Haber Detayı

TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici: Dönüşümün eşiğindeyiz, ‘stratejik’ karar alma dönemine geldik
şirket haberleri dunya.com
15/01/2026 00:00 (2 saat önce)

TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici: Dönüşümün eşiğindeyiz, ‘stratejik’ karar alma dönemine geldik

Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Ümit Leblebici, Türk iş dünyası için “Stratejik karar almak gereken bir döneme geldik” diyor. Leblebici bunu da Türkiye ekonomisinin bugün geldiğimiz noktada bir dönüşümün eşiğinde olmasına bağlıyor.

Ece CEYHUNTürk Ekonomi Banka­sı (TEB) Genel Mü­dürü Ümit Leblebici, Türkiye ekonomisinin aynı 1980’lerde olduğu gibi büyük bir dönüşümün eşiğinde ol­duğunu düşünüyor.

Leblebi­ci, “Bizim ülke olarak günde­mimiz bundan sonra verim­lilik olmalı.

Çünkü büyük bir dönüşümün ve teknolojik de­ğişimin şafağındayız.

Kendini bu değişime muazzam hazır­lamış iki blok var.

Biri Ameri­ka, biri Çin.

İnanılmaz bir ve­rimlilik savaşı var” dedi.Türkiye’nin de kendini bu değişim ve dönüşüm döne­mine hazırlaması gerektiği­ne işaret eden Leblebici, “Biz verimli çalışmazsak rekabet­te geri kalacağız.

Bu arada bu­gün pek çok Türk şirketi glo­bal arenada müthiş işler ya­pıyor.Bugün bazı yapay zeka şirketlerinin başında Türkler var.

Savunma sanayinde izle­diğimiz stratejinin bir benze­rini bundan sonra odaklana­cağımız yeni endüstriler için de yapalım.

Sadece kendi ül­kende yatırım yaparak global oyuncu olunmuyor.

Her ye­re gideceğiz, globaldeki pazar payımızı arttıracağız.

Mev­lana’nın bir sözü var, ‘yola çı­karsan yol sana görünür’...

Hani portföy yatırımcılarına hep öneririz ya ‘yumurtaları tek sepete koymayın’ diye, ay­nı şekilde üretim tarafında da ‘yumurtayı tek sepete’ koyma­yalım” açıklamasını yaptı.Ümit Leblebici, gelen deği­şimi nasıl yorumladığını sor­duğumuzda ise şöyle cevap verdi: “O zaman biraz geri dö­nelim...

Hatırlayalım; Türki­ye, 1980’lerde nasıl kalkındı? ‘İhracat yapacağız’ dedik, yap­maya başladık ve geldiğimiz nokta belli.

Şimdi de ‘şu alana yöneleceğiz’ diyeceğiz, ‘teş­viki ona göre vereceğiz’.

Yük­sek teknoloji bir ürün müdür?Yoksa üretimin başka bir ko­lu mudur?

O vizyonu master planla bir ortaya koymak ge­rekiyor.

Ama bazı sektörler­den zaten çıkamayız.

İnşa­at gibi.

Deprem kuşağında bir ülke olarak yenilenmesi ge­reken bir bina stokumuz var.

Onun mühendisliğine yatı­rım yapacağız.

Hatta bu sek­tör başta Suriye olmak üzere Türkiye’nin dışında da devam edecek.

Biz bugün bir dönüşü­mün şafağındayız ve Türki­ye’nin ana vizyonunu yeniden belirlemesi gerekiyor.

Ne üre­teceğiz?

Nasıl üreteceğiz?

Bu­na karar vereceğiz.”Türkiye’nin vizyonunu yeniden kurgulaması gerekirSadece Türk iş dünyası için gelecek yabancı yatırımcı için de benzer hamlelerin gelmesi gerektiğini anlatan Leblebici, “Türkiye’nin istediği yaban­cı sermaye için de regülasyo­nu ona göre düzenlememiz la­zım. ‘Türkiye data center ol­sun’ diyorsak enerji altyapısı ona göre uygun olmalı.

Bun­ların yedek parçası, üretim hatları ona göre uygun olmalı.

Türkiye tekrar bir vizyon be­lirlemeli.

Ne tür yabancı yatı­rımcıyı içeriye alacak ve neye göre hareket edecek?

