Haber Detayı

ABD'nin Venezuela Planı: Küresel Gıda Savaşları
Mete yolaş gercekgundem.com
05/01/2026 06:00 (2 gün önce)

ABD'nin Venezuela Planı: Küresel Gıda Savaşları

Bugün Venezuela, sadece petrolü için değil, gıda sisteminin geleceği için de büyük bir kavganın merkez üssü haline geldi.

Bu işgalin ve baskının sebebi, sadece jeostratejik hedefler değil.

Asıl mesele, Venezuela'nın hem petrol vanalarını hem de gıda pazarını kimin kontrol edeceği meselesi.Mevcut vahşi gıda düzenine karşı, "Ben kendi halkımı kendim doyuracağım" diyenlere çok sert bir mesaj veriliyor."Halkımı Kendim Doyuracağım" Diyen Lidere Ne Oldu?Hugo Chavez otoriter bir liderdi; onun ardından gelen Nicolas Maduro ise miras kalan otoriterliği daha da büyüterek ülkeyi baskıcı bir yola sürükledi. 1980’lerin ortalarında başlayan ekonomik krizi durdurmak için, Şubat 1989’un başında yeniden seçilen Carlos Perez, verdiği sözlerin tersine döndü.

Ekonomiyi daha serbest hale getirmeye başladı.

Devleti, belli çevrelerin kazanç sağladığı bir yapıya çevirmeyi seçti.

Halkın sırtına yük bindiren kemer sıkma kararlarını uyguladı.Bu politikalara tepki olarak Şubat 1989’un sonunda halk Caracas’ta ayaklandı.

İktidar bu ayaklanmayı şiddetle bastırdı. 1982’de Bolivarcı Devrimci Hareket adlı gizli bir yapı kuran Hugo Chavez, halkın şiddetle bastırılmasına tepki olarak darbeye kalkıştı.

Darbe başarısız oldu ve Chavez tutuklandı. 1994’te serbest kaldı. 1998’de de ülkenin başkanı seçildi.Chavez ve onun halefi Maduro, ülkenin dışa bağımlılığına karşı “gıdada bağımsızlık” fikrini benimsedi. 1999 Anayasası ve Toprak Yasası’yla bu yaklaşımı çerçevelediler.

Venezuela artık gıdayı bir ticaret malı değil, bir insan hakkı olarak tanımlıyordu.

Ülke, ithalata yaslanmak yerine yerel üreticileri ve kooperatifleri desteklemeyi hedefledi.

Toprak yeniden paylaştırıldı.

Devlet, fiyat oyunlarını ve karaborsayı sınırlamak için Mercal, PDVAL, Bicentenario gibi market zincirleri kurdu.Hem Chavez hem de Maduro, gıdayı zaman zaman siyasi sadakatin bir aracı olarak kullandı.Bolivarcı ittifak üzerinden, petrol karşılığı gıda ya da hizmet alışverişleri kuruldu.

Halkın geniş desteğini almak için gıda alanında uygulanan bu politikalar, petrol fiyatlarının çökmesi, ülkenin giderek daha baskıcı bir yöne kayması ve elbette ABD yaptırımları sonrasında Venezuela’yı yeniden gıda ithalatına ve dağıtımına bağımlı hale getirdi.Venezuela’nın gıdada bağımsızlık vizyonu, 2016’da hayatta kalma amaçlı bir programa indirgenerek Yerel Üretim ve Tedarik Komiteleri uygulamasına dönüştü.Küresel Mesaj: “Benim Kurduğum Düzene Çomak Sokma”Yerel Üretim ve Tedarik Komiteleri programı, temel gıda maddelerinden oluşan kolilerin doğrudan ailelere dağıtılmasını öngörüyordu.

Paranın hızla değer kaybettiği, insanların alım gücünün eridiği bir ortamda Venezuela halkının neredeyse tamamı bu kolilere bağımlı hale geldi.ABD Hazine Bakanlığı bu programı sistematik biçimde hedef aldı.

