Haber Detayı

Güçlü olma dönemi
Güncel takvim.com.tr
07/01/2026 06:58 (23 saat önce)

Güçlü olma dönemi

ABD, birçok bölgede askerî müdahaleler, silah satışları ve çatışmalardaki rolüyle anılıyor. Orta Doğu, Latin Amerika ve Afrika'da ABD: 'istikrar sağlayıcı'dan çok 'çatışmaları derinleştiren güç' olarak algılanıyor. ABD'nin insan hakları, demokrasi, hukuk gibi değerleri savunduğu iddiası ile sahadaki…

ABD, birçok bölgede askerî müdahaleler, silah satışları ve çatışmalardaki rolüyle anılıyor.

Orta Doğu, Latin Amerika ve Afrika'da ABD: 'istikrar sağlayıcı'dan çok 'çatışmaları derinleştiren güç' olarak algılanıyor.

ABD'nin insan hakları, demokrasi, hukuk gibi değerleri savunduğu iddiası ile sahadaki eylemleri arasındaki fark tüm dünyada artık sorgulanıyor.

Tüm anketlerde öne çıkan iki başlık var.

Biri 'Çifte standart' politikaları, diğeri 'İkiyüzlülük' algısı. 'Demokrasi, insan hakları, hukuk' vurgusu yaparak ülkelere sopa gösterirken, parayla satın alınabilir bir ülke olarak hepsini rahatlıkla çiğnemesi dünyada ABD'ye olan öfkeyi büyütüyor. 11 Eylül saldırılarını yapanların Suudi olması, Amerikan kongresinde Arabistan'a ceza kesilmesi kararı alınması ardından Riyad'daki anti demokratik Krallık yönetiminden gelen trilyon dolarla bunun kapatılması gibi örnekler, Washington ikiyüzlülüğünü artık gözlere sokuyor.

Kendi vatandaşı Kaşıkçı'nın Suud elçiliğinde testere ile kesilmesini dahi bu trilyon dolarlık bağış karşılığında rafa kaldıran, hatta vatandaşı Kaşıkçı'yı suçlayan bir ABD var artık.

Müttefiklerini bile düşman ilan edebilecek kadar ileriye giden, Kendi kurduğu NATO üyesi Danimarka'dan Grönland'ı isteyecek kadar gözü dönen, en büyük yancısı İngiltere'ye bağlı Kanada'dan 'Bizim vilayetimiz' diye bahseden, önüne gelen müttefikinden toprak isteyen bir ABD çıktı ortaya.

Kendi kurduğu Birleşmiş Milletler teşkilatını ve onun normlarını bile yerle bir edip, yerin dibine sokan, kurumları, ilkeleri toprağa gömen Washington'la karşı karşıyayız.

Tüm bunların üzerine İsrail gibi bir soykırımcıya binlerce ton bomba göndererek 71 binin üzerinde kadın-çocuk ve bebeğin katledilmesine ortak oldular.

İsrail Siyonizmi ve soykırımından pay almak için kendilerini yırttılar.

Tüm dünyada İsrail'e karşı artan öfke ve nefret dalgalarında yüzmek için kendilerini denize atarak katliamcı Siyonizm yılanına sarıldılar.

Ve çok ilginçtir İsrail çocukları ve bebekleri katlederken, tüm insan hakları, hukuk kurallarını çiğneyerek güle oynaya savaş suçu işleyen bir ülke haline geldi. 'Ben yaptım oldu' diye insanlık dışı bir yöntemin mimarı oldular.

ABD de Venezuela'da seçilmiş devlet başkanını eşkıya gibi kaçırarak hangi ata bindiğini tüm dünyaya gösterdi.

İsrail'in 'Ben yaptım oldu' zihniyetine sarılan bir Washington var artık.

Nasıl ki İsrail, insanlık dışı savaş suçları işleyerek kendine karşı en büyük tehdit haline geldiyse, aynı durum ABD için de geçerli artık.

Washington için en büyük tehdit artık İsrail tarzı yöntemleri benimseyen ABD'nin ta kendisidir.

Tüm dünyada öfke ve nefreti çığa dönüştüren ahmak bir ülkeye tanıklık ediyoruz.

Anketler ABD'yi yakın geçmişte 'Samimiyetsiz bir ülke' durumuna sokarken şimdi öne çıkan 'Kötü, İsrail'in kıçında soykırım destekçisi çocuk katili, zalim, haydut, eşkıya' noktasına getirdi.

Öfke ve nefret dağlarını zirveye taşıdı.

Venezuela eşkıyalık operasyonu bardağı taşırdı.

Bunun uzun vadede Washington'a vereceği zararları hep birlikte göreceğiz.

Venezuela'da ABD haydutluğuna karşı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Gün birlik ve beraberlik günüdür' şeklindeki çıkışı devlet adamlığına yakışır bir tavırdır.

Ana muhalefetimizi yöneten acemi vizyonsuzların, bu haydutluk üzerinden iktidara saldırıp algı çalışmaları yapması zavallılıktır.

Zalimlerin ve haydutların yöntemlerinden medet ummak, bunu ima bile etmek eşkıyalığın kol gezdiği bu dünyada cücük kalmak demektir.

Bu halk 15 Temmuz'da 'Venezuela'da uygulanan haydutluğa' cevabını vermiş, gücünü göstermiş, eşkıyanın HEDEFLERİYLE kuklalarını hal ve defetmiş yeryüzündeki yegane MİLLET'tir.

Bunu görmelerine rağmen unutan acemiler, Avrupa Konseyi Başkanı Portekizli Antonio Costa ile 'Başbaşa beş dakika görüşme imkanı bulamadık' diye ağlıyorlar.

Portekiz'in nüfusundan fazla oyu olan bir ana muhalefetimiz kendisinin 10 katı küçük oya sahip bir cücükle bile görüşemiyorsa, ABD'nin Venezuela haydutluğundan medet umacak duruma mı gelmeli?

Tüm bu zavallı yaklaşımlara rağmen Türkiye tam gaz yoluna devam ediyor.

Savunma Sanayii'ndeki muazzam hamleler tam bağımsızlık yolunda gücümüze güç katıyor.

Eski muhtaç Türkiye artık yok.

Durmak da yok.

Eşkıyalığın zirve yaptığı Yeni Dünya Düzeni başlangıcında, mazlumların sesi olmaya devam etmek için kenetlenmeli, daha çok çalışıp gücümüze güç katmak zorundayız.

Devir artık gücü olanın güçsüze yettiği bir dönem.

Allah'a şükürler olsun ki, acemi vizyonsuzlarla değil gücümüze güç katanlar, bunu sürekli katlayarak büyütenler tarafından yönetiliyoruz. 'Ne yapacağız bu kadar SİHA'yı, ne işimiz var uçak gemisiyle' diyen öngörüsüzlerle değil.

İlgili Sitenin Haberleri