Haber Detayı

YÖK’ün genelgesi, laik ve bilimsel üniversiteye darbedir!
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
18/01/2026 04:00 (1 saat önce)

YÖK’ün genelgesi, laik ve bilimsel üniversiteye darbedir!

İçeride açılım ve ünlülere uyuşturucu soruşturmaları, dışarıda Trump’ın emperyalist planları ve Suriye’de Şam ordusu ile SDG’nin çatışması derken bu hafta gündemde öne çıkarılmayan ama hayatımızı derinden etkileyecek bir gelişme daha oldu.

İçeride açılım ve ünlülere uyuşturucu soruşturmaları, dışarıda Trump ’ın emperyalist planları ve Suriye’de Şam ordusu ile SDG’nin çatışması derken bu hafta gündemde öne çıkarılmayan ama hayatımızı derinden etkileyecek bir gelişme daha oldu.

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), 12 Ocak’ta tüm üniversitelere gönderdiği bir yazıyla, cuma namazı saatleri ile mesai, ders, sınav ve uygulama saatlerinin çakışması durumunda gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini hatırlattı.

Buna dayanak olarak da 8 Ocak 2016 tarihli ve 29587 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2016/1 sayılı başbakanlık genelgesi anımsatıldı ve o genelge ile kamu kurumlarında isteyen personele mesai kaybına neden olmaksızın cuma namazı için izin verilmesinin düzenlendiği vurgulandı.

Bu demek oluyor ki cuma namazı saatlerine ders ve sınav koyulmaması isteniyor.

Böyle bir uygulama ancak din devletlerinde olur!

LAİK DEVLET İLKESİ KALDIRILDI MI Kİ BU GENELGE ÇIKIYOR?

YÖK’ün üniversitelere gönderdiği talimatta gerekçe olarak anayasanın 24. maddesi ile din ve vicdan özgürlüğünün, 42. maddesi ile de eğitim ve öğretim hakkının güvence altına alındığı hatırlatılıyor ve anayasanın bağlayıcılığından söz ediliyor!

Anayasanın bağlayıcılığı gözetiliyorsa ikinci maddede yazan laik devlet ilkesi neden çiğneniyor?

Laik bir devlette milli eğitim de laik ve bilimsel olmak zorundadır.

Eğitimin inanca göre düzenlenmesi, tartışmasız laikliğe darbedir.

Çünkü laiklik, ancak devletin farklı inançlar karşısında tarafsız kalmasıyla mümkün olur.

Öyleyse neden yalnızca bir dinin bir mezhebinin inancı belirleyici oluyor?

Başka bir inancı olan da kendi inancının gerekleri doğrultusunda eğitim ya da tatil gün ve saatlerinin düzenlenmesini isterse ne olacak?

Bu durumda laik ve bilimsel eğitimden söz edilemez! 10 YIL ÖNCEKİ GENELGEYİ HATIRLAYALIM... 2016 tarihli genelgenin ayrıntılarını daha önce bu köşede anlatmıştım. (Arama motoruna girip “Vay sen misin laikliği savunan!” başlıklı yazımı bularak okumanızı öneririm.) Şu anda Gelecek Partisi Genel Başkanı olan Ahmet Davutoğlu ’nun AKP günlerinde dönemin başbakanı olduğu sırada, imzaladığı o genelge ile öğle tatilinin cuma namazı saatlerine göre ayarlanması talimatı verilmişti.

Yargıçlar Sendikası (YARSAV) Kurucu Genel Başkanı Avukat Ömer Faruk Eminağaoğlu , genelgenin iptali için Danıştay’a başvursa da Danıştay kendi içtihadına ters karar vererek davayı reddetmişti.

Oysa 1975’te Demirel döneminde Karayolları Genel Müdürlüğü, cuma günlerine ilişkin çalışma saatlerini düzenleyen bir genelge yayımlayınca Danıştay, anayasanın laiklik ve inanç özgürlüğüne ilişkin maddeleri uyarınca genelgeyi iptal etmişti.

Refah Partisi iktidarında çalışma saatlerinin iftar vaktine göre ayarlanması meselesi, Anayasa Mahkemesi’nce RP’nin kapatılma nedenlerinden biri sayılmıştı.

CHP’DE DEĞİŞEN BİR ŞEY VAR MI?

İşin en vahim yanı ise 2016’da Eminağaoğlu Danıştay’daki davaya laiklik adına müdahil olması için ana muhalefet partisi CHP’ye başvurmuş ancak olumsuz yanıt almıştı.

Bunun üzerine parti tüzüğüne aykırı olarak genelge lehine beyanat veren Kılıçdaroğlu , o dönemde CHP genel sekreteri olan Gürsel Tekin , genel başkan yardımcıları Sezgin Tanrıkulu, Bülent Tezcan ve Veli Ağbaba hakkında ise disiplin kuruluna başvurmuştu.

Sonra ne oldu derseniz, Eminağaoğlu partideki başka uygulamaları da eleştirdiği sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek disiplin kuruluna sevk edilmişti.

Şimdi insan merak ediyor acaba Özgür Özel yönetimi laikliği çiğneyen YÖK genelgesi konusunda ne yapacak?

Ben şu ana kadar herhangi bir açıklama görmedim.

Cuma namazından sonra cami çıkışına basını çağırıp beyanat vermeyi gelenek haline getiren CHP yönetiminin herhangi bir girişimde bulunacağını düşünmüyorum.

Diyeceğim o ki TBMM’de laikliği sözde değil, özde sahiplenen bir parti yoktur.

Umudumuz, Cumhuriyet Devrimi’nin ve laikliğin izinde yürüyen yurtsever eğitimciler ve hukukçularda!

İlgili Sitenin Haberleri