Haber Detayı
Z kuşağı yapay zekayı sevmedi, belgeselde en çok 'suç' izlendi
Sina Koloğlu yazdı...
Hep konuşuluyor Z kuşağı kendine sunulan yapay zeka, algoritmalar, dijital zenginliklerden bıktı.
Nostaljiye dönüş sinyalleri veriyor.
Karşıyaka Çarşı’da tesadüfen eşim ile bir han içinde keşfettiğimiz bir dükkandaki sözler bunun kanıtı gibi.
Anfiler, pikaplar, teypler ve de eski plaklar dünyası.
Tanıştık sohbet ettik.
Liseli gençlerin büyük ilgi gösterdiğini, gelip plaklar aldığını söylediler.
Bir başka kapı ise, radyo.
Televizyon dama atmıştı pabucunu.
Gençler bugün yine yeniden radyoyu keşfettiler.“ABD’de üniversite kampüslerinde radyo yeniden yükselişte.
Yapay zekâ, algoritmalar ve geçici dijital trendlerin hâkim olduğu bir dönemde gençler, müziği başka bir yerden dinlemeyi seçiyor: üniversite radyolarından” diye bir makaleye rastladım.Yazı bunun nedenini şöyle anlatıyor: “Araştırmalara göre, Z kuşağı yeni müzik keşfini artık algoritmalar yerine insanlar aracılığıyla yapmayı tercih ediyor.
Üniversite radyoları, bu ihtiyaca karşılık veriyor.
Öğrenciler, müzik seçiyor, program hazırlıyor ve dinleyiciyle doğrudan bağ kuruyor”.Birçok kampüs radyosunda yayın saatleri dolmuş durumda.
Peki bizde durumlar nasıl?
Yılların radyocusu Burçin Acer’e sordum. 90’lı yılların radyo günlerinden bugünlere hikayesi olan bir isim.
Bugün Power FM’in müzik direktörü.Kampüs Radyoları İlgi Alanımız Şahsen bildiğim “Radyo ODTÜ 103.1”.
Kampüs radyosu dendiğinde akla gelen.
Nerden?
Hikayesi biraz farklı bende.
Bizim Bulutsuzluk Özlemi’nin efsane basçılarından (Çoğul diyorum çünkü gerçekten acayip isimler geldi.
Başta Sevgili Sunay Özgür, kadim dostum.
Sonra Oya Erkaya.
Kendisine selamlar buradan) Burak Güven.
Burak Ankaralı.
Tam nevi şahsına münhasır dediklerinden.
ODTÜ Elektronik mezunudur.
Müziği seçti ve gerçekten hem müzisyen olarak, hem de rock ve blues külliyatını hatmetmiş bir arkadaşımız olarak, her daim hatırlanır.
Kendisi bu radyoda program yapıyordu.
Sayesinde aşina oldum radyoya.
Nerden nereye geldim.
İşte anılar birbirini kovalar durumu.
Power Fm Burçin Bey “Tam da bizim konumuz” dedi.Bilgi Birikimine Sahibiz “Üniversite radyoları konusunda Power Group olarak çok ciddi bir tecrübe ve bilgi birikimine sahibiz.
Bunun da sebebi; Uygulamamızda bulunan 'Kampüs Radyolar' bölümü” dedi.
Peki nedir bu olay?53 Kampüs Radyosunu Bir Araya GetirdikTürkiye’de radyosu olan tüm üniversite ve hatta liselerin tek bir mecrada toplanması ilk defa Power APP sayesinde oldu.
Bunun bildiğimiz kadarıyla dünyada da bir örneği yok” diyor Burçin Acet.
Belirledikleri Türkiye çapında 53 kampüs radyosu var.
Bunlardan 4 tanesi lise kampüs radyosu.
Bu sene 3 radyonun daha hayata gecmesini bekliyorlar.“Bu radyoların çalışanları, yöneticileri ve dinleyicileri ile sıkı bir iş birliğimiz var.
Bu konuda adım atmak isteyen kampüslere de destek oluyoruz.
Bu sayı içinde bulunduğumuz sene, daha da artacaktır” diyor kendisi.ODTÜ Ulusal Radyoları Geçti “Üniversite radyoları, Eskişehir Anadolu Üniversitesi ve ODTÜ başta olmak üzere, 90’lardan itibaren son derece aktif ve etkili olmuşlardır.
