Haber Detayı
Trump'ın Maduro hamlesi: Çin ve Rusya benzer yöntemlere başvurabilir mi?
Kıdemli BBC Editörü Jeremy Bowen, Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun yakalanmasını değerlendirdi.
Trump kuralları kendisinin koyduğuna ve diğerlerinin aynı ayrıcalıklara sahip olamayacağına inanmış gibi görünüyor.Venezuela lideri Nicolás Maduro'yu askeri bir operasyonla ABD'ye getiren Donald Trump, ABD ordusuna dayanan gücüne her zamankinden çok inanıyor.
Onun emriyle ABD, Maduro'yu parmaklıklar ardına gönderdi ve şimdi Venezuela'yı "yönetecek".ABD Başkanı bu açıklamayı Florida'daki kulübü ve konutu Mar-a-Lago'da, ABD'nin dünya çapındaki dış politikası üzerinde büyük etkileri olan dikkat çekici bir basın toplantısında yaptı.
Trump, "güvenli, uygun ve mantıklı bir geçiş yapabileceğimiz zamana kadar" ABD'nin Venezuela'da yönetimde olacağını söyledi.Trump, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Venezuela Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez ile görüştüğünü anlattı ve Rodriguez'in Rubio'ya "Ne gerekiyorsa yaparız" dediğini söyledi.
Trump'a göre Rodriguez "oldukça nazikti ama gerçekten başka seçeneği yoktu."Trump detay vermedi. "Eğer mecbur kalırsak sahaya inmekten korkmuyoruz" dedi.Peki Venezuela'yı uzaktan kumanda ile yönetebileceğine inanıyor mu?
Bu gösteri, Venezuela'yı yeniden şekillendirmek ve Latin Amerikalı liderleri itaat etmeye zorlamak için yeterli olacak mı?Kanıtlar bunun kolay ya da sorunsuz olmayacağını gösteriyor.Saygın düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu, Ekim ayında Maduro'nun düşmesinin Venezuela'da şiddet ve istikrarsızlığa yol açabileceği uyarısında bulundu.Aynı ay New York Times, Trump'ın ilk yönetimindeki savunma ve diplomasi yetkililerinin Maduro'nun düşmesi halinde neler olabileceğine dair savaş oyunu oynadıklarını bildirdi.
Vardıkları sonuç, silahlı grupların iktidar için yarıştığı şiddetli bir kaos ihtimaliydi.Nicolás Maduro'nun görevden alınması ve hapsedilmesi ABD askeri gücünün dikkate değer bir göstergesi.ABD devasa bir donanma oluşturdu ve ABD hiç kayıp vermeden hedefine ulaştı.Maduro kendi seçim yenilgisini bir kenara iterek Venezuela halkının iradesini görmezden gelmişti ve şüphesiz onun gidişi birçokları tarafından memnuniyetle karşılanacak.Ancak ABD'nin eyleminin etkileri Venezuela sınırlarının çok ötesinde yankılanacak.Mar-a-Lago'daki basın toplantısının havası, zafer havasındaydı.
Ancak askeri operasyon yalnızca ilk aşama.ABD'nin son 30 yılda güç kullanarak rejim değişikliği gerçekleştirme konusundaki sicili felaketlerle dolu.Süreci düzelten ya da bozan şey, siyasi gelişmeler oluyor.Irak, 2003'teki ABD işgalinden sonra kanlı bir felakete sürüklendi.
Afganistan'da yirmi yıl ve milyarlarca dolar değerindeki inşa girişimi, ABD'nin 2021'de çekilmesinin ardından birkaç gün içinde yok olup gitti.Her iki ülke de ABD'nin arka bahçesinde değildi.Yine de Latin Amerika'daki geçmiş müdahalelerin hayaletleri ve henüz gelmemiş olan diğerlerinin tehdidi pek de umut verici değil.Trump, 1823 yılında dönemin ABD Başkanı James Monroe tarafından yapılan ve diğer güçleri Amerika'nın Batı yarımküredeki etki alanına karışmamaları konusunda uyaran deklarasyon için yeni bir takma ad olan Donroe Doktrini'ni denedi.Trump Mar-a-Lago'da yaptığı konuşmada "Monroe Doktrini büyük bir meseleydi ama biz onu çoktan aştık" dedi. "Yeni ulusal güvenlik stratejimiz kapsamında, Batı yarımküredeki Amerikan hakimiyeti bir daha asla sorgulanmayacak."Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro'nun "kıçını kollaması" gerektiğini söyledi.Daha sonra Fox News'e verdiği demeçte "Meksika ile bir şeyler yapılması gerekecek" dedi.ABD'nin gündeminde hiç şüphesiz Küba da var ve bu gündemi, ailesi Kübalı-Amerikalı olan Rubio yönlendiriyor.ABD'nin Latin Amerika'da uzun bir silahlı çatışma sicili var.1994'te ABD Başkanı Bill Clinton rejim değişikliği için 25,000 asker ve iki uçak gemisi gönderdiğinde Haiti'deydim.
Haiti rejimi tek bir kurşun bile atılmadan çöktü.
Daha iyi bir geleceğin habercisi olmak bir yana, o günden bu yana geçen 30 yıl Haiti halkı için neredeyse kesintisiz bir sefalet dönemi oldu.
Haiti artık silahlı çetelerin egemen olduğu çökmüş bir devlet.Donald Trump Venezuela'yı yeniden "yüceltmekten" bahsetti ama demokrasiden bahsetmedi.
Trump, 2025 Nobel Barış Ödülünü kazanan muhalefet lideri María Corina Machado'nun ülkeyi yönetmesi gerektiği fikrini reddetti."Bence onun için lider olmak çok zor olur, desteği yok...
