Haber Detayı

Sevgi Soysal'ın Altan Öymen'le sohbetinin bedeli: Hapis ve sürgün
Kültür - sanat odatv.com
17/01/2026 09:11 (2 saat önce)

Sevgi Soysal'ın Altan Öymen'le sohbetinin bedeli: Hapis ve sürgün

12 Mart dönemine içeriden tanıklık eden yazarlardan biridir Sevgi Soysal: Ve 2026 aramızdan ayrılışının 50 yılı… Soysal’ın kırk yıla sığan yaşamı, yargılanmalar, tutuklamalar, sürgünler ve cezaevi deneyimleri ve elbette edebiyatla şekillendi.

Anneliese Rupp Stuttgart’ta mimarlık ve şehir planlaması eğitimi alan Selanikli Mithat Yenen ile evlendi: Almanya’yı, dinini ve vatandaşlığını geride bırakarak Müslüman oldu ve Aliye adını aldı.

Bu hikaye, Sevgi Soysal’ın edebiyatında özellikle Tante Rosa’da izlenebilen bir aile hikayesine dönüşecekti.Aile Almanya’dan döndükten sonra önce İstanbul’a, ardından Ankara’ya yerleşti. 3 kardeşi daha olan Sevgi Soysal’ın çocukluğu ve gençliği Ankara’da geçti.

Ankara Kız Lisesi’nde okudu; ardından Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü’ne girdi.

Üniversite yılları, edebiyatla tiyatronun iç içe geçtiği bir dönemdi.

İlk eşi Özdemir Nutku ile bu yıllarda tanıştı; 1955’te evlendiler.

Ankara’nın edebiyat çevrelerinde yapılan tartışmaların içine girdi.1958’de oğlu Korkut’u kucağına aldı.Sonraki yıllar Sevgi Soysal için yoğun bir üretim dönemiydi.

Dergilerde öyküler yayımladı, çeviriler yaptı, 1961’de Haldun Dormen’in ‘Zafer Madalyası’ oyunundaki tek kadın rolü onundu, tiyatro sahnesine çıktı.1962’de ilk öykü kitabı 'Tutkulu Perçem' yayımlandı.Bundan iki yıl sonra Özdemir Nutku’dan ayrıldı, rol aldığı tiyatro oyununun yönetmeni Başar Sabuncu ile evlendiğinde takvimler 1965’i gösteriyordu.Tante Rosa, yayımlandığı 1968 yılında ilk bakışta sınırlı bir ilgi gördü; yıllar sonra kadın edebiyatının erken ve özgün örneklerinden biri olarak yeniden okunacaktı.1970’te yayımlanan ilk romanı Yürümek, Sevgi Soysal’ın edebiyatındaki kırılma noktalarından biri oldu.

Roman TRT Roman Başarı Ödülü’nü aldı; ancak kısa süre sonra ‘müstehcenlik’ gerekçesiyle toplatıldı.

Aynı süreçte Soysal, TRT’deki görevinden uzaklaştırıldı.Yazarlığı ile kamusal kimliği ilk kez doğrudan yargı mekanizmasının konusu hâline gelmişti..12 Mart 1971 askeri müdahalesi ise Sevgi Soysal’ın hayatını kökten değiştirdi.O dönem Sosyal Bilimler Fakültesi dekanlığında bulunan Mümtaz Soysal, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'nca gözaltına alınıp tutuklanmış, Mamak Cezaevi’ne gönderilmişti.

Orada evlendiler.

Birkaç ay sonra ‘Sıkıyönetim Komutanlığı Emirlerine Aykırı Hareket, kamu malına zarar verme, sarhoşluk suçları’nı işlediği iddiasıyla sabaha karşı gözaltına alındı, ardından tutuklandı.

Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’nda yaklaşık sekiz ay kaldı.

Cezaevi onun için yazının yeniden kurulduğu bir mekân oldu.

Bu deneyim, daha sonra Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu adıyla önce gazetede tefrika edildi, ardından kitap haline getirildi.1972’de ikinci kez tutuklandığında bu defa Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılandı; bir yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı ve cezasının ardından Adana’ya sürgüne gönderildi.Kaynak: Deniz Keziban ÇakıcıMahkeme kayıtlarına geçirilen ifadelere göre Sevgi Soysal, arkadaşı Altan Öymen ile bir akşam yemek yediği esnada aynı yerde ‘tesadüfen’ bulunan iki askeri muhbirin kulak misafiri olduğu konuşmayla “ordunun manevi şahsiyetini tahkir suçlaması” ile ihbar edilmişti.

Ortada pek kanıt yoktu, konuşmaları nasıl duydukları ise hala tartışılır… Zira pek çok ifade yanlış duymanın bir örneğiydi: Misal, Soysal’ın “Memleketimi çok seviyorum, hangi şartlar altında olursa olsun memleketimi terk etmeyeceğim” sözleri muhbirlerce, tam tersine “Memleketimi sevmiyorum, kocam tahliye olunca memleketimizi terk edeceğiz” şeklinde nakledilmişti.Bunlara rağmen Sevgi Soysal 15 Mart 1972 tarihinde tutuklandı.

Bir yıl ağır hapis ve dört ay sürgün cezası aldı.Kaynak: Deniz Keziban ÇakıcıBu sürgün de, Sevgi Soysal’ın yazarlığında belirleyici bir dönemeç oldu: Yenişehir’de Bir Öğle Vakti’ni tamamladı.

Roman 1974’te Orhan Kemal Roman Ödülü’nü aldı.Yaşadıkları, yazılarına iyiden iyiye işlemişti: 1975’te yayımlanan Şafak, 12 Mart sonrasının siyasal baskı ortamını, bir kadın karakterin iç dünyasıyla birlikte ele aldı.

Roman, işkenceyi yalnızca mağdurun anlatmıyor, işkencecinin gözünden de aktarıyordu.Sevgi ve Mümtaz Soysal1975 yılına gelindiğinde artık 3 çocuk annesiydi: Kızları Defne ve Funda da aralarına katılmıştı.

Ancak kötü haber geldi: Kanser teşhisi konuldu.

Tedavi gördü ama sinsi hastalık nüksetti, bu defa eşi Mümtaz Soysal’la Londra’ya gitti.Ancak hastalık ilerlemişti ve Türkiye’ye döndükten kısa süre sonra, 22 Kasım 1976’da hayatını kaybetti.Kırk yıl süren kısa yaşamında dokuz önemli yapıt bıraktı.Ömrü boyunca bırakmadığı şeyler yazmak, düşünmek ve itiraz etmekti…Cemile Y.

ÇetinOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri