Haber Detayı

İran’da ne oluyor? İstikrarsızlığın bölgeye ve Türkiye’ye olası etkileri
Yazarlar hurriyet.com.tr
15/01/2026 06:28 (4 saat önce)

İran’da ne oluyor? İstikrarsızlığın bölgeye ve Türkiye’ye olası etkileri

Hayat pahalılığı, protestolar, rejim karşıtlığına dönüş ve “Neden şimdi?” sorusu...

Bir yanda protestolar, bir yanda rejim yanlısı gösteriler, kesilen internet, sahaya inen güvenlik unsurları.Bu yazının çıkış noktası tam da bu nedenle şu soru: Bu dalga neden şimdi?Ekonomi mi?ABD ve İsrail’in etkisi mi?Yoksa İran İslam Cumhuriyeti’nin içten çözülmeye başladığı bir eşik mi?Cevap tek başına hiçbirinde değil.Cevap, hepsinin aynı anda kesiştiği noktada.Son haftalarda İran genelinde yaşanan protestolar, klasik bir “hayat pahalılığı” itirazını çoktan aşmış durumda.

Evet, tetikleyici unsur ekonomik kriz: Riyalin değer kaybı, enflasyon, alım gücünün erimesi.

Ancak bu kez farklı olan şu:* Sloganlar kısa sürede değişti,* Talepler ekonomik olmaktan çıkıp sistemik hale geldi,* Tepki, sadece hükümete değil rejimin işleyişine yöneldi.Rejim refleksi ise tanıdık: Güvenlik, bastırma, gözaltılar, internet kesintileri.

İran bunu daha önce de yaptı.

Fakat bu kez bastırma eşliğinde toplumdan kopuş hızlandı.NEDEN ŞİMDİ?“Neden şimdi?” sorusunu tek bir olayla açıklamak doğru olmayacaktır:1.

Ekonomik eşik aşıldı.İran’da yoksulluk yeni değil.

Ama orta sınıf ilk kez bu kadar net çözüldü.

Orta sınıf, otoriter rejimlerin tamponudur.

İran’da bu tampon eridi.2. 2022 sonrası psikolojik kırılma.Mahsa Amini süreci bastırıldı ama unutulmadı.

Toplum şu mesajı aldı: Rejim geri adım atmıyor.

Belki de bu, “değişim umudunu” değil ama “katlanma sabrını” bitirdi.3.

Güç algısının içeride çökmesi.İran dışarıda güçlü görünürken içeride zayıfladı.

Toplum, “bölgesel güç” anlatısıyla kendi hayatı arasındaki uçurumu artık daha net görüyor.ABD VE İSRAİL ETKİSİNİN GÜCÜ NE?Bu soru kilit önemde.

Belki ABD ve İsrail protestoları doğrudan başlatmadı.

Ama kullandıkları dil ve sahadaki ajanları bir yandan protestocuların bir yandan da rejimin elini güçlendirdi.

Trump’ın tehditkâr söylemleri ve İsrail’in yüksek profilli açıklamaları, Tahran’a “Bu bir dış komplodur” deme imkânını verdi.Bu söylem:* Güvenlik aygıtını konsolide ediyor,* Kararsız kitleyi korkutuyor,* Meşru toplumsal talepleri gölgeliyor.Paradoks ise şu: “Protestoculara destek iddiasıyla konuşulan dil, fiilen rejimin sertleşmesine hizmet ediyor.”BM NORMLARI VE ULUSLARARASI HUKUK AÇISINDAN SORUN YİNE AYNI ÜLKELERDEİran yönetiminin barışçıl gösterilere yönelik şiddeti uluslararası hukuka aykırıdır.

Bu konuda yapılan eleştiriler haklıdır.

Ancak uluslararası hukuk, yalnızca ihlali değil, ihlal karşısında izlenecek yöntemi de tanımlar.* BM Madde 2/7 – İç işlerine karışmama: Devletlerin iç işlerine tehditkâr söylemle müdahale etmek hukuken sorunludur.* BM Madde 2/4 – Güç kullanma ve tehdit yasağı: Güç kullanma tehdidi de yasaktır.

Trump’ın “müdahale ederiz” dili bu açıdan problemli bir alandadır.* İnsan haklarının korunması:- Tek taraflı devletlerin değil,- BM mekanizmalarının yetkisidir.Tek taraflı tehdit dili, normları güçlendirmez; aşındırır.* İsrail, İran’la doğrudan düşmanlık içinde olan bir aktördür.

Bu nedenle yaptığı açıklamalar hukuki değil, kendi stratejisi ve kendi güvenliğine uygun açıklamalardır.

Bu da İran’daki meşru protestoları bölgesel güç mücadelesinin parçası gibi gösterir.

İRAN’DA İSTİKRARSIZLIK VE OLASI ETKİLERİ İran’da yaşanan istikrarsızlık, yalnızca İran’ın iç meselesi değildir.

