Haber Detayı
Grönland'dan Doğu Akdeniz'e NATO gerçeği
ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı almak istemesi NATO üyesi Danimarka ile Washington’u karşı karşıya getirerek ittifak içinde yeni bir kriz yarattı. Vatan Partisi MKK Üyesi Ferit İlsever, NATO’nun bir güvenlik örgütü değil, ABD Derin Devleti’nin baskı ve saldırı aracı olduğunu vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump Venezuella saldırısının ardından 5 ülkeyi hedef aldı.
İran, Küba, Kolombiya, Meksika Grönland… ABD Grönland’ta NATO üyesi Danimarka ile karşı karşıya geldi.
Trump’ın Danimarka’ya bağlı özerk bölge Grönland’a yönelik açıklamaları, NATO içinde yeni bir krizin kapısını araladı.
Trump, Grönland’ın ABD’nin “ulusal güvenliği açısından vazgeçilmez” olduğunu özelliklede Rusya ile Çin'e karşı bir güvenlik önceliği olduğunu savundu.
Adanın kontrolünün Washington’a geçmesi gerektiğini söyleyen Trump askeri güç ve ekonomik baskı ihtimalini de dışlamadı.
Trump’ın sözleri Danimarka’da sert tepkiyle karşılandı.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD’nin bir NATO müttefikine yönelik askeri bir adım atmasının “NATO’yu ve İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan güvenlik düzenini sona erdireceğini” söyledi.
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsende ilhak ve baskı söylemlerini reddederek “Artık tehdit, baskı ve ima yok!” mesajı verdi.
Avrupa Birliği, Danimarka ve Grönland’ın toprak bütünlüğüne destek açıklamaları yaparken, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin sessizliği dikkat çekti.
Vatan Partisi Merkez Karar Kurulu üyesi Ferit ilsever yaşanan gelişmeleri Aydınlık Avrupa’ya değerlendirdi. ‘Kontrgerilla’, ‘Günümüzde Gladyo’ kitapları olan İlsever NATO’yu iyi bilen isimlerden birisi.
İlsever, NATO içinde çelişmelerin derinleşeceği ve çöküşünün hızlanacağı görüşünde.
İlsever, değerlendirmesine şu sözlerle başladı: ‘ÇÖKEN ABD EMPERYALİZMİNİN SON ÇIRPINIŞLARI’ “Trump'ın yarattığı Grönland krizini, önce ABD'nin ve O'nun kontrolündeki NATO'nun hedefini netleştirerek değerlendirelim.Trump'ın Venezuela saldırısından sonra, Küba, Kolombiya ve Meksika'dan başlayıp Grönland'a kadar uzanan tehdit açıklamalarının, ABD'nin "Arka bahçesini düzeltmek" amaçlı olduğu yorumlarına katılıyorum.
Çünkü; Ukrayna provokasyonlarıyla başlayıp, bölgemizdeki İsrail saldırılarıyla tırmanan ve Trump'ın Latin Amerika'ya tehditleriyle devam eden sürecin yeni bir aşamaya geldiği kanısındayım.
Evet, Ukrayna provokasyonlarıyla başlayan bu süreç, çöken ABD emperyalizminin son çırpınışlarının bir ifadesidir.
Tarih boyunca gerileyen ve çöken emperyalist ülkeler son bir saldırganlıkla, çöküşlerini durdurmayı ve yeniden yükselmeyi hayal ederler.
Ama bu adım çöküşlerini hızlandırır.” ‘GLADYO'NUN ÖNCELİKLİ HEDEFİ TÜRKİYE'DİR’ ABD’nin hedefinde Türkiye’nin de olduğuna dikkat çeken İlsever şunları söyledi: “ABD Derin Devleti Gladyo da işte bu hayallerle son saldırı dalgasını başlattı.
Ama Ukrayna'dan sonra bölgemizde de yeniliyor ve çöküşü hızlanıyor.
Buna rağmen, şimdi "Arka bahçesini" toparlayıp, bölgemize, özellikle Türkiye ve İran'a yönelik yeni saldırılara hazırlanıyor.
Evet, altını çizelim; Gladyo'nun öncelikli hedefi Türkiye'dir.
Bu yüzden biz de ısrarla "ABD'yle savaş halinde olduğumuza" vurgu yapıyoruz.” ‘NATO, ABD DERİN DEVLETİ TARAFINDAN YÖNETİLİYOR’ İlsever, NATO’nun tarihine ve yapısına da değindi. “NATO, kuruluşundan beri ABD Derin Devleti Gladyo tarafından yönetilmektedir.” diyen İlsever sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD emperyalizmi bu saldırı dalgasını her aşamasını, kontrol ettiği NATO'yla birlikte gerçekleştiriyor.
Çünkü; 1949'da sözüm ona "Avrupa'nın güvenliği" gerekçesiyle kurulan NATO, kuruluşundan beri Avrupa ve bölgemizdeki ülkeleri denetim altına almak ve sömürmek amacıyla, ABD Derin Devleti Gladyo tarafından yönetilmektedir.
