD, İsrail, İngiltere ve NATO’nun yıllar süren çabaları sonucunda nihayet devrilir.

Muhtemelen Trump koltuğa oturmadan operasyonun tamamlanması istendi.

Esad’ın düşmesinin ardından İsrail, Suriye’nin bütün askeri tesislerini bombalar ve imha eder.

Güneydeki işgalini genişletir. 2025 Ocak: Trump ABD başkanı olur. 2024’de iki adet suikast girişimini atlatmıştır.

S.A. ile ve MBS ile ilişkiler tekrardan üst seviyeye çıkar.

Trump bütün ekibi ile S.A.’ya ticaret çıkartması yapar.

Elon Musk, Sam Altman, Larry Fink, Andy Jassy vs… Başta uçak ve silah olmak üzere 600 milyar dolarlık sipariş taahhüdü verilir.

Yazılı tarihin en büyük silah siparişi verilir.

SONUÇ Yani tüm bu mücadele temel olarak Suudi Arabistan’ın hangi prens tarafından yönetileceği konusuna kilitleniyor.

Açıkça görüldüğü üzere, MBS’nin Suudi Arabistan’ın fiili yöneticisi olması bir kırılma noktası oluşturmuş ve sürekli Suudi Arabistan ile İran’ı kafa kafaya tokuşturan ABD politikalarının sonunu getirmiş.

MBS’in veliaht prens olması ve ABD’nin S.A. politikalarını belirleme gücünü kaybetmesinden kısa süre sonra Cemal Kaşıkçı kumpasının düzenlenmesi ve MBS’nin bu işten sorumlu tutulması bu anlamda gayet anlamlıdır ve bütün sorularımıza da cevap verebilen bir senaryodur.

MBS’nin muhalif gazetecileri yurtdışındaki konsolosluklarda öldürme emrini vermesi hiçbir şekilde açıklanabilir, rasyonel bir olay değildir.

Bu cinayetin işlenme şeklinden anlıyoruz ki, her türlü iz bırakılmış ve olayın kolayca MBS’ye bağlanması için gerekli hazırlıklar önceden yapılmış.

GELECEK Suudi Arabistan, yıllarca, belki 1950’lerden beri yakın olarak ABD kontrolünde bir ülke olarak kaldı ve ABD bu ülkenin her türlü kaynağından, etinden, sütünden ve en çok da İslam toplulukları üzerindeki etkisinden faydalandı.

Türkiye’de de özellikle Özal’lı yıllarda ve bugünlere kadar uzanacak şekilde bunun büyük etkilerini yaşadık.

Uğur Mumcu’nun Rabıta kitabını okumayan varsa, okumalıdır.

MBS ile beraber Suudi Arabistan’da bir kırılma yaşanmış ve bugün bu durum daha çok görünür durumdadır.

Bu durumun geriye dönüşü de beklenmemelidir çünkü artık ABD, Suudi Arabistan için önemli bir müşteri dahi değildir.

Yıllarca olduğu gibi artık Suudların liderliğinde İran’a karşı bir ‘Müslüman ülke koalisyonu’ olmayacaktır.

O devir kapandı.

Aksine bundan sonra Müslüman ülkeler ile İran arasında daha yakın iş birliği göreceğiz.

Benzer şekilde Müslüman dünyası, Rusya ve Çin ile de daha yakın ilişkiler kuracaktır, bunun da sinyallerini yıllardır Suudi Arabistan’da gözlemliyoruz.

Suudi Arabistan’daki bu tarihi dönüşüm, Türkiye için muazzam yeni fırsatları barındırmaktadır.

Jeopolitik çıkarlarımız büyük ölçüde paralel hale gelmiştir.

Türkiye başta Somali olmak üzere bölgedeki politikalarında S.A.’yı artık bir müttefik olarak görebilir.

Turizm, ticaret, enerji ve savunmada iş birliklerini hızla ilerletmek faydalı olacaktır.

Yemen’in ulusal birlik ve bütünlük içinde hızla iç barışa ve refaha kavuşabileceği politikaların uygulanmasında beraber çalışmak mümkündür.

Not: 1) Kaşıkçı’yı öldüren ekibin içindeki dört kişi Obama döneminde lisans verilerek yetkilendirilen bir güvenlik firmasından 2014 yılında, ABD’de paramiliter askeri eğitim almışlar. 2) Cinayete karışan ekip Suudi Arabistan’da yargılandı ve cezalandırıldılar. 3) Suudi Arabistan’ın bugüne kadar değişmeyen tutumu şudur: Bu cinayet emri MBS’den gelmedi.

Bağımsız hareket eden bir klikten geldi.

MBS kendi döneminde olan bir olay olduğu için sorumluluğu kabul ediyor ancak emri verdiğini kabul etmiyor.

İlgili Sitenin Haberleri