Misal; ODTÜ belli zamanlarda, Ankara’da, ulusal ve yerel yayın yapan radyoların üstünde dinlemeler elde etmiş, buradan çıkan programcılar, ana akım radyolarda çok başarılı yayınlara imza atmışlardır” diyor.
Ve bir örnek veriyor.Modern Sabahlar Modern Sabahlar, Türkiye’de “sabah programı” denince akla gelen en köklü örneklerden biri.
Programın hikâyesi 1999’da Radyo ODTÜ’de başladı.
Ege Kayacan, Fahir Öğünç ve Oktay Demirci’nin oluşturduğu ekip, üniversite radyosundan çıkan enerjisiyle, kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.
Modern Sabahlar, bugün ise Karnaval platformunda dinleyiciyle buluşmaya devam ediyor eski sevilen bölümleri ile.Bu İşi Ciddiye Alanlar Radyo Boğaziçi mesela yıllardır kurumsallaşan bir ödül töreni yapar, çok da ilgi görür.
A Radyo (Eskişehir Anadolu Üniversitesi Radyosu) ve Radyo Boğaziçi sık sık paneller düzenler, önemli isimleri konuk alarak, radyo dersleri adı altında yıllardır süren bir etkinliğe sahipler...Lise Radyoları da Var Power’ın listesinde yer alan lise radyoları şöyle; Radyo Robert - Robert CollegeRadyo Kültür - Kültür KolejleriRadio Smart - Saint Michel Fransız Lisesi Koç Özel İlköğretim Okulu ve Lisesi’nin radyosu.Özel Radyolardan Daha Kaliteli Burçin Acer; “Birçok üniversite radyosundaki program ve yayıncı çeşitliliği, bazı ana akım radyoların çok üstündedir.
Ben etrafımdaki herkese tavsiye ediyorum.
Girin kampüs radyolarından rastgele bir radyo seçin ve dinleyin.
Müthiş bir renklilik ile karşılaşacaksınız.
Son derece özgün içerikler, farklı tarzlarda sunucular ve dinamik playlistler” diyor.Rock Müzik Üniversite Radyolarında Var 53 kampüs radyosunda müzik çeşitliliği ticari yayın yapan radyolardan çok daha fazla.
Burçin Acet örnekler veriyor. “Mesela İzmir'deki , Radiohightech - İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün radyosu, çok iyi rock çalar.
Aynı şekilde Radyo Ege de iyi rock çalar”.Hangi Anadolu Radyosu Rock Çalarİyi müzik yayını yapanlar arasında Mersin Üniversitesi Radyosu’nu örnek gösteriyor kendisi.
Anadolu‘daki üniversiteler genelde Türkçe pop çalıyorlar.
İstisnalardan biri Kastamonu Üniversitesi; “Çok iyi rock çalarlar” diyor Acet. ”Yani ulusal kanallarda tek bir rock istasyonu varken, üniversite radyolarında rock müzik öncelikli tercih edilen türlerden biri.
Güzel ve ilginç bir durum” saptaması önemli.Yapay Zeka Yerine DJ Önerisi Türkiye’de Z kuşağı radyo dinliyor mu?
Soru net.
Cevap da net oldu; “Evet”.
Nedenleri?
Z kuşağı yeni müzik keşfinde artık algoritmalar yerine insan önerisini daha değerli buluyor.
Çünkü yaygın algoritmalar zamanla benzer öneriler üretmeye başladı; playlistler dar bir sanatçı ve tür çevresinde dönerek birbirine benzer hale geldi.
Bu da dinleyicide “keşif” hissini zayıflattı.
Burçin Acer bu kuşağın popüler içerikten çok, daha küçük topluluklara ait özgün ve farklı müzikleri aradığını; tanımadığı bir insanın, özellikle bir DJ’in önerisini yapay zekâya tercih ettiğini belirtiyor.Radyo Bedava Veriyor Bir başka ayrıntı aslında ekonomide gizli.
Türkiye’de de Z kuşağı radyo dinliyor ve genel olarak sesli içeriklere (radyo, podcast, sesli kitap) ayrılan zaman artıyor.
Bu yönelimde önemli nedenlerden biri de abonelik ücretleri: birden fazla platforma abone olmak ekonomik olarak zorlaştıkça, ücretsiz içerik sunan radyo daha cazip hale geliyor.
