Haber Detayı
TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici: Dönüşümün eşiğindeyiz, ‘stratejik’ karar alma dönemine geldik
Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Ümit Leblebici, Türk iş dünyası için “Stratejik karar almak gereken bir döneme geldik” diyor. Leblebici bunu da Türkiye ekonomisinin bugün geldiğimiz noktada bir dönüşümün eşiğinde olmasına bağlıyor.
Ece CEYHUNTürk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Ümit Leblebici, Türkiye ekonomisinin aynı 1980’lerde olduğu gibi büyük bir dönüşümün eşiğinde olduğunu düşünüyor.
Leblebici, “Bizim ülke olarak gündemimiz bundan sonra verimlilik olmalı.
Çünkü büyük bir dönüşümün ve teknolojik değişimin şafağındayız.
Kendini bu değişime muazzam hazırlamış iki blok var.
Biri Amerika, biri Çin.
İnanılmaz bir verimlilik savaşı var” dedi.Türkiye’nin de kendini bu değişim ve dönüşüm dönemine hazırlaması gerektiğine işaret eden Leblebici, “Biz verimli çalışmazsak rekabette geri kalacağız.
Bu arada bugün pek çok Türk şirketi global arenada müthiş işler yapıyor.Bugün bazı yapay zeka şirketlerinin başında Türkler var.
Savunma sanayinde izlediğimiz stratejinin bir benzerini bundan sonra odaklanacağımız yeni endüstriler için de yapalım.
Sadece kendi ülkende yatırım yaparak global oyuncu olunmuyor.
Her yere gideceğiz, globaldeki pazar payımızı arttıracağız.
Mevlana’nın bir sözü var, ‘yola çıkarsan yol sana görünür’...
Hani portföy yatırımcılarına hep öneririz ya ‘yumurtaları tek sepete koymayın’ diye, aynı şekilde üretim tarafında da ‘yumurtayı tek sepete’ koymayalım” açıklamasını yaptı.Ümit Leblebici, gelen değişimi nasıl yorumladığını sorduğumuzda ise şöyle cevap verdi: “O zaman biraz geri dönelim...
Hatırlayalım; Türkiye, 1980’lerde nasıl kalkındı? ‘İhracat yapacağız’ dedik, yapmaya başladık ve geldiğimiz nokta belli.
Şimdi de ‘şu alana yöneleceğiz’ diyeceğiz, ‘teşviki ona göre vereceğiz’.
Yüksek teknoloji bir ürün müdür?Yoksa üretimin başka bir kolu mudur?
O vizyonu master planla bir ortaya koymak gerekiyor.
Ama bazı sektörlerden zaten çıkamayız.
İnşaat gibi.
Deprem kuşağında bir ülke olarak yenilenmesi gereken bir bina stokumuz var.
Onun mühendisliğine yatırım yapacağız.
Hatta bu sektör başta Suriye olmak üzere Türkiye’nin dışında da devam edecek.
Biz bugün bir dönüşümün şafağındayız ve Türkiye’nin ana vizyonunu yeniden belirlemesi gerekiyor.
Ne üreteceğiz?
Nasıl üreteceğiz?
Buna karar vereceğiz.”Türkiye’nin vizyonunu yeniden kurgulaması gerekirSadece Türk iş dünyası için gelecek yabancı yatırımcı için de benzer hamlelerin gelmesi gerektiğini anlatan Leblebici, “Türkiye’nin istediği yabancı sermaye için de regülasyonu ona göre düzenlememiz lazım. ‘Türkiye data center olsun’ diyorsak enerji altyapısı ona göre uygun olmalı.
Bunların yedek parçası, üretim hatları ona göre uygun olmalı.
Türkiye tekrar bir vizyon belirlemeli.
Ne tür yabancı yatırımcıyı içeriye alacak ve neye göre hareket edecek?
Biz diyebiliriz ki artık şu endüstri bizim için birincil önceliklidir, bu bizim vizyonumuzdur.
Geniş toplum kesimlerinin kabul ettiği o vizyon muhakkak çalışır.
