Haber Detayı
Yetimler ordusu
Dünyaya adalet, demokrasi, insan hakları, hukuk dersi veren Batı'nın tamamı yeryüzünü kana boğan canilerin ta kendileridir. İnsan haklarını savunulduğu kavramları kendi ülkelerinde uyguluyor gözüküp, aslında güçsüz ülkelerde kan tarlaları ve sömürü üzerinden refahı ve zenginliği yurtlarına taşıyan barbarlardır….
Dünyaya adalet, demokrasi, insan hakları, hukuk dersi veren Batı'nın tamamı yeryüzünü kana boğan canilerin ta kendileridir.
İnsan haklarını savunulduğu kavramları kendi ülkelerinde uyguluyor gözüküp, aslında güçsüz ülkelerde kan tarlaları ve sömürü üzerinden refahı ve zenginliği yurtlarına taşıyan barbarlardır.
Kendi zenginliklerini sağlarken zayıf ülkelerde milyonlarca insanı acımasızca öldürmüşlerdir.
Hatta kadınları, çocukları, bebekleri dahi katlederek insan yerine dahi koymayacak kadar barbardırlar.
İnsanları sadece silahla öldürmediler.
İşgal ettikleri ülkelerde fitneler çıkararak birbirlerine kırdılar.
Sadece elmas yataklarıyla ünlü Ruanda'da bir ayda 800 bin kişinin birbirini palalarla doğramasını sağlayacak fitne oluşturdular.
Zayıf güçsüz ülkelerde sömürü düzenlerini kurarken halklar üzerinde deneyler yaparak dahi 'Bilimsel çalışma adı' altında milyonların ölümüne yol açtılar.
Bir de utanmadan 'Bunu insanlık adına yaptık' dediler.
İngiltere işgaline uğrayan Hindistan'da meşhur bir Bengal kıtlığı var.
Tam 3 milyon kişi bu kıtlıkta hayatını kaybetti.
Bilimsel çalışmalar kılıfı altında 'Kuraklık ve yüksek hava sıcaklıları' diyerek kamuoyuna yutturdular.
Yazar Madhusree Muerjee bir kitap yazdı.
Dönemin İngiltere Başbakanı Churchill'in kararlarının 1943 kıtlığına etkili olduğuna yer verdi satırlarında.
Muerjee'nin 'Churchill'in Gizli Savaşı' adlı kitabında 'İngiltere'nin Başbakanı savaş dönemi Hindistan'a buğday vermeyi bırakan yüz binlerce ton tahılımızı ülkesine kaçırdı' diyordu.
Yani 'Aslında ekmeğimizi çaldı, 3 milyon insanımızı açlıktan öldürdü' diyordu.
CNN de 2019'da Amerikalı ve Hindistanlı araştırmacıların yürüttüğü bir çalışmayı haber yapıyordu.
Haberde 'Araştırma sonuçları gösteriyor ki 3 milyon kişinin ölümü kuraklıktan değil.
İngiltere Başbakanı'nın sorumsuz politikalarından' deniyordu.
Yani ekmek hırsızlığı ile 3 milyonluk katliam vurgulanıyordu.
Açlıktan ölen milyonların içinde çocuklar, bebekler de vardı.
Milyonlarca çocuk da yetim kalmıştı. '3.Dünya ülkelerinin insanları öldürülebilir.
Bunda ne var yahu' diyen Batı Başbakanları bile gördük.
Bugün bile Gazze'de 70 bin kadın, çocuk, bebek katledildi.
Onbinlerce çocuk YETİM bırakıldı.
Abluka uygulanarak buz gibi soğukta şu anda bile çocukların dahi açlıktan ölmesine çalışan bir zalimler ordusu var.
Bir ekmeği bile çok görenlerin içlerinde kaç çocuk öldürdüğünü gururla anlatan ve savunan videolar çekip sosyal medyada yayınlayan insanlıktan çıkmış askerleri var onların.
Yetimler ordusunun ahı balyoz gibi inecek bu barbarlara.
O yüzden öfke dalgalarını üzerlerine çekerek aslında kendi ayaklarına sıkan birer zalim oluyorlar.
O yüzden mazlumların her daim yanına koşan, yetimleri kucaklayan, ekmeğini paylaşmak için çırpınan bir Türkiye'ye karşı sevgi dağları göklere yükseliyor artık.
Çocuk katili Barbar İsrail'in kucağına oturarak Suriye'yi bölmeye çalışan ve petrol sahalarına konarak tüm ülkenin, savaştan bitap düşmüş halkın, yetimlerin ekmeğini çalmaya çalışan Suriye PKK'sının hiç kazanma şansı olabilir mi?
Onlara YETİMLER'in duaları yetecek.
Bir Türk Subayı Suriye'de yaşadığı bakın nasıl anlatıyor; '- Suriye'de operasyondayız.
Bir çocuk koşa koşa yanıma geldi.
Arkasından çağıran dedesi ve nenesine aldırmaksızın.
Diz çöktüm, sıkıca sarıldım.
Bir şeyler söylemeye başladı.
Sonra, ellerini açıp: - Muhammed!
Sallallahü Aleyhi Vesellem!
Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem diyordu.
Ben ise söylediklerinden hiçbir şey anlamıyordum.
Defalarca kez aynı cümleyi kurdu.
Gözlerinden yaş akıyordu ama mutluydu.
Geriye döndüm: - Asker, aranızda bu çocuğun ne söylediğini anlayabilecek olan var mı diye sordum. - Var komutanım dedi bir asker.
Koşarak yanıma geldi.
Çocukla konuştu, ona heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatıyordu YETİM.
Merakla dinliyordum.
Konuşması bitince, asker bana doğru döndü.
Gözlerinden yaşlar akıyordu. - Ne oldu asker?
Ne söylüyor bu çocuk dedim. - Komutanım, çocuk annesini, babasını ve 2 abisini de hava saldırısında kaybetmiş.
Sonra her gün dua etmiş.
Bir sürü dua ettim diyor çocuk.
Sonra bir gün rüyasında Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem'i görmüş.
Ona doğru bakarak: 'Sil gözyaşlarını çocuk, ORDUMLA birlikte geleceğim.' demiş.
İşte bu çocuk o gün bugündür hep bizi bekliyormuş komutanım. - YETİM ÇOCUK diyor ki, evimizde çayımız ekmeğimiz var.
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem'e söyleyin, bize de gelsin!
Oturdum...
Ağladım...'