Biz diye­biliriz ki artık şu endüstri bi­zim için birincil önceliklidir, bu bizim vizyonumuzdur.

Ge­niş toplum kesimlerinin ka­bul ettiği o vizyon muhakkak çalışır.

Bizim kesinlikle Tür­kiye’nin vizyonunu tekrar bir kurgulamamız gerekiyor” ifa­delerini kullandı.Türkiye’ye portföy yatırım­larının arttığı, kredi derece­lendirme kuruluşlarının po­zitif baktığı bir dönemde uzun vadeli yabancı yatırım cep­hesinde ise Leblebici, “Uzun vadeli yatırımcı gelsin, gelsin ama artık geleceği sektör de önemli.

Türk şirketleri artık kuvvetli şirketler.Büyüdüler ve dışarıya gidiyorlar.

Mısır’a gidiyoruz, Romanya’ya gidi­yoruz, Bulgaristan’da varız, beyaz eşya ile dünyanın her yerinde varız.

Bundan sonra Türkiye’ye basit teknolojiyi getirecek bir yabancı şirketin burada rekabet edebilme ihti­mali bence zayıf.

Bir teknolo­jik üstünlükle gelmesi lazım.

Biz de bunu yönlendirecek ve teşvik edecek bir mekanizma bulursak, yabancı sermaye buraya daha hızlı gelir” görü­şü paylaştı.Yatırım ihtiyacı geri geliyor2025 yılı özelikle yılın ilk yarısı itibariyle iş dünyası­nın birçok değişkenle uğraş­tığı bir yıl oldu.

Sadece iç di­namikler değil ticaret savaş­larıyla başlayan süreçte dış dinamiklerde zorladı.

Leble­bici, “İş dünyası negatif reel faiz ortamında yatırımları­nı ötelemişti.O dönemde çok büyük yatırım yapmadan da para kazanıldı.

Şimdi poziti­fe döndük, burada da bir ta­kım ötelemeler oldu.

Bu sefer yine para kazanıldı” dedi ve ekledi: “Şunu da unutmamak lazım, doğru sermaye aloke etmiş insanlar doğru zaman ve yerde kazandı.

Şimdi şuna geliyoruz, bence yatırım ihti­yacı artık belirgin şekilde ge­ri geliyor.

Belirgin şekilde ge­ri gelmek ne demek?

Bugüne kadar yenilemediğin maki­neyi yenilemek durumunda­sın, yapmadığın yatırımı da yapmak durumundasın.

Şuna çok katılmıyorum: ‘Makro ih­tiyatı kararlardan dolayı kre­diye ulaşamıyoruz’.

Yatırım kredilerinde bir problem yok.Yatırım kredilerinde iyi pro­je varsa bankalar zaten des­teklemek için bakıyor.

O ne­denle ne yapacak iş adamları?

Bence; bazı sektörlerde eski­si kadar verimlilik ya da geti­ri sağlayamayacakları için ye­ni sektörlere yatırım yapma­ya doğru gidecekler.

Stratejik karar almak gereken bir döne­me geldik.

O nedenle de yeni­den yatırım dönemine girile­cek bu dönemde herkesin en doğru zamanda en doğru ka­rarı vermesi gerekiyor.”MB’nın rehberliğine dikkatGeçen yıl yaşanan gelişme­ler karşısında Merkez Banka­sı’nın proaktif bir şekilde ha­rekete geçtiğine işaret eden Leblebici, “Bu yıl da bir takım etkiler, beklenmedik olaylar olabilir ama Merkez Banka­sı’nın ne reaksiyon vereceği 3 aşağı 5 yukarı belli.Belli ol­duğu için de büyük hareketle­rin bir çoğunun olacağını dü­şünmüyorum.

Merkez Ban­kası’nın rehberliği önemli ve dikkat etmeyen hata yapar. ‘Merkez Bankası diyor ki ben enflasyonu şu seviyeye indi­receğim’.

Eğer ‘indirmez/in­diremez’ diyorsak şöyle bir refleks gösteriyoruz.

Stok ya­payım.

Merkez Bankası’nın kararlı tutumu 2025’te şu­nu gösterdi.

Merkez Banka­sı rehberliğiyle hareket etme­yenlerin eli biraz stokta yan­dı.

