Haber Detayı
ABD'nin Venezuela'ya saldırarak Devlet Başkanı Maduro'yu kaçırmasını değerlendiren Prof. Dr. Aylin Topal, 'Venezuela ile kalmayacak' dedi
ABD’nin Venezuela başkenti Caracas’ı bombalaması ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu eşi ile birlikte kaçırmasıyla dünya gözlerini Latin Amerika’ya çevirdi. Son iki günde yaşanan gelişmeleri Cumhuriyet TV’de değerlendiren Prof. Dr. Aylin Topal, “Latin Amerika devletleri ve halkları Bolivarcı geleneği hatırlamalı ve bu müdahale karşısında birleşmeli. ABD müdahalesi Venezuela ile sınırlı kalmayacak” dedi.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump uzun zamandır “Venezuela’dan ABD’ye uyuşturucu ticareti yapıldığı” gerekçesi ile Venezuela’ya askeri müdahale mesajı içeren açıklamalar yapıyordu.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ise geçen hafta yaptığı açıklama ile müzakereye açık olduğunu belirterek gerilimi düşürme hamlesi yapmıştı.
Venezuela başkenti Caracas önceki gün ABD bombaları ile güne başladı.
ABD’nin saldırısının ardından Devlet Başkanı Maduro eşi ile birlikte kaçırılırken siviller de dahil olmak üzere en az 80 kişi hayatını kaybetti.
Küba Devrimci Silahlı Kuvvetlerinden de 32 asker yaşamını yitirdi.
Bu müdahalenin uluslararası hukukun açık bir ihlali olmasına karşın Avrupalı liderlerden gelen tepkiler cılız kaldı.
Türk Dışişleri’nin yaptığı açıklamada ise “Mevcut durumun bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmamasını teminen tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
BAŞKENTİ BASIP DEVLET BAŞKANI KAÇIRDILAR Konuyu Cumhuriyet TV ekranlarında yorumlayan Latin Amerika Uzmanı Prof.
Dr.
Aylin Topal , “Her şeyin uluslararası normlar çerçevesinde ilerleyeceğini sanmıyordum çünkü saldırganlık giderek tırmanmıştı.
Ancak b ir ülkenin başkentini basıp başkanı ve eşini alıkoymalarını beklemiyordum.
ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde yer alan batı yarımkürede Amerikan egemenliği ve önemli kaynaklara erişim hedefi şimdi anlam kazanıyor.
Karayipler’deki botların batırılması, yüze yakın kişinin öldürülmesi, iki farklı petrol tankerine el konulması, Venezuela hava sahasının kapatılması son yaşananların yaklaştığının göstergesiydi” dedi.
Trump kendisinin sıkı bir destekçisi olan Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado ’nun, “toplumsal karşılığı olmadığını” söyledi.
Latin Amerika sisteminde başkanın olmadığı durumlarda başkan yardımcısının yönetimi devraldığı biliniyor.
Maduro yerine geçici olarak yönetimi devralan başkan yardımcısı Delcy Rodriguıez ’in ilk mesajı “Kimsenin kolonisi olmayacağız.
Venezuela’nın tek başkanı Maduro’dur” oldu.
SARSILAN DÜNYA LİDERLİĞİNİ TOPARLAMA GÖSTERİSİ ABD’nin hem ekonomik hem de iç politikaya yönelik hedefleri bulunduğunu belirten Topal, “ABD’nin sarsılmakta olan dünya liderliğini toparlama gösterisi yapıldı.
Adam kaçırmanın ertesinde yapılan basın açıklaması bir şova dönüştürüldü. 'Böyle bir operasyonu ABD’den başkası yapamaz ve gücümüzü kimse sorgulayamaz' mesajı verildi.
Doğal varlıklara yönelik bir talan planlanmakta, stratejik mineraller, hala hayati olan petrol istenmektedir.
Uluslararası normları sürekli yıkarak ilerleyecek bir talan önümüzdeki süreçte yaşanabilir.
Siyasi kriz ekonomik kriz ile iç içe geçmiş durumda.