Üstelik radyo her gün taze haber, spor, farklı programlar, DJ’lerin canlı performansları, konuklu yayınlar ve yenilenen playlistlerle “bedava ama dinamik” bir keşif alanı sunuyor.
Burçin Acer böyle de bir tablo çiziyor.Radyo eğilimleri 2025’te nasıl bir tablo çiziyordu2025’te radyo, dünyada yeniden en güçlü “sesli içerik” oyuncularından biri olarak görülüyor.
Raporlar, audio pazarının adeta altın çağını yaşadığını gösteriyor: İngiltere’de 2019’dan bu yana audio tarafında %21 büyüme dikkat çekerken, bu büyümenin lokomotifi %79’la radyo.
ABD’de Z kuşağı “ses”e günde ortalama 4 saat ayırıyor; Fransa’da özellikle radyo podcastleri genç kitlede, daha fazla karşılık buluyor.Erişim son bir yılda %9 artmış durumda.
Türkiye’de de genel radyo dinlemeleri son bir yılda %4 artıyor ve 12-34 yaş grubu hâlâ radyonun en temel hedef kitlesi olmaya devam ediyorPower FM Müzik Direktörü Burçin Acer de bu tabloyu, insanların radyo, podcast ve diğer sesli içeriklere daha fazla zaman ayırmasıyla açıklıyor.
Ona göre 2025, “ses”in büyümesinin hızlandığı ve radyonun bu büyümenin merkezinde kaldığı bir yıl oldu.TÜRK HALKININ EN ÇOK İZLEDİĞİ TÜRBELGESELİN BİR YILI; SOSYAL MEDYA SUÇ DOSYALARI YILI OLDU World Screen medya sektörünün bilgi kaynağı bir yayın.
Sektörün önemli ve ciddi medya ayağı diyelim.
Geçtiğimiz yılın belgesel dökümünü yapmış.
Eğilimler nedir hangileri öne çıktı.
Malum Türk izleyicisinin de ilgi alanıdır. “En çok belgesel izlediğini” söyler sorulduğunda.
Ben de belgeselleri yakından takip eden okurlar için geçtiğimiz yıl neler olmuş, bu vesile ile hatırlatayım istedim.Suç Artık Sosyal Medyada Başlıyor: Belgeseller DM Kutusuna İndiSuç belgeselleri 2025 yılında en çok ilgi gören örnekleri oldu.
Ama farklı bir anlatım öne çıktı. “Cinayet–katil–polis soruşturması” gibi klasik dosyalara odaklanıyordu.
Yeni olay alanı sosyal medyada özel mesajlaşmalarla, yani DM’ler…Bu dönüşümü en net gösteren örneklerden biri Disney+’ın hazırladığı The Devil in My DMs oldu.
Yapım, sosyal medya etkileşimlerinin nasıl “şok edici gerçek suçlara” dönüşebildiğini anlatıyor ve özellikle “online iletişim” üzerinden büyüyen vakalara odaklanıyor.Tartışmalı Dosyalar Sil Baştan Bu eğilim yalnızca “DM tuzağı”yla sınırlı değil; 2025’te “Gerçek Suç” belgeselleri aynı zamanda adalet arayışı ve tartışmalı dosyalar üzerinden de yükseldi.
Hulu’nun “Death in Apartment 603: What Happened to Ellen Greenberg?” belgeseli mesela.
Ellen Greenberg’in ölümünün “intihar” olarak değerlendirilmesiyle başlayan tartışmayı ve ailenin yıllar süren hakikat mücadelesini takip ediyor.
Dosyanın en çarpıcı bilgisi şu: Greenberg’in 20 bıçak darbesiyle ölü bulunduğu bilgisi.Ev Skandalları “Aile içi skandal olaylar” anlatıları, ilgi gören başka bir damar .
Hulu’nun “Devil in the Family: The Fall of Ruby Franke” belgeseli.
Yıllarca YouTube’da “mutlu aile” imajı sunan Ruby Franke’in çocuk istismarı suçlamalarıyla gündeme gelmesiyle, patlayan süreci anlatıyor.
