Haber Detayı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, canlı yayında soruları yanıtladı Açıklaması
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi'ne ilişkin "Bu yıl bazı pilot uygulamalar yapmayı tasarlıyoruz.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi'ne ilişkin "Bu yıl bazı pilot uygulamalar yapmayı tasarlıyoruz.
Gelecek yıl için ise tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmak istiyoruz." dedi.Yılmaz, NTV canlı yayınında gündemi değerlendirdi, soruları yanıtladı.Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi'nin AK Parti'nin seçim beyannamesinde yer aldığını anımsatan Yılmaz, bunun merkezinde ailenin olduğu, sosyal desteklerin daha entegre, daha sistematik bir hale getirildiği, belli bir minimum gelirin garanti edildiği, onun üstünde de çeşitli sosyal yardım modüllerinin tasarlanabileceği bir sistem olduğunu söyledi.Yılmaz, bu sistemin istihdamı caydırıcı değil, tam aksine aileyi desteklerken özellikle çalışabilir durumda olan aile fertlerini iş gücü piyasasına yönlendiren bütüncül bir yaklaşım olduğunu aktararak, şöyle konuştu: "Bununla ilgili epeydir çalışıyoruz, yaklaşık bir buçuk yıldır Strateji ve Bütçe Başkanlığımızın koordinasyonunda.
Ben de çeşitli toplantılara başkanlık yaptım.
Bu konuda tam olgunlaştığında kamuoyuna daha detaylı bilgi vereceğiz.
Bu yıl bazı pilot uygulamalar yapmayı tasarlıyoruz.
Gelecek yıl için ise tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmak istiyoruz.
Burada en önemli unsurlardan biri veri tabanı olacaktır.
Bütün kamu verilerinin entegre edildiği bir yaklaşım içinde, kayıt dışılığı da düşündüğünüzde, çok güçlü bir veri entegrasyonuyla iyi bir sistematik içinde yeni ve daha bütüncül bir sosyal destek sistemi düşünüyoruz.Son 23 yılda, kim ne derse desin, AK Parti hükümetleri ve Cumhur İttifakı dönemi, sosyal politikanın son derece güçlü olduğu bir dönem. 2026 bütçesinde de 900 milyarı aşan bir doğrudan sosyal destek bütçemiz var.
Diğer yandan sadece enerji sübvansiyonları için 375 milyar civarında bir kaynağı bütçemize koymuş durumdayız.
Sadece asgari ücretten vergi almamamızın kamuya getirdiği maliyet 1,1 trilyonun üzerinde.
Yani bunları topladığınız zaman 2 trilyonu aşan bir sosyal destek bütçesi var zaten halihazırda.
İşte bunu daha etkili, daha kapsayıcı hale getirme ve iş gücü piyasalarıyla da bunu daha entegre çalıştırma anlayışı içinde bir hazırlık yapıyoruz.""Türkiye'den zannettiğimiz birçok hesap başka ülkelerden yönetiliyor"Ekonominin durumuyla ilgili yapılan değerlendirmeler ve sosyal medyada oluşturulmaya çalışılan atmosfer dikkate alındığında daha etkili bir ekonomik iletişime ihtiyaç olduğuna işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti: "Sosyal medyada gerçeklikten kopuk birtakım algılar oluşturmak maalesef daha kolay başarılıyor.
Tam kontrol edemediğiniz birtakım kaynaklar üzerinden bir imaj oluşturabiliyor çeşitli çevreler ve üstelik bu bazen bireysel değil, sistematik olabiliyor.
Yani Türkiye ekonomisi üzerinde bir karamsarlık oluşturmak isteyen birtakım uluslararası çevreler, güçler, istihbarat kurumları, farklı yapılar bu ekonomik algılar üzerinden de vatandaşlarımızda bir karamsarlık oluşturmaya çalışabiliyorlar.
Bunu söylerken yanlış anlaşılmasın.
Eleştiriye sonuna kadar saygılıyız.
Her türlü değerlendirmeye, vatandaşımızın yaptığı değerlendirmeye saygılıyız.
Ben sadece işin bir diğer boyutundan bahsediyorum, hepimizin uyanık olması gereken boyutundan bahsediyorum.
Sosyal medya üzerinden toplumlarda ekonomik algıları dönüştürerek bu kanalla ülkeleri etkilemeye çalışanlar var.
Buna karşı hepimizin uyanık olması lazım.Sorunlar yok mudur?
Elbette vardır.
Dünyanın hangi ülkesinde sorun yok ekonomisinde?
Dolayısıyla sorunlarımızı elbette gerçekçi şekilde göreceğiz, değerlendireceğiz ve çözmek için hep birlikte kafa yoracağız, eleştirilere bakacağız, tartışacağız.
