Haber Detayı
Irak işgalinde ‘kimyasal silah’ Maduro’nun kaçırılmasında ‘Güneş Karteli’ yalanı
ABD Başkanı Trump, 17 Ekim’de Merkezi İstihbarat Teşkilatı’na (CIA) Venezuela’da gizli operasyonlar yürütme yetkisi verdiğini açıkladıktan kısa süre sonra ABD Dışişleri Bakanlığı, 24 Kasım’da Venezuela Devlet Başkanı Maduro yönetimini “Güneş Karteli” başı olarak ‘Yabancı Terör Örgütü” (FTO) ilan etmişti.
Nitekim ABD Başkanı Trump, 3 Ocak’ta CIA ve Delta Force birimine bağlı askerler tarafından Caracas’taki konutundan kaçırılmasından sonra yaptığı basın toplantısında Maduro’nun ABD’ye uyuşturucu sokan Güneş Karteli’ni yönetmekle suçladı.
Ancak Trump’ın açıklamalarının bütünü, uyuşturucu ticaretinin Maduro’yu kaçırmak için bahane olduğunu, asıl amacının Venezuela’nın zengin petrol kaynaklarına el koymak olduğunu ortaya koydu.GÜNEŞ KARTELİ SUÇLAMASI GERİ ÇEKİLDİNitekim ABD’li New York Times, 5 Ocak 2025 günü yayınladığı “Adalet Bakanlığı, Venezuela’daki ‘Cartel de los Soles’in (Güneş Karteli) gerçek bir grup olduğu iddiasından vazgeçti” başlıklı ilginç bir haberin girişinde şu ifadelere yer verdi: “Geçtiğimiz yıl, Başkan Nicolas Maduro’yu yakalamadan önce, Trump yönetimi ordudaki uyuşturucu yolsuzluğu için kullanılan Venezuelalı bir argo terimi terör örgütü olarak tanımlamış ve Maduro’nun bu örgütün lideri olduğunu söylemişti.”26 Kasım 2025’te BBC’de konuyla ilgili yer alan analize göre, “Güneş Karteli” ismi ilk olarak 1990’ların başında Venezuela medyası tarafından ortaya atıldı.
Venezuela Ulusal Muhafızları’ndaki uyuşturucuyla mücadele operasyonlarından sorumlu bir generale yönelik uyuşturucu kaçakçılığı iddialarının ardından Venezuela medyası önemli yetkililer için bu terimi kullanmaya başlandı.
Güneş Karteli teriminin kökenindeyse generallerin rütbelerini belirtmek için apoletlerinde taktıkları güneş şeklindeki nişan vardı.
Amerika’da organize suçlar uzmanı Insight Crime’dan Mike LaSusa, uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantısı olduğu iddia edilen tüm Venezuelalı yetkililer için bu tanımın kullanılmaya başlandığını söylemiş.
LaSusa, bu oluşumun diğer uyuşturucu şebekelerinden farklı bir şekilde örgütlü bir yapıya sahip olmadığını, bunun başlı başına bir grup olmadığını, daha ziyade “yaygın bir yolsuzluk sistemi” olduğunu ifade etmiş.ESKİ İDDİANAMEDE 32 KEZ GEÇİYORDU New York Times gazetesinin Maduro’nun mahkemeye çıkarıldığı 5 Ocak 2025 tarihli haberine göre, 2020 yılında Maduro hakkında yazılan iddianameden kopyalanarak ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 24 Kasım 2025’teki basın açıklamasında, “Yabancı Terör Örgütü” olarak tanımlanan “Güneş Karteli” terimi yerine, yeni iddianamede uyuşturucu ile uyuşturucu kaçakçılığına dayanarak beslenen yolsuzluk sistemi olarak tanımlandı.Habere göre önceki iddianamede Güneş Karteli terimi 32 kez geçerken, yeni iddianamede iki kez uyuşturucuya bağlı yolsuzluk sistemi olarak bahsediliyor.
Gazetenin haberine göre Güneş Karteli yeni iddianamede, uyuşturucu kaçakçılığından ve uyuşturucu kaçakçılığı ortaklarının korunmasından elde edilen kârların, “Üst düzeydekiler tarafından yönetilen bir kayırmacılık sisteminde faaliyet gösteren, ‘Cartel de los Soles’ veya Güneş Karteli olarak adlandırılan, Venezuela’daki yüksek rütbeli askeri yetkililerin üniformalarına iliştirilen güneş amblemine atıfta bulunan yozlaşmış sivil, askeri ve istihbarat yetkililerine aktığı” belirtiliyor.
Nitekim böyle bir örgütün varlığı hiçbir zaman ispatlanamadı, hatta ABD’ninki dahil uluslararası narkotik raporlarında yer almadı.IRAK İŞGALİ YALANI GİBİABD Adalet Bakanlığı’nın “Güneş Karteli” iddiasını geri çekmesi Venezuela’nın petrol kaynaklarına el koymak amacıyla Maduro’yu kaçırmak için ABD’nin kullandığı bir yalandan başka bir şey olmadığını gösteriyor.
Zaten ABD’nin hukuksuzlukları için herkesin kabul edeceği bir gerçeğe ihtiyacı yok.
Tıpkı, 2003 yılında Irak işgali öncesi Saddam Hüseyin’in “kimyasal silah ürettiği” yalanını ortaya atması gibi.Hatırlayacaksınız, Dışişleri Bakanı Colin Powell, 5 Şubat 2003’te BM Genel Kurulu’nda 75 dakikalık bir sunum yaparak “Saddam Hüseyin’in biyolojik silahlara sahip olduğundan hiç şüphe yok ve daha fazlasını üretebilecek kapasiteye sahip” diyerek dünyanın gözünün içine baka baka yalan söylemişti.
Powell, yalanları daha etkileyici kılmak için elinde bir şişe dolusu şarbon göstermişti.Powell’ın konuşmasının dayanağı Iraklı kimya mühendisi Refid Ahmed Elvan el Cenabi adlı kişinin Alman istihbarat örgütü BND’ye söylediği yalanlardı.
Alman ve ABD istihbaratının “Curveball” kod adıyla tanıdığı Cenabi daha sonra İngiliz Guardian gazetesine yaptığı açıklamada, mobil biyolojik silah kamyonlarını ve silah üreten fabrikalarla ilgili hikâyeleri uydurduğunu, amacının 1995’te kaçtığı Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesi olduğunu söylemişti.Elde hiçbir delil olmadan sadece Amerikan CIA, Alman BND, İngiliz MI6 isimli gizli servislerin istihbarat raporlarına dayanan yalanlara devlet başkanları da bizzat ortak oldu.
Dönemin ABD Başkanı George W.
Bush, “Aldığımız istihbaratlar hiçbir şüpheye yer bırakmıyor.
Irak rejimi, şimdiye kadar hiç denenmemiş ölümcül bazı silahlara sahip bulunmaktadır ve yenilerini de üretmektedir” demişti.
Aynı dönem İngiltere Başbakanı Tony Blair, Bush’u destekledi.Powell, 2004 yılında Irak’ı kitle imha silahları üretmekle suçladığı sunumunun yanlış istihbarat raporlarına dayandığını söyledikten sonra da yüzbinlerce insanın ölümüne yol açan yalanların “yaşamında bir leke olarak kalacağını” itiraf etti.
Dönemin ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, ABD Başkanı George Bush Jr., İngiltere’nin eski başbakanı Tony Blair de aynı yönde itiraflarda bulunmuştu.Kısacası ABD ve işbirlikçileri, Irak işgali ile nasıl yalan gerekçelerle dünyada yeni bir işgal düzeni kurmuşlarsa “Güneş Karteli” yalanı ile de benzer bir işgal düzeni oluşturacaklar.