Haber Detayı
‘Firavun Trump ve Karayip Korsanları’
‘Firavun Trump ve Karayip Korsanları’
Firavuna sormuşlar; “Seni kim Firavunlaştırdı?” o da “Bana haddimi bildiren olmadı.” demiş.
Sayın Devlet Bahçeli, Firavun Trump’a haddini bildirmiş ve liderliğindeki ABD rejimine musallat olmuş zihniyetini çok sarih ifadelerle yeniden tanımlamıştır: “21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen haydutluk, korsanlık, insan kaldırma, insan kaçırma vakası yaşanmıştır.
Karayip Korsanları filmi resmen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiştir...
ABD’nin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu hukuka ve uluslararası teamüllere aykırı biçimde alıkoyması kabul edilemez bir küstahlıktır.
Maduro’ya yapılan saldırıyı lanetliyorum.
Suçu olanın, kendi ülkesindeki mahkemesinde hesap vermesi gerekir.
Gece yarısı eşiyle uyuduğu sırada sürüklenerek kaçırılması olacak şey değildir.
Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikesi petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir!
At hırsızlığı ile enerji ve değerli mineral hırsızlığı arasında içerik olarak hiçbir ayrım ve farklılık yoktur.” Sayın Devlet Bahçeli ile birçok konuda farklı düşündük, ayrıştık.
Irak, Libya, Lübnan, Filistin, Yemen, Suriye, İran, ülkenin ekonomik meseleleri ve çözümler noktasında kendisini eleştiren yazılarım oldu.
Yıllar önce yayınladığı “hasım gazeteciler” listesine adımı da dâhil etmişlerdi.
Ama ve lakin bir siyasetçinin doğru söylem ve eylemleri olduğunda bunu açık yüreklilikle paylaşmak objektif gazeteciliğin görevidir.
Sayın Bahçeli için “Milletimizin, Trump ve rejimine karşı kabaran öfkesinin gazını almaktadır.” iddiaları ortaya atılıyor.
Ama ve lakin Sayın Bahçeli’nin yaptığı beyanatlar somut eylemlerle ve çözüm önerileriyle desteklenmektedir.
Bunun için de Sayın Bahçeli mevcut dünya düzeninde TRÇ yani başta Türkiye, Rusya, Çin arasında “stratejik bir ittifakın” inşa edilmesinin elzem olduğunu tespit etmiştir.
NAMUSSUZLARDAN DAHA CESARETLİ OLMAK Şüphesiz ki bu ittifaka Firavun Trump ve haydutluğuna açık destek veren başta Netanyahu-Zelenskiy ve dostlarının tehdit ve şantajlarına maruz kalan ülkeler de destek ve katılım sağlayacaktır.
Karayip Korsanları’nın haydutluğuna destek verenlerin profiline baktığınızda, bunların Trump’ın hedef aldığı devletler ve başkanlarından neden kurtulmak istediklerini daha iyi anlarız.
Zira mesele sadece toprak, pazar, petrol, altın, nadir elementlerin tekelci kapitalist düzen için yağmalanması değildir.
Şüphesiz ki bir ülkenin zenginliklerini ülke halkının refahı ve ilerlemesi için kullanmak asli görevdir.
Karayip Korsanları kadar, yani namusluların en az namussuzlar kadar cesur olmaları elzemdir.
Bu hayasız saldırılar, pervasız akınlar ve yeryüzünde Tanrıyı oynayan zamane Hitler artıklarının cephesine karşı bir ortak gücü inşa etmek hayatidir.
ASKERİ DİRENİŞ DOKTRİNİ Halen kenetlenmiş, haydutluğa karşı ön almış, bu haydutluğa zamanında cevap verecek bir uluslararası iradenin olmaması önemli bir eksikliktir.
Bu cephenin sadece ekonomik, ticari, siyasi, teknolojik işbirliği ile sınırlı kalmaması, aksine en ileri askeri savunma teknolojilerini paylaşması, dünyanın en ücra köşesinde hasıl olanın aslında tüm alemi etkileyeceğinin bilinciyle hareket edilmesi elzemdir.
Karayip Korsanlarının en etkili silahlarından birisi korku salmak ve ardından iradenizi teslim almaktır.
Karayip Korsanları ve haydutluğuna karşı bir askeri direniş doktrinin ortaya çıkmaması, korsanlarla uzlaşır, anlaşır, istediğini verir kurtulurum, beladan uzak duralım, bize de bulaşmasınlar düşüncesi ve yaşam tarzı sadece korkaklık değil korsanın kılıcını yalamak ve koyun misali kesileceği günü beklemektir.
Hitler örneği öğreticidir; Hitler Almanya anayasasını deldi, yasak olmasına rağmen devasa bir ordu kurdu, kendisine ve temsil ettiği kodamanlar rejimine karşıt olan mahalli ve yabancı herkesi düşman ilan etti, tüm partileri yasakladı, Roma İmparatorluğunu yeniden ihya edeceğim, Make Germany Great Again (Almanya’yı Yeniden Büyük Yap) doktrinini alenen benimsedi, silah üretimini arttırdı, Almanya’yı askeri kışlaya dönüştürdü sustular.
Avusturya’yı işgal etti sustular.
Çekoslovakya’nın Sudetenland bölgesini verdiler sustular.
Susanlar kendilerine saldırmaması karşılığında saldırmazlık ve barış antlaşması önerdi.
Hitler’in huzuruna çıktılar ondan aman dilediler.
AYNI HATAYI TEKRARLAMAYALIM İngiltere, Fransa en nihayet susanları ikaz eden, Hitler’in gelmekte olan yıkım savaşından en çok Hitler ile anlaşmaya gidenlerin bedel ödeyeceğini söyleyen ve Hitlere karşı ortak cephe öneren Sovyet Rusya da Hitler ile saldırmazlık anlaşması imzaladı.
ABD, “Avrupa itlerini birbirine kırdıralım Hitlerin faşizmi, baskıları, hukuk tanımazlığı ve yayılmacılığı bizi alakadar etmez.
Bizi ticaret ve menfaat ilgilendirir” mantığıyla Hitler sivil ve askeri ekonomisine milyarlarca dolar aktardı.
Bugün yaşadıklarımızla ne kadar benzerlikleri var.
Bunun tekrarlanmasına müsaade edilmemelidir.
Aynı hatayı yapmak, aynı çukura düşmek ve aynı sonuçlar için beklemek aptallık değildir; Karayip Korsanlığına cariye ve asker olmaktır.
KORSANLIĞI MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞAN SORULAR “Venezuela yönetimi rüşvet, fesat sarmalında, halk zenginlik içinde fakirlik yaşıyordu, narkotiğe bulaşmıştı, şu kadar vatandaşı ülkeden göç etti, savunması nerede, yatağına kadar giriyorlar mukavemet eden yok, Rusya, Çin nerede?
Maduro’yu koruyan ve saldırı esnasında hayatını kaybeden 32 Kübalı güvenlik gücü dışında Rusya, Çin neden koruma göndermemiş, ileri savunma teknolojisi vermemiş?” Bu ve benzeri, iyi niyetle veya korsanlığı, haydutluğu meşru yapan yorumları ve yaklaşımları görüyoruz.
Serdettiğimiz sorular tartışılır.
Onlarca yıldır süren abluka, ambargo, tehdit, şantaj, ajan devşirme, iç cephedeki farklılıkları kullanma, malum zor ekonomik koşullar altında yaşam mücadelesi verenleri satın alma, baskı ve tehditlerden korkanları devşirme, milyarlarca dolar ile beslenen muhalefet faktörleri de özellikle dikkate alınmalıdır.
Direniş cephesinin sorumluluklarını ne kadar yerine getirdiği veya getiremediği hususu da mercek altına alınabilir.
BUNLAR MI İNSAN ONURUNU KORUYACAK?
Ama ve lakin, Hz.
Ali’nin hak sözüdür; “Kelimatu hak yurad fiyha batıl, söylenen hak yani doğru sözdür ama bununla batıl yani şer arzulanmaktadır.” ifadesi, Venezuela ve korsanların hedefinde olan tüm alem için geçerlidir.
Bu yaklaşımlar “Eteği kısaydı tecavüzü hak ediyordu.” mantığıyla aynıdır.
Kaldı ki Kongre, anayasa, hukuk, demokrasi, uluslararası hukuk ve diplomasi temayüllerine düşman, Tanrı’nın özel ve seçilmişi olduğuna inanan, ciddi bir Hubris Sendromu vakası olan Firavun Trump ve temsil ettiği “tüm kötülüklerin kaynağı” tekelci kapitalist-emperyalist rejim mi narko-terör ile mücadele edecek, insan onuru, toplum refahı, zenginliği ve hukuku getirecek?
Maduro, Pedro, Diaz-Canel ve benzeri liderler sadece Monroe veya Donald Doktri’ni sebebiyle mi hedefte sanıyorsunuz? “Müslümanım, Sosyalist Demokratım ve Trump’ın korkulu rüyasıyım!” diyen yeni New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani neden hedefte?
Hiçbiri Yahudi düşmanı değil.
Bunlara düşmanlığın en önemli sebebi Filistin’e verdikleri destektir.
Netanyahu’nun katliamlarına açık tavır almalarıdır. “Netanyahu New York’a gelirse tutuklarım!” dediği içindir.
Netanyahu’nun büyükelçiliklerini kapatmaları, diplomatik ilişkileri ve ticareti askıya almalarıdır.
Siyonist İsrail ve lideri Netanyahu düşmanı olmalarıdır.
Maduro neden başka bir vilayete, mesela başkent Washington D.C.’ye değil de New York’a getirildi sanıyorsunuz? “Sen Netanyahu’yu tutuklayacağını söylersen, biz sana benzeyen liderleri kaçırır, getirir, gözüne sokar ve senin şehrinde yargılarız!” mesajıdır.