Haber Detayı

Halep operasyonun arka planı: Orduya kapıyı Bakara Aşireti açtı
Gündem aydinlik.com.tr
10/01/2026 00:00 (1 gün önce)

Halep operasyonun arka planı: Orduya kapıyı Bakara Aşireti açtı

Halep’te yürütülen operasyonun aylar öncesinden aşiretlerle yapılan temaslarla hazırlandığı ortaya çıktı. Bakara başta olmak üzere Arap aşiretlerinin desteğiyle ilerleyen süreçte Suriye ordusu mahallelerin büyük bölümünde kontrol sağladı. Tahliye için ateşkes ilan edildi.

Halep’te Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde yaşananlar, yalnızca askerî bir operasyonun sonucu olarak okunmuyor.

Sahada ortaya çıkan tablo, aylardır biriken sosyolojik gerilimin, özellikle Arap aşiretlerinin tutum değişikliğinin, çatışmanın seyrini doğrudan etkilediğini gösteriyor.

SDG’nin Halep’te geri çekilmeye zorlandığı süreçte belirleyici unsurun, sadece ağır silahlar ya da diplomasi değil, bölgedeki Arap aşiretlerinin pozisyonu olduğu değerlendiriliyor.

Sahadan ulaştığımız bilgilere göre Halep’te yaşanan çözülme, ani bir kopuş değil; uzun süredir devam eden bir rahatsızlığın sahaya yansıması niteliğinde.

Özellikle Eşrefiye ve Şeyh Maksud hattında etkin olan Arap aşiretlerinin, SDG’den uzaklaşarak Şam Yönetimi’ne yaklaşması, operasyonun kısa sürede sonuç almasını sağlayan temel faktörlerden biri oldu.

BÖLGEDEKİ BAKARA AŞİRETİ Halep dosyasında öne çıkan aşiretlerin başında, Suriye’nin en büyük ikinci Arap aşireti olarak bilinen Bakara Aşireti geliyor.

Yalnızca Halep’te değil; Deyrezor, Haseke, Hama ve İdlib başta olmak üzere ülkenin geniş bir coğrafyasına yayılan Bakara Aşireti, aynı zamanda Irak, Ürdün ve Lübnan’a uzanan bağlarıyla bölgesel ölçekte de etkili bir yapıya sahip.

Halep özelinde Bakara, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde hem nüfus hem de sosyal etki açısından belirleyici konumda bulunuyor.

Bu nedenle aşiretin alacağı pozisyon, söz konusu mahallelerde askerî dengeden önce toplumsal zemini şekillendiriyor.

Saha kaynakları, Bakara’nın tutumu netleşmeden Halep’te kalıcı bir kontrol değişiminin mümkün olmayacağını uzun süredir dile getiriyordu.

BİRİKEN TEPKİ Arap aşiretleri ile SDG arasındaki gerilim, Halep operasyonuyla başlamış bir süreç değil.

Özellikle Fırat’ın doğusunda ve Halep çevresinde, 2023’ten bu yana aşiretlerle SDG arasında süreklilik arz eden bir huzursuzluk söz konusu.

Bu rahatsızlığın başlıca nedenlerinden biri, SDG’nin Arap bölgelerinde uyguladığı zorunlu silah altına alma politikaları.

Aşiret kaynakları, gençlerin maaş karşılığı silahlı yapılara dahil edilmeye zorlandığını, buna itiraz edenlerin ise baskı gördüğünü aktarıyor.

Bu durum, aşiret yapısında ciddi bir kırılmaya yol açtı. 2023 ve 2024 boyunca Deyrezor kırsalında yaşanan aşiret ayaklanmaları, söz konusu gerilimin sahaya yansıyan ilk örnekleri olarak kayda geçti.

Mart 2024’te Bakara Aşireti’ne mensup gruplarla YPG/SDG unsurları arasında yaşanan silahlı gerilim, kopuşun derinleştiğini gösterdi.

Aynı dönemde YPG’nin, Bakara mensubu bazı kişileri infaz ettiği iddiaları aşiretler arasındaki öfkeyi daha da artırdı.

Ekonomik boyut da bu gerilimin önemli başlıklarından biri oldu.

Petrol, tahıl ve diğer yerel kaynakların kontrolü ve gelir paylaşımı konusundaki şikâyetler, SDG’nin Arap aşiretleri nezdinde “işgalci bir yapı” olarak algılanmasına yol açtı.

Yerinden edilmeler, keyfî gözaltılar ve mahallelerde kurulan kontrol noktaları, bu algıyı güçlendiren unsurlar arasında yer aldı.

ŞAM’DAN BAKARA HAMLESİ Halep’te dengeleri değiştiren sürecin merkezinde, Bakara Aşireti’nin Şam Yönetimi’yle kurduğu temaslar bulunuyor.

