Haber Detayı
Venezuela’ya NTE savaşı gözüyle de bakalım...
Venezuela’ya NTE savaşı gözüyle de bakalım...
Faşist Hitler tanklarıyla Avrupa’yı işgal ederken, bugünkü emperyalizm nükleer silah gücünü kullanarak petrol, nadir mineral, altın uğruna hükûmetleri deviriyor.
Donald Trump’ın Grönland’ı “satın almak” istediğini açıklaması, bu yeni emperyalizmin en açık itirafını gözler önüne sermektedir.
Danimarka Başbakanı’nın “absürt” diyerek reddettiği bu teklif, ABD’nin artık toprağı değil, içindeki madenleri hedef aldığını göstermiştir.
Grönland’da buzulların altında 1,5 milyon ton nadir toprak elementi (NTE), dünya kobalt rezervlerinin yüzde beşinden fazlası ve stratejik uranyum yatakları yer almaktadır.
Bugün “Grönland” ifadesi, emperyalizmin kaynak gaspı stratejisinin sembolü haline gelmiştir.
Bu stratejinin en somut örneği Venezuela’da oldu. 3 Ocak 2026’da Donald Trump, “ABD, Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini yakalayıp ülkeden çıkarmayı başardı.” açıklamasını yaptı.
Karakas’a yönelik uçak saldırılarının ardından duyurulan bu operasyon, uluslararası hukuku değil, emperyalizmin açıkça haydut devlet halini ortaya koymuştur.
Çünkü Venezuela’nın gerçek serveti petrolünden çok, 24 milyon ton ile lityum, zengin altın ve nadir toprak elementleri madenleridir.
Bu kaynaklar, elektrikli araçlar, hipersonik silahlar, savaş uçakları ve yarı iletkenler için hayati öneme sahip olduğu bilinmektedir.
ABD, bunları doğrudan kontrol altına almak istemektedir; ancak Venezuela Ordusu’nun mevzilerde, halkın caddelerde, Meclis’in ayakta olduğu unutulmaması gereken bir noktadır. ‘TÜRKİYE’NİN SAVUNMASI VENEZUELA VE İRAN’DAN BAŞLAR’ Vatan Partisi Genel Başkanı Dr.
Doğu Perinçek’in ifade ettiği şu cümle, jeopolitiğin en temel gerçeğini yansıtmaktadır: “Türkiye’nin savunması Venezuela ve İran’dan başlar.” ABD ve İsrail’in Türkiye’ye tehdidi, sadece sınırımızda değil, Türkiye’nin sıcak temasta olduğu her noktada kendini göstermektedir.
Venezuela Türkiye’yi savunuyor, çünkü Maduro direndikçe ABD’nin Latin Amerika’daki kaynak talanı engelleniyor.
İran Türkiye’nin sırtını dayadığı bir dağdır; İran düşerse, ABD–İsrail kuşatması Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi’ne kadar uzanacaktır.
Bu yüzden Venezuela ve İran meselesi, uzak coğrafyalar değil; Türkiye’nin Mavi Vatan’ı, enerji koridorları ve stratejik derinliği için doğrudan ilgili ön cephelerdir.
Bu cephelerdeki her direniş, Türkiye’nin egemenliğine yapılan bir katkıdır.
TRÇİ: KAYNAK EGEMENLİĞİNİN ORTAK SAVUNMA KUŞAĞI Türkiye–Rusya–Çin–İran (TRÇİ) ittifakı, artık bölgesel bir iş birliği değil; emperyalizmin “kaynağı olan kurban olur” mantığına karşı kurulan ortak savunma kuşağıdır.
Rusya, Venezuela’ya hava savunma sistemi kurarak stratejik bir destek verdi.
Çin, Venezuela’ya kredi değil, maden ve enerji altyapısını ulusal egemenlik altında inşa ederek destek verdi.
İran, Latin Amerika’daki direnişe siyasi destekle varlığını gösterdi.
Türkiye ise bu dörtlü içinde hem Avrupa’ya hem Asya’ya bakan tek ülkedir.
Mavi Vatan ve Toprak Vatan doktrinlerini birleştiren stratejik bir köprüdür.
Bu ittifakın gücü, enerji koridorlarında, dijital özerklikte, veri egemenliğinde ve savunma sanayisinde kendini göstermektedir.
Bu ittifakın en somut örnek S 400’dür.
Bu hava savunma sistemi, ABD–İsrail–Yunanistan eksenine dayalı “Aşil Kalkanı” entegrasyonuna karşı kurulan stratejik denge unsuru özelliğini taşımaktadır.
İTTİHAD: 21.
YÜZYILIN DİRENİŞ PROGRAMI Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Mehmet Akif Ersoy’dan alıntı yaparak söylediği “İttihad Yaşatır” sözü, sadece edebî bir atıf değil hem içte birlik çağrısı hem dışta dayanışma manifestosudur.
Çünkü bugün Venezuela’da Maduro kaçırılırken, Grönland’a ABD göz dikmişken, KKTC ablukaya alınmaya çalışılırken ve İran’a her gün yeni bir tehdit yağarken, Mehmet Akif’in “ittihad” vurgusu artık stratejik bir hayatta kalma ilkesine dönüşmüştür.
İttihad, sadece Türkiye içinde siyasi bölünmüşlükleri aşmak değildir; Venezuela’dan İran’a, KKTC’den Orta Asya’ya kadar uzanan direniş hattını birleştirmektir.
BİRLİKTE YAŞAMAK VEYA ÇÖKÜŞ Bugünün emperyalizmi, Hitler’in ideolojisinin doğrudan torunudur.
Ama bu kez Hitler’in cebinde atom bombası, elinde yapay zekâ, omzunda lityum ve NTE çantası var.
Hitler, Avrupa’yı “yaşam alanı” uğruna işgal etmişti.
Bugün ABD, gezegenin her köşesini “rezerv alanı” uğruna işgal etmektedir.
Ve bu arayışta ne hukuk, ne uluslararası kurum, ne insanlık değerleri tanımaktadır.
Kaynaklarını ve bağımsızlığını savunan direnişin adı: TRÇİ İttifakı, “İttihad Yaşatır” çağrısıdır.
Çünkü ABD’nin nükleer silahlı Hitler’i, yalnız devletleri hedef alırken; İran, Rusya, Çin ve Türkiye gibi ülkelerin, ortak savunma, ortak veri, ortak gelecek üzerine kurulu ittifaklara karşı çaresiz kalmaktadır.
TARİHE VERİLEN YEMİN Emperyalizme karşı oluşan bu hattın kırılmaması için şart, birliktir.
Çünkü yalnız Venezuela çöker, yalnız İran kuşatılır, yalnız Türkiye darbeye maruz kalır.
Ama birlikte olduklarında Maduro direnir, İran ayakta kalır, Türkiye Mavi Vatan’ını savunur ve KKTC yükselmeye devam eder.
Bugün tarih, bizi bir kez daha sınıyor: Bölünmek mi, yoksa birlikte yaşamak mı?
Mehmet Akif bize cevabı 100 yıl önce verdi: “İttihad Yaşatır.” Ve biz bu çağrıyı Venezuela caddelerinden, KKTC tepelerinden, İran dağlarından ve Anadolu topraklarından tekrarlıyoruz: İTTİHAD YAŞATIR.