Ve yetmiş yıldır gelişmekte olan ülkelerin bağımsızlık ve özgürlük mücadelelerini, kurtuluş savaşlarını bastırma çabasındadır.
Bu hedefle ve milli devletleri parçalamak amacıyla, liberalizmi ve feodal dönemin ideolojisini kullanır. 1950/60'lardan sonra ekonomide yaşanan tekelleşmenin ve sosyal hayatımızda tarikat, cemaat vb. yapılanmasının nedeni budur.
NATO 1950'lerden 90'lı yılların sonuna kadar kendilerini Quint diye adlandıran ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya'nın yönetimi altındaydı.
Tabii ki, ABD'nin önderliğinde.
NATO yönetmeliklerine göre, NATO'nun karar mercii NATO Parlamenterler Assemblemesi ve NATO Konseyi'dir.
Ama 2000'li yıllara kadar NATO'da sözüm ona Tartışma Grubu (Quint) olarak tanımlanan bu beş ülke NATO'nun gerçek karar merkezidir. 2000'lerden sonra ise, ABD Derin Devleti (Quint içinde Quint darbesi diyoruz), yaptığı atakla yönetimi tek başına eline almıştır.
Böylece Avrupa ülkeleri de hedef alınan ülkeler tablosuna yerleştirilmiştir.” 8 MADDEDE NATO GERÇEĞİ İlsever, gelinen noktayı maddeler halinde şöyle özetledi:Sonuç olarak bu tabloyu özetleyecek olursak;1.
Trump'ın Grönland açıklamaları boş laflar değil, ciddi bir tehdittir.
Danimarka'nın NATO üyeliği ise, bu saldırıyı önleyecek bir durum değil, tersine saldırıya davettir.
Çünkü; yukarıda da belirttiğim gibi, merkezinde Gladyo'nun bulunduğu NATO, bütün üyelerini baskı ve denetim altına almak amacıyla kurulmuştur.2.
İşte bu gerçeklerden dolayı, NATO Genel Sekreterliği Trump'ın Grönland açıklamaları karşısında sessizdir.3.
Bu tablo NATO içinde çelişmeleri derinleştirecek ve çöküşünü hızlandıracaktır.4.
Zihni emperyalizm tarafından teslim alınmış bazı hayalperestlerin sandığı gibi, NATO Danimarka'yı savunmaz.
Tersine baskı ve denetim altına alır.5.
Yukarıda özetlediğim gibi, bu tablo, NATO üyeleri arasında eşitlik değil, güce dayalı bir hiyerarşik düzen olduğunun kanıtıdır.6.
NATO küçük, büyük bütün üye ülkeler için bir güvenlik şemsiyesi değil, ABD Derin Devleti'nin baskı ve denetim aracıdır.7.
Öncelikli hedefi Türkiye olan ABD Emperyalizmi'nin, ülkemize karşı İsrail-Yunanistan-GKRY işbirliğini ve bunların tertiplerini kışkırtması doğaldır.
Evet, NATO üyesi olan Türkiye'ye karşı, NATO'yla ilgisi olmayan İsrail, GKRY işbirliğinin başında ABD ve NATO var.
İşte NATO'nun gerçek yüzü. 8.
Gladyo'nun Türkiye'de 15 Temmuz darbesinden on yıl sonra ve neredeyse her gün devlet yetkililerinin "Şu kadar teröristi etkisiz hale getirdik" açıklamalarına, yüzlerce teröristin hapiste olmasına rağmen, hâlâ DEAŞ'ın, FETÖ'nün, PKK-PYD'nin tertip ve saldırılarına tanık oluyoruz.
Çünkü, hükümet bunların arkasındaki ABD Emperyalizmi'ne karşı net ve kararlı tavır alamıyor.
Demek ki, son Grönland örneğinde de görüldüğü gibi, NATO, üyelerini koruma aracı değil, tersine bunlara karşı saldırı aracıdır.‘TÜRKİYE NATO’DAN ÇIKMALIDIR’ İlsever, değerlendirmesini Türkiye açısından net bir çağrıyla tamamladı: “Bugün Türkiye'nin atacağı en doğru adım, NATO'dan çıkmaktır.
Son Grönland krizi de bu ihtiyacımızı zorunlu kılmaktadır.
Bunu yapalım, göreceğiz NATO'dan eser kalmayacak.
Bu adımın yanı sıra, başta İncirlik ve Kürecik olmak üzere, ülkemizdeki ABD üs ve tesisleri kapatılmalıdır.
Bunları ancak ABD Emperyalizmi'ne karşı net ve kararlı tavır alan milli hükümetle yapabiliriz.
Son yaşadıklarımız bu ihtiyacı güçlü bir şekilde Türkiye'nin gündemine getirmiştir.
Yapacağız.
Mutlaka yapacağız.” NATO ÜYESİNİ DEĞİLHEGEMONU KORUYOR Trump’ın Grönland çıkışı, Avrupa başkentlerinde daha da yakından izleniyor.