Bizim kesinlikle Türkiye’nin vizyonunu tekrar bir kurgulamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.Türkiye’ye portföy yatırımlarının arttığı, kredi derecelendirme kuruluşlarının pozitif baktığı bir dönemde uzun vadeli yabancı yatırım cephesinde ise Leblebici, “Uzun vadeli yatırımcı gelsin, gelsin ama artık geleceği sektör de önemli.
Türk şirketleri artık kuvvetli şirketler.Büyüdüler ve dışarıya gidiyorlar.
Mısır’a gidiyoruz, Romanya’ya gidiyoruz, Bulgaristan’da varız, beyaz eşya ile dünyanın her yerinde varız.
Bundan sonra Türkiye’ye basit teknolojiyi getirecek bir yabancı şirketin burada rekabet edebilme ihtimali bence zayıf.
Bir teknolojik üstünlükle gelmesi lazım.
Biz de bunu yönlendirecek ve teşvik edecek bir mekanizma bulursak, yabancı sermaye buraya daha hızlı gelir” görüşü paylaştı.Yatırım ihtiyacı geri geliyor2025 yılı özelikle yılın ilk yarısı itibariyle iş dünyasının birçok değişkenle uğraştığı bir yıl oldu.
Sadece iç dinamikler değil ticaret savaşlarıyla başlayan süreçte dış dinamiklerde zorladı.
Leblebici, “İş dünyası negatif reel faiz ortamında yatırımlarını ötelemişti.O dönemde çok büyük yatırım yapmadan da para kazanıldı.
Şimdi pozitife döndük, burada da bir takım ötelemeler oldu.
Bu sefer yine para kazanıldı” dedi ve ekledi: “Şunu da unutmamak lazım, doğru sermaye aloke etmiş insanlar doğru zaman ve yerde kazandı.
Şimdi şuna geliyoruz, bence yatırım ihtiyacı artık belirgin şekilde geri geliyor.
Belirgin şekilde geri gelmek ne demek?
Bugüne kadar yenilemediğin makineyi yenilemek durumundasın, yapmadığın yatırımı da yapmak durumundasın.
Şuna çok katılmıyorum: ‘Makro ihtiyatı kararlardan dolayı krediye ulaşamıyoruz’.
Yatırım kredilerinde bir problem yok.Yatırım kredilerinde iyi proje varsa bankalar zaten desteklemek için bakıyor.
O nedenle ne yapacak iş adamları?
Bence; bazı sektörlerde eskisi kadar verimlilik ya da getiri sağlayamayacakları için yeni sektörlere yatırım yapmaya doğru gidecekler.
Stratejik karar almak gereken bir döneme geldik.
O nedenle de yeniden yatırım dönemine girilecek bu dönemde herkesin en doğru zamanda en doğru kararı vermesi gerekiyor.”MB’nın rehberliğine dikkatGeçen yıl yaşanan gelişmeler karşısında Merkez Bankası’nın proaktif bir şekilde harekete geçtiğine işaret eden Leblebici, “Bu yıl da bir takım etkiler, beklenmedik olaylar olabilir ama Merkez Bankası’nın ne reaksiyon vereceği 3 aşağı 5 yukarı belli.Belli olduğu için de büyük hareketlerin bir çoğunun olacağını düşünmüyorum.
Merkez Bankası’nın rehberliği önemli ve dikkat etmeyen hata yapar. ‘Merkez Bankası diyor ki ben enflasyonu şu seviyeye indireceğim’.
Eğer ‘indirmez/indiremez’ diyorsak şöyle bir refleks gösteriyoruz.
Stok yapayım.
Merkez Bankası’nın kararlı tutumu 2025’te şunu gösterdi.
Merkez Bankası rehberliğiyle hareket etmeyenlerin eli biraz stokta yandı.
Stokta yakalananın stok maliyeti, borçlanma maliyetleri yükseldi ve fiyatlama kapasiteleri sıkıntıya girdi” yorumunu yaptı.Hedefe ulaşmak için her önlemi alır“2026’da Merkez Bankası’nın rehberliğine daha fazla bakmamız gerektiğini düşünüyorum” diyen Leblebici, “Sonuçta borçlanma piyasasındaki faiz belirleyen ana unsurlardan birisi Merkez Bankası.
