Haber Detayı

Halep’te operasyon ve SDG’nin geleceği
Fikret akfırat aydinlik.com.tr
10/01/2026 00:00 (11 saat önce)

Halep’te operasyon ve SDG’nin geleceği

Halep’te operasyon ve SDG’nin geleceği

Geçen yılın son günlerinden itibaren ısınan Halep’te çatışmaların başlaması Suriye’deki hassas süreçte önemli bir dönüm noktasını teşkil ediyor. 10 Mart 2025’te Şara ve Ferhat Abdi Şahin arasında imzalanan mutabakatın SDG tarafından uygulanmaması, Şam Yönetimi’nin Halep operasyonunun asıl zeminini oluşturuyor.

SDG, 10 Mart Mutabakatı’ndan sonra 1 Nisan 2025’te Şam Yönetimi’ne verdiği Halep’teki ağır silahlı birliklerini çekme sözünü de yerine getirmedi.

İsrail’in Suriye’ye yönelik ve bölge çapındaki saldırgan eylemlerine güvenen SDG, sahada ise sırtını Amerikan askerine dayayarak, boyundan büyük talepleri masaya getirmeye çalışageldi.

Önce Dürziler, ardından sahil bölgesindeki Aleviler üzerinden MOSSAD’ın düzenlediği kışkırtmalarla cesaretlenen SDG, İran’da CIA-MOSSAD tertibiyle başlayan iç karışıklık operasyonuyla da paralel tutum alıyor.

CEPHELER VE KARŞILIKLI ATAKLAR Gelişmeler çok hızlı ve süreç çok hassas.

Fakat cepheler net.

Bir yanda Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin kurulması için mücadele edenler, diğer yanda Suriye’yi kargaşaya sürükleyip Arabı, Kürdü, Türkmeni, Sünniyi, Aleviyi, Hıristiyanı birbirine kırdırmak isteyenler var.

Şam Yönetimi’nin ülkenin birliğini sağlama yönündeki iradesi, başta Türkiye ve Rusya’dan Suudi Arabistan ve Katar’a kadar uzanan geniş bir hatta destekleniyor.

ABD’nin tutumunu ise iki yönlü olarak görmek gerekiyor.

Bir yandan Suriye’den çekilme, diğer yandan SDG’yi korumaya devam etme siyaseti iç içe ilerliyor.

İsrail ile ABD içindeki küreselleşmeci savaş kliği ise doğrudan Şam’ın çabalarını baltalamaya yönelik saldırgan eylemler düzenliyor.

SDG’nin arkasındaki esas desteği bu kesimler oluşturuyor.

Ayrıca, ABD devlet aygıtı içindeki mücadelede dönemsel olarak ağır basan eğilime göre siyaset şekilleniyor.

Trump’ın Suriye siyasetindeki zikzaklarının nedeni içerdeki bu mücadeleden kaynaklanıyor.

Sonuç olarak, Suriye’de karşılıklı iki cephenin mücadelesi devam ediyor.

Bu mücadelede karşılıklı cephelerden kimi zaman birinin kimi zaman diğerinin öne geçtiği görülüyor.

Ayrıca sahadaki denge, dünya ölçeğindeki küresel güç mücadelesine bağlı olarak da şekilleniyor.

SÜREÇ NEREYE EVRİLİR?

Güç dengesindeki dönemsel dalgalanmalar, meselenin esasını yakalamayı güçleştiriyor.

Sürecin nereye evrileceğini, gelişmenin yönünü anlayabilmek için çeşitli etkenlerin doğru bir şekilde saptanması gerekiyor.

Halep operasyonunun ışığında, öncelikle şu noktanın altını çizmeliyiz: SDG’nin sadece dış desteğe güvenerek, gücünün ötesindeki taleplerini hayata geçirmesinin zemini yoktur.

Bunun için dayanacağı bir yerel nüfus tabanı yoktur.

SDG’nin kontrol ettiği alanlarda nüfusun esası Araplardan oluşmaktadır.

Ayrıca, PKK’nın, bulunduğu her alanda yaptığı gibi baskıyla, silah zoruyla kurduğu halk üzerindeki otoritesi, güç dengesinin değişmesiyle ortadan kalkacaktır.

Yine, 15 yıllık savaşın sonunda Suriye Kürtlerinin ezici çoğunluğunun da yeni bir savaş istemeyeceği nettir.

Bu şartlarda SDG’nin İsrail’in ipine sarılarak Şam ile mücadele etmesi, yeni çatışmalara, yer değiştirmelere yol açarak en başta Suriye Kürtlerine zarar verecektir.

ABD ve İsrail istiyor diye, feshedilmiş PKK’nın uzantısı bir örgütün Suriye’nin kuzeydoğusunda Şam’dan bağımsız bir yönetimi sürdürmesi mümkün değildir.

Bunu Şam da Ankara da Riyad da Kahire de Doha da ve diğer bölge devletleri de kabul etmiyor.

Türkiye, sahadaki ve bölge genelindeki askeri/siyasi gücüyle ve bölgesel işbirlikleriyle Suriye’nin istikrarsızlaştırılması yönündeki hedefleri bertaraf etme gücüne sahiptir.

İlgili Sitenin Haberleri