Haber Detayı
Fin elçiden mutluluğun dört sırrı
Son sekiz yıldır dünyanın en mutlu ülkesi seçilen Finlandiya'nın Ankara Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hamalainen, 'mutluluğun sırrını' NEFES'le paylaştı: Küçük şeyler, eşitlik, otoriteye güven ve sauna...
Haşim KILIÇ / NEFESÜlkesinin son sekiz yıldır dünyanın en mutlu ülkesi seçildiğini ifade eden Finlandiya Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hamalainen, Finlandiya’daki mutluluğun birkaç nedeni olduğunu söylüyor.Hamalainen, küçük şeylerle mutlu olabilmenin önemli olduğunu belirterek, bunun yanı sıra insanların kurumlara ve otoriteye duyduğu güvenin de çok önemli olduğunu ifade etti.
Büyükelçi Hamalainen, “Bir refah devleti var.
Eğitim seviyesi yüksek.
Toplumda eşitlik var.
Bunların her biri tek başına küçük şeyler olarak adlandırılamaz, ama tüm bu farklı unsurlar bir araya geldiğinde, sanırım bize bu mutluluk duygusunu getiriyor.
Ama bunun yanında bir de çok önemli bir şey var: sauna.
Çünkü saunada Finler rahatlar, yıkanırlar, güzel sohbetler ederler ve sadece saunaya gitmenin keyfini çıkarırlar.
Ve sauna toplumumuzun tam merkezinde yer alır” dedi.Yaklaşık iki buçuk yıldır Ankara’da görev yapan Finlandiya Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hamalainen, iki ülke arasında başta ticaret ve savunma sanayi olmak üzere üst düzey bir iş birliği olduğuna değindi.
Karşılıklı ziyaretlerle diyaloğun en üst seviyede sürdüğüne dikkati çeken Hamalainen, büyükelçi olarak en büyük önceliğinin ticaret hacmini artırmak olduğunu vurguladı.TİCARİ İLİŞKİLERHamalainen iki ülkenin ticari ilişkileri ile ilgili olarak şunları söyledi:- Finlandiya ile Türkiye arasındaki ticaret oranının oldukça yüksek olduğunu görüyoruz.
Ancak daha fazlası için alan var ve bunu çok iyi biliyoruz.
Türkiye çelik sektöründe, inşaat alanında ve benzeri alanlarda çok güçlü bir aktör.
Özellikle bu sektörlerde ama aynı zamanda diğer sektörlerde de iş birliği yapmayı arzu ediyoruz.
Nitekim yakın zamanda savunma sanayinde de bir iş birliğine başladık.
Dolayısıyla ticaret alanında gerçekten çok geniş bir imkanlar yelpazesi olduğunu düşünüyorum ve ticari ilişkilerimizi geliştirmek için yoğun bir şekilde çalışıyorum.
Bizim açımızdan bir zirve noktası vardı.
Bu 2023 yılıydı ve ticaret hacmimiz 2,4 milyar avroydu.
Biraz gerileme yaşandı ancak potansiyelin hala mevcut olduğunu görüyoruz ve bu yıl rakamların gerçekten yeniden yükselmesini umuyoruz.
Bunun için çalışıyoruz.AVRUPA’NIN GÜVENLİĞİ KONUSUNDA TÜRKİYE’NİN ROLÜTürkiye’nin Avrupa’nın güvenliği konusunda önemli bir role sahip olduğuna belirten Hamalainen, “Bunu herkes görebiliyor ve sanıyorum herkes şunu kabul ediyor ki Türkiye bir NATO üyesi olarak güney kanadında çok büyük bir rol üstlenirken, Finlandiya da kuzey kanadında Rusya ile en uzun sınıra sahip ülke konumunda bulunuyor.
Güvenlik meselelerinin artık her ülke için, özellikle de Avrupa’da, son derece önemli hale geldiğini görüyoruz.
Bu tabloda Türkiye kesinlikle bu iş birliğinin bir parçasıdır” dedi.'BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE'İki ülke halklarının birbirinden öğreneceği çok şey olduğuna değinen büyükelçi, Türklerin Finlandiya hakkında bildiklerinin, Finlerin Türkiye hakkında bildiklerinden fazla olduğunu ifade etti.