Hulu’nun basın materyallerinde, Franke ailesinin YouTube kanalının 2,5 milyon aboneye ulaştığı bilgisi de özellikle dikkat çekiyor.Klasik Dosya Geri Döndü: Seri Katil HikâyeleriMGM+ tarafında The Hillside Strangler, eski ama hâlâ izleyiciyi yakalayan klasik damarını taşıdı.
Ekim 1977 ile Şubat 1978 arasında Kaliforniya, Los Angeles'ı terörize eden, daha sonra iki kişi olduğu anlaşılan Amerikalı seri katiller için kullanılan medya lakabıdır; bu lakaplar, kurbanların cesetlerinin çoğunun şehri çevreleyen ormanlık tepelerde bulunmasından kaynaklanmaktadır.
Tepedeki Boğanlar, olarak çevrilebilir.
Belgesel , soruşturma süreci ve toplumda yarattığı korku iklimi üzerinden ilerleyen bir dosya anlatısı sundu.Mahkeme Salonu Belgeseli: Davanın İçine Giren İzleyiciSky’ın “Polk: The Trial of Philip Polkinghorne “yapımı ise, suç hikâyesini mahkeme sürecine taşıdı.
Bu belgesel, olayın kanıtları ve dava aşamaları üzerinden ilerleyerek izleyiciyi “yargı süreci” hattında tutan bir anlatı kurdu.Doğa Belgeselleri; BBC ve Attenbourgh’tan Sorulur Televizyon dünyasında her şey hızla değişirken, 2025’te doğa belgeselleri yine izleyicinin vazgeçmediği türlerden biri oldu.
Büyük prodüksiyonlar, güçlü anlatıcılar ve “keşif hissi” bu yapımların ana ortak noktasıydı.
David Attenbourg geçtiğimiz yıla yine imzasını attı.Kıtalar Üstünden Büyük Yolculuk: The Americas (BBC)BBC’nin satın aldığı The Americas, Kuzey ve Güney Amerika’nın farklı coğrafyalarını ve vahşi yaşamını geniş bir harita üzerinden ekrana taşıyan büyük ölçekli bir belgesel serisi olarak öne çıktı.Küresel Satışın Güvencesi: Kingdom (Attenborough)David Attenborough anlatımıyla hazırlanan Kingdom, daha yayınlanmadan, uluslararası alıcı buldu.
Yapım, hayvanlar dünyasını ve doğadaki düzeni güçlü bir anlatımla izleyiciye aktaran bir seri olarak öne çıktı.Derin Suların Hikâyesi: Ocean with David Attenborough (National Geographic)Ocean with David Attenborough, okyanusun derinliklerine inerek, sualtı ekosistemlerini ve deniz yaşamının hassas dengesini konu ediyor.
Belgesel, doğanın “görünmeyen yüzünü” büyük görüntülerle anlatıyor.Doğanın Sessiz Kahramanları: Underdogs (National Geographic)Underdogs, doğanın en ünlü avcıları yerine, genelde arka planda kalan küçük ama, hayatta kalma konusunda şaşırtıcı becerileri olan canlıları merkeze alıyor.
Böylece izleyiciye daha farklı bir doğa hikâyesi sunuyor.Yavru Büyütmenin Sırları: Parenthood (Attenborough)Attenborough anlatımlı Parenthood, hayvanlar dünyasında ebeveynliğin nasıl yaşandığını anlatıyor.
Farklı türlerin yavrularını büyütmek ve korumak için geliştirdiği yöntemleri bölüm bölüm işliyor.BİZDE BELGESEL NE YAPTI?
En çok karşılık bulan içerikler genelde gerçek suç, popüler kültür ve spor…Netflix’te öne çıkan işlerden biri” Unlocked: A Jail Experiment” oldu.
Dizi, gerçek bir cezaevinde bir koğuşta “kilitsiz ve gardiyansız” bir sistem denemesi üzerinden ilerliyor ve altı haftalık süreçte mahkûmların bu düzeni nasıl yürüttüğünü takip ediyor.Popüler Kültür ve Magazin BelgeselleriNetflix kataloğunda yer alan “Fabrizio Corona: Paparaziler Kralı” (Paparazzi King), İtalya’da paparazzi dünyasının en bilinen isimlerinden Fabrizio Corona’nın hayatını ve kariyerini anlatan bir belgesel mini dizi olarak öne çıktı.