Coğrafya, ekonomi, enerji hatları, göç dinamikleri ve güvenlik mimarisi dikkate alındığında bu süreç doğrudan Türkiye’yi ve bölgesel dengeleri etkileme potansiyeline sahiptir.

Bu nedenle İran’daki gelişmeler Ankara açısından “yakından izlenen bir komşu krizi” değil, çok boyutlu bir stratejik risk alanı olarak ele alınmalıdır.

Bu bölümde, İran’daki sürecin Türkiye ve bölge üzerindeki etkilerini olasılık senaryoları üzerinden değerlendirmek gerekir.

Senaryo: Sertleşen İran – İçe Kapanma ve Güvenlik Devleti.Bu senaryo, mevcut gidişatın devamıdır.İran’da ne olur?* Protestolar bastırılır.* Güvenlik devleti derinleşir.* İnternet, medya, sivil alan daha da daralır.* Ekonomi daha kapalı ve kontrolcü hale gelir.Türkiye’ye etkileri;* Bu senaryoda Türkiye için en somut risk, düzensiz ve yarı-düzensiz göç dalgasıdır.

Türkiye, kalıcı olmasa bile bekleme ülkesi olma riski ile karşı karşıya kalabilir.

İran’dan gelen göç, Suriye göçü gibi ani ve kitlesel değil; sessiz olabilir.m Güvenlik ve sınır yönetimi açısından risk taşır.2.

Senaryo: Ekonomik ve Nükleer Taviz + Siyasi Sertlik (Kontrollü Gerilim).Bu, İran rejiminin en olası tercihidir.İran’da ne olur?* Ekonomik rahatlatıcı adımlar.* Sübvansiyonlar, geçici iyileştirmeler.* Ama siyasi baskı devam eder.* Reform değil, nefes alma stratejisi uygulanır.Türkiye’ye etkileri;* Bu senaryo Türkiye açısından en yönetilebilir olandır.

İran-Türkiye ticareti tamamen kopmaz.

Enerji akışı sürer.

İran pazarında ani çöküş olmaz.DENGE VE ARABALUCU POLİTİKASI KRİTİK ÖNEMDEBu senaryoda Ankara’nın denge ve taraflarla diyalog politikası kritik önemde.

Bunu “Ne İran’la bağları koparmak ne de Batı’yla ilişkileri riske atmak” ifadesiyle ortaya koyabiliriz.Bu senaryoda Türkiye arabulucu rolü üstlenebilir, diyalog kanalı olarak öne çıkabilir.3.

Senaryo: Uzun Süreli İç Çözülme.İran’da ne olur?* Protestolar dalga dalga sürer.* Göç artar.* Orta sınıf erir.* Devlet ayakta ama toplum kopuktur.Bu, rejimlerin en kırılgan olduğu haldir.

Üzerine bir de ABD ya da İsrail tarafından müdahale olasılığı eklenirse, bölge yeniden karışabilir.* İran’ın içe dönük zayıflaması Irak, Suriye, Lübnan gibi alanlarda güç boşluğu yaratabilir.

Bu boşluk devlet dışı aktörleri, mezhep temelli yapıları, vekil güçleri hareketlendirir.* Türkiye için bu, Suriye dosyasının daha karmaşık hale gelmesi, Irak’ta yeni güvenlik riskleri, PKK/YPG gibi yapıların manevra alanına sahip olması anlamına gelebilir.* İran’ın zayıflaması; İsrail’in daha agresif hale gelmesine, Körfez ülkelerinin bundan etkilenmesine ve ABD’nin bölgedeki gücünün daha da artmasına neden olabilir.4.

Senaryo: Rejim İçi Kırılma.İran’da ne olur?Kısa vadede olası görünmese de en riskli ama en riskli senaryo.* Güvenlik aygıtında çatlak.* Rejim içi güç mücadelesi.* Kontrolsüz bir geçiş süreci.* Bu senaryo; bölgesel istikrarsızlığı tırmandıracaktır.* Sınır güvenliği, enerji hatları ve ticaret ciddi risk altına girer.* Büyük göç dalgaları tetiklenebilir.

TÜRKİYE NE YAPMALI? * İran’ın toprak bütünlüğü ve istikrarı, Türkiye’nin çıkarınadır.* Dış müdahale ve sertleşme, Türkiye açısından risktir.* Sessiz çözülme, kısa vadede fark edilmez ama uzun vadede daha tehlikelidir.En rasyonel pozisyon: İran toplumunun iç dinamiklerine saygılı, bölgesel yangını büyütmeyen, çok taraflı ve dengeli bir çizgidir. “İran’daki istikrarsızlık yalnızca Tahran’ın değil, Ankara’nın da dosyasıdır.Çünkü İran’da çözülemeyen her kriz, sınırların ötesine taşar.”

İlgili Sitenin Haberleri