Yardım kolileri üzerinden çok büyük yolsuzluklar yapıldığı, rejime ait altınların Kolombiya’yla yasa dışı yollardan takas edildiği iddia edildi.

Venezuela’nın gıda tedarik ağı suçla ilişkilendirildi.

Bu komiteler de suç örgütü gibi gösterildi.Bu süreç dolaylı yoldan Venezuela’nın gıda ithalatını felç etti.

Ülkenin kamu petrol şirketi ABD piyasalarından dışlandı, varlıkları donduruldu.

Venezuela’nın gıda ithalatı için ihtiyaç duyduğu dövize erişimi engellendi.

Küresel bankalar ve lojistik şirketleri, ABD ile karşı karşıya kalmamak için Venezuela’yla yasal ticaretlerini durdurdu.

Gıda fiyatları uçtu, yetersiz beslenme ciddi biçimde arttı.ABD Neden Venezuela'da?Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip.

Bu rezervlerin büyük kısmı da ağır petrol dediğimiz türden.

Bu petrol, dizel üretimi için çok önemli.

ABD’de tarım ürünlerinin taşınması büyük ölçüde kamyonlarla yapılıyor.

Yani dizel yakıt tarımın ve lojistiğin damarlarından biri.

Dizel fiyatlarının yükselmesi, ABD’de gıda fiyatlarını ve enflasyonu tetikleme riski taşır.

Venezuela petrolünü kontrol altına almak ve üretimi artırmak, ABD açısından gıda fiyatlarını daha dengede tutmanın bir parçası olarak görülüyor.Bu tabloda, ABD’li petrol şirketlerinin Venezuela’ya girerek petrol sahalarında etkisini artırması ve üretimi büyütmesi hedefleniyor.

Petrol gelirlerinin de büyük ihtimalle ABD’nin etkili olacağı bir geçiş düzeninde ya da bir emanet hesap üzerinden yönetilmesi bekleniyor.

Bu gelirlerin Venezuela’nın gıda ihtiyacı için kullanılacağı söylenecek.

Ancak gıdada bağımsızlık ilkesinin tersine, yerel üretim aynı güçle desteklenmeyecek.

Büyük tarım şirketlerinin Venezuela’ya satışa başlaması da bu resmin parçası.Çin ve Rusya’nın Küresel Güney’deki etkisi, ABD’li tarım şirketlerinin bu pazarlara tam erişimini uzun süre sınırladı.

Venezuela’nın gıda ithalatını Rusya ve Türkiye’ye kaydırması da ABD için ciddi bir pazar kaybı anlamına geliyordu.

En basit örnekle, Venezuela’nın Rus buğdayı yerine Kansas buğdayına yönelmesi istenecek.Sonuçta Venezuela, tekrar o eski bağımlılık döngüsüne, "petrol sat, gıda al" tuzağına hapsedilecek.En kritik nokta ise şu: Aylar süren sert baskı sürecinin, doğrudan askeri tehdide ve müdahale riskine kadar tırmandırılması, gıda alanında “benim kurduğum düzene karşı gelmeyin” mesajı taşıyor.

Brezilya’daki Topraksızlar Hareketi ve La Via Campesina başta olmak üzere, bu düzene itiraz eden her topluluğa, başlarına neler gelebileceği canlı biçimde gösterildi.Bu yaşananlar, Brezilya'dan Afrika'ya kadar "Kendi gıdamı kendim üretirim" diyen herkese bir gözdağı.

Amerika, "Benim kurduğum düzene çomak sokarsan, başına bunlar gelir" diyor.Mesele Maduro'nun diktatör olması değil.

Eğer Maduro, Amerika'nın istediği ticari kurallara uysaydı, bugün "Diktatör" değil, "Kardeşim Maduro" olarak anılacaktı.

İlgili Sitenin Haberleri