Haber Detayı
Tayvanlı milletvekilinden Cumhuriyet'e: Çin'in tatbikatları çatışmaya hazırlık
Tayvan Parlamentosu Üyesi Huang Jie, Çin’in Tayvan Boğazı’nda artan askeri baskısını Cumhuriyet’e değerlendirdi. Çin’in “hibrit savaş” yürüttüğünü söyleyen Huang, askeri tatbikatların yalnızca gözdağı değil, olası bir çatışmaya hazırlık anlamı da taşıdığını vurgulayarak, caydırıcılığın barışı korumanın tek yolu olduğunu ifade etti.
Çin Halk Cumhuriyeti ile Tayvan arasındaki gerilim, son dönemde artan askeri hareketlilik ve karşılıklı sert açıklamalarla yeniden tırmandı.
Pekin yönetimi, Tayvan’ı “Çin’in ayrılmaz bir parçası” olarak tanımlamayı sürdürürken, Tayvan yönetimi ise egemenlik ve kendi kaderini tayin hakkı vurgusunu öne çıkarıyor.
Bölgedeki gelişmeler, Asya-Pasifik güvenliği açısından uluslararası kaygıları da artırıyor.
Çin ordusu, Tayvan çevresinde hava ve deniz unsurlarının katıldığı kapsamlı askeri tatbikatlarını sıklaştırdı.
Çin Savunma Bakanlığı, bu faaliyetlerin “ayrılıkçı girişimlere karşı meşru ve gerekli” olduğunu savunuyor.
Tatbikatlar kapsamında savaş uçaklarının Tayvan’ın hava savunma tanımlama bölgesine (ADIZ) girmesi, Tayvan tarafından “askeri baskı ve yıldırma politikası” olarak nitelendiriliyor. “STATÜKOYU DEĞİŞTİRMEYE YÖNELİK TEHDİT” Tayvan hükümeti, Çin’in artan askeri faaliyetlerinin bölgesel barışı tehdit ettiğini belirtiyor.
Tayvanlı yetkililer, Pekin’in baskısının statükoyu zorla değiştirmeye yönelik olduğunu savunarak, adanın savunma kapasitesinin güçlendirileceğini açıkladı.
Tayvan yönetimi, demokratik sistemden ve fiili özerklikten geri adım atılmayacağı mesajını yineliyor.
Gerilimin önemli başlıklarından biri de ABD ’nin Tayvan’a verdiği destek.
Washington, “Tek Çin politikası” nı sürdürdüğünü belirtse de, Tayvan’ın savunmasına yönelik silah satışları ve siyasi temaslarla Pekin’in tepkisini çekiyor.
Çin yönetimi, ABD’yi “iç işlerine müdahale” ile suçlarken, Asya-Pasifik’teki müttefik ülkeler de gelişmeleri yakından izliyor.
Japonya ve Filipinler başta olmak üzere bölge ülkeleri, olası bir çatışmanın küresel ticaret ve deniz güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Pekin, Tayvan’daki bağımsızlık yanlısı söylemlerin güçlenmesini “kırmızı çizgi” olarak görürken, Tayvan kamuoyunda Çin’e karşı mesafeli tutum giderek yaygınlaşıyor.
KÜRESEL REKABETİN MERKEZİ: TAYVAN BOĞAZI Gerilimin arka planında yalnızca egemenlik meselesi değil, aynı zamanda küresel güç rekabeti bulunuyor Dünya deniz ticaretinin yaklaşık üçte biri Tayvan Boğazı ve çevresindeki deniz yollarından geçiyor.
Enerji sevkiyatı, hammadde taşımacılığı ve Asya–Avrupa ticareti açısından boğazda yaşanacak bir kriz, küresel tedarik zincirlerini doğrudan etkiler.
Tayvan Boğazı, yalnızca Çin–Tayvan meselesinin değil, küresel ticaretin, teknolojinin ve büyük güç rekabetinin kesiştiği stratejik bir merkez konumunda.
Tayvan Boğazı, ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetin en somutlaştığı alanlardan biri.
Çin, Tayvan’ı “ayrılmaz parçası” olarak görürken, ABD Tayvan’ın güvenliğini bölgesel istikrarın temel unsuru olarak değerlendiriyor.
Bu durum boğazı büyük güçler arasında olası bir çatışma hattına dönüştürüyor.
Boğaz, Çin’in Pasifik’e açılımı ile ABD ve müttefiklerinin “ilk ada zinciri” savunma hattı arasında yer alıyor.
Kontrolü, Doğu Asya’daki deniz ve hava üstünlüğü dengelerini doğrudan etkiliyor.
Tayvan, dünyanın en gelişmiş yarı iletken üretim merkezlerinden biri.
Boğazda yaşanacak bir askeri kriz, küresel teknoloji üretimini ve savunma sanayisini ciddi biçimde aksatabilir.
Japonya , Güney Kore , Filipinler ve ASEAN ülkeleri için Tayvan Boğazı’ndaki istikrar, kendi ulusal güvenliklerinin ayrılmaz parçası.
Bu nedenle boğazda yaşanacak bir çatışma, bölgesel değil küresel bir güvenlik krizine dönüşme potansiyeli taşıyor.
CUMHURİYET’E KONUŞTU: BASKI; YALNIZCA PSİKOLOJİK DEĞİL, ÇATIŞMAYA HAZIRLIK Tayvan Parlamentosu Üyesi Huang Jie , bölgede yaşanan son gelişmeleri Cumhuriyet ’ten Caner Çiftçi ’ye değerlendirdi.
Tayvanlı politikacı Huang, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) Tayvan’a yönelik baskısının yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda olası bir çatışmaya hazırlık anlamı taşıdığını söyledi.
