Haber Detayı

Türkiye'de uyuşturucu nasıl salgın hastalık oldu... Gözden kaçan ayrıntı
Güncel odatv.com
12/01/2026 09:26 (2 saat önce)

Türkiye'de uyuşturucu nasıl salgın hastalık oldu... Gözden kaçan ayrıntı

Gazeteci Aytunç Erkin, son dönemde Türkiye'nin en sıcak gündem konularından biri olan uyuşturucu operasyonlarının perde arkasına ışık tuttu.

Erkin, bugün yayımlanan Torbacıdan barona barondan torbacıya başlıklı yazısında uyuşturucu operasyonlarına Türk halkının nasıl baktığını anket sonuçlarıyla aktarırken, uyuşturucu sorununu güç, iktidar ve ekonomi açılarından ele alıyor.Bu operasyonlardan kim korkuyor, ABD bu işin neresinde...Gazeteci Soner Yalçın'ın görüşüne de yer verilen yazının tamamı şöyle:Geçen gün bir iş insanı dostumla sohbet ediyordum.

Dedi ki:“Son dönemde yapılan uyuşturucu operasyonlarına ‘siyasi’ okumayla bakarsak yanılırız.

Tamam kutuplaşan bir siyaset-yargı ekseni var ama bu operasyonlar toplumda bir rahatlama hissi de doğuruyor.

Bugün kendisini zengin veya ünlü zannedenlere dokunulması korku yarattı ve bu korku toplum için olumlu.

Tabii ki ‘baronların’ üzerine gidilsin ama o baronların iş yapamayacağı bir ortam sağlanırsa ki bu aşağıdan yukarıya olur (torbacıdan başlar) alan daralır.

Bu nedenlerden dolayı operasyonları desteklemek gerekiyor.”Bu sohbeti yaptıktan iki gün sonra Aksoy Araştırma’nın bir çalışmasını okudum.

Toplumun yüzde 56.2’si uyuşturucu operasyonlarını “hukuki” görüyor. “Hem hukuki hem de siyasi görenlerin” oranı yüzde 29.6, sadece “siyasi görenlerse” yüzde 14.2.Peki oy tercihlerine göre nasıl bir sonuç var?AKP’lilerin yüzde 77.5’i “hukuki” derken, 3.6’sı “siyasi”…CHP’lierin yüzde 26.3’i “hukuki”, yüzde 23.8’i “siyasi”, yüzde 49.9’u “hem hukuki hem de siyasi”...Yeşil Sol Parti (DEM) ise yüzde 57.1 “hukuki” yüzde 10.7 “siyasi”…MHP’lilerin yüzde 90.3’ü “hukuki”…İYİ Partilerin yüzde 19.4’ü “hukuki”, yüzde 51.6’sı “siyasi” diyor.Aksoy Araştırma kurucusu Ertan Aksoy, yaptıkları ölçümlere göre toplumun toplamda yüzde 85’inin operasyonları siyasi değil hukuki bir operasyon olarak gördüğünü açıkladı.

Aksoy, ünlülere yönelik operasyonlarla ilgili yaptıkları ölçümden çıkan sonuçları şöyle değerlendirdi: “Bu düzeyde bir operasyonun siyasi bir karara dayanmaması ihtimali son derece düşük. ‘Peki buradaki siyasi karar nedir?’ derseniz, bana göre AKP içi bir hizip yarışının olma olasılığı yüksek.

Fakat konu sadece bundan ibaret de değil.

Diğer taraftan yargının itibarı giderek geriliyor.

Adi suçlarda bile yargıya güven son derece düşük.

Bunu şu nedenle söylüyorum.

Yargının itibarını toparlama arayışı var. ‘Bakın sadece CHP’li siyasetçiler, sadece İmamoğlu değil herkese artık dokunabilen bir yargı var’ mesajının verilmesinin amaçlandığını düşünüyorum.”Kim bu operasyonlardan korkuyor?Sonuçta; ister hukuki ister siyasi denilsin.

Bu operasyonların uyuşturucuya karşı mücadele önemli bir yeri var ve bu nedenden dolayı da oluşan “korku” illegal dünya için geçerli.Geçenlerde dostum ve aynı zamanda NEFES yazarı Soner Yalçın’la sohbet ediyordum.

Dedi ki:“1990’lar… 1945’ten 1991 yılına kadar süren Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle başladı.

Yeni bir siyasi-ekonomik-kültürel anlayış dünyaya dayatıldı: Neoliberalizm!

