Haber Detayı

Türkiye kaosa girer mi?
Hakan topkurulu aydinlik.com.tr
10/01/2026 00:00 (11 saat önce)

Türkiye kaosa girer mi?

Türkiye kaosa girer mi?

Dünya pandemi sonrası başlayan istikrarsızlık dönemi içine her geçen gün daha hızlı giriyor.

Bu istikrarsızlık döneminin nasıl sonuçlanacağı çoğunluk tarafından algılanamıyor.

Atlantik Sistemi’nin bu sorunun da altından kalkacağı hala geniş çevrelerce düşünülüyor.

Ancak bizim gibi birçok insan bu içine girdiğimiz dönemin artık yeni bir çağın başlangıcının habercisi olduğunu düşünüyor.

Aslında tüm ipuçları da bunun doğru olduğunu bize kanıtlıyor.

En son ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Sayın Nicolas Maduro’yu bir gece baskını ile kaçırması bardağın artık taşma noktasına geldiğinin en güzel kanıtı.

Bu yazımızın konusu; dünyanın ağır ağır girmeye başladığı istikrarsızlık döneminde Türkiye’nin bir krizle karşılaşma riski nedir?

Türkiye bu süreçte neyi beklemelidir?

Bu tehlikelere karşı hangi önlemler alınmalıdır?

Doğrudan bir saldırı durumu mümkün olduğu halde onu burada incelemiyoruz.

Dünya, Atlantik Sistemi tarafından 1980’lerden bu yana içine sokulduğu küreselleşme politikaları sonucunda, tüm ülkeler dış ticaret boyutu ile birbirine bağımlı hale geldi.

Bizim de sanayimizin önemli kısmı iç piyasaya değil ihracata üretim yapıyor.

Buna bağlı olarak da ciddi boyutlarda ithalat yapıyoruz.

Ayrıca Türkiye son yıllarda önemli bir turizm merkezi haline geldi.

Akdeniz kıyıları güneş ve deniz turizmi ile ve neredeyse Türkiye’nin tüm sathı tarih turizmi konusunda yılda 60 milyonun üstünde ziyaretçi tarafından geziliyor.

Bunlar istikrar sürecinde çok öne çıkmayan ancak herhangi bir istikrarsızlık döneminde önemli sonuçlara neden olabilecek ekonomik zafiyetler içeriyor.

Türkiye’ye doğrudan silahlı müdahale haricinde ülkemiz ekonomisi iki tür kriz riski ile karşı karşıya. 1- İhracat pazarlarımızda, özellikle Atlantik Sistemi ülkelerinde oluşacak bir ani daralmanın Türkiye ihracat pazarında durmaya neden olması.

Buna bağlı olarak gelir düşüşünün bu ülkelerden gelecek turist sayısını önemli ölçüde düşürmesi. 2- Her ne kadar bugün Atlantik Sistemi ülkelerine daha yakın durulmaya çalışılsa da özellikle ABD üst düzey yetkililerinin yaptığı açıklamalardan bizim de önümüzdeki dönem yaptırımlara maruz kalma riskimizin yüksek olması.

Bu durumda Atlantik sistemi ülkeleri yaptırımlarının Türkiye’ye yönelik de uygulanmaya başlaması tehlikesi.

Bu durumda da yine ihracat pazarlarımız ve turist girişlerinde önemli daralma meydana gelecektir.

Ayrıca aşağıdaki tabloda 2023-2024 yılları sektörlere göre ihracat ve ithalat şirketlerinin istihdamda ki payları görünmektedir.

Tabloya dikkat edilirse istihdam edilen nüfusun yarıdan fazlası ihracat işinde çalışan sektörlerde çalışmaktadır.

Aynı rakamlar ithalat için de geçerlidir.

Ama bizim riskli bölgemiz daha ağırlıklı olarak ihracat olduğu için ihracata bakacağız. 2024 yılı turizm gelirleri 60 milyar 497 milyon dolar ve gelen turist sayısı 62 milyon 232 bin kişidir.

Bu rakamlar 2025 yılında biraz daha artmıştır.

Aşağıdaki tabloda Türkiye’nin ihracat yaptığı ilk 20 ülke görülmektedir.

İhracat yapılan ülkeler tablosu 2025 yılı Ocak-Kasım ayları arası olarak belirlenmiştir.

Tabloda ayrıca Atlantik Sistemi ülkeleri ihracat payı büyük karakterli rakamlarla gösterilmiştir.

Tablodan da görüleceği gibi herhangi bir yaptırım yada Atlantik Sistemi’nin kriz içine girmesi durumunda, sadece ilk 20 içindeki Atlantik sistemi ülkelerinin ihracat içindeki payı yüzde 49,2.

Eğer 20 dışındaki ülkeleri de sayarsak yüzde 50’den fazla ihracatımızda payları bulunmaktadır.

Turizm gelirlerimiz içinde de Rusya’dan sonra en çok ülkemizi ziyaret eden ülke vatandaşlarının da Atlantik Sistemi ülkeleri olduğu açıktır.

Sonuçta şöyle bir noktaya varırız: Venezuela bugün bize çok uzak gibi görünebilir.

Türkiye bir yolunu bulur krizlerden uzak durur varsayımları önümüzdeki dönem karşılaşmamız çok mümkün olan zorluklardan kaçınmaya çalışmanın uyanıklığımızı azaltacağı bir gerçektir.

Önümüzdeki dönem ülkemiz için yaptırım ya da o ülkelerdeki krizlerin büyümesi ve ucunun ister istemez bize dokunması ihtimali neredeyse yüzde yüzdür.

Ülkemiz ekonomisindeki dışa bağımlılığında çok yüksek olduğunu açıkça görüyoruz.

Önümüzdeki yıllarda ülkemizin bir ekonomik kaosa girme riski de çok yüksektir.

İhracatımızın azalması ve turizm gelirlerimizin düşmesi ülkemizde çok büyük bir işsizliğin önünü açacaktır.

Bugün özellikle tekstil sektöründe yaşananlar, aslında bu tehlikenin ilk görünen, denizin üstündeki buz dağının ufak kısmıdır.

İşte bu durumda kriz yönetimi devreye girmek zorundadır.

Vatan Partisi’nin Milli Direnme Ekonomisi programı burada devreye girmek zorundadır.

İlgili Sitenin Haberleri