Washington’un “ulusal güvenlik” gerekçesiyle sınır tanımayan müdahalelere yönelebileceği endişesi, NATO’nun kolektif savunma iddiasını ve ittifakın kriz anlarındaki işlevini yeniden tartışmaya açmış durumda.Trump, Grönland için “kesinlikle ihtiyacımız var” diyor.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ise “NATO’nun ve İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan güvenlik mimarisinin sona ereceği” uyarısında bulunuyor.
Buna rağmen NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’den tek bir net açıklama gelmemesi, ittifakın kurumsal refleksini açık biçimde ortaya koyuyor: NATO, üyesini değil, hegemonu koruyor. 4.
VE 5.
MADDELER NE OLDU?
Bu sessizliğin hukuki zeminine bakıldığında tablo daha da netleşiyor.
NATO Antlaşması’nın 4’üncü maddesi, bir üyenin toprak bütünlüğü ya da güvenliği tehdit altındaysa istişare mekanizmasının devreye girmesini öngörüyor.
Danimarka açık biçimde “tehdit altındayım” derken dahi NATO Konseyi’nden kolektif ve bağlayıcı bir siyasi duruş çıkmıyor. 5’inci madde ise, yani kolektif savunmanın belkemiği, bir NATO üyesinin başka bir NATO üyesini tehdit ettiği senaryoda fiilen kilitleniyor.
AVRUPA CESARETSİZ NATO üyesi Avrupa ülkeleri, Grönland’ın halkına ait olduğunu vurgulayan ortak bir açıklama yayımladı.
Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya, İngiltere ve Danimarka liderleri, Arktik güvenliğinin NATO’nun önceliği olduğunu belirterek, egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığının tartışmaya kapalı olduğunu ilan etti.
Avrupa Birliği, Danimarka ve Grönland’la “dayanışma” vurgusu yapsa da bu destek ilkesel düzeyin ötesine geçmiyor.
Ukrayna savaşı ve Avrupa’nın ABD’ye olan askeri bağımlılığı, sert bir karşı duruşu fiilen engelliyor.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın “Grönland meselesi NATO içinde tartışılabilir” sözleri ise, tehdidin meşrulaştırılması anlamına geliyor.
İngiltere’de bakanlar, Trump’ın ilhak söylemleri sorulduğunda kaçamak yanıtlar veriyor; Almanya ve Fransa’dan açık bir rest gelmiyor.
MASADAKİ PLANLAR Askeri müdahale mi satın alma mı?
Grönland tartışmaları büyüyor.
Beyaz Saray açıkça ‘Askeri müdahaleyi düşünüyoruz.’ dedi.
İkinci plan ise adayı parayla satın almak.
Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD ordusunun olası kullanımı da dahil olmak üzere Grönland’ı satın alma seçeneklerini tartıştığını açıkladı.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, AA muhabirinin sorusuna verdiği yazılı yanıtta, Trump yönetiminin Grönland ile ilgili yaklaşımını değerlendirdi.Leavitt, yanıtında, "Başkan Trump, Grönland'a sahip olmanın ABD'nin ulusal güvenlik önceliği olduğunu ve Kuzey Kutbu bölgesindeki düşmanlarımızı caydırmak için hayati önem taşıdığını açıkça belirtmiştir.
Başkan ve ekibi, bu önemli dış politika hedefini gerçekleştirmek için çeşitli seçenekleri tartışıyor ve ABD ordusunu kullanmak da her zaman Başkomutan'ın elinde olan bir seçenek." ifadelerini kullandı.
GRÖNLAND’IN JEOPOLİTİK ÖNEMİ Grönland jeopolitik önemi ABD’nin adayı neden almak istediği konusunda ipuçları veriyorGrönland, sahip olduğu zengin nadir toprak elementleri rezervleri ve Arktik’te açılan yeni deniz ticaret yolları sayesinde stratejik bölgelerinden biri.
Yüksek teknoloji, savunma sanayii, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji sistemleri için hayati öneme sahip nadir toprak elementleri açısından Grönland, küresel rezervlerin yaklaşık yüzde 10’una sahip.
Bu potansiyel, Çin’in dünya piyasalarındaki neredeyse tekel konumuna karşı ABD ve Batı için kritik bir alternatif anlamına geliyor.Öte yandan küresel ısınma nedeniyle eriyen buzullar, Grönland’ı Asya ile Avrupa arasındaki yeni Arktik deniz yollarının merkezine yerleştiriyor.
Bu rotalar, mevcut güzergâhlara kıyasla mesafeyi yüzde 30–50 oranında kısaltarak maliyetleri ciddi ölçüde düşürme potansiyeli taşıyor.
Nadir element kaynakları ve kısalan ticaret yolları birleştiğinde, Grönland yalnızca bir ada değil, geleceğin ekonomik ve stratejik güç dengelerini etkileyebilecek bir merkez olarak öne çıkıyor.