O nedenle enflasyonun gidişinde de o maliyetleri hepimiz görüyoruz.
Beklenti yönetimi önemli ve 2025’te Merkez Bankası gereken her adımı attı.2026’ya bu gözle girmek lazım.
Kısacası ‘Merkez Bankası’nın enflasyon hedefinde gözünüz olsun, o enflasyon hedefine ulaşmak için MB her türlü önlemi alabilir’ diyorum.
Türkiye’nin temel makro ekonomik göstergeleri kötü değil.
Mesela borcun gayri safi milli hasılaya oranı gayet iyi.
Düşük bir borç oranı var.
Cari açığın yarattığı bir baskı yok.
Üstelik, enerji fiyatı aşağı geliyor.
Gelen regülasyonlar toplam talebi kontrol ediyor.
Kredi büyümeleri, swap regülasyonları gibi makro ihtiyati tedbirlerde çok büyük değişiklik beklemiyorum.
Onun için de enflasyonda bu sene sanki MB’nin üst bandına yaklaşabiliriz gibi geliyor” dedi.Sadece Fed değil Japonya’ya da bakmak lazımTEB Genel Müdürü Ümit Leblebici ile küresel finans ve emtia piyasalarındaki gelişmeleri de konuştuk.
Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın iş dünyası açısından fırsatlarla dolu olduğuna işaret eden Leblebici, şu değerlendirmelerde bulundu:FED ve ABD etkisi daha sınırlı olur: ABD’de yapılmaya çalışılan hamlelerin bizim gibi enflasyonu bilen ülkeler açısından kafamızda yarattığı bir takım soru işaretleri var.
Merkez Bankası bir faiz indirimine doğru gitmeye çalışıyor ama bu ekonominin gerçekten ihtiyacı olan bir faiz indirimi mi?
Yoksa ekonomiyi daha da ısıtmak, daha da canlandırmak için yapılan bir faiz indirimi mi?
Bu ikisinin arasında fark var.
Genel bir durgunluk olduğunda yapılan faiz indirimi enflasyonist olmaz.
Ama zaten büyümesi yüksek olan bir yerde faiz indirimi daha da enflasyonist olur.
Bunu biz Fed’le beraber göreceğiz.
Bizim tecrübelerimizden edindiğimiz bilgi şu: Zamanlaması doğru yapılmamış faiz hareketleri enflasyonu körükleyici olabiliyor.
Burada izlenmesi gereken değişken 10 yıllık Amerikan tahvilleri.Japonya’yı yakından izlemek lazım: Amerika’da, Avrupa’da bir takım değişimler var ama Uzakdoğu’da da bir değişim var.
Japonya’ya hiç bakmıyoruz ama dünyada ‘carry trade’in başlangıç noktası hep Japonya’ydı.
Şimdi Japonya tarafı ilk defa 30 yıl sonra faiz artırımına doğru gidiyor.
Dolayısıyla Japonya’daki değişimin globalde etkisi olup olmayacağını yakından bir izlemek lazım.
Japonya’nın hamleleri carry trade’in yönünü belirleyecek.
Japonya bile bizi Amerikan piyasalarından daha çok etkileyebilir.
Japonya’dan borçlanarak Türkiye varlıklarına ya da diğer gelişen piyasalara yatırım yapmanın etkisi daha fazla olur.Avrupa tarafında ise harcama kapasitelerinin biraz artacağını düşünüyorum.
Harcama etkisi savunma sanayinden gelirse limitli etkisi olur ama bunun bile istihdama bir etkisi olacağı için bize de dolaylı katkısı olur.
O anlamda Avrupa konusunda, göreceli pozitif taraftayım.Petroldeki düşüş elimizi rahatlatır: 2026 yılı 2025’in devamı olacak.
İki yılı bir bütün gibi düşünmek lazım. 2026’da enflasyon trendinin yine aşağı gittiği bir yıl olarak göreceğiz.
Çünkü uyguladığımız sıkı para politikası enflasyonun aşağı gitmesine yardımcı oluyor.
Bu sene büyük ihtimalle Merkez Bankası’nın üst bandıyla yüzde 25 arası bir yerde olacağız.
