Haber Detayı

Üniversitelerde imza yerine QR kodlu yoklama uygulaması yeni bir tartışmayı başlattı Dijital mahremiyet
Türkiye cumhuriyet.com.tr
10/01/2026 04:00 (20 saat önce)

Üniversitelerde imza yerine QR kodlu yoklama uygulaması yeni bir tartışmayı başlattı Dijital mahremiyet

Üniversitelerde imza kâğıdıyla yoklama yerine QR kodlu mobil uygulamaların kullanılmaya başlanması, veri güvenliği ve dijital mahremiyet tartışmalarını beraberinde getirdi. İletişim uzmanı Dr. Murat Uluk, yaygın kullanılan uygulamaların gizlilik politikalarında ciddi belirsizlikler bulunduğunu belirterek, öğrencilerin kişisel verilerinin izlenebilir ve profillenebilir hale geldiği uyarısında bulundu.

Üniversitelerde imza kâğıdıyla yoklama uygulamasının kaldırılarak mobil uygulama üzerinden QR kodlu sisteme geçilmesi uzun süredir gündemde.

Amacının öğrencilerin başkası yerine imza atmasının önüne geçmek olduğu belirtilirken bu dönüşüm dijital mahremiyet ve veri güvenliği tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Cumhuriyet’e konuşan iletişim uzmanı Dr.

Murat Uluk, üniversitelerde yaygın kullanılan QR uygulamasıyla ilgili uyarılarda bulundu.

Uluk, uygulamanın Google Play’de yer alan “veri güvenliği” bölümünde, geliştirici tarafından “veri toplanmıyor” ve “Veri üçüncü taraflarla paylaşılmıyor” şeklinde beyanda bulunulduğunu ancak buna karşın gizlilik konusunda sorunlar olduğuna dikkat çekti. ‘CİDDİ BİR BELİRSİZLİK’ Uluk, “Gizlilik politikasında, ‘istatistiki verilerin’ üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşılabileceği açıkça belirtiliyor.

Bu durum, öğrencilerin hangi verilerinin kimlerle paylaşıldığı konusunda ciddi bir belirsizlik yaratıyor” dedi.

Uygulama içerisinde Google gibi platformlara ait üçüncü taraf izleyiciler bulundu ğuna dikkat çeken Uluk, “Bu tür izleyiciler, hangi ekranda ne kadar kaldığımızı, hangi işlemleri yaptığımızı, cihaz modelimizi, IP adresimizi ve yaklaşık konumumuzu teknik olarak izleyecek kapasiteye sahip.

İsim yazmasa bile, öğrenci hesabıyla giriş yapılan bir sistemde bu veriler birleştiğinde kişiyi tanımlayan bir dijital parmak izine dönüşebiliyor” ifadelerini kullandı. ‘KİŞİSEL VERİ DEĞİL DENİLMESİ TARTIŞMALI’ GIZLILIK politikasında, kullanılan istatistik verilerinin “kişisel veri olmadığı” iddiasına da tepki gösteren Dr.

Murat Uluk, güncel veri koruma ilkelerinde cihaz kimliği, IP adresi, konum bilgisi ve uygulama içi davranış kayıtlarının birçok durumda kişisel veri olarak kabul edildiğini vurguladı.

Uluk, “Öğrenci hesabı, cihaz bilgisi ve konum verisi aynı sistemde bir araya geldiğinde ‘anonim istatistik’ demek teknik ve hukuki açıdan son derece tartışmalı hale geliyor” diye konuştu.

Uluk’un dikkat çektiği bir diğer nokta ise temel güvenlik eksiklikleri oldu.

Uluk, “Bugün derslere girmek için verdiğimiz bu bilgiler, yarın reklam, hedefleme ya da ticari profilleme amacıyla kullanılmaya açık bir yapı oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Uluk, “Üniversitelerde kullanılan sistemler, hangi verilerin toplandığını açıkça listelemeli, saklama sürelerini belirtmeli ve öğrencilere dijital ayak izlerini yönetme imkânı tanımalı” dedi.

Dijital mahremiyetin yalnızca teknik bir detay değil, temel bir hak olduğunu vurgulayan Uluk, “Dijital mahremiyetimiz, sadece birer ‘istatistik’ değildir” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri