Haber Detayı

Trump doktrini: Dünyanın ABD ve Rusya arasında paylaşımı
Alp altınörs artigercek.com
10/01/2026 00:00 (11 saat önce)

Trump doktrini: Dünyanın ABD ve Rusya arasında paylaşımı

Eğer Rusya, ABD’nin Batı Yarıküre’de yayılmasına ses çıkarmazsa (ki Venezuela örneğinde görüldüğü üzere, ses de çıkartmıyor zaten) o halde ABD de Rusya’nın Avrasya bölgesinde yayılmasına ses çıkartmayacak (ki Ukrayna’ya sunulan sözde ‘barış planı’ Rus ilhaklarını resmen tanıyor)

Trump yönetimi 5 Aralık’ta açıkladığı ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi ile aslında yeni bir emperyalist konsept ortaya koydu.

Bu yeni konseptin odağında ABD’nin küreselden uzaklaşıp Batı Yarıküre’ye odaklanması yer alıyor.

Bu aslında Monroe Doktrini’nin güncel bir versiyonu gibi görünüyor.

Trump yönetiminde ABD, Amerikalara göz dikmiş durumda Venezuela’yı istila edip petrolünü ele geçirmek istiyor.

Latin Amerika ülkelerinin başkanlarını (Arjantin’de olduğu gibi) kredi şantajlarıyla kendisi atamak istiyor, Kanada’yı ABD’nin bir eyaletine çevirmek ve Grönland’ı da Porto Riko gibi sömürgeleştirmek istiyor.

Bu yoldan Trump, doğalgaz, petrol ve mineral kaynaklarını tekelleştirerek emperyalist rekabette Çin’in erişemeyeceği bir noktaya sıçramak amacında.

Elbette Panama Kanalı’nı de ele geçirip Çin’i Amerikalar’dan tümüyle dışlamak da hedeflerinden bir diğeri.

Bu yeni strateji, eski dönemden kalın çizgilerle ayrılıyor: Artık Atlantik ittifakı önemsiz; emperyalist küreselleşme zemini zararlı; Çin’le ekonomik işbirliği sakıncalı; Avrupa ülkeleriyle Rusya’yı durdurmak üzere ittifak yapmak da anlamsız görünüyor.

Rusya artık ABD’nin yeni bir zeminde pek âlâ ittifak kurabileceği bir ülke olarak görülüyor.

Eğer Rusya, ABD’nin Batı Yarıküre’de yayılmasına ses çıkarmazsa (ki Venezuela örneğinde görüldüğü üzere, ses de çıkartmıyor zaten) o halde ABD de Rusya’nın Avrasya bölgesinde yayılmasına ses çıkartmayacak (ki Ukrayna’ya sunulan sözde ‘barış planı’ Rus ilhaklarını resmen tanıyor).

Ver Ukrayna’yı al Venezuela’yı!

Böylece, yeni doktrinde, Avrupa önemsiz bir konuma itiliyor.

Dünya ABD ve Rusya arasında nüfuz alanlarına bölünüyor.

Ayrıca ABD-Rusya ekonomik işbirliği geliştiriliyor.

Bu da Rusya’yı Çin’in yanından kopartarak, ABD’nin nüfuz bölgesi haline getiriyor.

Kağıt üzerinde, böylece neredeyse tüm dünya Amerika’nın oluyor!

Elbette, sadece kağıt üzerinde!

Putin bir yandan Trump’ın tavizlerini yan cebine koyarken, diğer yandan ABD’nin planlarını da pek uygulamaya yanaşmıyor.

İngiltere, Kanada’yı; Danimarka Grönland’ı kendi nüfuz bölgesinde tutmak için sıkı çalışıyor.

Latin Amerika halkları Trump’ın küstah emperyalizmine yer yer boyun eğseler de (Arjantin, Şili) tarih bunun sürekli olmayacağını gösteriyor.

Ayrıca Venezuela, Brezilya, Küba gibi direnç gösterenler de Trump doktrinini boşa çıkartabilir.

Kolombiya’nın Bolivarcı bir yönetimde olması Trump’ı çok zorluyor.

Alman-Fransız emperyalizmi militarizmi yükselterek rekabette var olacaklarını ilan ediyor.

Rus militarizmi Avrupa için bir örnek oluşturuyor.

Japon emperyalizmi bu fırsatla başını kaldırıp, eski sömürgesi Tayvan’a yeniden göz diktiğini ilan ediyor.

Oluşan küresel güç boşluğu koşullarında bölgesel yayılmacı güçlerin yol açtığı savaşlar (Sudan iç savaşı, Tayland – Kamboçya, Pakistan – Hindistan çatışmaları vb.) büyük trajedilere yol açıyor.

Trump’ın açık, maskesiz emperyalizmi, uluslararası hukuku – emperyalizmin incir yaprağını – çıkarıp atarak, uzun vadede Amerikan gücünün sınırlarının da ortaya çıkacağı bir küresel kakafoni yaratmış durumda.

Amerikan tekellerinin Trump tarafından temsil edilen kanadı birkaç yıl içerisinde silinip gidecek mi, yoksa bu yeni yönelim istikrar kazanıp sürekli hale gelecek mi?

Bunu henüz bilmiyoruz.

Ama Trump'ın darmadağın ettiği uluslararası düzenin, o gitse bile kolay kolay toparlanamayacağını biliyoruz.

Zira artık açık emperyalist rekabet ve militarizm dönemindeyiz.

İlgili Sitenin Haberleri