Globale geri döneceğim.
Petrolün 60 doların altına gittiği, hatta 55 doların altına gittiği bir yerde bizim enerji ithalatından kaynaklanan baskı azalacağı için pozitif yansımaları olabilir.TCMB’nin izlemesi gereken çok değişken var: Merkez Bankası’nın özellikle yaz sonuna kadar sınırlamalarda büyük gevşeme adımları atmasını hiç beklemiyorum.
Çünkü daha izlememiz gereken bir çok değişken var.
Petrol fiyatları bile bizim için önemli bir değişken.
Kredi büyümesi, kur politikası, TL dönüşüm bir bütün. 2026’da ekonomi iyice normalleştikten sonra değişir.‘Fit’ banka olmak istiyoruz“2024’te bir pazar payı kazanmıştık. 2025’te kurallar ve kısıtlamalar sebebiyle konvansiyonel tarafta herkes aynı noktada kaldı.
Dolayısıyla makro ihtiyati kararlar bize imkan verdiği ölçüde pazar payı kazanmaya devam etmek istiyoruz.
Bunu da sağlıklı bir yapıda yapmak istiyoruz.
Bireysel bizim hem likidite ayağımız hem hizmet ayağımız.
Kurumsalı destekliyoruz.
TEB zaten KOBİ’lerin bankasıdır.
O nedenle o dengeyi devam ettirerek götürmek istiyoruz.
Düzenlemeler nedeniyle KOBİ’de daha fazla büyüme olur.
Biz her sene %5 ila %10 arası yeni müşteri sayımızı büyütmeye çalışıyoruz.
Disiplinli, fit banka olmak istiyoruz.”Bankacılık sektörü yük kaldırma kapasitesinin son haddindeGeçen yılın bankacılık sektörü açısından da zor bir yıl olduğunu kaydeden Ümit Leblebici, bu yıla ilişkin beklentilerini şöyle anlattı:Bankacılık sektöründe öz kaynak kârlılığı düşük: Bankacılık sektöründe öz kaynak getirisi negatif.
Evet; bir enflasyon ortamından çıkmaya çalışıyoruz ama öz kaynak sürekli negatifte kalırsa bu, aktarım mekanizmasını zayıflatmak demek.
Bankaların öz kaynakları kuvvetli olmalı ki uygulanan politikanın aktarımı çalışsın.
Biz buralarda gerideyiz maalesef. 2025 bankacılık sektörü için iyi bir yıl olarak geçmedi.
Enflasyondan arındırılmış kârlılıklar negatif. 2026’da pozitife dönecek ama bankacılık sektörü de yükün altında eziliyor.
Yük kaldırma kapasitesinin son haddindeyiz.Bankacılıkta rekabet ‘uzmanlık’ alanlarında dönecek: Rekabet her yerde dönecek.
Öncelikle hizmet kalitesinde dönecek.
Bir de daha spesifik uzmanlıklarda dönecek.
Biz, dış ticarette uzman bir bankayız.
BNP, Avrupa’nın da en büyük bankalarından biri.
Doğal olarak Avrupa’nın içinde çok sağlam bir network’ümüz var.
Türkiye’deki yerli ya da yabancı çok uluslu firmalar var.
Bunu iyi yaptığımızı düşünüyoruz.
Yatırım ürünleri tarafında kuvvetliyiz.
Çeşitli ödüller alan özel bankacılık birimimiz var.
Herkesin uzmanlık alanına göre iyi olduğu yerler var.
Kartta uzman bankalar var.
Rekabet oralarda olacak.
Kendi uzmanlığında iyi olanlar pazarda fark yaratacak.
Ama kopyalanmış işlerde, işler zor…AI yatırımlarını hızlandırdı“Banka olarak biz de yapay zeka (AI) yatırımları yapıyoruz.
Bu yatırımların bazısı müşteriye yansıyacak.
Bazısı yansımayacak.
Çünkü bir kısmı operasyonel verimlilik için de yatırım yapıyoruz.
Elimizdeki datayı kullanarak verimliliğimizi artırmak için çalışıyoruz.”