Stokta yakalananın stok maliyeti, borçlanma maliyet­leri yükseldi ve fiyatlama ka­pasiteleri sıkıntıya girdi” yo­rumunu yaptı.Hedefe ulaşmak için her önlemi alır“2026’da Merkez Banka­sı’nın rehberliğine daha faz­la bakmamız gerektiğini dü­şünüyorum” diyen Leblebici, “Sonuçta borçlanma piyasa­sındaki faiz belirleyen ana unsurlardan birisi Merkez Bankası.

O nedenle enflasyo­nun gidişinde de o maliyetleri hepimiz görüyoruz.

Beklen­ti yönetimi önemli ve 2025’te Merkez Bankası gereken her adımı attı.2026’ya bu gözle girmek lazım.

Kısacası ‘Mer­kez Bankası’nın enflasyon he­definde gözünüz olsun, o enf­lasyon hedefine ulaşmak için MB her türlü önlemi alabilir’ diyorum.

Türkiye’nin temel makro ekonomik göstergele­ri kötü değil.

Mesela borcun gayri safi milli hasılaya ora­nı gayet iyi.

Düşük bir borç oranı var.

Cari açığın yarattı­ğı bir baskı yok.

Üstelik, ener­ji fiyatı aşağı geliyor.

Gelen regülasyonlar toplam talebi kontrol ediyor.

Kredi büyü­meleri, swap regülasyonları gibi makro ihtiyati tedbirler­de çok büyük değişiklik bek­lemiyorum.

Onun için de enflasyonda bu sene sanki MB’nin üst bandına yaklaşa­biliriz gibi geliyor” dedi.Sadece Fed değil Japonya’ya da bakmak lazımTEB Genel Müdürü Ümit Leblebici ile küresel finans ve emtia piyasalarındaki gelişmeleri de konuştuk.

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın iş dünyası açısından fırsatlarla dolu olduğuna işaret eden Leblebici, şu değerlendirmelerde bulundu:FED ve ABD etkisi daha sınırlı olur: ABD’de yapılmaya çalışılan hamlelerin bizim gibi enflasyonu bilen ülkeler açısından kafamızda yarattığı bir takım soru işaretleri var.

Merkez Bankası bir faiz indirimine doğru gitmeye çalışıyor ama bu ekonominin gerçekten ihtiyacı olan bir faiz indirimi mi?

Yoksa ekonomiyi daha da ısıtmak, daha da canlandırmak için yapılan bir faiz indirimi mi?

Bu ikisinin arasında fark var.

Genel bir durgunluk olduğunda yapılan faiz indirimi enflasyonist olmaz.

Ama zaten büyümesi yüksek olan bir yerde faiz indirimi daha da enflasyonist olur.

Bunu biz Fed’le beraber göreceğiz.

Bizim tecrübelerimizden edindiğimiz bilgi şu: Zamanlaması doğru yapılmamış faiz hareketleri enflasyonu körükleyici olabiliyor.

Burada izlenmesi gereken değişken 10 yıllık Amerikan tahvilleri.Japonya’yı yakından izlemek lazım: Amerika’da, Avrupa’da bir takım değişimler var ama Uzakdoğu’da da bir değişim var.

Japonya’ya hiç bakmıyoruz ama dünyada ‘carry trade’in başlangıç noktası hep Japonya’ydı.

Şimdi Japonya tarafı ilk defa 30 yıl sonra faiz artırımına doğru gidiyor.

Dolayısıyla Japonya’daki değişimin globalde etkisi olup olmayacağını yakından bir izlemek lazım.

Japonya’nın hamleleri carry trade’in yönünü belirleyecek.

Japonya bile bizi Amerikan piyasalarından daha çok etkileyebilir.

Japonya’dan borçlanarak Türkiye varlıklarına ya da diğer gelişen piyasalara yatırım yapmanın etkisi daha fazla olur.Avrupa tarafında ise harcama kapasitelerinin biraz artacağını düşünüyorum.

Harcama etkisi savunma sanayinden gelirse limitli etkisi olur ama bunun bile istihdama bir etkisi olacağı için bize de dolaylı katkısı olur.

O anlamda Avrupa konusunda, göreceli pozitif taraftayım.Petroldeki düşüş elimizi rahatlatır: 2026 yılı 2025’in devamı olacak.

İki yılı bir bütün gibi düşünmek lazım. 2026’da enflasyon trendinin yine aşağı gittiği bir yıl olarak göreceğiz.

