Haber Detayı

TÜREB’ten net yol haritası: Rüzgârda ani sıçrama yok, planlı büyüme var
Sürdürülebilir dünya dunya.com
12/01/2026 00:00 (5 saat önce)

TÜREB’ten net yol haritası: Rüzgârda ani sıçrama yok, planlı büyüme var

Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB), rüzgâr enerjisinde depolamalı projelerle birlikte 32 bin MW’lık kapasite portföyüne ulaşıldığını açıkladı. TÜREB, sektörün ani sıçramalar yerine öngörülebilir, planlı ve sürdürülebilir büyüme modeliyle ilerleyeceğini vurguladı.

Başak Nur GÖKÇAMbasaknur.gokcam@dunya.comRüzgâr enerjisi, yenilene­bilir ve çevre dostu ya­pısıyla sürdürülebilir geleceğin en önemli enerji kay­naklarından biri olarak öne çı­kıyor.

Karbon salımını azaltma hedefleri doğrultusunda atılan yeni adımlar, rüzgâr enerjisi­nin hem çevresel hem de eko­nomik katkılarını bir kez daha gündeme taşıyor.

Bu kapsamda Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından düzenle­nen basın toplantısında, rüzgâr enerjisinde depolamalı proje­lerle birlikte oluşan 32 bin MW’lık kapasite portföyü, sektörün ge­leceğine yön veren te­mel başlıklardan biri olarak ele alındı.

Top­lantıda, rüzgâr ener­jisinin Türkiye’nin enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve sanayi yatırımlarının sürdü­rülebilirliği açısından taşıdığı stratejik rol vurgulanırken, sek­törün ani sıçramalar yerine net hedefler ve takvimlerle tanım­lanmış, öngörülebilir bir büyü­me modeliyle ilerlemesi gerek­tiği mesajı verildi.Toplantıda yapılan sunum­larda, Türkiye’nin toplam elekt­rik kurulu gücü içinde yenilene­bilir enerji kaynaklarının payı­nın her geçen yıl arttığına dikkat çekildi.

Hidroelektrik kaynak­larda teknik potansiyelin bü­yük ölçüde kullanıldığı belirti­lirken, önümüzdeki dönemde büyümenin ana taşıyıcılarının rüzgâr ve güneş enerjisi olaca­ğı vurgulandı.

Bu çerçevede ya­tırımların kısa vadeli kurulum hedefleri yerine, çok yıllı, uygu­lama ve sonuç odaklı planlama perspektifiyle ele alındığı ifade edildi.

Özellikle 2026 ve sonrası, rüzgâr enerjisinde sahaya yan­sıyan yatırımların hız kazandı­ğı bir dönem olarak konumlan­dırıldı.YEKA ihaleleri yatırımcıya takvim sunuyor Planlı büyümenin temel me­kanizmalarından biri olan YE­KA ihaleleri, toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Son üç yılda her yıl bin 100–bin 200 MW büyüklüğün­de YEKA rüzgâr ihaleleri ger­çekleştirildiği aktarılırken, bu sürekliliğin yatırımcı açısından güçlü bir öngörülebilirlik sağ­ladığı ifade edildi.

Düzenli iha­le takvimi sayesinde hem yerli hem de yabancı yatırımcıların uzun vadeli planlama yapabil­diği, sanayi tarafında kapasite yatırımlarının, finansman tara­fında ise kredi ve kaynak yapı­landırmasının daha sağlıklı yü­rütüldüğü vurgulandı.“2026, sahaya çıkış yılı olacak” TÜREB Yönetim Kurulu Baş­kanı Dr.

İbrahim Erden, yaptı­ğı değerlendirmede, küresel je­opolitik gelişmeler ve tedarik zinciri kırılmalarının yenilene­bilir enerjiyi yalnızca iklim he­defleri açısından değil, enerji arz güvenliği ve enerji bağım­sızlığı açısından da stratejik bir başlık haline getirdiğini söyle­di.

Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde yüksek potansiyele sahip olduğuna dik­kat çeken Erden, ya­tırımcı açısından en kritik konunun öngö­rülebilirlik olduğunu vurguladı.Depolamalı ta­rafta yaklaşık 33 bin MW kapasite tahsi­si yapıldığını, bunun 18 bin 500 MW’ının depolamalı rüzgâr projelerinden oluştuğunu belir­ten Erden, “Bu projeler hızla ge­liştirme aşamasında.

İlk tesisler 2025’ten itibaren devreye gir­meye başlayacak. 2025 hazırlık yılıydı, 2026 ise rüzgâr santral­lerinin ve ilk depolamalı tesis­lerin devreye alındığı yıl olacak” dedi.Türkiye’de rüzgârda elekt­riksel kurulu gücün 14 bin 700 MW’a, mekanik kurulu gücün ise 15 bin MW’ın üzerine çıktı­ğını belirten Erden, “Yalnızca son bir yılda yaklaşık 2 bin MW kurulum gerçekleştirildi ve bu son 15 yılın en güçlü perfor­manslarından biri oldu.

