Haber Detayı

Brendan Fraser’lı ‘Kiralık Aile’ ve Timothée Chalamet’li ‘Muhteşem Marty’ gösterimde: Mutluluk satılır mı?
Kültür-sanat cumhuriyet.com.tr
05/01/2026 04:00 (1 gün önce)

Brendan Fraser’lı ‘Kiralık Aile’ ve Timothée Chalamet’li ‘Muhteşem Marty’ gösterimde: Mutluluk satılır mı?

Oscar’lı Brendan Fraser, Kiralık Aile’de aidiyet ve etik sınırları sorgulayan sessiz bir performansla geri dönerken; Josh Safdie’nin Muhteşem Martysi, masa tenisinden yola çıkarak 1950’lerin “Amerikan rüyası”nı kaotik, büyüleyici bir anti-kahraman hikâyesine dönüştürüyor.

Oscar ödülü kazanmak genelde bir oyuncunun kaderini değiştirir ama bu olgu Balina’daki (2022) rolüyle en iyi erkek oyuncu seçilen Brendan Fraser için geçerli olmadı.

Olağanüstü performansından bugüne dek Dolunay Katilleri, Kardeşler filmlerinde yardımcı rolde oynayan Fraser sonunda Kiralık Aile’de (2025) başrolde.

Filmin kadın yönetmeni Hikari (Mitsuyo Miyazaki) Netflix’e yaptığı 37 Seconds, Acharnés yapımlarından sonra ilk uzun metrajı Kiralık Aile’yi yönetti.

Yedi yıldır Tokyo’da yaşayan Amerikalı aktör Phillip buraya kariyerini yeniden canlandırmak için gelmiştir ama pek başarılı olamamıştır.

Uzun bir arayıştan sonra şansını aile kiralama ajansında denemeye karar verir.

Önce sahte bir cenaze törenine katılır, ardından ailesini düş kırıklığına uğratmak istemeyen bir kadının geçici kocası, video oyun arkadaşı, kızının iyi eğitim görmesini isteyen bekâr annenin kızı Mia’nın babası olur.

Ünlü oyuncu Kikuo Hasegawa’yla söyleşi yapan sahte gazeteci rolüne kendini iyice kaptırınca işiyle gerçeklik arasındaki çizgi iyice bulanıklaşır.

ŞİİRSEL GÖRSELLİK Kusursuz (!) mutluluk satan ajans, müşterilerinin hayatlarındaki boşlukları doldurur fakat Phillip görevinin etik karmaşıklığıyla yüzleşir.

Aidiyet duygusunu, insan ilişkisinin güzelliğini yeniden keşfeder.

Hikari iyimser, hassas, ince, duygusal bir anlatım diliyle Japonya’daki çağdaş yaşamın zorluğunu vurgular.

Tokyo kenti başlı başına bir karakterdir.

Senaryo doğal diyaloglardan, etkileyici sessizliklerden oluşur.

Yönetmen oyuncularını yönetirken abartıdan, aşırılıktan uzak durur; sıradan anları insancıl paylaşımlara dönüştürür.

Görüntü yönetmeni Takuro Ishizaka kentin gündelik güzelliğini, kalabalık sokaklarını, alçakgönüllü iç mekânlarını şiirsel bir görsellikle aktarır.

Başta Brendan Fraser olmak üzere tüm oyuncular başarılı yorumlar sunarlar.

Takashi Miike’nin gözde aktörü Takehiro Hira Shogun dizisinde oynadı; yaşlı oyuncu Hasegawa’yı canlandıran Akira Emoto, Akira Kurosawa’yla Shohei Imamura’yla çalıştı.

Melankolik gözleriyle, Totoro’ya benzeyen fiziğiyle Brendan Fraser filmi omuzlarında taşır.

Mia’yı canlandıran genç oyuncu Shannon Gorman’la Fraser’ın ikili sahneleri etkileyicidir. ‘AMERİKAN RÜYASI’NIN PEŞİNDE JOSH Safdie’nin filmleri aciliyet, kaos ve saplantıyla doludur.

Masa tenisçisi Marty Reisman’ın biyografisi ona ilham kaynağı olsa da amcası da ping pong oynayan Safdie az bilinen tarihi gerçeklerden yararlandı.

Muhteşem Marty’de Times Meydanı’ndaki ilk siyahi kumar merkezi Lawrence’s Ping Pong Parlor’dan yola çıktı. 1952’de Japonların tecritten kurtulmasında araç olan jeopolitik bağlamı da inceledi, film salt spor filmi değil, sosyal ve tarihi boyutu da çok önemli. 1950’lerin New York’unda amcasının ayakkabı dükkanında çalışan Marty’nin gözü yükseklerdedir, masa tenisinde yeteneklidir ama bencil, kibirli, güvenilmez, dolandırıcı, aşırı özgüvenlidir.

Ellilerde önemsiz görülen bu spor Safdie’nin yorumuyla “Amerikan rüyası” arayışına dönüşür.

Britanya Açık Masa Tenisi Turnuvası’ndan Tokyo’daki Dünya Masa Tenisi Şampiyonası’na dek Marty’nin başından geçen tüm serüvenleri izleriz: Amcasından para çalar, hasta numarası yapan annesine katlanamaz, evli çocukluk arkadaşı onun bebeğini taşır, varsıl iş adamına kazık atar, adamın eski Hollywood yıldızı karısıyla ilişki kurar, parası bitince masa tenisi bahislerinde oynar, eski mafya babasının köpeğini kurtarır.

Marty bir anti kahramandır ama onu sevmekten kendimizi alıkoyamayız.

Timothée Chalamet’nin yorumu olağanüstüdür.

Gwyneth Paltrow, Odessa A’zion, Kevin O’Leary, Fran Drescher, Ronald Bernstein, Abel Ferrara da oyuncu kadrosundalar.

Yapım tasarımcısı Jack Fisk’le görüntü yönetmeni Darius Khondji’nin çalışmaları mükemmel.

Amerikan rüyası terimi 50’lerde, çarpıtılmadan, ticarileştirilmeden kullanıldı, 80’lerde markaya dönüştü, kavram içinde hem avantaj hem dezavantaj taşıyabilir.

İlgili Sitenin Haberleri

Anadolu 2 Yazarlar cumhuriyet.com.tr
4 saat önce

Anadolu 2

FAFO Yazarlar cumhuriyet.com.tr
4 saat önce

FAFO

Finalist Yazarlar cumhuriyet.com.tr
4 saat önce

Finalist