Bunun nedeninin ‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ kitabı olduğunu dile getiren büyükelçi Hamalainen, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu kitabı mutlaka okutulması gereken kitaplar arasına alması ile ilgili olarak şöyle konuştu:- Gerçekten söylemeliyim ki Atatürk’ün bu kitabı Türkiye için bu kadar temel ve bu kadar önemli gördüğünü öğrendiğimde çok şaşırdım.
Buna büyük saygı duyuyorum.
Yani bu gerçekten harika bir şey.
Kitabı okuduğumda, biz Finlerin de bu kitabı okuması gerektiğini hissettim.ATATÜRK’ÜN ÜLKEYE KATTIKLARI- Çünkü biliyorsunuz, bana göre refahı ve refah toplumunu, tüm bu kurumları ve her şeyi inşa etmek için verdiğimiz çabaların büyük bir kısmını unutmuş durumdayız.
Bu nedenle temellere geri dönmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Günümüzde bu kitabın çok iyi bir Fince çevirisi de mevcut.
Bu yüzden ben de Finlandiya’da bu kitabı yayıyorum.
İnsanlara ‘Lütfen bu kitabı okuyun’ diyorum.
Çünkü toplumumuzu bugün olduğu gibi nasıl ayakta tuttuğumuzu yeniden öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Atatürk’ün Finlandiya hakkında bu kadar yüksek bir değer atfetmiş olması gerçekten çok etkileyici bir şey.
Biz bunu gerçekten çok takdir ediyoruz.- Bizim için bu her zaman ‘Vay canına’ dedirten bir durum.
Şimdi ülkeyi dolaştıkça, Atatürk’ün bu toplumda ne kadar çok farklı şeyi başlattığını, ne kadar çok alanda öncü olduğunu gördükçe, bir anlamda, fikirlerinin bir kısmını bu kitaptan almış olabileceğini anlayabiliyorum.
Elbette tüm fikirlerini değil, çünkü kendisi son derece aktif bir liderdi.
Ama ülkeyi ne kadar aktif bir şekilde inşa ettiğini ya da bir tür başlatıcı, öncü rol üstlendiğini öğrendikçe, bu kitapla bir bağ kurabiliyorum.
Benim ülkeyi dolaşırken öğrendiğim kadarıyla, bu aşağı yukarı onun rolüydü.FAVORİSİ İSKENDER Türkiye’ye geldiği ilk günden itibaren büyük bir misafirpereverlikle karşılandığını anlatan Hamalainen, “İnsanlar burada çok sıcak ve samimi.
Etrafı gezmek, insanlarla tanışmak çok kolay.
Bu ülkedeki misafirperverlik inanılmaz” dedi.Türk yemeklerinin muhteşem olduğunu belirten büyükelçi, favorisinin ise İskender kebap ve balık olduğunu sözlerine ekledi. “KÜÇÜK ŞEYLER BİZE MUTLULUK VERİYOR”Ülkesinin son sekiz yıldır dünyanın en mutlu ülkesi seçildiğini ifade eden Hamalainen, Finlandiya’daki mutluluğu şu sözlerle açıkladı:- Nedenlerden biri, biliyorsunuz, gökten ayı istemememiz.
Küçük şeylerle, gündelik hayattaki şeylerle mutlu oluyoruz.
Günlük yaşamın içindeki küçük şeylerden bir tür sevinç, mutluluk duyuyoruz.
Ama bunun yanında, toplumumuzda önemli olan bir başka şeyin de insanların kurumlara, otoritelere duyduğu güven olduğunu düşünüyorum.
Bir refah devleti var.
Eğitim seviyesi yüksek.
Toplumda eşitlik var.- Bunların her biri tek başına küçük şeyler olarak adlandırılamaz ama tüm bu farklı unsurlar bir araya geldiğinde sanırım bize bu mutluluk duygusunu getiriyor.
Bence bu, insanın kendisiyle, ailesiyle ve çevresiyle bir şekilde iyi, uyumlu hissetmesinden, bir güven duygusundan kaynaklanıyor.
Ama bunun yanında bir de çok önemli bir şey var: sauna.
