Haber Detayı
Kedrion, yeni ürünlerinde Türkiye’yi önceliklendirecek
Plazma kaynaklı tedaviler konusunda dünyanın önde gelen ilaç şirketleri arasında bulunan Kedrion Biopharma, Türkiye pazarını yeniliklerini erken dönemde sunmak için stratejik bir ülke olarak görüyor. Kedrion Biopharma CEO’su Ugo Di Francesco, sağlık altyapısı, klinik uzmanlığı ve dinamik demografisiyle Türkiye’nin küresel önceliklerinde doğal bir konuma sahip olduğunu söyledi.
Mehmet Hanifi GÜLELKedrion Biopharma, Türkiye’yi yeniliklerini erken dönemde sunmak için stratejik bir ülke olarak görüyor.
Yedi üretim tesisi, 70’in üzerinde plazma toplama merkezleri ve 5 bin 200 kişilik küresel ekipleriyle bugün 100’den fazla ülkede bulunduklarını kaydeden Kedrion Biopharma CEO’su Ugo Di Francesco, “Türkiye’deki varlığımız 30 yılı aşkın süredir güçlü ortaklıklar üzerine kurulu.
Sağlık profesyonelleri, hastaneler, akademik merkezler ve sağlık otoriteleriyle geliştirdiğimiz uzun soluklu iş birlikleri, Türk hastalarının tedavilere zamanında erişmesini mümkün kılıyor ve ülkenin sağlık sistemine olan bağlılığımızı somut biçimde gösteriyor” dedi.Yakın dönemde plazma tedavilerine erişimi artıracakFirma olarak küresel ölçekte, plazma tedarik zincirinin her aşamasında yüksek kalite, güvenlik ve izlenebilirlik standartlarını uyguladıklarını belirten Ugo Di Francesco, üretim tesislerinin tamamının sektörün uluslararası standartlarından biri kabul edilen PPTA (Plasma Protein Therapeutics Association) tarafından verilen QSEAL programı kapsamında sertifikalı olduğunu bildirdi.Türkiye’nin kendileri için yalnızca önemli bir pazar olmadığını, aynı zamanda yenilikleri erken dönemde sunmak istedikleri stratejik bir ülke konumunda bulunduğuna vurgu yapan Ugo Di Francesco, “Güçlü sağlık altyapısı, klinik uzmanlığı ve dinamik demografisiyle Türkiye, küresel önceliklerimizde doğal bir konuma sahip.Yakın dönemde ürün portföyümüzü genişletmek, tıbbi iş birliklerimizi güçlendirmek ve plazma tedavilerine erişimi artırmak öncelik verdiğimiz başlıca yatırım alanlarını oluşturuyor.
Bu yatırımların somut örneklerinden biri ise ABD’de yeni onay alan yüzde 10 İmmünoglobulin ürünümüz.
Türkiye, bu yeni ürünün sunulmasının değerlendirildiği ilk ülkelerden biri olarak öne çıkıyor” diye konuştu.9 bin nadir hasatlık bulunuyorBugün yaklaşık 9 bin nadir hastalık tanımlandığını ve ancak bunlardan yalnızca 450’sinin onaylı bir tedavisinin bulunduğunu aktaran Ugo Di Francesco, diğer bir deyişle hastaların yalnızca yüzde 5’inin bir tedavi seçeneğine sahip olduğu anlamına geldiğini iletti.
Ne yazık ki bu hastalıkların büyük bir bölümünün çocukları etkilediğine vurgu yapan Ugo Di Francesco, “Bu gerçekliği değiştirmek için sürekli araştırma, inovasyon ve iş birliği ile hastalar için en kritik olan tedavileri geliştirmeyi ve erişilebilir hale getirmeyi hedefliyoruz.Türkiye’de güçlü sağlık sistemi ve yüksek klinik uzmanlık sayesinde plazma kaynaklı tedavilere erişim yıllar içinde önemli ölçüde iyileşti.
Bu temelin üzerine, erken tanıyı destekleyen ve nadir hastalık hastalarının tedavi seçeneklerini genişleten projelere odaklanıyoruz.
Amacımız, hastaların tedavilere zamanında ve güvenilir şekilde erişimini sürdürülebilir biçimde güçlendirmek” ifadelerini kullandı.Türkiye’de son üç yılda yıllık çift haneli büyüme kaydettiklerini bildiren Ugo Di Francesco, bu başarının ürün kalitesi ve bilimsel güvenilirlik kadar, sağlık profesyonelleri ve kurumlarının kendilere duyduğu güven sayesinde mümkün olduğunu söyledi.
Yeni plazma kaynaklı tedavileri Türkiye’ye sunacakGlobal ölçekte nadir ve ultranadir hastalıklar ile plazma bağışının hayati önemi konusunda farkındalık yaratmanın temel sorumlulukları arasında bulunduğunu ileten Ugo Di Francesco, Türkiye’de ise özellikle immünoloji ve nöroloji alanlarında bilimsel destek programları yürütüklerini ifade etti.“Bu girişimlerle, bilimsel ilerleme ve insan sağlığı arasındaki bağı güçlendirmeye devam ediyoruz” diyen Ugo Di Francesco, “Önümüzdeki dönemde temel stratejimiz, yeni plazma kaynaklı tedavileri Türkiye’ye sunarak hasta erişimini genişletmek ve güvene dayalı, uzun vadeli bilimsel ve kurumsal iş birliklerini güçlendirmek.
Firma olarak inovasyona yatırım yapmaya devam ediyoruz.
Halihazırda geliştirme aşamasında olan yeni proteinlerimizden ikisi klinik öncesi aşamaya geçmiş durumda.Bunlardan biri hem EMA hem de FDA tarafından ‘Yetim İlaç Statüsü’ almış durumda; ikinci ürün için başvurunun 2025’in dördüncü çeyreğinde yapılması planlanıyor.
Bu tedaviler klinik geliştirme süreçlerine ilerledikçe, Türkiye’nin küresel klinik programlara dahil edilmesi temel hedeflerimiz arasında.
Böylece Türk hastalarının bu yeniliklerden doğrudan faydalanmasını amaçlıyoruz” dedi.