Haber Detayı

Ara seçeneklerin tükenişi
Fikret akfırat aydinlik.com.tr
08/01/2026 00:00 (1 gün önce)

Ara seçeneklerin tükenişi

Ara seçeneklerin tükenişi

Venezuela lideri Nicolas Maduro ve eşinin emperyalist haydutluk operasyonuyla kaçırılması, her türden börtü böceğin yuvalarından fırlamasına neden oldu.

Bazıları Trump’tan daha Trumpçı, bazıları ise daha profesyonel bir şekilde Trump’ı eleştirir görünerek Maduro’ya ve onun şahsında gelişen dünyaya kinlerini kusmaya başladı.

Vay efendim, Maduro diktatörmüş, halk içinde desteği yokmuş, falan filan.

Emperyalist propaganda aygıtının günümüzdeki en etkili aracı olan sosyal medyanın, geliştirdikleri algoritma maharetiyle boca ettiği bu uydurmalarla, gelişen dünyanın halklarının bilinci teslim alınmak isteniyor.

HER DURUMDA HAKLI ÇIKAN KOMPLOCULAR Bir de kısaca “komplocularımız” olarak niteleyeceğimiz bir kesim var.

Bunlar ise, anlık fotoğrafa odaklanarak, masa başında harita üzerinde kimin kaç askeri var, kim nerede ne istiyor hesabı üzerinden, sonunda ABD’nin askeri üstünlüğüne teslim olan analizler döktürüyor.

Her gelişme, dünyayı yöneten birtakım gizli güçlerin düzenlediği komplolarla açıklanıyor.

Onlara göre, komployu düzenleyenler, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, İran’da, Çin’de ve dünyanın her yerinde, geri çekilse bile her durumda galip geliyor.

Süreçleri belirleyen siyasi, askeri ve ekonomik değişiklikler yerine kimi güncel atakları gösterip, “bakın biz dememiş miydik” diye ortalıkta gezinen komplo teorisyencileri de her durumda haklı çıkıyor.

Bu analizlerde, emperyalist ülkeler arasındaki çelişmelerin derinleştiği gerçeği yok, gelişen dünya devletlerinin ulaştıkları seviye ve kendi aralarında kurdukları işbirliğinin emperyalist hegemonyayı sınırlandıran etkisi yok.

En önemlisi gelişen dünya devletleri ve halkları bu analizlerde tümden yok sayılıyor!

UZLAŞMA VE MÜCADELENİN MALİYETİ ABD’nin Venezuela hamlesi, içinde bulunduğumuz çok kutuplulaşma döneminin sert bir dönem olacağını herkese bir kez daha göstermiş oldu.

Fakat stratejik düzlemde nesnel olan durum şudur: ABD’nin yitirmekte olduğu dünya çapındaki hegemonyasını, Trump’ın stratejisinde olduğu gibi Amerika kıtasından başlayarak yeniden inşa etme şansı yoktur.

Bu hedef, ABD açısından hem iç hem de dış birçok etken nedeniyle mümkün ve gerçekçi değildir.

Başlıcalarını sıralayacak olursak, birincisi ABD’nin kendi içinde ve Atlantik cephesi içindeki çelişmeler ve yarılma, tarihte olmadığı kadar büyümüştür.

Üstelik gelişen dünya devletlerinin ekonomik, siyasal ve askeri ölçekleriyle ulaştıkları seviyenin dünya çapında yarattığı bir güç dengesi değişikliği oluşmuştur.

Mevcut şartlarda gelişen dünya devletleri, ya hegemonyacılıkla uzlaşma (yani teslimiyet) ya da buna karşı mücadele olmak üzere iki net seçenek ile karşı karşıyadır.

Ara çözümlerin hem uzlaşma hem mücadele gibi formüllerin uygulanamayacağı şartlar oluşmaktadır.

Kuşkusuz, her iki seçeneğin de kabul eden devletler için bir bedeli/maliyeti olacaktır.

Ancak şunu vurgulayalım: Bu şartlarda gelişen dünya devletleri, uzlaşmanın maliyetinin, buna karşı mücadelenin maliyetinden daha fazla olduğu gerçeğine göre hesabını yapmaya başlamıştır.

Trump’ın son hamlesi, Afrika’dan Asya’ya ve Latin Amerika’ya kadar gelişen dünya devletleri ve halklarının, kendi egemenlikleri için savaşı da göze alarak mücadele etme kararlığını, ABD’nin bugün yürüttüğü psikolojik savaşla hedeflediği gibi azaltmayacak tersine artıracaktır.

Gelişen dünya devletleri için aynı zamanda şu gerçek de bütün çıplaklığıyla ortadadır: Ayrı ayrı, kendi başlarına izledikleri hegemonyacılığa karşı mücadele stratejisi yeterli olmamaktadır.

İhtiyaç, başta Türkiye olmak üzere Rusya, Çin, İran ve diğer gelişen dünya devletlerinin emperyalist saldırganlığa karşı ortak bir strateji geliştirmesini zorunlu kılmaktadır.

Gidişat bu doğrultudadır.

İlgili Sitenin Haberleri