Haber Detayı

Yeni dünya düzeninin sıfır noktası: Grönland
Yaşam yeniasir.com.tr
17/01/2026 11:48 (5 saat önce)

Yeni dünya düzeninin sıfır noktası: Grönland

BUNDAN on yıl önce biri çıkıp ’Dünya siyasetinin kalbi buzulların arasında atacak’ deseydi, muhtemelen gülüp geçerdik. Ancak bugün, 2026’nın Ocak ayında, termometrelerin sıfırın altında 40 dereceyi gösterdiği Nuuk sokaklarında esen rüzgar, Washington’dan Kopenhag’a kadar tüm başkentleri titretiyor....

BUNDAN on yıl önce biri çıkıp 'Dünya siyasetinin kalbi buzulların arasında atacak' deseydi, muhtemelen gülüp geçerdik.

Ancak bugün, 2026'nın Ocak ayında, termometrelerin sıfırın altında 40 dereceyi gösterdiği Nuuk sokaklarında esen rüzgar, Washington'dan Kopenhag'a kadar tüm başkentleri titretiyor.

ABD Başkanı Trump'ın Grönland ısrarı artık bir 'emlak merakı' değil, 21. yüzyılın en büyük jeopolitik kumarına dönüştü.

Peki, ne oldu da bu devasa buz kütlesi birdenbire dünyanın en kıymetli gayrimenkulü haline geldi?

VİKİNGLER'DEN BUGÜNE GRÖNLAND'IN bin yıllık hikayesi, Vikinglerin soğuk kuzey denizlerini aşarak adaya yerleşmesiyle başlar. 10. yüzyılda Norveçli Vikingler tarafından kurulan yerleşimler, o dönemde Danimarka ve Norveç'in aynı kraliyet çatısı altında olması sebebiyle Danimarka tacının etki alanına girdi. 15. yüzyılda iklimin soğumasıyla Avrupa ile bağı kopan ve adeta unutulan Grönland, 1721 yılında Danimarkalı misyonerlerin 'kayıp yerleşimcileri' bulma amacıyla adaya ayak basmasıyla tekrar modern dünyaya bağlandı. 1814 yılındaki Napolyon Savaşları sonrası imzalanan antlaşmayla Norveç Danimarka'dan ayrılsa da, Grönland stratejik bir karar sonucu Danimarka'nın hakimiyetinde kaldı. 1979'da 'Ev Yönetimi' (Home Rule), 2009'da ise 'Kendi Kendini Yönetme' (Self-Government) haklarını elde etti. 19.

YY'DAN BERİ ABD RADARINDA AMERIKA Birleşik Devletleri'nin adaya olan ilgisi ise 19. yüzyılın ortalarında, özellikle Alaska'nın satın alınmasından sonra bir genişleme vizyonu olarak ortaya çıktı.

Ancak bu ilgi, İkinci Dünya Savaşı sırasında stratejik bir zorunluluğa dönüştü. 1940 yılında Nazi Almanyası Danimarka'yı işgal edince, ABD kendi güvenliğini korumak ve Kuzey Atlantik'i kontrol etmek amacıyla adayı fiilen koruması altına aldı.

Savaşın ardından 1946 yılında Başkan Truman, adayı satın almak için Danimarka'ya 100 milyon dolar değerinde altın teklif etti; ancak bu teklif reddedildi.

TRUMP TEKLİFINI TAZELEDİ ABD'NIN bu tarihsel ilgisi, onlarca yıl sonra Donald Trump döneminde çarpıcı bir şekilde yeniden dünya gündemine oturdu. 2019 yılında Başkan Trump, Grönland'ı satın almanın 'stratejik olarak ilgi çekici' bir gayrimenkul anlaşması olacağını belirterek Truman'ın teklifini modern bir dille tazeledi.

Danimarka hükümeti bu fikri 'saçma' bularak kesin bir dille reddetse de, bu çıkış aslında ABD'nin değişen önceliklerini gösteriyordu.

Erimekte olan buzulların altındaki nadir toprak elementlerine erişim ve Çin'in bölgedeki artan yatırımlarına karşı koyma isteği, Washington'ın adaya bakışını bir emlak meselesinden öte, 21. yüzyılın en kritik güvenlik ve enerji hamlelerinden birine dönüştürdü.

