Haber Detayı
Çatınızdaki akaryakıt istasyonu: Sadece hava ve suyla yakıt üretecek
Elektrikli araçlar dünyayı sararken, Aircela yeni bir teknolojiyle çıkageldi. Havadan karbon çekip bildiğimiz benzine dönüştüren bu cihaz, mevcut otomobillerin motorunu değiştirmeden "yeşil yakıt" kullanmasını sağlıyor.
Enerji dünyasında devrim yaratacak buluşlar genellikle devasa santrallerden veya karmaşık laboratuvarlardan gelir, ancak bu sefer haberler doğrudan soluduğumuz havadan geliyor.
Tesla veya Rivian gibi devler tamamen elektrikli araçlara odaklanırken, Aircela isimli bir girişim çok daha farklı ve şaşırtıcı bir yol izliyor.Şirket, atmosferdeki karbondioksiti çekip onu bildiğimiz benzine dönüştüren, üstelik evlerin çatısına sığacak kadar küçük bir makine geliştirdi.
Bu teknolojinin en heyecan verici yanı ise sadece geleceğin araçlarını değil, bugün yollarda olan milyonlarca fosil yakıtlı aracı da karbon salınımı yapmadan çalıştırabilecek olması.Sistem, çalışma prensibiyle adeta modern bir simya makinesini andırıyor.
Aircela’nın geliştirdiği bu cihaz, ilk adımda özel bir sıvı solüsyon kullanarak havadan karbondioksit yakalıyor.
Ardından suyun içindeki hidrojeni ayırmak için elektroliz yöntemini kullanıyor ve elde edilen bu iki maddeyi birleştirerek sentetik bir yakıt üretiyor.
Sonuçta ortaya çıkan ürün, mevcut motorlarda hiçbir değişiklik yapmadan kullanılabilecek nitelikte bir benzin oluyor.
Şirketin bu yılın başlarında bir çatı katında yaptığı canlı gösterim, teknolojinin kağıt üzerinde kalmadığını, gerçekten uygulanabilir olduğunu açık bir şekilde kanıtladı.Ev tipi akaryakıt istasyonları mümkün mü?Şu an için sistemin en büyük handikabı üretim hızı olarak görünüyor.
Makine, günde yaklaşık 3,8 litre benzin üretebiliyor.
Ancak bu miktar az olsa da, cihazın boyutu ve hammadde olarak sadece hava ile suyu kullanması, potansiyelin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.
Evlere, iş yerlerine veya sanayi tesislerine kurulabilecek kadar kompakt tasarlanan bu makineler, akaryakıtı doğrudan tüketim noktasında üreterek nakliye maliyetlerini ve buna bağlı karbon ayak izini de ortadan kaldırıyor.
Üstelik karbon yakalama sürecinde kullanılan sıvılar sürekli geri dönüştürüldüğü için sistem kendi içinde yenilenebilir bir döngü kuruyor.Tabii ki her yeni teknolojide olduğu gibi burada da aşılması gereken bazı engeller var.
Makinenin çalışması için dışarıdan elektrik enerjisine ihtiyaç duyuluyor; yani bu yöntemin tam anlamıyla “yeşil” sayılması için elektriğin güneş veya rüzgar gibi temiz kaynaklardan gelmesi şart.
Aircela’nın önündeki asıl sınav ise bu teknolojiyi kitlesel ölçekte verimli hale getirip getiremeyeceği konusu.