Haber Detayı
ABD’nin İran’daki hedefi rejim değişikliği değil
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 24 saat içerisinde İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile iki kez görüştü. 12 Gün Savaşları’ndan önce ABD ve İsrail savaş uçakları İran’ı vurmak üzere havalandığında da Hakan Fidan, Arakçi’ye aramış, “Sizi vuracaklar” diye uyarmıştı.
Hakan Fidan, Arakçi ile iki kez görüştü.
Bu arada Arakçi’den önce ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ı kabul etti.
Tom Barrack sıradan bir büyükelçi değil.
Trump’la doğrudan temas kurabilen, Trump’ın ekibi ile yakın çalışan birisi.Hakan Fidan gece boyunca ABD’li muhataplarıyla görüştükten sonra İran Dışişleri Bakanı Arakçi’yi arayarak ikinci görüşmeyi gerçekleştirdi.
Hakan Fidan, ABD’de kim ya da kimlerle görüştü?
Bu sır.
Ama belli ki ciddi bir aracılık faaliyeti yürütüyor.Hakan Fidan dün de Birleşik Arap Emirlikleri’ndeydi.
Gündem Yemen’di ama İran konusu da ele alındı.
İran’ın döviz kaynağı Dubai’dir.
Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail’le ilişkileri çok iyi.REJİM DEĞİŞİKLİĞİ İSTENMİYORİran konusuna dönecek olursak.Gelen bilgiler ABD’nin İran’da rejim değişikliği hedeflediği tezini desteklemiyor.
Ben farklı düşünüyordum ama güvenilir kaynaklardan aldığım bilgiler ABD’nin bu aşamada İran’da rejim değişikliğini hedeflemediği ve bunun gerçekçi bulunmadığı yönünde.
Savaş uçakları gönderilerek rejim değişikliği olmaz.
İran’ın vurulması rejimi devirmez tam aksine İranlıların kenetlenmesini sağlar deniliyor.
Yani Hamaney’i devirip, Molla rejimini yıkıp Şah’ın oğlunu getireceği yönünde değil.ABD’NİN ŞARTLARIPeki ne isteniyor?1- İran nükleer faaliyetlere son versin,2- 12 Gün Savaşları’ndan sonra hâlâ elinde zenginleştirilmiş uranyum varsa teslim etsin,3- İsrail’e karşı söylemini yumuşatsın,4- Tabii bir de sokaktaki muhaliflere yönelik sert müdahalelere son versin.
Peki İran bu mesajları aldı mı?
ABD’nin müdahalesine gerek kalmadan diyalog yoluyla bu sorunu çözebilecek mi?İRAN’IN POZİSYONUDışişleri Bakanı Hakan Fidan TRT’nin yayınında İran cephesinden bir zorluğa işaret edip, “İran böyle bir müzakere yoluna girdiği zaman, kabul edemeyeceği derecede ileri şartlar sürülüyor, bu da bir noktada aslında İran’ı anlaşmamaya itmek gibi bir durumu ortaya çıkartıyor.
İran anlaşmayı istemeyen taraf gibi gösteriliyor.
Burada sahici bir anlaşma niyetinin ortada olması gerekiyor.
Şimdi bizim çok da fazla kamuya yansıtmadan yapmaya çalıştığımız biraz da bu, daha kilit aktörler nezdinde, başta Amerikalılar olmak üzere, İran’la her iki tarafın da kazancına sonuçlanabilecek bir anlaşmanın olmasının biz destekçisiyiz” demişti.GÜVEN UNSURUHakan Fidan, MİT Başkanlığı’ndan bu yana kritik konularda aracılık yapmış bir devlet adamı.
İstihbarat diplomasisini literatürümüze kazandırmıştı.
Rusya-Ukrayna savaşının başında iki ülkenin istihbarat başkanları İstanbul’da bir araya getirilmiş, ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında İstanbul Anlaşması ortaya çıkmıştı.Arabuluculukta en önemli unsur taraflara güven vermektir.
Türkiye bu konuda üzerinde ittifak edilen bir ülke.
Cumhurbaşkanı Erdoğan güven duyulan bir lider.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın arabuluculuk faaliyetlerinde tercih edilen devlet adamlarıdır.VEFALI KOMŞUTürkiye, İran’la ABD arasında savaş çıkmasını engellemek için büyük bir çaba sarf ediyor.
İki ülke arasındaki sorunun savaşla değil, diyalog yoluyla çözülmesi için arabuluculuk yapıyor.
