Haber Detayı
Park Chan-wook’un yeni filmi ‘Başka Yolu Yok’ gösterimde: Gerçekten de başka yolu yok (mu?)…
Donald E. Westlake, Balta (The Ax) romanını yayımladığında, ABD’de geniş bir etki uyandırmıştı...
Donald E.
Westlake, Balta (The Ax) romanını yayımladığında, ABD’de geniş bir etki uyandırmıştı.
Öyle ki, The New York Times’tan (NYT) Deborah Stead, “İşten çıkarmalar konusunda uzmanlaşmış yönetim danışmanları ‘Balta’yı okumaktan kaçınabilirler” 1 diyor.
Yine NYT’den D.
Keith Mano, “Romanlar söz konusu olduğunda, ‘Balta’ neredeyse kusursuz, beklentilerinizi alt üst edecek sürpriz bir sonla bitiyor.
Burke Devore, milenyumda Amerikan erkeğini temsil ediyor; tıpkı George F.
Bab-bitt, Holden Caulfield ve Yüzbaşı John Yossarian'ın kendi dönemlerinin sembolü olduğu gibi, kendi döneminin de sembolü.
Westlake olağanüstü bir kitap yazmış.
Eğer kendinizi onunla özdeşleştiremi-yorsanız, şükredin” 2 ifadelerini kullanıyor.
The Washington Post’tan Michael Dirda, “Burke Devore'u bir canavar olarak görmeli miyiz, onun zor durumuna sempati duysak da, hatta yasadan kaçmasını desteklemeli miyiz?
İkna edici argümanların yanı sıra önemli bir tutku, kurumsal Amerika'nın kalpsizliğine yönelik saldırılarından akıyor.
Bir şirket pembe bir fişle binlerce hayatı yok edebilir; Burke sadece altı tane yok etmeyi planlıyor.
Ve istemiyor bile: Sadece bir alternatif görmüyor” 3 diyor.
Kitaptan 12 yıl sonra The Nation’dan Charles Taylor ise Westlake’in, 80’li yılların ABD Başkanı Ronald Reagan’ın başlattığı “ekonomik Darvinizm”in acımasızlığını ve anomisini ya-kaladığını belirtiyor. 4 Westlake, Balta’da yarattığı kahramanla acımasız ve ahlaksız bir kurumsal evrene, yine acımasız ve ahlaksızca yanıt verdiriyor, kapitalizmin ve onların kullanışlı köleleri olan “CEO”ların açgözlülükle-rinin yarattığı ABD’nin, bir kez daha düşünülmesi gerektiği konusunda düşünmeye itiyor okuyu-cusunu.
WESTLAKE NE ANLATIYOR?
Bir kâğıt şirketinde çalışan orta yaşlı bir yönetici olan Burke Devore, şirketinin “küçülme politikası” nedeniyle işten çıkarılır. 18 ay boyunca iş arayan ancak başarılı olamayan Devore, bu süreçte birçok şirkete özgeçmiş gönderir, ancak bunların hiçbirisi zaferle sonuçlanmaz.
Devore, zekice bir planla kendisine ait olması gerektiğini düşündüğü işi alabilecek yerel bölgedeki yedi kişiyi aramaya ve onları öldürmeyi kafaya koyar.
Devore şöyle özetliyor çaresizliğini: “Ya yapabilirim ya yapamam.
Eğer yapamazsam, tüm bu hazırlıklar boşa gidecek ve melemelerin kesildiği o büyük karanlık ahıra doğru şuursuzca sendeleyen sığır sürüsüne geri döneceğim.
Bu işe yaramalı.
Bu bataklıktan çıkmalıyım, bu da cinayet işlemem gerektiği anlamına geliyor.” Bu durum, Park Chan-wook’a esin kaynağı oluyor ve o da “Başka Yolu Yok”u sinema dünyasına kazandırıyor.
Filme geçmeden önce, Westlake’in 1997’de, ABD’deki bir radyo programı olan “Fresh Air”de, Ter-ry Gross’a söylediklerine kulak vermek gerekir: “Şunu isterim ki bu bir suç romanı; profesyonel bir suçlunun bakış açısından değil.
Bu, işinden çıkarılmış, çok orta sınıf bir orta kademe yöneticinin bakış açısından bir cinayet romanı.
O, bu noktaya kadar hep kurallara uymuştur, ancak şimdi kendisini inanılmaz derecede aldatılmış hisseder; çünkü kurallar onun için değiştirilmiştir.
Ve bunun orta sınıfın başına gelmemesi gerekir.
Orta sınıf, zirveler üzerindeki tüm hak iddiasından vazgeçmiştir, karşılığında da hiçbir şekilde dibe düşmemesi gerekirken, birdenbire dibi görüş başlar.” 5 CHAN-WOOK’UN DÜNYASI Park Chan-wook, şiirsel sinemanın bir örneğini sunuyor bizlere “Başka Yolu Yok”la.
Kadrajları yine şiir gibi akıyor.
Onun sinemasının tipik bir örneği olan filmi izlerken, tekinsiz ve sakin sahnelerin görkeminde boğuluyor, yarattığı kara komedinin cazibesiyle çok büyük bir şiddet sarmalının ortasında, bir anda gülümserken buluyorsunuz kendinizi… Park Chan-wook’un “Başka Yolu Yok”undaki kahramanı Man-soo (Lee Byung-hun), Westlake’in Devore’unu temsil ediyor. 25 yıl aynı kâğıt şirketinde çalışan ve emek veren Müdür Man-soo, ABD’liler tarafından satın alınan şirketin küçülme politikası nedeniyle kovuluyor.
Kısa bir süre içerisinde yeniden bir işte başarılı olacağını zannetse de, hayat ona bu kez gülmüyor.
Biriken faturalar, eve gelen ipotek, arabalarının modellerinin düşürülmesi, başka bir aileye verilmek zorunda kalınan iki patili dost… Orta yaşlı bir erkeğin ailesi karşısında yavaş yavaş yok olması… Bunun elbette bir çıkar yolu olmalı: Başka yolu yok!… Roman da film de Makyavelist bir bakışla kurgulanıyor: Menfaat ahlaktan önce gelir.
Kahramanımızın içi bu süreçte yavaş yavaş çürüyor, bunu kalıcı bir diş ağrısıyla görüyoruz.
Man-soo, çıkış yolunu bu iç çürümesinin bir yansıması olarak, kendi bölgesinde rakipleri olduğunu düşündüğü diğer meslektaşlarını ortadan kaldırmak.
Bir ilkel insan dürtüsü: Sigmund Freud’a göz atıyoruz: “İlkel insanın, ölüm karşısında sergilediği tutum epey tuhaftır.
Hiç de tutarlı değildir, oldukça çelişkilidir.
Bir yandan ölümü ciddiye almış, onu yaşamın askıya alınması olarak görmüş ve bu anlamda ondan faydalanmış, öte yandan da ölümü inkâr etmiş ve bir hiçe indirgemiştir.
Bu çelişki onun, ötekinin, yabancının, düşmanın ölümüne karşı kendisininkinden farklı, radikal bir tavır almasıyla mümkün olmuştur.
Ötekinin ölümü onun için haktı, o bunu nefret ettiği şeyin yok edilmesi olarak görüyordu ve ilkel insan bunu gerçekleştirmekte hiç tereddüt etmiyordu.
Kesinlikle çok tutkulu bir varlıktı, diğer hayvanlardan daha gaddar ve kötücüldü.
Öldürmekten zevk alırdı ve bunu da gayet doğal bir şeymiş gibi yapardı.” 6 Evet, Chan-wook, bir ilkel insan dürtüsüyle, kendi yaşamını ve ailesinin yaşamını birincil bir ödev kabul ederek, yine kendisi gibi işsiz diğer meslektaşlarının ölümünü, kendisine bir hak olarak görüyor.
Kapitalizmin kurumsal dünyası, vahşi yaşamın ta kendisi: Öldürmezsen, yaşayamazsın… GAVRAS’A BAKINCA...
Aynı hikâyeyi Costa Gavras da 2005’te sinemaya taşımıştı.
Chan-wook da filmini, Gavras’a ithaf ediyor.
Ancak iki film arasında önemli farklılıklar var.
Gavras’ın “Ölümcül Çözüm”ündeki (Le cou-peret) politik tavrı, gerilim dolu sinematografisi Chan-wook’un bakışıyla karakomediye ve neredeyse insandan canavar yaratan kapitalizmi bir kenara bırakıp, bireyin ruh halinin derinlikleri-ne inip, oradan bakma işine evriliyor.
Gavras açık açık “bu yolu izlersen kapitalist sisteme hizmet edersin ve bu döngü bu şekilde devam eder” mesajı verirken, Chan-wook’un yarattığı evrende maalesef bu bir çeşit “mutluluk” olarak yansıtılıyor.
TESLİM Mİ OLMALIYIZ?
Chan-wook, filmin başında Man-soo üzerinden ABD’li patronlara “devrimcilik” taslasa da, filmin sonu hiç de bu devrimci tutuma yakışır bir şekilde bitmiyor.
Chan-wook bu durumu şöyle açıklıyor: “Direnişin iyi ve gerekli olduğuna inanıyorum; ancak ondan önce, bizi bekleyen geleceğe doğru şekilde bakabilmemiz, onu doğru değerlendirebilmemiz ve başımıza gelebileceklerden gerçekten korkabilmemiz gerekiyor.” 7 Chan-wook, “Başka Yolu Yok”’ta, postmodern canavar olarak okunan yapay zekâ tehlikesini, maliyet azaltma bahanesiyle yok edilen çağdaş bir işgücünü cesurca betimliyor, burası gerçek.
Fakat ister istemez şu düşünceler içerisinde kayboluyorsunuz: Kendimizin ve ailemizin yaşamını ve geleceğini birincil bir görev kabul ederek, yok edilen sendikalaşma bilincini ve örgütlenme seçeneğini bir kenara atarak, tamamen bireyci bir bakışla, gerekirse işçi kardeşleri öldürme yolu-na girerek yapay zekâya, teknooligarkların acımasız makine aşkına teslim mi olmalıyız?
Üretme kabiliyeti elinden alınan ve yalnızca tüketime odaklanan, zevkleri ve alışkanlıkları küresel birkaç şirketçe ele geçirilen, ilkel insandan hallice yaşamaya alıştırılan, teknofeodaller tarafından sıkı sıkıya vurulan zincirlerine âşık olan, bilinçsiz ve değersiz birer topluluk olmayı kabul mu etmeli-yiz?
Gerçekten de başka yolu yok (mu?)... --- 1 https://www.nytimes.com/books/business/9707shelf.html?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=tc 2 https://www.nytimes.com/books/97/06/29/reviews/970629.29mano.html?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=tc 3 https://www.washingtonpost.com/wp-srv/style/longterm/books/reviews/ax.htm 4 https://www.thenation.com/article/archive/chop-shops/ 5 https://freshairarchive.org/segments/mystery-writer-donald-westlake-discusses-ax 6 Savaş ve Ölüm Üzerine Çağdaş Düşünceler, Sigmund Freud, Can Yayınları, 2023. 7 https://gazeteoksijen.com/o2/yilin-en-onemli-filmlerinden-baska-yolu-yokun-yonetmeni-park-chan-wook-kendimizi-islerimizle-tanimlamayi-birakabilmeliyiz-262017