Haber Detayı
Saray’ın Kızıl Elması
Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biri olan laikliği savunanlara soruşturma açılmasını şaşkınlıkla karşılamamak gerekiyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biri olan laikliği savunanlara soruşturma açılmasını şaşkınlıkla karşılamamak gerekiyor.
Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi çünkü.
AKP’nin akıldanelerinden, geçmişte başbakanlık müsteşarı, çalışma bakanı ve milli eğitim bakanı yapılmış olan Ensar Vakfı kurucusu Ömer Dinçer , partisi henüz iktidara gelmeden 8 yıl önce, 19-21 Mayıs 1995’te Sivas’ta düzenlenen bir sempozyumda, (Sempozyumu, yetmez ama evet cereyancılarının yayın organlarında yazılar yazan dinci ideolog Ali Bulaç’ ın çıkardığı Bilgi ve Hikmet dergisi düzenlemişti) nereye evrileceklerini açık seçik ifade etmişti: “Türkiye’de cumhuriyet ilkesinin yerini katılımcı bir yönetime devretmesi gerektiği ve nihayet laiklik ilkesinin yerinin İslamla bütünleşmesinin gerekli olduğu kanaatini taşıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin, laiklik, cumhuriyet, milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerini daha çok katılımcı, daha ademi merkezi, daha Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum.” AKP, MHP ve İmralı’daki “kurucu önder” dedikleri, 1923 Devrimi’nin temel ilkelerinin Ömer Dinçer’in dediği gibi “ademi merkezi, Müslüman” bir yapıya devredilmesi için “yeni Türkiye yüzyılı” nı inşa ediyorlar.
Burada laiklik yoktur, dincilikle bütünleşme vardır.
Burada ulusçuluk yoktur, ümmetçilik ve kavimcilik vardır.
Burada cumhuriyetçilik yoktur, Saray sultanlığı vardır.
Yetmez ama evet cereyancılarıyla, FETÖ ile koalisyonlarla, mühürsüz pusulalarla, uygun ve uyarlı muhalefet lider ve kadrolarının işbirlikçi tutumlarıyla evrildikleri yer; laikliği, demokrasiyi, Cumhuriyeti savunanların soruşturulması, cezaevlerine atılması, susturulmasıdır.
Saray düzeni, Cumhuriyeti dönüştürme kurgusu nedeniyle muhalefeti bastırmayı ve kendi geleceğine, çıkarlarına uygun biçimlendirmeyi-yönlendirmeyi baş işlevi olarak ele almış, “kızıl elma” diye tanımladığı amacına doğru koşmaktadır.
LAİK EĞİTİM UNUTULDU MU?
CHP, 90’a yakın öncelikli vaadini açıkladı.
Eğitim alanındaki vaat şöyle başlıyor: “Eşit, parasız ve nitelikli eğitim devletin görevidir.” Eğitimin eşit, parasız ve nitelikli olmasının dışında “bilimsel”, “laik” olması gerekmez mi?
Bilimsel, laik nitelikler eğitim alanı için unutulduysa yanlış.
Bilinçli olarak yazılmadıysa eğer, çok daha büyük yanlış.
HALKLARIN ACISI Günlerdir yazılıp çiziliyor.
ABD’nin İran’a yönelik saldırısı konusunda yorumlar, değerlendirmeler, konuşmalar yapılıyor.
Çoğunluğu, kim nereyi vurduğuna, stratejik olarak savaşın nereye varacağına, dünyadaki güç dengelerinin nasıl değişeceğine ilişkin bir sürü laf, laf, laf...
Oysa, yaşananların gerisinde halkların büyük acıları yatıyor.
Dengelerden, çıkarlardan, döndürülen dolaplardan, gözü dönmüşlerin, kanlı ellerin beklentilerinden habersiz insancıklar, kadınlar, çocuklar ölüyor, yaralanıyor, yaşamları altüst oluyor!
Dünyanın doğal kaynakları kötülük için tüketiliyor.
Kodamanların kârları artıyor.
Bir yanda, baskıcı düzene karşı çıktığı için vinçlerle insan asanların yönettiği bir ülke, öbür yanda azgın emperyalizmin sözcüsü yeni bir Hitler .
Geçmişten hiç ders almadan güzelim, biricik yeryüzü kirletiliyor, lekeleniyor, yakılıyor, yıkılıyor.
Gerisi kandırmacı gevezeliktir.