Çin’in Tayvan Boğazı’nda artırdığı askeri tatbikatların, hava sahası ihlallerinin ve abluka senaryolarının nasıl okunması gerektiği sorusuna Huang Jie, bunun “hibrit savaş” stratejisinin parçası olduğunu vurgulayarak yanıt verdi: “Bence bu iki durumu birbirinden ayırmak mümkün değil; aynı madalyonun iki yüzüyle karşı karşıyayız.
Çin Komünist Partisi, son yıllarda Tayvan’a yönelik baskıyı gri bölge tacizleriyle artırdı.
Askeri kuşatma tatbikatları, denizaltı kablolarını kesmeye yönelik girişimler bunun örnekleri.” Huang’a göre bu yöntemlerin amacı, Tayvan toplumunun direncini aşındırmak ve açık bir savaşa girmeden psikolojik baskı kurmak.
Ancak tatbikatların yalnızca gözdağı olmadığını da ekliyor: “Bu faaliyetler aynı zamanda gerçek bir askeri anlam taşıyor.
Olası bir abluka ya da işgal için operasyonel deneyim biriktiriliyor.
Bu nedenle bunları çatışmaya hazırlık olarak da değerlendirmek zorundayız.” “SAVAŞIN ÖNLENMESİNİN TEK YOLU: CAYDIRICILIK” Huang Jie, Çin’in baskısını sıcak çatışmaya dönüştürmemek için Tayvan’ın tüm toplumu kapsayan bir savunma anlayışı geliştirmesi gerektiğini vurguladı: “Ancak ‘toplumun tamamını kapsayan savunma direncini’ güçlendirerek ve ulusal savunma kapasitemizi artırarak, Pekin’e olası bir saldırının maliyetinin kazancından çok daha yüksek olacağını gösterebiliriz.
Bu caydırıcılık sağlanırsa, gri bölge taktiklerinin sıcak savaşa dönüşmesi engellenebilir.” “ABD DESTEĞİ BARIŞI DENGELİYOR” ABD’nin Tayvan’a verdiği askeri ve siyasi desteğin gerilimi tırmandırıp tırmandırmadığı yönündeki tartışmaları da değerlendiren Huang, bu söylemin otoriter rejimlerin bir aracı olduğunu söyledi: “‘Destek gerilimi artırıyor’ söylemi, otoriter rejimlerin mağduru suçlamak ve sessizliğe zorlamak için kullandığı bir argümandır.
Gerçekte Çin’in askeri genişlemesi, ABD’nin Tayvan’a verdiği son desteklerden çok daha önce başlamıştır.” Huang, ABD Senatosu’ndan geçen PORCUPINE Yasası ve Başkan Trump’ın imzaladığı Tayvan Güvence Yasasının, iki ülke ilişkilerini kurumsallaştırdığını belirterek, bu adımların Hint-Pasifik’te “entegre caydırıcılık” sağladığını ifade etti: “Demokratik ülkelerin verdiği her ortak tepki, saldırgan tarafın maliyet hesabını büyütür.” Tayvan iç siyasetinin Pekin’in stratejik hesaplarını nasıl etkilediğine ilişkin soruya Huang, Çin’in bilgi ve algı savaşı yürüttüğünü söyledi: “Çin Komünist Partisi, Tayvan demokrasisini Tayvan’a karşı silahlandırmaya çalışıyor.
Bilgi savaşı, deepfake videolar ve bilişsel operasyonlarla toplumsal istikrarımız hedef alınıyor.
Hatta başkanlık seçimlerimize müdahale girişimleri dahi oldu.” Bu operasyonların amacının halkın devlete ve demokratik kurumlara olan güvenini sarsmak olduğunu vurgulayan Huang, “dijital otoriter yayılmaya” karşı hukuki ve kurumsal önlemlerin aciliyetine dikkat çekti. “TAYVAN MESELESİ ARTIK ULUSLARARASI BİR GÜVENLİK SORUNU” Bölge ülkelerinin tutumunun masadaki dengeyi değiştirdiğini belirten Huang Jie, Tayvan Boğazı güvenliğinin artık uluslararasılaştığını söyledi: “Çin uzun süre Tayvan meselesini ‘iç iş’ olarak sunmaya çalıştı.
Ancak artık Japonya, Güney Kore ve Filipinler, Tayvan Boğazı’ndaki istikrarı kendi ulusal çıkarlarının parçası olarak görüyor.
Çünkü bu ülkeler de Çin’in gri bölge baskılarına maruz kalıyor.” Bu tutumun bir “demokratik güvenlik zinciri” yarattığını ifade eden Huang, bunun otoriter yayılmacılığa karşı en önemli denge unsuru olduğunu dile getirdi. “EN OLASI SENARYO: UZUN SÜRELİ CAYDIRICILIK” Çin–Tayvan ilişkilerinin geleceğine ilişkin öngörüsünü paylaşan Huang Jie, kısa vadede askeri çatışmadan ziyade baskının süreceğini belirtti: “Önümüzdeki dönemde en olası senaryo, uzun vadeli bir caydırıcılık dengesi.
Çin, savaşı başlatmadan statükoyu değiştirmeye çalışacak.
Bizim görevimiz ise savaştan kaçınmak için ona hazır olmaktır.” Huang’a göre kalıcı barış, yalnızca dış destekle değil, Tayvan’ın kendi gücüyle mümkün: “Sivil savunma sistemlerini reforme etmek, savunma direncini artırmak ve değer temelli ittifaklar kurmak, Tayvan’ın önümüzdeki dönemdeki temel öncelikleri olacaktır.”