Haber Detayı
Fidan'dan SDG açıklaması: 'Güç kullanımı opsiyonunu Suriye hükümeti adına görüyorum'
Şam’a bağlı grupların saldırdığı Halep’te SDG’yi suçlayan Dışişleri Bakanı Fidan 'SDG meselesi sorun olmaya devam ediyor. Temennimiz bir an önce 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması' dedi. Fidan, sorunların diyalogla çözülmediği zaman güç kullanımı opsiyonunu 'Suriye hükümeti adına gördüğünü' söyledi.
Artı Gerçek - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul'da düzenlediği geniş katılımlı basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Geçen yılın “en ağır gündem maddesinin” Gazze’de yaşananlar olduğunu belirten Fidan, “Gelinen aşamada kırılgan ancak ümit vadeden bir durumla karşı karşıyayız” dedi ve ekledi: 'GAZZE’DE SÜREÇ AĞIR AKSAK DA OLSA İLERLİYOR' "[Gazze Planı’nın ikinci aşaması] Dün özel temsilci Steve Witkoff’un da ilanıyla artık ikinci aşamaya geçtiğimiz duyuruldu.
Sürecin ağır aksak da olsa ilerlemesi bizim memnun olduğumuz bir husus.
Biz önümüzdeki birkaç hafta içerisinde bunun inşallah tamamıyla organların en azından hayata geçeceğini düşünüyoruz.
Uygulamada birtakım zorluklar olacak tabii ki ama hem biz hem diğer kurumlarımız gerçekten büyük bir hassasiyetle diğer ortaklarımızla konuşarak bu sürecin sorunsuz gitmesi veya olan sorunların barış sürecini inkıtaya uğratmaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.
Olumlu bir aşamaya geliyoruz ama dediğim gibi riskler ortada. 'İRAN’A ASKERİ MÜDAHALEYE KARŞIYIZ' İran’daki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyleyen Fidan, “ İran’ın uluslararası belli başlı aktörlerle olan sorunlarını çözmesi ve bölgenin tamamına yayılacak istikrarsızlık senaryolarından kaçınması bizim de menfaatimize.
Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz.
İran’da olacak geniş çaplı istikrarsızlığın bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üstünde olduğunu düşünüyorum.
İran’a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız” dedi. 'SDG MESELESİ, BİR SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR' Suriye konusunda bölge ülkelerinin, Avrupalı devletlerin ve ABD’nin ortaya koyduğu “yapıcı iradenin aynı kararlılıkla bu yıl da devam etmesini temenni” ettiklerini söyleyen Fidan şunları kaydetti: “SDG meselesi ise takip ettiğiniz gibi yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor.
İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür.
Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz.” SDG’nin “Kandil’le bağı” olduğunu ileri süren Hakan Fidan, “Yani bu 2+2 dört eder kadar net olan bir bilgi.
Yani bizim zaten SDG ile en büyük problemimizin bu olduğunu baştan beri söyledik.
Suriye Kürtlerinin kendi otantik bir araya gelip sadece Suriye’deki Kürtlere has, Suriye’deki sorunları çözmeye yönelik bir hareketin Suriye ile tabii ki ilgisi var.
Biz medeni, gelişmiş bir ülkeyiz; belli ülkelerin kendi iç sorunlarını çözmede sınırlarının neler olduğunu biz biliriz.
Ama bunun böyle olmadığını herkes biliyor.
Yani dört ülkede iddiası olan, örgütlenmesi olan ve eylemi olan bir örgütün Suriye’deki uzantısının adının SDG olması, YPG olması yani çok bildiğimiz bir gerçeklik.
Dolayısıyla SDG adına kim görüşmeye giderse gitsin Kandil’den onay almadan bunun hayata geçmeyeceğini herkes bilincinde.
Bu işleri biraz sürekli zora sokan bir husus, öyle ama zora da soksa bizim temennimiz bir an önce 10 Mart Mutabakatı‘nın uygulanarak ülkede istikrarın sağlanması” diye konuştu.
HALEP’TEKİ SALDIRILAR Halep’te Şam hükümetine bağlı grupların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırıları için de SDG’yi suçlayan Fidan, şunları ifade etti: "Halep konusunda da geçmişte biz uyardık, gittik, geldik.
Yani bu sorunların ortadan kalkması lazım, olayın güç kullanımına gelmemesi lazım dedik.
Şimdi Fırat’ın batısında, özellikle geçtiğimiz 2024 8 Aralık’tan sonra işgal edilen yerlerin bir iyi niyet göstergesi olarak tekrar boşaltılması, unsurların doğuya çekilmesi hususu gündemde.
Yani bu film tekrar tekrar oluyor.
Yani biz Afrin’den, Resulayn’dan itibaren, Tel Rıfat’tan itibaren, Halep’te her zaman aynı oyunu görüyoruz.
Yani gidiyoruz diyoruz ki: 'Ya bakın burada duruşunuz illegal, şu yapıların şu unsurların şu şekilde olmaması lazım.' Yok, direniyorlar; sonra güç kullanılıyor, geri adım atılıyor.
Sonra güç kullanılıyor, geri adım atılıyor.
Yani bu şablondan çıkılması lazım artık.
Yani gerçekten iyi niyet gösterisinde bulunmak istiyorlarsa bir diplomasiye dayalı, diyaloğa dayalı bir artık sorun çözme tekniğine girmeleri lazım. “Biz Suriye’de istikrarı istiyoruz, Suriyeli Kürtlerin refah olmasını istiyoruz, emin olmasını istiyoruz” diyen Bakan Fidan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “10 Mart Mutabakatı’nın uygulanmaya başlanması konusunda adım atılmadığı için bunun da şu anda uygulanmasıyla alakalı o maddede… Ama ben şunu size söyleyeyim: Suriye yönetiminin bunları hayata geçirmesi için bu 10 Mart Mutabakatı’nda yer alan hususlara ihtiyacı yok.
Yani bu konu hem bölge ülke olarak bizim kendisinden talebimiz hem kendilerinin programında var.
Yani ülkede bulunan diğer azınlıkları, inanç gruplarını sizin yönetime katmayarak, dışlayarak bir yere gitme şansınız yok.
Ama burada altın oran şu: Anayasal vatandaşlık çerçevesinde inanç gruplarının, etnik azınlıkların yönetime dahil olmasıyla, kendilerine ayrı bir küme olarak belirleyip bir siyasal entite formuna dönüşüp buradan yönetime dahil olması; bu ikisi ayrı şey.
Zaten problemin çıktığı yer burası.” ŞAM’IN ATACAĞI 'ADIMLARA' İLİŞKİN 'ÖNGÜRÜ'SÜ “Ülkeyi siyasal entiteler bölmek, inanca göre, etnisiteye göre adacıklar oluşturmak bu bölünmeye davetiye çıkartmaktadır” iddiasında bulunan Fidan, konuşmasının devamında şöyle dedi: "Önümüzde şöyle bir süreç var.
Halihazırda Suriye, Amerika ve YPG görüşmeleri devam ediyor.
Amerika bu konuda yani ciddi bir arabuluculuk faaliyeti içerisinde.
Kamuoyuna yansımayan çok fazla görüşme var.
YPG ile görüşüyor, Suriye hükümeti ile görüşüyor.
Üçlü görüşmeler oluyor.
YPG ile Suriye hükümetinin zaman zaman yetkililerin beraber görüştüğü görüşmeler oluyor.
Şimdi burada yani Ahmed Şara beyanlarında da gördüğünüz bir niyet sorunu olduğu, bir irade sorunu olduğu, görüşmeler yapıldıkça ortaya çıkıyor YPG tarafındaki bu sorunların.
Şimdi benim değerlendirmem, çok yakından takip ettiğimiz bu konuda şu strateji izlenecek diye düşünüyorum.
Yani görüşmelerin büyük bir iyi niyetle devam etmesi ama karşı taraftan bu çıkmadığı zaman hükümetin anayasal hakkı olan, egemenlik hakkı olan yani kendi ülkesinde birliği düzeni sağlama hakkını kullanma yönünde adımlar atacağını öngörüyorum. 'SURİYE HÜKÜMETİ ADINA BURADAN GÖRÜYORUM' Şam hükümetinin “gerektiği zamanda güç kullanımı artık başkaları için daha anormal bir durum olmuyor çünkü görüyorsunuz başka bir çare kalmıyor” diyen Fidan, ardından kendisi geçici Suriye hükümetinin temsilcisiymiş gibi, “Umarım o noktaya gelmez, umarım diyalog yoluyla sorunlar çözülür ama ben o noktaya sorunların diyalog yoluyla çözülmediği zaman iyi niyetle maalesef güç kullanımının da bir opsiyon olduğunu Suriye hükümeti adına buradan görüyorum, yani onu görüyorum” dedi. ‘SÜREÇ’ AÇIKLAMASI: 'HİÇBİR ŞEKİLDE BU FIRSAT KAÇIRILMAMALI' Konuşmasının devamında Kürt sorununun çözümü için devam eden sürece değinen Fidan, şunları kaydetti: “Sayın Bahçeli’nin bu konudaki aldığı tarihi sorumluluk, inisiyatif not edilmeli ve hiçbir şekilde bu fırsat kaçırılmamalı.
Bu konuda yapılan görüşmeler neticesinde biliyorsunuz istihbaratımız marifetiyle yani örgütün lideri Öcalan’ın adadan talimat verdiğini biliyoruz.
Şimdi buna ilişkin tabii örgütün ben kalıcı adımlar atmaktan çekiniyor olmasını tek bir şeye bağlıyorum.
Özellikle Suriye’de ve Irak’ta bölgesel krizlerin neye evrileceğini kendileri bir değerlendirmeye çalışıyorlar.
İran’dan daha fazla bir imkan çıkar mı?
Suriye’den daha fazla bir imkan çıkar mı?
Bu çok net gözüküyor.” (NuMedya24)