Çünkü saunada Finler rahatlar, yıkanırlar, güzel sohbetler ederler ve sadece saunaya gitmenin keyfini çıkarırlar.
Ve sauna toplumumuzun tam merkezinde yer alır.“TÜRK İNSANLARI ANIN TADINI ÇIKARIYOR”Türk halkının mutluluğu konusunda da açıklamalarda bulunan Fin büyükelçi, “Ben şimdiye kadar sadece mutlu Türk insanlarıyla karşılaştım.
Bence Türk insanları gerçekten keyif almayı biliyor, anın tadını çıkarabiliyor ve rahatlayabiliyor.
Benim hissiyatım şu oldu: Türk insanlarıyla birlikte güzel vakit geçirmek gerçekten çok keyifli.
Yani, açıkçası, başka kimleri tanırım bilmiyorum ama tanıştığım herkes gerçekten çok nazikti.
Ayrıca onların hayatlarından keyif aldıklarını da hissediyorum” diye konuştu.ÖĞRETMENLERİN MAAŞ DÜZEYİ FİNLANDİYA’DA ÇOK İYİFinlandiya’nın eğitim sisteminin ülkelerinin bugüne gelmesindeki çıkış noktası olduğunu dile getiren Hamalainen, Fin eğitim sisteminde öğretmenlere büyük değer verildiğinin altını çizdi.
Hamalainen, eğitim sistemleriyle ilgili olarak şunları söyledi:- Tüm öğretmenlerin öğretmen olabilmeleri için yüksek üniversite diplomasına sahip olmaları gerekiyor.
Aslında aynı durum anaokulu için de geçerli; anaokulu öğretmenleri de yükseköğrenim görmüş kişiler.
Yani eğitim orada başlıyor.
Bu sektörde çalışan insanların eğitimi çok erken bir aşamada başlıyor ve aynı zamanda iyi maaş alıyorlar.
Öğretmenlerimiz, maaş düzeylerinin Finlandiya’da oldukça iyi olması nedeniyle de saygı görüyor.
Bence bu çok iyi bir temel.
Ayrıca öğretmenlerimiz oldukça bağımsızlar.
Dersleri büyük ölçüde kendileri oluşturup tasarlayabiliyorlar.
Bu da en iyi sonuçlara nasıl ulaşılabileceğini bulmaları için bir imkan sağlıyor. "BİZ DE AYAKKABILARI ÇIKARIRIZ"Türkçede ‘güle güle’ ve ‘hoşbulduk’ kelimelerini sevdiğini belirten büyükelçi Hamalainen, ‘kalabalık’ kelimesinin her iki dilde de mevcut olduğunu, Fince’de anlamının çok sesli, gürültülü bir ortam olduğunu aktardı.
Türk ve Fin kültürü arasındaki ortak noktalara değinen büyükelçi Hamalainen, ülkesinde de dolma bulunduğunu aktardı.Hamalainen, “Finlandiya’da üzüm yaprağı yok, bu yüzden lahana yaprağı kullanıyoruz.
İçine kıyma ve biraz pirinç koyuyoruz ve buna lahana sarması diyoruz.
Ama bu gelenek Türk dolmasından gelmiş.
Bir başka ortak alışkanlık da şu: Eve girerken ayakkabıları çıkarmak.
Finlandiya’da da aynısını yaparız.
Eve girdiğimizde ya da bir başkasının evine girdiğimizde ayakkabılarımızı çıkarırız.
Bu yaptığımız ilk şeydir.
Sonra ya terlik giyersiniz ya da sadece çorapla dolaşırsınız ama evin içinde ayakkabıyla gezmeyiz” diye konuştu.Bu yıl iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 100’üncü yılını kutlayacaklarını belirten Hamalainen, “100 yıllık diplomatik ilişkileri kapsayan bir kitap da hazırladık.
İşte kapağı; gördüğünüz gibi üzerinde beyaz bir zambak ve bir Türk lalesi var.
Bu kitap, 100 yıl boyunca ilişkilerimizi kısa bir şekilde anlatıyor.
Ve bunu Türkiye’deki temaslarımıza ve iş birliği yaptığımız kişilere de dağıtacağız” dedi.