Bu noktada öne çıkan isimlerden biri, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın aşiretlerden sorumlu danışmanı Cihad İsa eş-Şeyh (Ebu Ahmed Zekkur).

Bizzat Bakara Aşireti’ne mensup olan eş-Şeyh’in, ekim ayı sonlarından itibaren Halep hattında yoğun bir ikna süreci yürüttüğü belirtiliyor.

Saha kaynakları, eş-Şeyh’in daha önce Halep’in kurtarılması sürecinde El-Bakır Tugayı bünyesindeki Bakara unsurlarının saf değiştirmesinde de rol oynadığını hatırlatıyor.

Bu temaslar sonucunda, Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da etkin olan Bakara mensuplarının önemli bir bölümünün SDG’den ayrılarak devlet kurumlarıyla işbirliğine yöneldiği ifade ediliyor.

Bu gelişme, SDG’nin sahadaki manevra alanını ciddi biçimde daralttı.

AŞİRETLER AÇTI ORDU İLERLEDİ Arap aşiretlerinin pozisyon değiştirmesiyle birlikte sahadaki askerî tablo hızla değişti.

Suriye Ordusu, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde kısa sürede kontrolü büyük ölçüde sağladı.

Eşrefiye’de iç güvenlik güçlerinin konuşlandırılmasının ardından, mahallede kalan sivillerin günlük yaşamlarına dönmeye başladığı bildirildi.

Şeyh Maksud hattında ise tablo daha karmaşık.

Aşiretlerin desteğine rağmen, SDG unsurlarının bu bölgede direnişi sürdürdüğü ve tahliye sürecini geciktirdiği aktarılıyor.

ÖRGÜT İÇİNDE KAOS VAR Önceki gece Savunma Bakanlığı tarafından saat 03:00 ile 09:00 arasında ilan edilen ateşkes ve tahliye planına göre, SDG ve Asayiş unsurlarının hafif silahlarıyla birlikte Fırat’ın doğusuna çekilmesi istendi.

Bu kapsamda çok sayıda otobüs Şeyh Maksud hattına yönlendirildi.

Ancak saha kaynaklarına göre süreç planlandığı gibi işlemedi.

Bir kısım terörist otobüslere yönelirken, bazı SDG unsurlarının Şeyh Maksud’dan çıkmayı reddettiği bildirildi.

Güvenlik kaynakları, tahliye için gelen otobüslere ateş açıldığını doğruladı.

Yaşanan aksaklıklar nedeniyle bazı otobüslerin boş şekilde bölgeden ayrıldığı gözlendi.

Aynı saatlerde SDG unsurlarının, ekipman, üniforma ve çeşitli belgeleri ateşe verdiği, mahalleden yükselen yoğun dumanın bunun sonucu olduğu aktarıldı. ‘TEK DEVLET, TEK ORDU’ Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara hem iç kamuoyuna hem de uluslararası muhataplarına verdiği mesajlarda operasyonun siyasi çerçevesini açıkladı.

Şara, önceliğin sivillerin korunması, Halep çevresinin güvence altına alınması ve devlet egemenliğinin tüm ülke topraklarında tesis edilmesi olduğunu vurguladı.

Şara’nın, Kürtlerin Suriye’nin ulusal dokusunun ayrılmaz bir parçası ve geleceğin temel ortaklarından biri olduğu yönündeki ifadeleri de dikkat çekti.

Şam Yönetimi, operasyonun herhangi bir etnik ya da mezhepsel hedef taşımadığını, devlet dışı silahlı yapıların tasfiyesine odaklandığını savunuyor.

ANKARA’NIN SURİYE GÜNDEMİ Halep’teki gelişmeler, Ankara–Şam hattında da yakın bir koordinasyonla takip edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Şara arasında yapılan telefon görüşmesinde, Halep sahasındaki son durum ve istikrarın güçlendirilmesi ele alındı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamalarında öne çıkan “tek devlet, tek ordu, tek Suriye” vurgusu, Ankara’nın bu süreçte Şam’ın temel yaklaşımıyla örtüşen bir çizgide durduğunu gösterdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da mevkidaşı Şeybani ile telefonda görüştü.

Görüşmenin Şeyh Maksud’daki bazı SDG unsurlarının çekilmeyi reddedip, tekrardan çatışmayı başlatması sonrası yapılması dikkat çekti.

Görüşmede, Halep’te yaşanan son gelişmeler ele alındığı bildirildi.

Görüşmelere ilişkin detay paylaşılmadı.

EFENDİLERİ SDG’YE SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞIYOR PYD elebaşlarından Salih Müslim de Halep’te sahadaki çözülmeye paralel olarak söylemini sertleştiren isimlerin başında geldi.

Müslim, önceki akşam Rûdaw’a yaptığı açıklamalarda, Ahmed Şara’nın “Türkiye ya da Şam’da esir alındığı” yönünde hiçbir dayanağı olmayan iddialar ortaya atarken, operasyonun Ankara tarafından planlandığını öne sürdü.

