Haber Detayı
ABD'nin Venezuela müdahalesi sonrası gözler Çinli petrol ithalatçılarına çevrildi
ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesi sonrası artan belirsizlikte, petrolde ana ihracat pazarı olan Çin'in "bekle ve gör" yaklaşımıyla ödemeleri veya sevkiyatları erteleyebileceği, bunun da gemilerle taşınan Venezuela petrolünün geçici olarak "denizde" alıcısız kalmasına neden...
ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesi sonrası artan belirsizlikte, petrolde ana ihracat pazarı olan Çin'in "bekle ve gör" yaklaşımıyla ödemeleri veya sevkiyatları erteleyebileceği, bunun da gemilerle taşınan Venezuela petrolünün geçici olarak "denizde" alıcısız kalmasına neden olabileceği belirtiliyor.ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ocak'ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlendiğini, Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurmuştu.Trump, saldırıların ardından, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip Venezuela'nın petrol endüstrisine "çok güçlü şekilde" dahil olacaklarını açıklamış ve "ABD'nin dev petrol şirketlerini (Venezuela'da) devreye sokacağız, milyarlarca dolar harcayarak petrol altyapısını onaracaklar ve ülke için para kazanmaya başlayacaklar." diye konuşmuştu.Venezuela'ya askeri müdahalesi sonrası ülkede kurulan geçici yönetimin, 30 ila 50 milyon varil petrolü ABD'ye teslim edeceğini aktaran Trump, söz konusu petrolün piyasa fiyatından satılacağını, paranın "ABD Başkanı olarak kendisinin kontrolünde olacağını" ve "böylece paranın hem Venezuela halkının hem de ABD halkının yararına kullanılacağını" vurguladı.Venezuela, 303 milyar varil ile dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip olmasına karşın, yıllardır süren yaptırımlar, altyapı sorunları ve yatırım eksikliği nedeniyle bu potansiyeli üretime yansıtamıyor.
Rezervlerin büyük bölümünün Orinoco Kuşağı'ndaki ekstra ağır petrolden oluşması da üretimi teknik ve mali açıdan zorlaştırıyor.
Venezuela, 2023'te küresel ham petrol üretiminde yalnızca yaklaşık yüzde 0,8'lik pay alırken, günlük üretim 742 bin varil seviyesinde kaldı.Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) verilerine göre, Venezuela'nın ardından dünyada en fazla kanıtlanmış petrol rezervine sahip ülkeler, 267 milyar varille Suudi Arabistan, 209 milyar varille İran, 145 milyar varille Irak ve 102 milyar varille Kuveyt olarak sıralanıyor.Geçmişte Venezuela petrolünün en büyük alıcısı olan ABD, yaptırımların devreye girmesinin ardından yerini Çin'e bıraktı.
ABD yönetimi, Venezuela hükümeti üzerindeki baskıyı artırarak petrol ihracatını sınırlamaya yönelik adımlar atarken, ABD Başkanı Trump 16 Aralık'ta, "uyuşturucu terörizmini finanse ettiği" gerekçesiyle Venezuela'ya giriş ve çıkış yapan yaptırım kapsamındaki tüm petrol tankerlerine "tam ve eksiksiz abluka" uygulanması talimatını vermişti.İhracatta kısa süreli aksaklık yaşanabilirMadrid merkezli Elcano Royal Institute Enerji ve İklim Programı araştırmacısı Ignacio Urbasos, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Venezuela'nın petrol üretiminin doğrudan etkilenmesinin beklenmediğini söyledi.Urbasos, ABD müdahalesinin askeri varlıkları hedef aldığına dikkati çekerek, "Şu ana kadar petrol sahaları, tesisleri veya temel altyapının zarar gördüğüne dair herhangi bir kanıt bulunmuyor.
Üretim kısıtlamaları güvenlikten ziyade yapısal nitelikte olmaya devam ediyor.