Yapım, aynı zamanda İtalya’nın skandallar ve toplumsal değişimlerle dolu yakın dönemine de bir arka plan kuruyor.Spor Belgeselleri: NBA Üzerinden Küresel İlgiNetflix’in 2025 yapımı belgesel dizisi İlk Beş (Starting 5), NBA’in yıldız oyuncularını yüksek tempolu bir sezonda şampiyonluk yarışları üzerinden izleyen bir spor belgeseli olarak, öne çıktı.
Dizide Jaylen Brown, Kevin Durant ve Shai Gilgeous-Alexander gibi isimler yer alıyor.Türkiye TV Belgeseli: TRT Belgesel ÖrneğiTürkiye’de televizyon tarafında belgesel üretiminin öne çıkan adreslerinden biri TRT Belgesel oldu.
TRT’nin yeni dönem yapımlarından “Anadolu İnsanı”, Anadolu’nun farklı bölgelerinde “iyilik odaklı” insan hikâyeleri… Gerçekten başarılı bir yapım.
Bir kere çok iyi bir araştırma yapılmış ve çok çarpıcı örnekler bulunmuş.
Çoban baba Erdem ve oğlu Emirhan'ın hikayesi mesela.
Baba gençken elektrik akımına kapılmış.
Bir kolu kesilmiş.
Diğer kolu ile iş yapamıyor.
Oğul Emirhan babasının yanında günde yüzlerce koyunu alıp otlatıyorlar.
Onların hikayesiydi.
Senaryo yok, oyuncu yok.
Çok başarılı bir kurgu ile etkileyici bir anlatım.
En çok belgesel izlediğini söyleyen Türk izleyicisi için öneririm mutlaka izleyin.RTÜK CEZALARINA NE DİYORLAR RTÜK yine ceza yağdırdı.
Ayrıntılara ulaştım.KONUŞANLAR; SANSÜRE RAĞMEN CEZA YEMİŞ RTÜK “Konuşanlar” adlı programdaki genel ahlaka aykırı nitelikte içeriklere yer verilmesi ile argo ve küfürlü ifadelerin kullanılmasına yönelik ihlallerdi.
Programda, toplum tarafından hoş görülmeyen sadakatsizlik, kaba dil, kumar gibi davranışların bir başarı hikâyesi gibi anlatılmasının, bu davranışların normalleşmesine hatta popülerlik kazanmak için taklit edilmesine yol açabileceğine dikkat çekilen Üst Kurul'da; programın, genel ahlak ve mahremiyet sınırlarının aşılmasını ödüllendirilecek bir performans olarak görüp teşvik ettiğini tespit etti” diye bir uzun gerekçe yazmış. 3 bölüme para cezası gelmiş.Hasan Can Kaya’nın Disney'deki Konuşanlar da ceza yiyen 11’nci bölümü izledim.
Hikaye şu; konuklardan biri doktor.
Uzmanlık alanı üroloji.
Hasan Can “Gelmişken Hakan, git şu pipini göster.
Hakan'ın 4 santim de ne yapacağımızı bilmiyoruz ya.
Hakan bu arada dünyanın en iyi insanı, ben böyle iftira atıyorum da.
Doğru değil yani 4 santim olduğu, 5”…Orta karar bir espri.
Ama izlerken bütün içinde aslında kaynıyor.
Kaya’nın espri çerçevesi bu minvalde.
Argo ve cinselliğin stand – up içinde gideri çok fazla.
Bunu usturuplu yapmak maharet.
Baktım bir o kadar da “bip”li bölüm var.
Yani asıl espri bu kadar “bip”e rağmen cezadan kurtulamamış.
Mesela bir 12 ve 13’ncü bölümler var ceza alan hani nasıl diyeyim safi ‘g…t’.
Bu arada bilet bulmak imkansızmış programlarına.
Bir akıcılık, hazır cevaplık var.
Ama fazla belden aşağıya kayıyor.
Onu alıp, bir üst seviyeye taşımakta fayda var.Efsane Futbol; Kek ve Cipsi Abarttık Mı?
NOW’da yayınlanan Efsane Futbol, “ürün yerleştirmelerin program bütünlüğünü bozması ve ürüne aşırı vurgu yapılması”ndan ceza gelmiş.
Aralık ayında yayınlanan 5 program ceza almış. 7 aralık tarihli bölümü izledim.
Program bitiyor.
