Haber Detayı
ABD'de durumlar karışık: ICE operasyonları ABD’yi ayağa kaldırdı
ABD’nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde 37 yaşındaki bir kadının göçmen polisi tarafından vurularak öldürülmesi, ülke genelinde protestolara yol açarken, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) ile Donald Trump yönetiminin sert göç politikalarını yeniden tartışmanın merkezine taşıdı.
Hayatını kaybeden kişinin ABD vatandaşı Renee Nicole Good olduğu açıklandı.
Trump yönetimi, silah kullanan ICE ajanının “meşru müdafaa” yaptığını savunurken, yerel yetkililer ve tanıklar kadının hiçbir tehdit oluşturmadığını belirtti.
Olay, Trump’ın göreve dönüşüyle birlikte hız kazanan agresif deportasyon politikalarının en çarpıcı ve ölümcül örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Trump’ın Beyaz Saray’a yeniden dönmesinin ardından ICE, binlerce kişiyi çoğu zaman kamusal alanlarda ve mahallelerin ortasında gözaltına aldı.
Bu baskınlar, ajanların ülke genelinde mahalle aralarına kadar girmesine yol açtı ve birçok kentte halkın sert tepkisiyle karşılaştı.
ICE, Trump’ın seçim kampanyasının temel vaatlerinden biri olan kitlesel sınır dışı etme planının sahadaki ana uygulayıcısı konumunda bulunuyor.
Trump yönetimi, göreve gelir gelmez ICE’nin bütçesini, personel sayısını ve yetkilerini ciddi biçimde genişletti.
Kurum, yasa dışı göçle mücadele ve sınır dışı işlemlerini yürütmekle görevli olsa da, sahip olduğu yetkiler yerel polis teşkilatlarının çok ötesine geçmiş durumda.
ICE ajanları, şüphe gerekçesiyle insanları durdurma, gözaltına alma ve tutuklama yetkisine sahip.
Her ne kadar yetkililer bu yetkilerin sınırlı olduğunu iddia etse de, bağımsız araştırma kuruluşu ProPublica’ya göre Trump’ın başkanlığının ilk dokuz ayında en az 170 olayda ABD vatandaşları iradeleri dışında alıkonuldu.
Bu vakaların bir kısmında, ajanların ABD vatandaşlarını kaçak göçmen sanarak gözaltına aldığı ortaya çıktı.
Minneapolis’te yaşanan son olay, bu tabloyu daha da ağırlaştırdı.
Renee Nicole Good, otomobilinin direksiyonundayken vurularak öldürüldü.
Trump yönetimi olayı savunurken, yerel yöneticiler orantısız güç kullanımı ve hukuk ihlali iddialarını gündeme taşıdı.
ABD Anayasası ve İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) politikalarına göre, kolluk kuvvetlerinin ölümcül güç kullanımı yalnızca açık ve yakın bir hayati tehdit durumunda mümkün.
Vanderbilt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof.
Chris Slobogin “Polis ancak ciddi bir tehlike varsa ölümcül güç kullanabilir.” derken, ABD Yüksek Mahkemesi’nin yıllardır güvenlik güçlerine neredeyse sınırsız takdir yetkisi tanıdığına dikkat çekiliyor.
Trump döneminde göçmenlik operasyonlarının kapsamı yalnızca ICE ile sınırlı kalmadı.
Normalde sınır bölgelerinde görev yapan Sınır Devriyesi (Border Patrol) ajanları da ülke içindeki baskınlara dahil edildi.
Los Angeles, Chicago ve Minneapolis gibi büyük kentlere yüzlerce, hatta binlerce federal ajan konuşlandırıldı.
Associated Press’e göre yalnızca Minneapolis’e yaklaşık 2 bin federal görevli sevk edildi.
Trump yönetimi, 20 Ocak–10 Aralık 2025 tarihleri arasında 605 bin kişinin zorla sınır dışı edildiğini açıkladı.
Ayrıca 1,9 milyon kişinin, yakalanmamak için ülkeyi terk etmeye yönlendirildiği agresif propaganda kampanyaları sonucu gönüllü olarak ABD’den ayrıldığı öne sürüldü.
İnsan hakları savunucuları, bu süreci açık bir psikolojik baskı ve yıldırma politikası olarak nitelendiriyor.
ICE gözaltı merkezlerinde tutulan kişi sayısı da rekor seviyelere ulaştı.
Syracuse Üniversitesi’ne bağlı araştırma merkezine göre Kasım 2025 itibarıyla yaklaşık 65 bin kişi ICE gözetimindeydi.
Göçmen avukatları, birçok vakada ailelerin ve hukukçuların günlerce müvekkillerinin nerede tutulduğunu öğrenemediğini söylüyor.
Ülke genelinde ICE operasyonlarına karşı direniş de artıyor.
Vatandaşlar baskınları cep telefonlarıyla kayda alıyor, bazı karşılaşmalar şiddetli çatışmalara dönüşüyor.
Chicago’da gazeteciler, din adamları ve protestoculara yönelik güç kullanımı nedeniyle açılan dava, ilk etapta federal yargıç tarafından haklı bulunmuş, ancak daha sonra temyizde bozulmuştu.
Minnesota’daki ölüm, göçmenlik operasyonlarında yaşanan ilk silahlı vaka değil.
Los Angeles’ta ekim ayında iki ayrı olayda ajanlar sürücülere ateş açtı.
DHS, her iki vakada da ajanların tehdit altında olduğunu iddia etti.
ICE ajanlarının operasyonlar sırasında maske takması da kamuoyunda yoğun tepki çekiyor.
Yetkililer bunu ajanların güvenliğiyle açıklarken, eleştirmenler uygulamayı hesap verilebilirliği ortadan kaldıran bir yöntem olarak değerlendiriyor.
Kamuoyu yoklamaları ise Trump’ın politikalarının toplumda ciddi rahatsızlığa sebep olduğunu gösteriyor.
Pew Research Center’ın Ekim 2025 tarihli araştırmasına göre Amerikalıların yüzde 53’ü Trump yönetiminin sınır dışı işlemlerinde aşırıya kaçtığını düşünüyor.
Sadece yüzde 36’lık bir kesim mevcut yaklaşımı destekliyor.
Uzmanlara göre Minneapolis’te yaşanan ölüm, Trump’ın göçmenlik politikasının güvenlik değil, korku ve şiddet ürettiğinin simgesi haline geldi.
ICE’nin artan yetkileri ve denetimsiz güç kullanımı, ABD’de hukukun üstünlüğü ve temel haklar açısından derin bir kriz olarak görülüyor.