Bunlar son derece sağlıklı.
Ama bir taraftan da sabah akşam bazı çevreler sistematik bir şekilde ekonomimiz üzerinde karamsarlık oluşturmaya çalışıyorsa bunun sebebini de sormamız lazım.
Yani burada ya iç muhalefet vardır, evet, hükümeti yıpratmaya dönük bir çaba vardır veya ülkeye dönük… Şimdi sosyal medya dediniz, kimin ne olduğu belli değil.
X geçenlerde bir şey yaptı biliyorsunuz.
Hesapların hangi ülkelerden olduğunu da orada gördük ki bizim Türkiye'den zannettiğimiz birçok hesap başka ülkelerden yönetiliyor.
Dolayısıyla bunlara karşı vatandaşımız çok uyanık olmalı."Yılmaz, Türkiye'nin büyümesinin, gelir dağılımının en iyi şekilde düzeldiği yılların enflasyonun düşük olduğu yıllar olduğunu, enflasyon düştüğünde insanların satın alma gücünün artacağını belirterek, "Bunu yapmazsanız, enflasyonu düşürmeyip herkese yüksek bir şeyler dağıtayım diye bakarsanız, bunlar da dönüp daha yüksek enflasyon üretirse yaptığınız artışların bir anlamı kalmaz." diye konuştu."Ortak noktaları ortaya koyan bir rapor çıkaracak""Terör örgütü fesih kararı aldı, silah bıraktığını açıkladı.
Bu silah bırakma kararının sahaya yansıması açısından son raporlar, son değerlendirmeler neyi gösteriyor?" sorusuna Yılmaz, şu cevabı verdi: "Takdir edersiniz ki bu hassas bir süreç.
Bir terör örgütünün silah bırakması, farklı ülkeler, coğrafyalar, bölgeler vesaire söz konusu.
Burada özellikle istihbarat kurumumuz ve silahlı kuvvetlerimizin sahadaki mekanizmaları, gözlemleri bizim için çok çok önemli.
Belli sembolik biliyorsunuz silah yakmalar gerçekleşti.
Mağaraların boşaltılması gibi birtakım somut adımlar söz konusu.
Ama bu bir süreç ve devam ediyor."Yılmaz, TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun, fesih halinde olan bir terör örgütünün silah bırakma sürecinde ihtiyaç olabilecek düzenlemeleri ortaya koymak amacıyla kurulduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti: "Farklı kesimlere karşı farklı birtakım düzenleme ihtiyaçları söz konusu olabilir.
Bunu partilerin sunduğu raporlardan görebiliyoruz.
Böyle genel geçer bir şey değil de farklı farklı kesimlere dönük farklı düzenlemeler olabilir şeklinde bir genel yaklaşım var.
Ama burada Meclis, Meclis Başkanlığı, zannediyorum, bütün bu partilerin sunduğu raporları özetleyen, ortak noktaları ortaya koyan bir rapor çıkaracak.
Bu raporu beklemek durumundayız.
Bu süreçler kolay değil ama şu ana kadar başarıyla geldiğini, çok iyi bir şekilde geldiğini ifade edebilirim.
Zaman zaman bazı dezenformasyonlar, provokasyonlar bu tür süreçlerde her zaman olabilir.
Bunlara karşı da çok uyanık olmamız lazım.
Özellikle de sonuçlandırmaya doğru gittikçe, bu işi Türkiye'nin terör belasından kurtulmasını istemeyen odakların yapabileceği provokasyonlara, dezenformasyonlara karşı da vatandaşımızın çok uyanık olması lazım.Şunun altını çizerek bitireyim.
Biz bütün bu süreçlere bakarken kesinlikle şehit yakınlarını, gazilerimizi incitecek en küçük bir düşünce aklımızın ucundan bile geçmez.
Bütün amacımız ülkemizin kalıcı bir şekilde bu sorundan kurtulması ve silahların gölgesinden çıkarak daha normal, daha gelişmiş bir demokrasiye doğru yürümemiz, bir taraftan da terör belasından kurtulup kalkınmamızı, ekonomik gelişmemizi hızlandırmamız, hem Türkiye'de hem bölgede huzurun olduğu bir ortamda refahı, ekonomik gelişmeyi artırmamız.""Terörün olmadığı bir ortamda doğal olarak demokratik ortam güçlenecektir""Mecliste kurulan komisyon ortak rapor aşamasına geldi.
Siyasi partiler raporlarını açıkladı.
Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu süreci başarıya ulaştırma yaklaşımı ya da sorunu çözme iradesi açısından nasıl bir fotoğraf görüyorsunuz siyasi partilerin bu raporlarında?" sorusu üzerine Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: "Bu grupların bir araya gelmesi, birçok konuda farklı düşünseler bile terörün ortadan kalkması konusunda, terörsüz bir Türkiye için bir araya gelmiş olmaları başlı başına değerli.
Keşke bunu milli meselelerde daha fazla yapabilsek.
Burada önemli olan, partiler arasında bu ortak zemini yakalayabilmek.
Benim gördüğüm kadarıyla Sayın Bahçeli'nin özellikle başından beri bu konuda çok etkili bir pozisyonu var.
Sayın Cumhurbaşkanımızın elbette 'iç cepheyi güçlendirme' vurgusu, 'Türkiye Yüzyılı huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır' vurgusu, bu sürecin ana çerçevesini oluşturuyor.
Dolayısıyla bu kapsamda AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin çok daha yapıcı bir yaklaşım içinde olduklarını ve daha somut bir yol haritası ortaya koyduklarını ifade edebilirim.DEM Partisi'nin raporu biraz bu komisyonun misyonunun ötesine geçen, çok fazla beklenti içeren bir rapor.
Silahların bırakılması, terörün tasfiyesi ayrı bir süreçtir.
Türkiye'de demokrasinin standartlarını yükseltmek ayrı bir meseledir.
Tabii ki terörün olmadığı bir ortamda doğal olarak demokratik ortam güçlenecektir, demokratik tartışmalar daha olgun bir şekilde yapılacaktır.
Ama şu an bizim gündemimiz terör örgütünün tasfiyesi, silahların artık ortadan kalkması ve terörün silahın gölgesinde olmayan demokratik siyasetin alanının genişlemesidir.
Cumhuriyet Halk Partisi sürecin içinde katkılar sunmakla birlikte, raporuna baktığımızda maalesef konunun biraz etrafından dolandığını, daha çok kendi meselelerini, parti meselelerini ve partideki birtakım sorunları ön plana çıkardıklarını görüyorsunuz.
Bence ana muhalefet partisinin böyle olmaması gerekir.
Daha fazla taşın altına elini sokması, şu veya bu sebeple değil, ülkenin geleceği için milletin geleceği için bunu yapması beklenir diye ifade etmek istiyorum.
İnşallah bu ortak raporla birlikte Meclisimizde, temenni ederim ki bütün bu grupların yine ortak iradesiyle, istişaresiyle, ortak aklıyla bu süreç başarıyla devam etsin.""Türkiye'ye yönelik tehditler olmasın istiyoruz.
Bizim perspektifimiz bu"Yılmaz, "SDG'nin Şam yönetimine entegrasyonu son derece önemli ve kritik.
Orada 10 Mart mutabakatının 31 Aralık 2025 olarak takvimlendirilmiş bir tablosu vardı.
SDG gereklilikleri yerine getirmedi.
Ankara'nın tavrı ne olacak sorusu bir süredir gündemde?" sorusuna ise Suriye'de yaşayan herkesle kendilerini yakın hissettiklerini, hepsiyle iyi ilişkiler içinde olmak istediklerini ve Suriye'nin birliği, bütünlüğü içinde tüm kesimlerin bir arada huzur içinde yaşamasını dilediklerini yanıtını verdi.Cevdet Yılmaz, şöyle konuştu: "Bizim politikamız bu.
Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliği olsun, Suriye halkı huzur içinde yaşasın ama bütün bu değişik kesimler de tabii ki temel hak ve özgürlüklerden en geniş şekilde yararlansın.
Suriye'deki siyasete, ekonomiye en üst seviyede katılsınlar.
Yalnız terör yapılanmaları olmasın, Türkiye'ye yönelik tehditler olmasın istiyoruz.
Bizim perspektifimiz bu.Bu çerçevede de Sayın Şara hükümetiyle çok iyi, olumlu ilişkilerimiz var biliyorsunuz.
Suriye yeniden yapılanmak durumunda kurumlarıyla, altyapısıyla, ekonomisiyle.
Bunu istemeyen ülkeler de var.
Bunu biliyoruz, bir sır değil.
Bölgemizde Suriye istikrarsız kalsın diye uğraşan güçler de var.
Bunun için Suriye içindeki kimlikleri kullanmaya, tahrik etmeye de çalışıyorlar.
Buna hiç kimsenin gelmemesi lazım.Burada önemli olan bütün unsurları entegre eden bir yaklaşım içinde Suriye'nin birliğini, bütünlüğünü korumak.
Türkiye de diplomasinin bütün kanallarıyla bu yönde gayret ediyor.
Bütün kurumlarımız da bu yönde gayret ediyor.
Suriye'deki hiçbir hadiseye bizim kayıtsız kalmamız mümkün değil.
Suriye'nin istikrarı, refahı arttıkça bu Türkiye'ye de olumlu yansıyacak."(Bitti)