Saygı görmüyor."Birçok Venezuelalının 2024 seçimlerinin haklı galibi olduğuna inandığı Edmundo González'den bahsetmedi.Bunun yerine ABD, şimdilik Maduro'nun Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez'i destekliyor.ABD ordusuna Maduro'yu görevden almak için ihtiyaç duyduğu içeriden bilgiyi veren bir tür iç gizli anlaşma olmuş olsa da, selefi Hugo Chavez'in kurduğu rejime dokunulmamış gibi görünüyor.Venezuela silahlı kuvvetlerinin, ABD saldırısına karşı koyamadıkları için hissedebilecekleri aşağılanmaya rağmen, ABD planlarını kabul etmesi pek olası değil.Ordu ve yönetimin bazı sivil destekçileri, kaybetmek istemeyecekleri yolsuzluk ağları aracılığıyla kendilerini zenginleştirdi.Sivil milisler rejim tarafından silahlandırıldı ve Venezuela'da başka silahlı gruplar da bulunuyor.Bunlar arasında suç şebekelerinin yanı sıra Maduro rejimine sığınma karşılığında destek veren Kolombiyalı gerillalar da yer alıyor.Uluslararası hukuk tartışmaların odağındaABD'nin Venezuela'ya müdahalesi, Trump'ın dünya görüşünün bazı kaynaklarını gözler önüne seriyor.Diğer ülkelerin maden zenginliklerine göz diktiğini gizlemiyor.Zaten askeri yardım karşılığında Ukrayna'nın doğal kaynaklarından kar elde etmeye çalışıyor.Trump, Venezuela'nın devasa maden rezervlerini kontrol etme arzusunu ve petrol endüstrisi kamulaştırıldığında ABD petrol şirketlerinin soyulduğuna olan inancını gizlemiyor."Topraktan muazzam miktarda zenginlik çıkaracağız ve bu zenginlik Venezuela halkına ve ülke dışında daha önce Venezuela'da bulunan insanlara gidecek ve aynı zamanda ABD'ye de gelecek."Gelişmeler, Grönland ve Danimarka'da korkuları derinleştirecek.ABD, Kuzey Kutbu'ndaki stratejik konumu ve küresel ısınma nedeniyle buzları eridikçe daha erişilebilir hale gelen doğal kaynakları nedeniyle Grönland'ı kendi topraklarına katma arzusundan vazgeçmiş değil.Maduro operasyonu aynı zamanda dünyayı yönetmenin en iyi yolunun uluslararası hukukta belirtildiği üzere üzerinde mutabık kalınmış bir dizi kurala uymak olduğu fikrine indirilen yeni bir darbe anlamına geliyor.Bu fikir Donald Trump göreve gelmeden önce yıpranmıştı ancak Trump hem ABD'de hem de uluslararası alanda hoşuna gitmeyen yasaları görmezden gelebileceğine inandığını defalarca gösterdi.İngiltere Başbakanı Keir Starmer da dahil olmak üzere onu kızdırmamak için çırpınan Avrupalı müttefikler, Maduro operasyonunun Birleşmiş Milletler Tüzüğünün bariz bir ihlali olduğu gerçeğini kınamadan uluslararası hukuk fikrini desteklediklerini söylemenin yollarını arıyorlar.Kurallar bütünüyle çökebilir mi?ABD'nin, bu operasyondaki gerekçesi, özellikle Trump'ın ülkeyi ve petrol endüstrisini artık ABD'nin kontrol edeceği yönündeki açıklamaları göz önüne alındığında, zayıf kalıyor.Maduro ve eşi yakalanmadan birkaç saat önce Caracas'taki sarayında Çinli diplomatlarla bir araya gelmişti.Çin ABD'nin eylemini kınadı.
Açıklamada "ABD'nin hegemonik eylemlerinin uluslararası hukuku ve Venezuela'nın egemenliğini ciddi şekilde ihlal ettiği ve Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde barış ve güvenliği tehdit ettiği" belirtildi.Açıklamada, "ABD diğer ülkelerin egemenliğini ve güvenliğini ihlal etmeyi bırakmalıdır" ifadeleri yer aldı.Yine de Çin, ABD'nin eyleminin kendileri için de bir emsal teşkil ettiğini düşünebilir.Pekin Tayvan'ı ayrılıkçı bir eyalet olarak görüyor ve Pekin'in kontrolüne geri dönmesinin ulusal bir öncelik olduğunu ilan ediyor.Washington'da Senato İstihbarat Komitesi'nin Demokrat başkan yardımcısı Senatör Mark Warner'ın korkusu bu:"Eğer ABD, suç işlemekle itham ettiği yabancı liderleri yakalamak için askeri güç kullanma hakkını ileri sürüyorsa, Çin'in Tayvan liderliği üzerinde aynı yetkiye sahip olduğunu iddia etmesini engelleyen nedir?
Vladimir Putin'i Ukrayna Devlet Başkanını kaçırmak için benzer bir gerekçe ileri sürmekten alıkoyan nedir?
Bu çizgi bir kez aşıldığında, küresel kaosu dizginleyen kurallar çökmeye başlar ve otoriter rejimler bundan ilk yararlananlar olur."Donald Trump kuralları kendisinin koyduğuna inanıyor gibi görünüyor ve kendi komutası altındaki ABD için geçerli olan ayrıcalıkları başkalarının da kullanabileceğini öngörmüyor.Ancak güç dünyası bu şekilde işlemiyor.2026'nın başındaki eylemler, bu yılın da küresel çalkantıyla geçeceğine işaret ediyor.