Öte yandan 2026’nın ilk yarı­sında en az iki yeni ka­nat fabrikasının fa­aliyete geçmesini beklediğimizi de söyleyebi­lirim” diye ekledi.Projelerde yüzde 80 kredi, yüzde 20 öz kaynak yaygınRüzgâr yatırımlarının bugüne kadar büyük ölçü­de banka finansmanıyla büyüdüğü bilgisini veren TÜREB Saymanı Çağrı Güven, “Projelerde yüzde 80 kredi – yüzde 20 öz kaynak yapıları yaygın.

Ancak depo­lamalı projelerin daha yüksek yatırım bütçeleri gerek­tirmesi nedeniyle finansman tarafında seçicilik artıyor” ifadelerini kullandı.

Sanayi başlığında konuşan Samet Güldoğan ise YEKA ve yerli aksam desteklerinin rüzgâr sanayisinin iki temel taşıyıcı mekanizması olduğunu be­lirterek, YEKA projelerinde yüzde 55’in üzerinde yerlilik oranına ulaşıldığını ve bunun Türkiye’yi Avrupa’nın en güçlü rüzgâr sanayi ülkeleri arasına taşıdığını söyledi.Deniz üstü rüzgâr santrallerinde her şey terzi usulüDeniz Üstü Rüzgâr Santral­lerinin ekosisteme olan et­kisine ilişkin de değerlendi­mede bulunan Erden, “Bu tesisleri karadaki rüzgâr santralleri ile kıyaslamak mümkün değil.

Çünkü De­niz üstü Rüzgâr santral­lerinde türbinin altında ayrı bir ekosistem var.

Bu nedenle de her şey terzi usulü.

Her detay o bölgeye özel oluyor.

Bu ne­denle de ön çalış­maları çok uzun sürüyor.

Oradaki hayvan bitki, tica­ret, gemilerin sığın­ma yerleri, havada­ki ve denizdeki seyrüsefer, sabunma gibi her detayın bu türbinlerden etkilenme­mesi için detaylıca araştır­ma yapılıyor.

Bu nedenle de karadaki rüzgâr santrali maliyeti eskiden 3-4 kat fazla idi şimdi ise 2 kat daha fazla oluyor.

Yine aynı şe­kilde yüzer platformlar var burada da uçsuz bucaksız bir teknolojiden bahsedi­yoruz.

Ve biz bugün belki karasal rüzgâr santrali için gelecek seneyi konuşabili­yoruz ama bu ön çalışma­lar ve detaylar sebebiyle deniz üstü için en erken 5 sene sonrasını konuşabili­yoruz”408 proje izin süreçlerinde ilerliyorKamuoyunda ‘süper izin’ olarak bilinen düzenleme­lerin mevzuatı ortadan kaldırmadığını, müker­rer süreçleri sadeleştire­rek izin mekanizmalarını daha hızlı ve öngörüle­bilir hale getirdiğini ifa­de eden TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı da, “Türkiye genelinde 292 işletmede rüzgâr santrali bulunuyor. 408 projenin ise izin süreçlerinde ilerli­yor.

Halihazırda izinleri ta­mamlanmış 1.000 MW’lık portföy mevcut.

Kapasi­te artışları ve yeni YEKA ihaleleriyle birlikte 25 bin MW’ı aşan bir proje sto­ğunun arkadan geldiğini söyleyebiliriz” dedi.Offshore’da hedef 5 GWDeniz üstü rüzgâr baş­lığında konuşan TÜREB Deniz Üstü Rüzgâr Ener­jisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, Türkiye’nin 2035 için 5 GW deniz üstü rüzgâr hede­fi bulunduğunu söyle­di.

Marmara Denizi’nde Dünya Bankası finansma­nıyla yürütülen ölçümle­rin 2026 ilkbaharında ta­mamlanacağını ve ilk of­fshore projelerin 2030’a kadar hayata geçirilmesi­nin hedeflendiğini belir­ten Yaman, santralin eko­sisteme ve balıkçılığa yö­nelik etkisini de şu şekilde değerlendirdi: “Marmara Denizi’nde Dünya Bankası tarafından finanse edilen çalışma kapsamında Mar­mara Denizi’nde sıkıntı olmadığı tespit edildi.

Bu­nun yanı sıra deniz üstü balıkçılığın etkilenmeme­si için de çalışmamalar yü­rütülüyor.

Türkiye’de ilan edilmiş balıkçılık sahaları var.

Bu sahalardan uzak durulmasının yanı sıra ilan edilmemiş balıkçılık sahaları da GPS verileri ile takip edilerek, oralardan da uzak duruluyor.”

İlgili Sitenin Haberleri