Ürün yerleştirme giriyor.
Bu bir reklam diye yazıyor.
Aşırı vurgu demişler.
Bu duruma göre değişir.
Çıtır çıtır yiyorlar kekleri ,cipsleri.
Yani görece bir durum.SPOTİFY; BİR REZALET RTÜK; “Spotify adlı isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınladığı şarkılarda ve çalma listelerinde genel ahlaka aykırı nitelikte argo ve küfürlü ifadelerin kullanılması da Üst Kurul’da görüşüldü.
Çok sayıda çalma listesi ve şarkıda küfürlü ve argo ifadeler olduğu, aynı zamanda hem Türkçe hem de toplumun genel ahlaki değerleri nezdinde olumsuz sonuçlara yol açtığı vurgulandı” diyerek para cezası verdi.
Çalma listelerinde ceza alanlara baktım.
Mesela “S….ken Dinlemelik Playslist” diye bir bölüm varmış.
Şarkı ismi ve yorumcuların adlarını vermiyorum. 13 milyon takipçili isimler var mesela aralarında.
Hepsi rap.
Youtube'ta var şarkılar.
Alttaki yorumları merak edip baktım.
Hani millet pek bir memnun halinden diyeyim!ZATEN KUMADAN AYRILDI NOW TV’de yayınlanan “Halef: Köklerin Çağrısı “dizisi ile ilgili çok sayıda şikayet gelmiş.
RTÜK; “ web sitesi, telefon hattı ve e-Devlet üzerinden RTÜK’e iletilen çok sayıda şikâyeti de dikkate alan Üst Kurul, dizinin ilgili bölümlerinde resmedilen ilişkilerin; sadakatsizlik ve değersizleştirme gibi temeller üzerine oturtulduğunu tespit etti.
Ayrıca dizide iki kız kardeşin bir adamla evli olması, bu durumun bu iki kız kardeş arasında rekabete dönüşmesi, evliliğin her ikisiyle de normal gibi gösterilmesi sebebiyle çok eşliliğin normalleştirilmesi, kadınların küçük düşürücü şekilde yansıtıldığı da değerlendirildi” diye belirtmiş.
Dizinin Aralık ayındaki iki bölümüne, cezayı kesmiş.
Cezadan sonra yayınlanan son bölümde ise Serhat ayrıldı kumadan.
Yapım tarafı “Zaten hiç bir yakınlaşma olmamıştı, bir tek adam o kadına duygusal olarak yönelince izleyici Melek için üzülüp,tepki gösterdiler” diyor.
Son bölümde Melek ile evlilik devam ediyor Yıldız ile imam nikahı bitti.Veliaht Ne Yaptı?
Yoksa Kanala Göre Mi?
Dizinin Aralık ayı yayını, tümü ile ceza almış. “Dizide yer alan şiddet sahnelerinin şiddetin olağanlaştırıldığı, yöntem öğretici nitelikte olduğu ve şiddetin gerçek dünyada yer bulmasına yol açabilecek etkilere sebep olabileceğini tespit etti” deniliyor.
Ben bir bölümü izledim.
Dövüş var, şiddet var.
Olmayanı yok.
Adını vermeyeyim çok izlenen dizi.
Bir sahne var.
Bu dizi başka bir kanalda olsaydı bu sahne ile , ceza almaması mümkün değildi.
RTÜK üyeleri anlamıştır.Şimdi gelelim sadede; dizilerin kalitesi düştü.
Bunda karşılıklı bir sorun var.
İzleyici kitlesi ile ürünü sunan, bu kalitesizlikte anlaştı.
Anlatım kalitesi düştü.
Sigaranın, içkinin ya da şiddetin meselesi değil.
Tarihe bakış, insana bakış, ilişkilere bakış, botokslu oyuncu, keyifsiz senaryolar.
Anlatabildim mi?
RTÜK cezaları ile çözülecek bir şey değil.
Tabii bir de bunun üstüne “Bunu yazsak başımız belaya girer mi?” sorusu var.
Reytinglere bakın.
Çift haneli bir elin parmağı.
Bizim ev ahalisi şu sıralar bir dizinin takipçisi o kadar.
İşimiz gereği bakıyoruz.
RTÜK 2026’ yılının da “bol cezalı “geçeceği mesajını böylece vermiş oldu…Odatv.com