Haber Detayı

Petrol-enerjiye ek olarak NTE de küresel çıkar çatışmalarının merkezine oturdu
Ekonomi ekonomim.com
08/01/2026 00:00 (1 gün önce)

Petrol-enerjiye ek olarak NTE de küresel çıkar çatışmalarının merkezine oturdu

ABD’nin yeni dönemde enerji ve nadir toprak elementlerindeki çıkar savaşları ile ilişkilendirilen Ortadoğu, Ukrayna, Güney Amerika-Venezuela ve Grönland politikaları, nadir toprak elementleri (NTE) ve kritik mineralleri tekrar gündeme taşıdı.

MEHMET KAYA/ANKARA  Türkiye’nin yakından tanıdığı uluslararası uzmanların, bu iki alanda güçlü rezerve sahip Türkiye’ye ulusal çıkarları önceleyen, başka ülkelerle işbirliğine girilmemesini öneren uyarılar gelirken, Milli İstihbarat Akademisi tarafından yayınlanan kısa değerlendirmede de madencilik yanında maden, rafineri ve nihai ürüne kadar kapalı sistem kurulması, güçlü bir döngüsel ekonomi politikası oluşturulması ve NTE ve kritik minerallerin kullanıldığı alanlarda AR-GE yatırımları yapılması önerildi.

Küresel alanda nadir toprak elementleri ve kritik mineraller tartışması sürerken, Çin’in bu alandaki küresel üretim hakimiyeti, ABD’nin çeşitli askeri ve siyasi operasyonlarla bu alandaki varlıkları ele geçirme çabası tartışmaları derinleştirdi.

Bu elementler, tüketici ürünlerinden hayatın hemen her alanında kullanılan, içinde çip dahil elektronik devre içeren her türlü teknolojik cihaz, rüzgar türbinleri, savunma-havacılık-uzay, elektrikli taşıtlar, tıbbi cihazlar, LCD, enerji tasarrufl u ışıklar gibi şimdinin yanında, gelecekte de henüz bilinmeyen ürünlerin üretimi için gerekiyor. “Türkiye tuzağa düşmemeli" Türkiye’de de uzunca bir süredir özellikle Eskişehir’deki saha nedeniyle gündeme gelen nadir toprak elementleri ve kritik mineraller konusunda tartışma yoğunlaştı.

Londra Enerji Kulübü Başkanı Mehmet Öğütçü, 14 Ekim 2025’te Yetkinreport. com adresinde yayınlanan yazısında, Türkiye’yi “ABD ve Çin’e karşı” uyardı; Eskişehir maden sahasının ABD’ye verilmesi ya da ortak işletme haberlerini, ABD Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın görev öncesi Senato sunumunda bu konuyu öncelikleri arasında saymasını, yine Eskişehir maden sahasına ilişkin Çin ile görüşme olduğu haberlerini hatırlatarak, “Bu gelişmeler Türkiye açısından ciddi bir uyarı niteliğinde.

Zira ABD şu anda aynı stratejiyi Ukrayna’da, İzlanda’da, Afrika’da ve Latin Amerika’da da uyguluyor, kritik mineral sahalarını dost ülkelere yatırım vaadiyle alıyor, ardından kontrolü fiilen ele geçiriyor.

Türkiye bu tuzağa düşmemeli.

Hiçbir ülkeye, hele de stratejik rekabetin bu kadar keskin olduğu bir dönemde, nadir toprak elementleri üzerinde imtiyaz vermemeli.

Bu kaynaklar, tıpkı petrolün 20. yüzyılda olduğu gibi, Türkiye’nin 21. yüzyıl stratejik gücünün teminatıdır” görüşünü vurguladı.

Hemen her konuşmasında nadir toprak elementlerinin kritik önemine ve Çin’in bu konudaki hakimiyetinin yarattığı riske dikkat çeken Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol da 26 Aralık 2025’te Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) konferansında yaptığı konuşmada, “Nadir toprak elementlerinde Çin’in dünya rafinaj sektöründeki payı yüzde 92.