ABD’nin İran’ı vurmasını önlemek için çaba gösteriyor.
Bu konuda çaba gösteren tek ülkeyiz.
Çünkü Türkiye, Ortadoğu’nun etkili bir ülkesi, vefalı ve sorumlu bir komşu olarak hareket ediyor.
Bizim başımıza böyle bir şey gelse İran aynı şekilde hareket eder miydi?
O ayrı bir tartışma konusu.
Ayrıca şimdi sırası değil.SADDAM’A MESAJ GÖNDERMİŞTİ ABD, Irak’ı vuracağı zaman da Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, Saddam Hüseyin’e Başbakan Abdullah Gül’ün imzasını taşıyan bir mektup götürmüştü.
Ancak Saddam Hüseyin bu fırsatı değerlendirememişti.
Sonuç ortada.Türkiye’nin arabuluculuğu sonuç verir mi?
Bunu zaman gösterecek.
Ama eğer sonuç alınamazsa çok kötü olacak.
Çünkü Trump’ın nokta hedeflere yönelik bir hava harekâtı düzenleyeceği yönünde haberler geliyor.
Netanyahu, İran’ın vurulması için tüm gücünü seferber etmiş durumda.
Bir yandan MOSSAD ajanları ile İran’ı karıştırmaya çalışıyor diğer yandan İsrail lobisi üzerinden Trump’ı ikna etmeye çalışıyor.Hedef, İran’da iç savaş çıkarmak.
İran’dan gelen haberler ölümlerin tahmin edilenden daha yüksek olduğu yönünde.TEHLİKENİN FARKINDAYIZTürkiye, tehlikenin farkında.
İran’da çıkacak bir kaos ya da daha kötüsü bir iç savaş en çok Türkiye’yi etkileyecek.
İran, Lübnan’a, Suriye’ye, Irak’a benzemez.
Dini rejimin silahlı gücü çok yüksek.
ABD ve İsrail başta olmak üzere üçüncü ülkelerin de katılmasıyla birlikte İran’da çıkacak bir iç savaş tam bir felaketle sonuçlanabilir.
Sadece İran’da değil, tüm Ortadoğu’da dengeleri alt üst eder.
Zaten ABD ve İsrail’in hedefi de bu.
Eğer Türkiye’nin arabuluculuğu sonuç vermez ve İran’da korkulan olursa komşumuz İsrail olacaktır.Türkiye tehlikenin farkında, peki İran tehlikenin farkında mı?
AJAX OPERASYONUNDAN PEHLEVİ OPERASYONUNA Devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi, ABD Başkanı Trump’a, ‘İran’ı vur, beni İran’ın başına geçir’ diye yalvarıyor.Devrik Şah Pehlevi, İran petrollerini millileştiren seçilmiş Başbakan Musaddık’ı devirmek için İngiliz istihbaratı ile işbirliği yapmıştı.
İngiliz istihbaratının Ajax Operasyonu’yla Musaddık’ı devirmesinden sonra İran’ın başına dönmüştü.
Yaptığı ilk iş başta petrol olmak üzere İran’ın kaynaklarını İngilizlerin hizmetine sunmak oldu.
Oğlu Rıza Pehlevi aynı şeyi Trump’tan istiyor.
Ailenin genlerinde var.Öyle ki Venezuela’yı vur diye çağrı yapan muhalefet lideri Machado’yu bile geçti.
Gerçi ABD, Maduro’yu devirdi ama toplumda yeterli karşılığı yok diye Machado’yu işbaşına geçirmedi.
Machado’nun hevesi kursağında kaldı.Rıza Pehlevi’nin, İran’da ne kadar etkili olduğu konusunda kuşkuları olduğunu söyledi.
Trump haklı.
Rıza Pehlevi’nin, İran’da marjinal bir grup dışında bir karşılığı yok.
Ayrıca çok tehlikeli bir adam.KİPALI PEHLEVİ Mİ İRAN’I YÖNETECEKİsrail’e yanaşmak için yapmadığı iş kalmadı.
ABD’de de Yahudi lobisi ile çalışıyor.
Kızını Yahudi bir işinsanı ile evlendirdi.
Gazze’de katliamın yaşandığı bir sırada İsrail’e giderek Netanyahu’yu ziyaret etti.
Gazze’de çocukların katledildiği bir sırada başına kipa takıp ağlama duvarında İsrail için dua etti.
Eğer İran’ı başında kipa ile Rıza Pehlevi yönetecek olursa vay İran’ın haline diyor, başka bir şey demiyorum.