Çünkü uyguladığımız sıkı para politikası enflasyonun aşağı gitmesine yardımcı oluyor.

Bu sene büyük ihtimalle Merkez Bankası’nın üst bandıyla yüzde 25 arası bir yerde olacağız.

Globale geri döneceğim.

Petrolün 60 doların altına gittiği, hatta 55 doların altına gittiği bir yerde bizim enerji ithalatından kaynaklanan baskı azalacağı için pozitif yansımaları olabilir.TCMB’nin izlemesi gereken çok değişken var: Merkez Bankası’nın özellikle yaz sonuna kadar sınırlamalarda büyük gevşeme adımları atmasını hiç beklemiyorum.

Çünkü daha izlememiz gereken bir çok değişken var.

Petrol fiyatları bile bizim için önemli bir değişken.

Kredi büyümesi, kur politikası, TL dönüşüm bir bütün. 2026’da ekonomi iyice normalleştikten sonra değişir.‘Fit’ banka olmak istiyoruz“2024’te bir pazar payı kazanmıştık. 2025’te kurallar ve kısıtlamalar sebebiyle konvansiyonel tarafta herkes aynı noktada kaldı.

Dolayısıyla makro ihtiyati kararlar bize imkan verdiği ölçüde pazar payı kazanmaya devam etmek istiyoruz.

Bunu da sağlıklı bir yapıda yapmak istiyoruz.

Bireysel bizim hem likidite ayağımız hem hizmet ayağımız.

Kurumsalı destekliyoruz.

TEB zaten KOBİ’lerin bankasıdır.

O nedenle o dengeyi devam ettirerek götürmek istiyoruz.

Düzenlemeler nedeniyle KOBİ’de daha fazla büyüme olur.

Biz her sene %5 ila %10 arası yeni müşteri sayımızı büyütmeye çalışıyoruz.

Disiplinli, fit banka olmak istiyoruz.”Bankacılık sektörü yük kaldırma kapasitesinin son haddindeGeçen yılın bankacılık sektörü açısından da zor bir yıl olduğunu kaydeden Ümit Leblebici, bu yıla ilişkin beklentilerini şöyle anlattı:Bankacılık sektöründe öz kaynak kârlılığı düşük: Bankacılık sektöründe öz kaynak getirisi negatif.

Evet; bir enflasyon ortamından çıkmaya çalışıyoruz ama öz kaynak sürekli negatifte kalırsa bu, aktarım mekanizmasını zayıflatmak demek.

Bankaların öz kaynakları kuvvetli olmalı ki uygulanan politikanın aktarımı çalışsın.

Biz buralarda gerideyiz maalesef. 2025 bankacılık sektörü için iyi bir yıl olarak geçmedi.

Enflasyondan arındırılmış kârlılıklar negatif. 2026’da pozitife dönecek ama bankacılık sektörü de yükün altında eziliyor.

Yük kaldırma kapasitesinin son haddindeyiz.Bankacılıkta rekabet ‘uzmanlık’ alanlarında dönecek: Rekabet her yerde dönecek.

Öncelikle hizmet kalitesinde dönecek.

Bir de daha spesifik uzmanlıklarda dönecek.

Biz, dış ticarette uzman bir bankayız.

BNP, Avrupa’nın da en büyük bankalarından biri.

Doğal olarak Avrupa’nın içinde çok sağlam bir network’ümüz var.

Türkiye’deki yerli ya da yabancı çok uluslu firmalar var.

Bunu iyi yaptığımızı düşünüyoruz.

Yatırım ürünleri tarafında kuvvetliyiz.

Çeşitli ödüller alan özel bankacılık birimimiz var.

Herkesin uzmanlık alanına göre iyi olduğu yerler var.

Kartta uzman bankalar var.

Rekabet oralarda olacak.

Kendi uzmanlığında iyi olanlar pazarda fark yaratacak.

Ama kopyalanmış işlerde, işler zor…AI yatırımlarını hızlandırdı“Banka olarak biz de yapay zeka (AI) yatırımları yapıyoruz.

Bu yatırımların bazısı müşteriye yansıyacak.

Bazısı yansımayacak.

Çünkü bir kısmı operasyonel verimlilik için de yatırım yapıyoruz.

Elimizdeki datayı kullanarak verimliliğimizi artırmak için çalışıyoruz.”

İlgili Sitenin Haberleri