Haber Detayı
Küresel ekonomide üç risk öne çıkıyor
Küresel ekonomi yeni yıla "yapay zeka balonu" ile yüksek kamu ve özel sektör borçlarına ilişkin endişeler ve jeopolitik risklerin gölgesinde girdi. Dünya çapında birçok ekonomi, gevşeyen para politikaları, yavaşlayan enflasyon, artan korumacı ticaret politikaları ve jeopolitik belirsizliklerle 2025'i geride bıraktı. Geçen yıl küresel ekonomideki belirgin risklerin bazıları hafiflerken, bazı riskler 2026'da da baskın olmaya devam edecek.
Küresel ekonomi yeni yıla "yapay zeka balonu" ile yüksek kamu ve özel sektör borçlarına ilişkin endişeler ve jeopolitik risklerin gölgesinde girdi.
Dünya çapında birçok ekonomi, gevşeyen para politikaları, yavaşlayan enflasyon, artan korumacı ticaret politikaları ve jeopolitik belirsizliklerle 2025'i geride bıraktı.
Geçen yıl küresel ekonomideki belirgin risklerin bazıları hafiflerken, bazı riskler 2026'da da baskın olmaya devam edecek.ING Think, Capital Economist ve Deloitte'nin 2026'da dünya ekonomisinde beklenen risklere ilişkin analizlerinden derlenen bilgilere göre, piyasalarda birçok ülkede enflasyonun 2026'da düşüş eğilimini sürdüreceği ve bu düşüşün politika faizine de yansıyacağı öngörülüyor.
Öte yandan, bazı ekonomilerde talebin beklentilerin üzerinde kalması ve bu nedenle enflasyonist baskıların artma eğilimi de bulunuyor.
Bu kapsamda, küresel ekonomiye ilişkin enflasyon risklerinin bu yıl, 2025'teki gibi baskın olması beklenmiyor.Bu yıl daha belirgin olan ekonomik risk "yapay zeka balonu" üzerinde yoğunlaşıyor.
Yapay zekanın ekonomik etkisi daha net hale geldikçe yatırımlar artıyor ancak analistler, yapay zekanın "paraya dönüştürülmesinin" hala belirsizliğini koruduğu yönünde uyarı yapıyor.
Yapay zeka yatırımlarının ani düşüş yaşaması ve bunun 2025'te ABD'nin büyümesine yaklaşık bir puan katkı sağlayan inşaat ve yatırımlarını olumsuz etkilemesi durumunda, ABD iş piyasasını tam anlamıyla bir resesyona sürüklemek için yeterli olacağı belirtiliyor.346 trilyon dolarlık borç bombasıUluslararası Finans Enstitüsünün "Küresel Borç Monitörü" raporuna göre, küresel toplam borç 2025'in üçüncü çeyreğinde yaklaşık 346 trilyon dolara yükseldi.
Geçen yılın üç çeyreğinde toplam küresel borç 26,4 trilyon dolardan fazla arttı.
Toplam borcun küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranı bu dönemde yüzde 310'u buldu.
Büyük ölçüde kamu borçlanmasının etkisiyle hem gelişmiş hem de gelişmekte olan piyasalardaki borçlar yeni rekorlara ulaştı.Bazı gelişmiş ülkelerin milli gelirlerine göre yüksek borç seviyeleri ciddi borç krizine işaret ederken, yüksek faiz oranları, artan borçlanma maliyetleri ve negatif net kaynak akışı, gelişmekte olan ülkelerin borçlarını geri ödeme konusunda ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmasına yol açıyor.
Borç artışı ABD ve Çin'de yoğunlaşmaya devam ederken, genel artışın çoğu, önemli merkez bankalarının politika gevşetmesiyle bu yıl borç birikiminin hızla arttığı gelişmiş pazarlardan geldi.ABD-Çin ateşkesi oldukça kırılganABD-Çin ilişkilerinin bozulması ve nadir toprak elementleri tedarikinin etkilenmesi küresel ekonomi için bir diğer önemli risk olarak görülüyor.
Son ticaret geriliminde ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in yüz yüze görüşmesi sonucunda 12 aylık ateşkes sağlandı ve teorik olarak 2026'nın büyük bir bölümünde gümrük vergileri ve ihracat kontrolleri değişmeyecek.
Ancak bu "geçici tarife ateşkesi" hâlâ kırılgan durumda bulunuyor.