Saha kaynakları, bu açıklamaların Halep’te yaşanan askerî geri çekilmenin siyasi ve psikolojik yansıması olarak okunması gerektiğini belirtiyor.

Kaynaklara göre SDG’nin mahallelerde tutunmakta zorlanmasıyla birlikte söylemin sertleşmesi, uluslararası kamuoyunu ve özellikle Batı’yı yeniden sürece dahil etme arayışının bir parçası.

Bu çabanın bir diğer ayağını ise ABD cephesinden gelen açıklamalar oluşturdu.

Halep’teki gelişmelerin ardından çok sayıda ABD Kongresi üyesi, yaptıkları açıklamalarda SDG’ye destek mesajları vererek “Kürtlerin ABD’nin müttefiki olduğu” ve “korunmaları gerektiği” yönünde ifadeler kullandı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da sosyal medya üzerinden yaptığı art arda paylaşımlarda, Halep’te sağlanan geçici ateşkesin uzatılması için yoğun diplomasi yürüttüklerini açıkladı.

Barrack, ABD’nin sahadaki gelişmeleri “yakından ve endişeyle” takip ettiğini vurgularken, tarafları itidale ve diyaloga çağırdı.

Aynı saatlerde Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada ise ABD Başkanı Donald Trump’ın “istikrarlı, birleşik ve egemen bir Suriye” vizyonunu desteklediği belirtildi.

Açıklamada, Suriye’nin yeniden terörizm için bir üs hâline gelmemesi gerektiği vurgulanırken, Washington’un Halep başta olmak üzere sahadaki gelişmeleri siyasi çözüm ve diyalog çerçevesinde ele aldığı ifade edildi.

AB heyetinden Şam ziyareti Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Ursula von der Leyen ve Antonio Costa başkanlığındaki AB heyetini kabul etti.

Görüşmede, Suriye’deki son gelişmeler ile ülkenin siyasi ve ekonomik geleceğine ilişkin başlıklar ele alındı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Mayıs 2025’te Suriye’ye uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırıldığını duyurmuştu.

Moral bozukluğu kameralara yansıdı Halep’in Şeyh Maksud Mahallesi’nde bulunan SDG unsurlarından biri, örgütün lider kadrosuna isyan etti.

Kendi kamerasıyla kaydedilen görüntü de terörist, yaşanan çatışmaların bilançosunu anlattığını belirterek, SDG yönetimine sert sözlerle yüklendi. “Kürt halkına selam olsun” ifadeleriyle başlayan mesajda konuşmacı, sözlerine şöyle devam etti: “Halkımızın halini görüyorsunuz.

Bu mesaj özelikle sırtımızdan koltuğuna yayılmış Sipan Hamo ve Mazlum Abdi’ye. 500’den fazla yaralımız var 100’den fazla ölümüz var.” ‘Gelişmeler milli güvenlik önceliğimizdir’ TürK güvenlik kaynakları, Halep’te Suriye Ordusu ile SDG unsurları arasında yaşanan çatışmaların “Türkiye’nin milli güvenlik öncelikleri çerçevesinde yakından takip edildiğini” vurguladı.

Kaynaklar, Türkiye’nin temel hedefinin “Suriye’nin siyasi birliği, toprak bütünlüğü ve merkezi yapısının korunması” olduğunu ifade etti.

Güvenlik kaynakları, yaşanan çatışmaların bu çerçevede değerlendirildiğini belirterek, “Sınır hattına yakın bölgelerdeki gelişmelerin Türkiye’ye olası etkileri titizlikle izlenmektedi.” değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamada, SDG’nin Suriye hükümetiyle imzaladığı 10 Mart mutabakatına uymadığı, uzlaşıdan uzak ve “maksimalist bir tutum izleyerek zaman kazanmaya çalıştığı” ifade edildi.

Suriye hükümetinin uzun süre “çatışmasız çözüm için diyalog kapısını açık tuttuğu” aktarıldı.

Güvenlik kaynakları, SDG unsurlarının Fırat’ın doğusuna çekilmesi için güvenli koridor oluşturulmasını ve tek taraflı ateşkes ilan edilmesini “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve merkezi otoritenin tesisi açısından olumlu bir adım” olarak nitelendirdi.

Buna karşın, “SDG unsurlarının sivilleri ve yerleşim alanlarını canlı kalkan gibi kullanma girişimleri kabul edilemez.” denildi.

Türkiye’nin yaklaşımının net olduğu vurgulanan açıklamada, “Suriye’nin istikrarı ve güvenliği, Türkiye’nin güvenliğiyle eşdeğerdir” denilerek, “Suriye’deki Kürtlerin Suriye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olduğu ve haklarının korunmasının Türkiye’nin öncelikleri arasında yer aldığı” ifade edildi.

İlgili Sitenin Haberleri