Amerika, Kanada, Avustralya ve Avrupa’daki planlanan tüm yeni projeler zamanında ve eksiksiz hayata geçse bile, 2035 yılında Çin’in payı ancak yüzde 75’e düşecek.

Yani hala muazzam bir hakimiyet söz konusu.

Rafinaj sektörü kirli ve zor bir iştir; herkes kolay kolay ülkesinde kuramaz. ..Bizim Türkçede ‘bir musibet bin nasihatten iyidir’ sözü vardır.

Çin’in aldığı o karar, otomotiv sektörü başta olmak üzere herkese bu işin ne kadar ciddi olduğunu hatırlattı.

Böyle bir gücü arkasında bulunduran bir ülke, masaya oturduğunda diğerlerine nazaran çok daha rahat oturur.” İfadesini kullandı.

MİT Akademisi uyarısı Milli İstihbarat Teşkilatı bünyesinde faaliyet gösteren Milli İstihbarat Akademisi Mayıs 2025 tarihli “Nadir Toprak Elementleri ve Türkiye: Jeopolitik Satrançta Yeni Dinamikler ve Aktörler” raporunu Ekim ayında duyurdu.

Rapor, NTE’nin sadece kritik bir madencilik faaliyetinin ötesinde; sahip olan ülkelerin savunma sanayii, yapay zeka, elektronik, uzay, taşımacılık alanlarında liderlik yapması imkanı sağlayacağı vurgulanıyor.

Arzı kontrol eden ülkelerin öneminin artacağı, bu bağlamda Türkiye’nin potansiyeli bulunduğu vurgulanıyor.

Az sayıda ülkenin NTE üretimi (madenin rafinajı) teknolojileri sahibi olduğu yorumu yapılan raporda, varlık olarak da yine az sayıda ülkenin öne çıktığı kaydediliyor.

Türkiye’ye yol haritası olarak ise tüm aşamaları kapsayan bir “ekosistem” yaklaşımı öneriliyor.

Bu bağlamda, çıkarılmasından, rafinaj ve kullanımına kadar, hatta geri kazanılmasını da kapsayacak şekilde “kapalı” bir ekosistemin oluşturulması tavsiyesi veriliyor.

Kanuni koruma kapsamı radyoaktif madenler ile bor tuzlarını kapsıyor Türkiye’de 3213 sayılı Maden Kanunu ile 2840 sayılı Bor Tuzları, Trona ve Asfaltit Madenleri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanunda madenleri korumaya yönelik bazı hükümler bulunuyor.

Kanun koruma maddesi 1985 sonrası bulunan bor, trona ve asfaltit madenlerini kapsamıyor.

Ayrıca koruma maddelerinde nadir toprak elementleri ile gerçekte koruma altında bulunmayan, bilinen kritik madenleri (örneğin bakır) kapsamıyor.

Maden Kanunu 50.

Maddede toryum ve uranyumun cevher haline getirilmesinden sonra satılabileceği yerleri belirleme yetkisi Cumhurbaşkanı’nda bulunuyor. 2840 sayılı kanunun 2.

Maddesinde ise Bor tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin aranması ve işletilmesi Devlet eliyle yapılır.

Hükmü bulunuyor.

Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve Kritik Madenler Dünyada genel kabul gören NTE listesi şöyle: Periyodik tablonun 57-71 numaralı elementlerini oluşturan lantanitler [lantanyum (La), seryum (Ce), praseodimyum (Pr), neodimyum (Nd), prometyum (Pm), samaryum (Sm), evropiyum (Eu), gadolinyum (Gd), terbiyum (Tb), disprosyum (Dy), holmiyum (Ho), erbiyum (Er), tulyum (Tm), iterbiyum (Yb) ve lütesyum (Lu)]; 21 numaralı skandiyum (Sc) ile 39 numaralı itriyum (Y).

İlgili Sitenin Haberleri