Haber Detayı
Etkileyemeyenlerin Etkileyeni: Influencerlar
Bir sabah uyanıyorsunuz. Telefonu elinize alıyorsunuz. Henüz dişinizi fırçalamamışsınız ama birileri çoktan 'güne pozitif başlamak için' krem sürmüş, kahve içmiş, spor yapmış, meditasyonunu tamamlamış ve üstüne bir de indirim kodu paylaşmış. Siz daha 'günaydın' diyemeden, influencer günün yarısını bitirmiş….
Bir sabah uyanıyorsunuz.
Telefonu elinize alıyorsunuz.
Henüz dişinizi fırçalamamışsınız ama birileri çoktan 'güne pozitif başlamak için' krem sürmüş, kahve içmiş, spor yapmış, meditasyonunu tamamlamış ve üstüne bir de indirim kodu paylaşmış.
Siz daha 'günaydın' diyemeden, influencer günün yarısını bitirmiş.
Influencer dediğimiz kişi, aslında çağımızın yeni kanaat önderi.
Eskiden mahallede bir amca vardı; 'Bu yoğurt iyi' derdi, herkes alırdı.
Şimdi o amca ring light aldı.
Her influencer'ın ortak bir hayat döngüsü vardır.
Önce 'Ben reklam almıyorum ya, çok samimi hesap' cümlesi gelir.
Bu cümleden yaklaşık üç hafta sonra 'Siz çok sormuşsunuz' diye başlayan bir reklam patlar.
Kim sormuştur, nerede sormuştur, neden sormuştur; bilinmez.
Ama milletin gece üçte 'Bu kremi soralım' diye uyanmadığından eminiz.
Influencer'ların bir de doğallık meselesi vardır. 'Hiç makyaj yok' diyerek paylaşılan videoda sadece 14 filtre, 3 ışık, 2 kamera ve bir de estetik cerrah vardır.
Ama makyaj yoktur.
Çünkü mesele teknik olarak doğallık değil, niyettir.
Bir ürün tanıtımı yapılırken kullanılan cümleler de artık ezbere bilinir: 'Gerçekten severek kullanıyorum' 'Hayatımı değiştirdi' 'Onsuz yapamıyorum' 'Daha önce neden kullanmamışım?' Bu cümleler o kadar sık söylenir ki insan şüpheleniyor: Bu kadar ürün hayat değiştiriyorsa, influencer'ların hayatı her hafta resetleniyor olmalı.
Bir de samimiyet videoları vardır.
Influencer kamerayı açar, sesi biraz kısar, gözler dolu dolu: 'Bugün sizinle çok özel bir şey paylaşacağım...' O özel şey ya bir reklamdır ya da yakında gelecek reklamın fragmanıdır.
Eleştiriye gelince...
Influencer'lar eleştiriyi hiç sevmez.
Ama çok da umursamaz gibi yaparlar. 'Beni eleştirenler aslında beni kıskanıyor.' Evet.
Hepimiz sabah kalkıp 'Keşke ben de diş macunu reklamı alsam' diye ağlıyoruz.
En ilginci ise influencer'ların her konuda uzman olmasıdır.
Sabah spor hocası, öğlen psikolog, akşam ekonomist.
Bir gün borsa anlatır, ertesi gün ilişkiler, arada da 'kendin ol' temalı motivasyon konuşması yapar.
Kendin ol ama linkten al.
Yine de haksızlık etmeyelim.
Influencer'lar büyük bir boşluğu dolduruyor.
Gerçek hayatın pahalı, zor ve stresli olduğu bir dünyada; bize filtreden geçmiş, borçsuz, dertsiz, hep gülümseyen bir evren sunuyorlar.
Bir nevi modern masal anlatıcıları.
Farkı şu: Masalın sonunda prens değil, marka kazanıyor.
Sonuç olarak influencer'lar kötü mü?
Hayır.
Ama kutsal da değiller.
Onlar da bu düzenin çocukları.
Algoritmanın yetiştirdiği, beğeniyle beslenen, indirim koduyla hayatta kalan insanlar.
Yani influencer'lara kızmak yerine şunu kabul edelim: Asıl etkilenen biziz.
Onlar sadece paylaş tuşuna basıyor.
Ve biz hâlâ 'Bu ürünü gerçekten kullanıyor mu?' diye soruyorsak...
Demek ki sistem çalışıyor