ABD’nin Çin karşısında teknolojik ve ticari üstünlüğünü koruyabilmesi çok önemli.
Tüm bunlar enerjiye ve kaynaklara doğru varıyor.
Venezuela ve tüm Latin Amerika doğal varlıklar açısından çok zengin.
Trump’ın isteği doğrudan işgal ederek ülkeyi ve tüm kaynakları kontrol etmek ama bu ABD Kongresi’nin onayını gerektiriyor” ifadelerini kullandı.
TRUMP DİĞER ÜLKELERİ DE TEHDİT ETTİ!
Latin Amerikalı devlet başkanları başta Kolombiya , Küba , Brezilya gibi ülkeler olmak üzere saldırıya sert tepkiler verdi.
Kolombiya devlet başkanı Gustavo Petro “Beni tutuklamak isterseniz Colombiyalılar sokaklarda beni savunur.
Yeniden silahlanabilirim” derken Küba devlet başkanı Diaz-Canel “Burası sizin arka bahçeniz değil.
Emperyalizme ölüm” sözleriyle on binlerce kişilik kalabalığa seslendi.
Uçağında gazetecilere konuşan Trump Küba’ya tehditler savurdu ve Kolombiya’ya askeri operasyon imasında bulundu.
Saldırıların Venezuela ile sınırlı kalmayacağını ifade eden Topal, “Trump Monroe Doktrini’nin elini yükselttiğini söylemişti.
ABD Latin Amerika’daki varlığını doğrudan ve yerelden hale getirmek istiyor.
Sadece batı yarımküre değil dünyayı kapsayacak bir normsuzluk süreci bizi bekliyor dedi.
SÜREÇ SADECE MADURO REJİMİ İLE AÇIKLANAMAZ Olanları “Maduro’nun deliliği ve otoriterliğine” bağlamanın yanlış bir analiz olacağını belirten Topal şunları söyledi: “Maduro rejimi yozlaşmıştı.
Chavez’den beri Maduro durmadan güçlüklerle karşılaştı.
Chavez’in ardından iktidar koltuğunu dolduramadıkça kendisi de rejimi de yozlaştı.
Emtia ve petrol fiyatlarının düşüşüyle sosyal refah devleti uygulamaları önemli ölçüde azaldı.
Kamu maliyesi gelirleri düştükçe rıza mekanizmaları olumsuz etkilendi.
Bunun üstüne ABD ambargoları geldi.
Sermayenin yaptığı yatırım grevi çok etkili oldu.
Maduro bir kişi olarak yozdu, iktidara geldi ve gitmedi ile açıklanamayacak bir süreç.
Tüm süreçte muhalefet de kendine zemin bulamadı.
Maduro karşıtlığı var olsa da Maduro’yu kazıyınca altından Chavez, bağımsızlık ve antiemperyalizm çıkıyor.
Geçtiğimiz on yıllar boyunca Maduro yönetimi küresel krizle demokratik yollarla baş edemedi.” LATİN AMERİKA KENDİ REPERTUVARINA DÖNMELİ Latin Amerika halklarının Latin Amerika'daki bağımsızlık mücadelelerinin efsane siyasi lideri Simon Bolivar’dan beri ciddi bir anti-emperyalist damara sahip olduğunu ve bu müdahaleye birleşerek karşı durmaları gerektiğini ifade eden Topal sözlerini şöyle noktaladı: “80’ler boyunca yaşanan neoliberal yıkım Latin Amerika’da o kadar etkili oldu ki 1990’lar ve 2000’ler daha siyasi partiler yokken sol hareketler ortaya çıkardı.
Bu hareketler kendi liderlerini iktidara getirdi.
Sol hükümetleri ekonomik olarak izole eden ABD dış politikasıyla bu hükümetlerin hepsi rıza tesisinde zorlandı.
Küba’da yaşananlar da bunun örneği.
Çok güçlü bir toplumsal desteği ve ekonomisi olduğu için hala ayakta.
Latin Amerika kendi repertuvarına dönmeli.
Bundan sonra diğer ülkelere de saldıracağını Trump zaten söyledi.
Tabandan bir toplumsal muhalefet kurulmalı.”