ÇİN'E KARŞI KURTULUŞ ADASI ABD'NIN masaya koyduğu 700 milyar dolarlık teklif, aslında Grönland'ın toprağına değil, altındaki 'teknolojik bağımsızlığa' yapılmış bir yatırım.

Cebimizdeki akıllı telefondan, savunma sanayiindeki akıllı füzelere; rüzgar türbinlerinden elektrikli araçlara kadar her şey, Grönland'ın buzları altında saklı olan Nadir Toprak Elementlerine (NTE) muhtaç.

Özellikle Neodimyum, Disprosyum ve Terbiyum gibi isimlerini pek duymadığımız ancak modern hayatın 'vazgeçilmezi' olan bu elementlerde, Çin yüzde 90 gibi yüksek bir oranla tekel.

ABD için Grönland, bu tekeli kırmak ve teknolojik geleceğini garanti altına almak için bir çıkış kapısı yani bir nevi Amerika'nın 'kurtuluş adası.' DÜNYA İHTİYACININ YÜZDE 20'Sİ BU TOPRAKLARDA 1.

KRİTİK MIKNATIS ELEMENTLERİ BU dört element, Grönland rezervlerinin en stratejik kısmını oluşturur ve toplam rezervin yaklaşık %18-20'sini temsil eder.

NEODIMYUM (Nd): Küresel ihtiyacın yaklaşık %15 - %20'sini tek başına karşılama potansiyeline sahiptir.

Yüksek güçlü kalıcı mıknatısların ana bileşenidir.

PRASEODIMYUM (PR): Neodimyum ile birlikte kullanılır; Grönland yatakları dünya talebinin yaklaşık %15'ini karşılayabilir.

DISPROSYUM (DY): 'Ağır' bir nadir toprak elementidir.

Mıknatısların ısıya dayanıklılığını sağlar.

Grönland, dünya ihtiyacının %20 - %25'ini sağlayabilecek devasa bir potansiyele sahiptir.

TERBIYUM (TB): En nadir ve pahalı olanlardan biridir.

Grönland'daki rezervler küresel talebin yaklaşık %20'sini karşılayacak kapasitededir. 2.

DİĞER STRATEJİK ELEMENTLER MIKNATIS dışı alanlarda kullanılan ancak yüksek miktarda bulunan elementler: LANTAN (LA): Pil teknolojileri ve kamera lenslerinde kullanılır.

Grönland'daki rezervler küresel talebin yaklaşık %10 - %15'sini karşılayacak kapasitededir.

SERYUM (CE): Cam parlatma ve katalizörlerde kullanılır.

Grönland'daki rezervler küresel talebin yaklaşık %12 - %18'ini karşılayacak kapasitededir.

YTRIYUM (Y): Lazerler ve süper iletkenler için.

Grönland'daki rezervler küresel talebin yaklaşık %15'inden fazlasını karşılayacak kapasitededir.

GADONYUM (GD): MRI cihazları ve nükleer reaktörlerde kullanılır.

Grönland'daki rezervler küresel talebin yaklaşık %10'undan fazlasını karşılayacak kapasitededir.

AVRUPA ABD'YE KARŞI SERT VE KARARLI AVRUPA, ABD'nin Grönland üzerindeki baskısını doğrudan kendi güvenliğine ve egemenliğine bir tehdit olarak görüyor.

Bu krize karşı Danimarka ile tam bir dayanışma içinde hareket eden Avrupa ülkeleri, 'satın alma' veya 'ilhak' söylemlerini uluslararası hukuka aykırı bularak kesin bir dille reddediyor.

Bu kapsamda Avrupa, sadece kınama mesajları yayınlamakla kalmayıp, bölgeye Alman ve Fransız askerlerini göndererek askeri bir kalkan oluşturmaya başladı.

Ekonomik olarak da Grönland'ın ABD'ye bağımlı kalmaması için adadaki yatırımlarını hızla artırıyor ve bölgedeki kritik madenlerin işletilmesinde Avrupa etkisini güçlendiriyor.

Kısacası Avrupa, Grönland'ı teslim etmemek için askeri, diplomatik ve ekonomik tüm araçlarını kullanarak ABD'ye karşı çok sert ve kararlı bir 'dur' mesajı veriyor.

GRÖNLAND KRİZİ TÜRKİYE İÇİN HEM FIRSAT HEM DE RİSK TÜRKIYE, bu krizin doğrudan bir tarafı olmasa da konuyu NATO ittifakı ve stratejik dengeler sebebiyle yakından takip ediyor.

Grönland üzerinde yoğunlaşan küresel rekabet, Türkiye için bir yandan savunma sanayii ve diplomasi alanında yeni kapılar açarken, diğer yandan mevcut güvenliği ve ekonomik dengeleri sarsabilecek riskler barındırıyor. 1) Savunma Sanayii: Bölgede artan askeri hareketlilik, zorlu iklim koşullarına uygun teknoloji ihtiyacını doğuruyor.

Türkiye; Icebreaker 7, Project 23620 gibi gemi inşa projeleri ve düşük sıcaklıklarda yüksek performans gösteren Bayraktar TB2 ile BAHA gibi İHA sistemleriyle bu yeni pazarda güçlü bir aktör olabilir.

Ancak, küresel ilginin tamamen kuzeye kayması, Türkiye'nin kendi bölgesinde yalnızlaşmasına neden olabilir. 2) NATO ve diplomatik dengeler: ABD ve Avrupa arasında Grönland üzerinden yaşanan çatlak, Türkiye'nin NATO içindeki stratejik ağırlığını artırabilir.

Öte yandan, bu krizin NATO'yu işlevsiz hale getirmesi en büyük risk. 3) Ticaret rotaları ve ekonomi: Grönland çevresindeki buzulların erimesiyle açılan Kuzey Deniz Rotası'nın bir çatışma alanına dönüşmesi, Türkiye'nin merkezinde bulunduğu Orta Koridor'un (Hazar geçişli yol) stratejik değerini ve yatırım cazibesini artırır.

Ayrıca, ekonomik açıdan Grönland, Türkiye'nin nadir elementler konusunda Çin'e bağımlı olmamasını sağlasa da krizin yaratacağı küresel enerji dalgalanmaları ve doların aşırı değerlenmesi, piyasalardan sermaye çıkışını tetikleyebilir. 4) Uluslararası hukuk: Grönland üzerinde yükselen 'güçlü olan haklıdır' mantığı ve olası ilhak girişimleri, uluslararası hukukta tehlikeli bir emsal oluşturabilir.

Bu durum, Türkiye'nin karşısındaki blokların benzer hukuk dışı argümanlar kullanmasına yol açabilir.

ADA HALKI ARAFTA BÜYÜK çoğunluğunu Inuitlerin oluşturduğu Grönland halkı ise tüm bu tartışmaların arasında kalmış gibi.

Kafaları biraz karışık.

Bir yanda binlerce yıllık kültürlerini ve bakir doğalarını koruma arzusu, diğer yanda ise tam bağımsızlık için ihtiyaç duydukları ekonomik güç var.

Bütçesinin yaklaşık yüzde 50'si hala Danimarka'dan gelen hibe yardımlarına dayanıyor.

Bu hibe halkın bir kısmına ilaç gibi gelse de büyük bir bölümü tam bağımsızlık istiyor.

Bunun yolu madenleri açmaktan geçiyor ancak bu madenleri açmak, adanın 'ABD toprağı' olması riskini veya doğanın tahribatını beraberinde getiriyor.

Özellikle adanın güneyinde yaşayanlar, uranyumun yan ürün olarak çıktığı maden projelerine şiddetle karşı.

Ekonominin yüzde doksanını oluşturan balıkçılığın ve turizmin zarar görmesinden korkuyorlar.

Yani sadece temiz maden istiyorlar.

Trump'ın satın alma teklifini bir hakaret olarak görüyorlar çünkü Grönland onlar için bir gayrimenkul değil, bir vatan.

Genç Grönlandlılar ise sadece avcılık ve balıkçılıkla sınırlı kalmak istemiyor.

Maden işleme tesislerinde, teknoloji merkezlerinde çalışmak, adalarının bir 'hammadde deposu' değil, bir 'sanayi merkezi' olmasını istiyorlar.

İlgili Sitenin Haberleri