Ana etki ise fiziksel aksaklıklar değil, jeopolitik belirsizlik." değerlendirmesinde bulundu.Gelecek haftalarda ihracatta kısa süreli aksaklıklar yaşanmasının mümkün olduğunu aktaran Urbasos, "Çinli alıcılar bekle ve gör yaklaşımı benimsedikleri için ödemeleri veya sevkiyatları geçici olarak erteleyebilir.
Bu durum, jeopolitik tablo netleşene kadar Venezuela ham petrolünün denizde kalmasına yol açabilir." diye konuştu.Urbasos en fazla risk altında olan kanalların üretimden ziyade ödemeler, gölge filo lojistiği ve uyum riskleri olduğuna işaret ederek, "Çin, kısa vadede en büyük kaybedenler arasında yer alacaktır, zira ABD, büyük ölçüde şeffaf olmayan ticaret yolları üzerinden Çin'e aktarılan indirimli Venezuela petrol akışını azaltmaya çalışabilir." dedi.Ülkedeki kısa vadeli yatırım görünümünün zayıf seyrini koruduğunu anlatan Urbasos, petrol şirketlerinin yaptırımlar, ABD-Venezuela müzakereleri ve daha geniş siyasi gidişata ilişkin netlik sağlanana kadar kararlarını ertelemesinin muhtemel olduğunu ifade etti.Urbasos, Venezuela petrol sektörünün büyük sermaye girişine ihtiyaç duyduğunu ve ülkede siyasi riskin sürdüğünü belirterek, yatırımlarda anlamlı bir toparlanmanın net siyasi geçiş, hukuki güvenlik ve kurumsal reformlara bağlı olacağını ancak hiçbirinin kısa vadede garanti edilemediğini dile getirdi.Son gelişmelerin Venezuela'nın küresel petrol piyasalarındaki mevcut rolünü önemli ölçüde değiştirmediğini ve ülkede büyük rezervlere rağmen üretimin sınırlı kaldığını kaydeden Urbasos, şöyle devam etti: "Uzun vadede Venezuela yeniden önem kazanabilir, hatta üretim günlük yaklaşık 4 milyon varile kadar çıkabilir.
Ancak bu siyasi istikrarın sağlanması, yolsuzluğun azalması, piyasada öngörülebilirliğin oluşturulması ve nitelikli insan kaynağının geri dönmesini içeren oldukça olumlu bir senaryo altında gerçekleşebilir.
Bu koşullar sağlanana kadar ise Venezuela, küresel ölçekte büyük bir dengeleyici üretici olmaktan ziyade, üretimi sınırlı, ağır ham petrol tedarikçisi konumunda kalmaya devam edecektir."Enerji, rejimin geleceği açısından kilit faktör olacakOslo Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Dr.
Öğr.
Üyesi Francesco Sassi ise ülkede istikrar sağlanamazsa Venezuela'nın petrol üretimi ve ihracatının gelecek dönemde daha fazla askeri eylemlerin hedefi olabileceğini söyledi.Sassi, dünyanın en büyük petrol rezervlerinin Venezuela'da bulunduğunu hatırlatarak, enerjinin, çatışmanın stratejik sonuçları ve rejimin geleceği açısından kilit belirleyici faktör olacağını ifade etti.Venezuela'nın ham petrol ihracatında, özellikle Çin'e yapılan sevkiyatlarda kısa vadeli aksaklıklar yaşanma olasılığını da değerlendiren Sassi, "Şu anda küresel ham petrol arzında büyük bir mevcudiyet gözlemlediğimiz için petrol fiyatlarında aşırı bir artış beklemiyorum.
Ancak askeri gerilimler, ek istikrarsızlıkların belirlenmesinde çok önemli hale gelecek ve küresel petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturacaktır." ifadelerini kullandı.Sassi, 2026'da Venezuela petrolünün seyrine ilişkin kesin öngörüde bulunmak için henüz erken olduğunu belirterek, "Enerji jeopolitiği, 2026'da da siyasi gelişmeleri anlamak için kritik bir konu olmayı sürdürüyor ve petrol piyasalarının geleceği jeopolitikle doğrudan bağlantılı." dedi.