İki ülke ilişkilerinde soğukkanlılık hakim olmazsa, nadir toprak elementleri kontrolleri gibi tarife dışı engeller yürürlüğe girebilir.
Bu durum, yarı iletken, otomotiv ve savunma sektörleri üzerinde doğrudan etki oluşturabilir, etkilenen ürünlerde arz kısıtı ve fiyat artışlarına yol açabilir ve enflasyonun yükselmesine neden olabilir.Çin'in emlak sektörü kötü sinyal veriyorÇin'de ekonomik aktiviteye ilişkin endişeler sürerken, konut sektörü bunların başında geliyor.
Ülkede konut fiyatlarındaki düşüş hızlanırken, gayrimenkul piyasasındaki sorunlar da derinleşiyor.
Konut sektörü, Çin ekonomisinde merkezi bir konumda bulunuyor.
Gayrimenkuldeki yavaşlama, çimento, çelik gibi yan sektörleri de etkiliyor.
Devlet destekli emlak geliştiricisi China Vanke'nin tahvil ödemesinde 1 yıllık uzatma talebinde bulunmasının ardından temerrüt endişeleri yeniden ortaya çıktı.
Çin hükümeti, 2024 yılında piyasaları istikrara kavuşturmak için sayısız politika uygulandıktan sonra 2025'te bu ivme yavaşladı.
Çin'de emlak sektöründeki gerileme devam ederse, hane halkı servetinde azalma, banka varlıklarının kalitesinde bozulma ve köklü bir karamsarlık ortaya çıkabilir.Petrol 60 dolarlarda kalabilecek mi?Jeopolitik gerilimin yeniden tırmanmasıyla petrol fiyatlarının yükselmesi de küresel ekonomi için risk olarak değerlendiriliyor.
Petrol fiyatları üzerindeki en önemli yukarı yönlü risk, ABD'nin yaptırımları ve Ukrayna'nın Rus enerji altyapısına yönelik sürekli saldırıları nedeniyle Rus petrol arzı olmaya devam ediyor.
Küresel piyasalardaki yaygın görüş, Rus petrolünün yaptırımları aşmanın bir yolunu bulacağı yönünde.
Ancak yaptırımların tahmin edilenden daha etkili olduğu ortaya çıkarsa, bu durum 2026'da petrolde beklenen arz fazlasının ölçeğini azaltabilir ve Brent petrolünün gelecek yıl varil başına 60 dolar seviyesinde kalması için risk oluşturabilir.
Ayrıca ABD'nin Venezuela'ya müdahalesinin ardından, ABD Başkanı Trump'ın, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkenin petrol endüstrisine "çok güçlü şekilde" dahil olacaklarını açıklaması, Venezuela'nın petrol kaynaklarını yeniden odak noktası haline getirdi.Avrupa'nın başı bütçe açıkları ile dertteABD iş gücü piyasası ABD'de iş gücü piyasası soğurken üretkenliğin hayal kırıklığı yaratması durumunda, zayıf istihdam artışının hane halkı harcamalarında gerilemeye neden olabileceği değerlendiriliyor.
Bunun da istihdamda daha fazla düşüşe ve tüketimde daha derin daralmaya yol açabileceği hesaplanıyor.
Bu, küresel ekonomide kritik öneme sahip ABD ekonomisi için en açık aşağı yönlü risk olarak değerlendiriliyor.
Avrupa da borç ve bütçe açıkları konusunda kırılganlığını korurken, Fransa'da özellikle savunma harcamalarından kaynaklanan harcama baskılarının artmasıyla bunların daha da yaygınlaşması bekleniyor.Ukrayna'da barış sağlanacak mı?Şubat 2022'den beri devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı'nda barış müzakerelerinin başarılı olması durumunda, daha geniş ekonomik etkinin, muhtemelen toprak tanıma gibi zorlu konuların ne ölçüde ele alındığına ve ateşkesin ne kadar kalıcı olduğu algısına bağlı olacağı belirtiliyor.
Daha iyimser bir senaryoda, yani güvenilir, uzun vadeli bir anlaşmaya varılması ve yatırımcıların Ukrayna'ya yeniden para yatırmaktan emin olmaları durumunda, yeniden inşa çabaları, faaliyetler ve daha da önemlisi Doğu Avrupa'daki duyarlılık üzerinde daha geniş bir dalga etkisi oluşturması bekleniyor.