Yeni ilişkiler-yeni güçler tanımlandı: ‘Din’ artık sadece ekonomiydi! ‘Tapılacak’ tek güç para idi… ‘Önder’ tek güç ABD idi… ‘Kumarhane ekonomisi’ denen neoliberalizm, yeni sermaye oluşturmak için her yolu mubah gördü.

Ekonominin itici motoru finansın kaynağı sorgulanmadı bile: ‘Pazara yeter ki finans gelsin!’ Uyuşturucu kartelleri gibi yeraltı dünyasının kara parası dünya piyasalarına kolayca akar oldu.

Neoliberalizm sadece devleti küçültülerek dönüşüme uğratmadı, sermayenin de tetikçi tehditleriyle el değiştirmesini sağladı.

Ulus devleti yıkmayı hedefleyen küresel güç neoliberalizm, ekonomiyi-siyaseti de yeniden yapılandırma amacıyla ülkenin kurucu genetik yapısını/DNA’sını değiştirmeye başladı…”Buradan ABD ekonomisine geçelim.ABD derin devleti itiraf etti: Mali gidişatımız sürdürülemezİleriye baktığımızda, gücümüzü korumak için, yeni teknolojilerin entegrasyonu ve tedarik zincirlerimizin bağımlılıkları da dahil olmak üzere askeri yeteneklerimizi modernize etmek için yapılması gereken işler var.

Ayrıca, güç yansıtma kapasitemize zarar verebilecek diğer zaaflarla da ilgilenmeliyiz: temel araştırma ve geliştirmeye ve bu işi yapan kritik kurumlara yatırım yapmak; ortaklarımızın kolektif güvenliğimize daha fazla katkıda bulunmasını sağlayarak ittifaklarımızı güçlendirmek; Amerika Birleşik Devletleri’ni küresel yatırım için tercih edilen yer haline getiren hukukun üstünlüğünü korumak ve neredeyse hiç ciddi siyasi gündem almayan bir konuyla ilgilenmek: mali gidişatımızın sürdürülemezliği. (CFR/9 Ocak 2026/Michael Froman”ABD’nin en etkili düşünce kuruluşlarından olan ve Amerikan dış politikasının şekillenmesinde büyük rol oynayan The Council of Foreign Relations (CFR) – Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Michael Froman’ın “Venezuela darbesinin” ardından kaleme aldığı “Gücü Doğru Elde Etmek” başlıklı analizinin can alıcı tespiti: “Mali gidişatımızın sürdürülemezliği.”Evet; “dünyanın demir kanunları” var ve ABD bugün bunu uyguluyor.

Donald Trump’ın politika ve iç güvenlik danışmanı yardımcısı Stephen Miller, Trump Doktrini’ni anlatırken CNN’den Jake Tapper’a şunları söyledi: “Uluslararası nezaket kuralları ve diğer her şey hakkında istediğiniz kadar konuşabileceğiniz bir dünyada yaşıyoruz.

Ancak gerçek dünyada Jake, güç, kuvvet ve iktidar tarafından yönetilen bir dünyada yaşıyoruz.

Bunlar, zamanın başlangıcından beri var olan dünyanın demir kanunlarıdır.”Evet; “güç, kuvvet, iktidar” var ama ya “ekonomi”.Birinci tespit: ABD’nin 2024 yılı sonu itibariyle 34 trilyon dolar olan toplam borcu 2025’te 36.1 trilyon doları aştı.İkinci tespit: ABD’nin 2024 faiz gideri 1 trilyon dolar 2025’teyse 1.2 trilyon dolar.Buradan ABD’nin “demokratik sosyalisti” senatör Bernie Sanders’ın 8 Mayıs 2024 tarihli bir yazısına geçelim: “Televizyon ve gazetelerdeki tüm siyasi dedikoduların ortasında, Amerikalıların bir türlü rastlayamayacağı önemli bir tartışma konusu var: Maaşlı çalışanların yüzde 60’ının, yani bu ülkenin işçi sınıfını yüzleşmek zorunda olduğu büyük ekonomik kriz.

Duymayacağınız bir başka şey de tarihin en zengin ülkesinde neden bu kadar az kişi çok şeye sahipken bu kadar çok kişinin çok az şeye sahip olduğu gerçeğidir.

On milyonlarca Amerikalının her gün yaşadığı acı, stres, endişe hakkında ya da hükümet kararlarının bu insanların yaşamlarını nasıl iyileştirebileceği hakkında da hiçbir şey duymayacaksınız.”Bu nedenle siz bakmayın Amerika’nın “demir kanunlarına” alt yapı (ekonomi) üst yapıyı belirler.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri